(AİHS m. 6, 34, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL) (2709 S. K. m. 43, 46) (2942 S. K. m. 14) (AKA - TÜRKİYE DAVASI) (SARICA VE DİLAVER - TÜRKİYE DAVASI) (AK - TÜRKİYE DAVASI) (DOĞANGÜN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 35364/05, 41169/05, 41498/05, 53346/08 ve 54158/08)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
7 Aralık 2010
İşbu karar Sözleşme'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (35364/05, 41169/05, 41498/05, 53346/08 ve 54158/08) no'lu beş davanın nedeni on altı T.C. vatandaşının (başvuranlar) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir Barosu avukatlarından Y. Uysal tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar T.C. vatandaşıdır ve adları, doğum tarihleri, ikamet yerleri ve başvuru tarihleri ekte yer almaktadır.
1996 ve 1998 tarihleri arasında Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) otoyol yapımı nedeniyle başvuranlara ait arazilere el koymuştur.
Başvuranlar 2004 yılında İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne giderek de facto kamulaştırmadan doğan maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.
İdare savunmasında 1996 ve 1998 yıllarında sözü edilen taşınmazları kamulaştırma kararının alındığını fakat başvuranların adreslerinin tespit edilmesinin mümkün olmadığını, sonuç itibarıyla bilirkişi komisyonu tarafından taşınmazların mevkiini ve tazminat miktarlarını içeren kamulaştırma karar tutanaklarının başvuranlara tebliğ edilemediğini ileri sürmüştür.
Başvuranlara ödenecek tazminat meblağlarının tespitinin ardından Asliye hukuk mahkemesi başvuranların taleplerini yerinde bulmuş ve asliye hukuk mahkemesine yapılan başvuru tarihlerinden itibaren geçerli yasal faiz oranıyla birlikte adı geçenlere de facto kamulaştırma bedeli ödenmesine karar vermiştir.
Yargıtay 2005 yılında ilk derece mahkemesinin hükümlerini onamıştır.
İdare tarafından ödemenin yapılmaması üzerine başvuranlar alacaklarını alabilmek için icra takibi başlatmış, ödemenin yapılması için alacak emri çıkartmışlardır.
İdare icra takibi amacıyla açılan davalara, başvuranların alacaklı oldukları tazminatlara ve yasal faiz oranına İzmir icra mahkemesi önünde itiraz etmiştir.
İcra mahkemesi İdareyi haklı bulmuş ve ilk derece mahkemesi tarafından ödenmesine hükmedilen tazminat miktarlarının ve bunlara değil yasal faiz oranlarının yeniden hesaplanmasına karar vermiştir.
Başvuranlar bu karara karşı temyize gitmiş ve alacaklı oldukları meblağlara Devletin borçlu olduğu tutarlara maksimum yasal faizi uygulamasını talep etmişlerdir.
Başvuranların bu taleplerini reddeden Yargıtay icra kararı hükümlerini onamıştır.
İdare 2007 yılında icra mahkemesinin kararıyla başvuranlara tazminatlarını ödemiştir.
Ayrıntılar tabloda yer almaktadır.
Başvuru numaraları Asliye hukuk mahkemesine başvuru tarihleri Asliye hukuk mahkemesinin karar tarihleri ve ödenmesine hükmedilen tazminatlar Yargıtay tarafından onanan karar tarihleri İcra dairesi tarafından belirlenen alacaklar ve tarihleri İcra mahkemesinin karar tarihleri Yargıtay'ın karar tarihleri Ödenen meblağlar ve tarihleri
35364/05 10 Eylül 2004 9 Kasım 2004
88.900 TL
(47.995 Euro) 7 Haziran 2005 18 Temmuz 2005 20 Haziran 2006 20 Kasım 2006 23 Mart 2007 130.763,58 TL (73.296 Euro)
41169/05 6 Ağustos 2004 11 Kasım 2004
129.131 TL
(68.647 Euro) 7 Haziran 2005 18 Temmuz 2005 20 Haziran 2006 1 Aralık 2006 23 Mart 2007 195.605,80 TL (109.641 Euro)
41498/05 11 Haziran 2004 27 Eylül 2004 120.000 TL
(64.362 Euro) 7 Haziran 2005 18 Temmuz 2005 20 Haziran 2006 20 Kasım 2006 23 Mart 2007 185.613,88 TL (104.041 Euro)
53346/08 7 Mayıs 2004 12 Temmuz 2004 165.868 TL (91.047 Euro) 20 Nisan 2005 18 Temmuz 2005 20 Haziran 2006 14 Kasım 2006 23 Mart 2007 251.629,85 TL (140.779 Euro)
54158/08 7 Mayıs 2004 7 Ekim 2004 161.649 TL (86.271 Euro) 7 Haziran 2005 18 Temmuz 2005 20 Haziran 2006 14 Kasım 2006 23 Mart 2007 240.670,75 TL (137.902 Euro)
HUKUK
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Başvuruların olaylara ve esasa ilişkin ortaya koydukları benzerlikleri dikkate alan AİHM, başvuruların tek bir başvuru altında birleştirilerek incelenmesini kararlaştırmaktadır.
II. AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOLÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar bir yandan eşitlik ilkesine aykırı olarak kamulaştırma yapılmasından öte yandan Anayasa'nın 43. maddesi ile öngörülen ve kamu borçlarına uygulanan en yüksek yasal faiz oranı uygulamasının kendi alacaklarına uygulanmadığından şikayetçi olmaktadır. Başvuranlar ayrıca iç hukuktaki mahkemelerin ulusal mevzuatı uygulamasına ve getirdikleri çözüm önerisine de itiraz etmektedir. Başvuranlar bütün bu şikayetleri ile ilgili olarak AİHS'nin 6. ve Ek 1. No'lu Protokol'ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHM yapılan bu şikayetleri Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi başlığı altında inceleyecektir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
İç hukuk yollarının tüketilmediği itirazı hakkında
Hükümet başvuranların Kamulaştırma Kanunu'nun 14. maddesinde öngörüldüğü üzere tebligat tarihinden itibaren bir ay içerisinde kamulaştırma eyleminin iptali için dava açmamaları nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır (AİHS'nin 35/1 ve 4. maddesi).
Başvuranlar bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM, İdarenin taşınmazlarına ilişkin kamulaştırma kararını başvuranlara tebliğ etmediğini gözlemlemektedir. AİHM böylesi bir tebligatın yokluğunda başvuranlardan iç hukuktaki mahkemeler önünde kamulaştırma kararının iptali için başvuruda bulunmalarını beklemenin makul olmayacağına itibar etmektedir. Bu durumda Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
B. Esasa dair
Mevcut başvuruların Scordino-İtalya (no:3) 43662/98, 17 Mayıs 2005 kararından farklı olduğunu savunan Hükümet, İdarenin kamulaştırma kararının netice itibarıyla Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi gereğince başvuranların mülkiyet hakkına yönelik bir ihlali oluşturmadığını belirtmektedir. Başvuranların alacaklarına Anayasa'nın 46. maddesiyle öngörülen ve kamu borçlarına uygulanan maksimum oranında yasal faizin yansıtılmamasına ilişkin Hükümet, iç hukukta maksimum yasal faiz oranının istisnai olarak resen yapılan kamulaştırma işlemlerine uygulandığını anımsatır. Zira mevcut başvuruda, başvuranlar İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne de facto kamulaştırma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açmışlar, Asliye hukuk mahkemesi, İdarenin mezkur taşınmazları yasaya aykırı olarak işgal etmesi dolayısıyla Borçlar Kanunu'na dayalı olarak yasal faiz oranıyla birlikte başvuranlara talep ettikleri tazminat miktarlarının ödenmesini kararlaştırmıştır.
Başvuranlar Hükümetin savına karşı çıkmakta, İdarenin yasaya aykırı olarak ve herhangi bir tazminat ödemeksizin taşınmazlarını kamulaştırdığını ve kamulaştırma kararını tebliğ etmediğini iddia etmektedir. Başvuranlar bu bağlamda, hiçbir yasal dayanağı olmadan mülklerinden yoksun bırakılmalarının uygulamada meşru bir kamulaştırma sayılamayacağını öne sürmektedir. Ayrıca başvuranlara göre Anayasa'nın 46. maddesine aykırı olarak yasaya aykırı kamulaştırma işlemine asgari oranda yasal faizin yansıtılması- kamu erklerini daha avantajlı bir konuma getirmiş, meşruiyeti olmayan kamulaştırmayı teşvik etmiştir.
AİHM sözü edilen Sarıca ve Dilaver kararında dile getirilen şikayetlerin daha önce de incelendiğini ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatır. Yerleşik bu içtihadın dışına çıkılmasını gerektirecek bir gerekçenin bulunmadığını dile getiren AİHM, Hükümetin AİHM'nin Sarıca ve Dilaver davasından farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını kaydetmektedir. Bununla birlikte, sözü edilen kamulaştırmanın uygulanması eşitlik ilkesine