(AİHS. m. 2, 4, 6, 34, 35, 41, 44) (1086 S. K. m. 465) (SERİN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 3494/05)
STRAZBURG
15 Şubat 2011
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (3494/05) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Eşref Çakmakın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 17 Eylül 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Elazığ Barosu avukatlarından M. Gündoğdu, K. Ölmez ve A.C. Zülfikar tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1981 doğumlu olup Elazığda ikamet etmektedir.
23 Mayıs 2001 tarihinde başvuran Elazığ 3. Jandarma Piyade Eğitim Taburunda askerlik hizmetini yerine getirmiştir. Askerlik görevinin başında vermiş olduğu kan örneğinden hepatit B taşıyıcısı olduğu teşhisi konulmuş, bunun üzerine adı geçende yorgunluk hali ile birlikte kaslarda ağrı ve görme bozukluğu gibi şikayetler baş göstermiştir.
Elazığda ve daha sonra İzmirde gördüğü tedavinin ardından 23 Kasım 2001 tarihinde altı ay izin almıştır. Bu iznin sonunda İzmir bulaşıcı hastalıklar polikliniğinde tedavi altına alınmıştır.
3 Haziran 2002 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda başvuranın kronik hepatit viral Bye yakalandığı ve durumunun «askerliğe elverişli olmadığı» belirtilmiştir.
Başvuran 4 Haziran 2002 tarihinde askerlik hizmetinden muaf tutulmuştur.
Bu hastalığın askerlik görevini yerine getirdiği sıradaki kötü hijyen koşullarından kaynaklandığını öne süren başvuran 2 Haziran 2003 tarihli bir yazı ile İçişleri Bakanlığından (İdare) tazminat talebinde bulunmuştur.
İdare, 23 Temmuz 2003 tarihinde evveliyatında bir yargı kararı olmadan herhangi bir tazminat ödenmeyeceğini belirterek bu talebi reddetmiştir.
Başvuran 22 Eylül 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine (Yüksek Mahkeme) giderek adli yardımla birlikte tam yargı davası başvurusunda bulunmuştur. Başvuran dosya ekinde ikamet ettiği mahalle muhtarından alınan belgeyi ve vergi borcunun olmadığı beyanını sunmuştur.
Başvuran 100.000.000.000 TL (yaklaşık 62.500 Euro) maddi ve 50.000.000.000 TL (yaklaşık 31.250 Euro) manevi tazminat talep etmiştir.
8 Ekim 2003 tarihinde Yüksek Mahkeme yasada belirtilen koşullar gerçekleşmediği gerekçesiyle adli yardım talebini reddetmiştir.
Yüksek Mahkeme 15 Ekim 2003 tarihinde başvuranın otuz gün içinde 2.076.970.000 TL (yaklaşık 1.280 Euro) tutarındaki mahkeme harcını ödemediği takdirde davasının hiç açılmamış sayılacağını bildirmiştir.
Başvuran tarafından mahkeme harcının ödenmemesi üzerine Yüksek Mahkeme 14 Şubat 2004 tarihli bir karar ile davayı açılmamış kabul etmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran İdare Mahkemesinin adli yardım talebini reddetmesinin bir mahkemeye erişim hakkından ve sonucu itibariyle uğradığı zararı giderecek tazminattan yoksun bıraktığını savunmakta, bu bağlamda AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
Hükümet öncelikle bir mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, Devletin birtakım düzenlemeleri gereğince zımni birtakım kısıtlamaları içerdiği AİHM içtihadına göndermede bulunmaktadır. AİHSnin 6/1 maddesi bu amaçla bir mahkemeye erişim hakkı amacıyla yapılan başvurularda «hukuki hak ve yükümlülüklere» ilişkin kararlarında Devlete uygulayacağı araçları seçme serbestisi tanımaktadır. Hükümet ayrıca meşru bir amacı güttüğü ve başvurulan araçlar ve öngörülen amaç arasında bir makul bir orantı gözetildiği takdirde bir mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasının AİHSnin 6/1 maddesi ile bağdaştığını hatırlatmaktadır.
Hükümet ayrıca mevcut başvuruda mahkeme harcı tutarının ve başvuranın adli yardım talebinin reddedilmesinin iç hukuka uygun olduğunu savunmaktadır. Hükümete göre başvuranın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 465. maddesi gereğince talebini gerekçelendirmemesi dolayısıyla kendisine adli yardım yapılması uygun görülmemiştir. Hükümet mahkeme harcının başvuranın bizzat talep ettiği tazminat miktarından yola çıkılarak hesaplandığını not etmekte, başvuranın baro tarafından tayin edilen bir avukat tarafından ücretsiz olarak temsil edildiğini eklemektedir. Hükümet başvuranın temsil edilmesi için yeterli gelirinin bulunduğu ve mahkeme masraflarını da pekâlâ üstlenebileceği sonucuna varmaktadır.
Sonuç itibarıyla Hükümete göre adli yardım talebinin reddedilmesi özü itibarıyla başvuranın bir mahkemeye erişim hakkına yönelik bir kısıtlama getirmemiştir.
AİHM daha önce de benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (sözü edilen Bakan).
AİHM, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin mahkeme harcının ödenmemesi nedeniyle başvuranın davasının açılmamış saydığını gözlemlemektedir. Yargı masrafları ise o dönemde 2.076.970.000 TLdir (yaklaşık 1.280 Euro). AİHSnin lafzı temel haklara teorik ya da geçici değil, fakat somut ve etkili bir güvence sağlamak olduğundan (Bkz. Artico-İtalya kararı, 13 Mayıs 1980) AİHM, sözü edilen dönemdeki ilgili ekonomik veriler ışığında bu meblağın başvuran açısından aşırı bir yükü oluşturduğuna itibar etmektedir. Bununla birlikte başvuran adına mahalle muhtarı tarafından düzenlenen yoksulluk belgesi ve vergi beyanı adı geçenin durumunu ortaya koymak bakımından yeterlidir. Başvuranın bir avukat aracılığıyla temsil edilmesi yargılama masraflarını karşılayabileceği sonucunu doğurmamaktadır. Başka bir ifadeyle yoksulluk belgesinin Yüksek İdare Mahkeme tarafından dikkate alınması gerekmekteydi; oysa gerçekte hiç de böyle olmamıştır. Ayrıca ve bilhassa Yüksek İdare Mahkemesi kararını hiçbir surette gerekçelendirmemiş ve başvuranın durumunun etkili ve somut bir biçimde incelenmesine mahal vermemiştir (sözü edilen Ciğerhun Öner).
AİHM, adli yardım talebinin yargılamanın başında ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmesinin başvuranı tümüyle davasının bir mahkeme önünde görülmesi hakkından yoksun bıraktığı saptamasını yapmaktadır.
Bütün bu sözü edilenler ışığında, AİHM başvuranın Ankara Yüksek İdare Mahkemesine somut ve etkili bir biçimde erişim hakkından yararlanamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. ÖNE SÜRÜLEN DİĞER İDDİALAR HAKKINDA
Başvuran askeri kışladaki hijyen koşullarının yetersiz olması dolayısıyla hepatit B virüsü kaptığından yakınmakta ve AİHSnin 2. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHM bu şikayetin hiçbir şekilde gerekçelendirilmediğini kaydederek AİHSnin 35/3 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran 48.000 Euro maddi tazminat ve 24.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağları aşırı olarak nitelendirmektedir.
AİHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. AİHM prensip olarak en uygun telafi yönteminin başvuranın talep etmesi halinde AİHSnin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karşılayacak şekilde yeniden yargılanması olacağı kanısındadır (Bkz. aynı anlamda Serin-Türkiye kararı no: 18404/04, 18 Kasım 2008).
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran iç hukuktaki yargılama sürecinde yapmış olduğu avukatlık harcamaları için 11.095 TL (yaklaşık 5.544 Euro) ve yargı giderleri için 150 TL (yaklaşık 75 Euro) talep etmektedir. Başvuran bu bağlamda kanıtlayıcı niteliği olmayan birtakım belgeler sunmaktadır.
Mahkemeye sunulan deliller ışığında AİHM başvurana tüm yargı giderleri için 500 Euronun ödenmesini uygun görmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Bir mahkemeye erişim hakkındaki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 3.000 (üç bin) Euro manevi tazminat ve yargılama giderleri için 500 (beş yüz) Euro ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 15 Şubat 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy