(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 1 NOLU PROTOKOL) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (TURGUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (AKKUŞ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 35075/05)
KARAR
STRAZBURG
24 Eylül 2013
Bu karar kesinleşmiştir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Karamehmet ve Elpe / Türkiye,
Başkan,
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Atilla Nalbantın oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (İkinci Daire) gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde 3 Eylül 2013 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no. 35075/05) davada, üç Türk vatandaşı Mehmet Hasan Karamehmet ve Mehmet Reşat Karamehmet ve Vesile Alev Elpe (Başvuranlar) 21 Eylül 2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuranlar, Mersinde görev yapan Avukat D. Yarpuz tarafından temsil edilmektedirler. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvuru, 11 Aralık 2009 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuranlar, sırasıyla 1957, 1958 ve 1965 doğumludurlar ve Tarsusta ikamet etmektedirler.
5. Mersin Valiliği (idare), 26 Temmuz 1999 tarihinde, başvuranların mirasçısı olan Mehmet Karamehmet e ait bir araziyi kamulaştırmıştır. İdare, kamulaştırma bedeli olarak 1 902 000 000 Türk Lirası (TRL) (olayların meydana geldiği tarihte 4 190 Avro (EUR) tazminat belirlemiştir.
6. Başvuranların murisi, 30 Aralık 1999 tarihinde, idarece belirlenen kamulaştırma bedelini kabul etmeyerek, kamulaştırma bedelinin artırılması amacıyla Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesine (mahkeme) dava açmıştır. Başvuranların murisi, 19 Aralık 2000 tarihinde ise,
gecikme faizi talebiyle yine aynı mahkemeye dava açmıştır. Mahkeme, 31 Ocak 2001 tarihinde, söz konusu iki davanın birleştirilmesine karar vermiştir.
7. Mahkeme, 16 Mart 2001 tarihli kararında, davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, 8 Ekim 2001 tarihinde, bu kararı bozmuştur.
8. Mahkeme, 12 Nisan 2002 tarihli kararla, Mehmet Karamehmete ek bir tazminat ödenmesine karar vermiş; ancak Yargıtay, 24 Eylül 2002 tarihinde söz konusu kararı da bozmuştur.
9. Mahkeme, 7 Mayıs 2003 tarihinde başvuranı kısmen haklı bulmuş, ancak Yüksek Mahkeme, 17 Kasım 2003 tarihinde verilen kararı yeniden bozmuştur.
10. Başvuranların murisi Mehmet Karamehmet, 19 Haziran 2004 tarihinde vefat etmiştir.
11. Mahkeme, 24 Kasım 2004 tarihinde, Yargıtay kararı doğrultusunda idarenin, başvurana 19 Aralık 2000 tarihinden itibaren gecikme faiziyle birlikte 17 246 250 000 TRL (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 9 225 Avro (EUR)) ek bir tazminat ödemesine hükmetmiştir.
12. Yargıtay, 25 Şubat 2005 tarihinde tebliğ edilen 14 Şubat 2005 tarihli kararıyla, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
13. Başvuranlar, 28 Mart 2005 tarihinde, idare aleyhine icra takibi başlatmışlardır.
14. İdare, 17 Ağustos 2005 tarihinde, başvuranlara gecikme faiziyle birlikte ek tazminat niteliğindeki 61 104, 19 yeni Türk Lirası (TRY) (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 36 500 Avro (EUR)) miktar ödemiştir.
15. Başvuranlar, faiz oranının alacağa yanlış uygulandığı gerekçesiyle, 5 Mayıs 2005 tarihinde, ödenmeyen gecikme faizi niteliğindeki 7 840, 11 yeni Türk Lirası için (TRY) (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 4 505 Avro (EUR)) ek icra takibi başlatmıştır. İdare, bununla birlikte, 12 Mayıs 2005 tarihinde, İcra Mahkemesi (İcra Müdürlüğü) nezdinde ek icra takibine itiraz etmiştir.
16. İcra Mahkemesi, 7 Şubat 2006 tarihinde, başvuranlara ödenmeyen gecikme faizi niteliğindeki 263, 67 yeni Türk Lirası (TRY) (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 165 Avro (EUR)) ve avukat ücreti olarak 200 Yeni Türk Lirasının (TRY) (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 125 Avro (EUR)) başvuranlara ödenmesine karar vermiştir.
17. İdare, 21 Eylül 2006 tarihinde, başvuranların temsilcisine 553, 31 Yeni Türk Lirası (TRY) (olayların meydana geldiği tarihte 295 Avro (EUR)) miktarı ödemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
18. Başvuranlar, yargılama süresinin, aşağıda belirtilen Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörüldüğü gibi makul süre ilkesi ile uyumlu olmadığını iddia etmektedirler:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan (...) bir mahkeme tarafından, (...) makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
19. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
20. Bu iki dava arasında yakın bağlantı olması nedeniyle, davalardaki yargılamaları tek bir yargılama olarak değerlendirmek gerekmektedir. Dikkate alınması gereken süre, 30 Aralık 1999 tarihinde başlamış ve 21 Eylül 2006 tarihinde son bulmuştur. Dolayısıyla yargılamalarda geçen süre, iki dereceli yargılama için altı yıl dokuz aydır.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
21. AİHM, Ümmühan Kaplan / Türkiye Davasındaki (no. 24240/07, 20 Mart 2012) pilot kararının uygulanmasının ardından, Türkiyede yeni bir tazminat yolunun kurulduğunu gözlemlemektedir. AİHM, Turgut ve diğerleri / Türkiye Kararında (no. 4860/09, 26 Mart 2013) başvuranların iç hukuk yolunu, özellikle, yeni başvuru yolunu tüketmemeleri nedeniyle, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır. AİHM, bu nedenle, özellikle bu iç hukuktaki yeni başvuru yolunun, yargılama süresine ilişkin şikayetlerin karşılanmasında makul bakış açılarına imkan verecek erişilebilir, elverişli ve öncelikli olduğunu değerlendirmiştir.
22. AİHM, ayrıca Ümmühan Kaplan pilot kararında (yukarıdaki 77. §) özellikle Hükümete daha önce tebliğ edilen bu tür başvuruların incelemesinin halihazırdaki usul yolu ile takip edebileceğini belirttiğini hatırlatmaktadır. AİHM, ayrıca Hükümetin, bu yeni başvuruyla ilgili olarak, mevcut davada bir itirazının olmadığını dikkate almaktadır.
23. AİHM, yukarıda belirtilenler ışığında, mevcut başvurunun incelenmesinin devamına karar vermiştir. AİHM, ancak bu sonucun, tebliğ edilen diğer başvurular çerçevesinde, Hükümet tarafından dile getirilebilecek olası bu tür bir itirazın incelenmesine hiçbir yönden emsal teşkil etmeyeceğine karar vermiştir.
24. AİHM, Sözleşmenin 35. § 3 (a) maddesi bağlamında, Sözleşmenin 6 § 1 maddesine ilişkin şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit ettiğinden ve mevcut başvuruda, herhangi bir kabul edilemezlik nedeni bulunmadığından, başvurunun kabul edilir olduğuna karar vermiştir.
B. Esas hakkında
25. AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullan doğrultusunda ve Mahkeme içtihadı tarafından kabul edilen kıstaslar çerçevesinde özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların davranışları ve ilgililere ödenen dava konusu miktar bakımından değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz. birçok diğerleri arasında, Frydlender / Fransa (BD), no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII, anılan, Ümmühan Kaplan / Türkiye, § 48).
26. AİHM, kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, Hükümetin mevcut durumda farklı sonuçlar doğuracak herhangi bir savunma yapmadığını değerlendirmektedir. AİHM, bu konuda içtihadını dikkate alarak somut olayda dava konusu yargılama süresinin, aşırı, yani iki dereceli yargılama nezdinde altı yıl ile dokuz ay olduğu ve makul süre gerekliliğine cevap vermediği kanaatindedir.
Dolayısıyla, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMEYE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
27. Başvuranlar, ayrıca dava konusu yargılama süresinin uzunluğunun ve mahkemece kararlaştırılan gecikme faizinin yetersiz olmasının, Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesinde güvence altına alındığı üzere, mülklerine saygı hakkına bir ihlal teşkil ettiğinden şikayet etmektedirler.
28. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
29. AİHM, yargılamanın uzunluğunda ele alınan şikayetin, yukarıda incelenen şikayetle bağlantılı olduğunu ve dolayısıyla yine kabul edilebilir olduğunu dikkate almaktadır.
30. AİHM, Sözleşmenin 6 § 1 maddesine (yukarıdaki 26. paragraf) ilişkin tespiti bakımından, somut olayda, bu hükmün ihlal edilip-edilmediğinin incelenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz. Zanghi / İtalya, 19 Şubat 1991, § 23 Seri A no. 194-C).
31. AIHM, Akkuş / Türkiye Kararında iyi uygulanan hesaplama şekli ile dosyadaki bilgi ve belgeler çerçevesinde, gecikme faizinin yetersiz olmasına yönelik incelenen şikayetle ilgili olarak (9 Temmuz 1997, Karar ve Hükümler Derlemesi 1997-IV), Sözleşme tarafından güvence altına alınan özgürlük (mülkiyet) hakkının ihlal edildiğini tespit etmemiştir. Sonuç olarak, başvururun bu kısmı, Sözleşmenin 35 §§ 3 ile 4 maddeleri bağlamında, açıkça dayanaktan yoksun olduğundan reddedilmelidir.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
32. Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca,
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyet uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
33. Başvuranlar, maddi zarar olarak 27 307 Avro (EUR) ve maruz kalmış oldukları manevi zarar için 6000 Avro (EUR) talep etmektedirler.
34. Hükümet, bu talepleri kabul etmemektedir.
35. AİHM, iddia edilen maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında nedensellik bağı görmemektedir ve bu talebi reddetmektedir. AİHM, buna karşın, başvuranların şüphesiz manevi zarara uğradıkları kanaatindedir. AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvuranlara bu bağlamda müteselsilen 3000 Avro (EUR) ödenmesini kabul etmektedir.
B. Masraf ve giderler
36. Başvuranlar, posta ve çeviri masraflarının ödenmesini talep etmektedirler. Başvuranlar, bu bağlamda, bu talebe ilişkin belgelerini sunmaktadırlar. Başvuranlar, ayrıca belge sunmaksızın avukatlık ücreti olarak 3000 Avro (EUR) talep etmektedirler.
37. Hükümet, bu talepleri kabul etmemektedir.
38. AİHM, sunulan belgeler ile içtihadını dikkate alarak, tüm masraf ve giderler için 700 Avronun (EUR) makul olduğu kanaatindedir ve bu miktarın başvuranlara ödenmesini kabul etmektedir. AİHM, avukat ücretine ilişkin başvuranlarca dile getirilen taleplerle ilgili olarak, belge sunulmadığından ve dava koşullarını da dikkate alarak bu bağlamda başvuranların taleplerini reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
39. AİHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygulanmasının uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun, yargılama süresinin aşırı uzun olduğuna ilişkin şikayetle ilgili kısmının kabul edilebilir ancak gecikme faizinin yetersizliğine ilişkin şikayetle ilgili kısmının kabul edilemez olduğuna;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Yargılama süresinin aşırı uzun olduğuyla ilgili olarak, Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesine ilişkin şikayetin incelenmesi gerektiğine;
4. a) Davalı Devletin, başvuranlara ödeme tarihinden geçerli olan Davalı Devletin para birimine çevrilerek aşağıdaki miktarları üç ay içerisinde, ödemekle yükümlü olduğuna:
i) Manevi zarar için her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 3000 Avro (EUR) (üç bin avro);
ii) Masraf ve giderler için başvuranlara her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 700 Avro (EUR) (yedi yüz avro);
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Geri kalan kısmı için adil tazmin taleplerin reddedilmesine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Sözleşmenin 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca 24 Eylül 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy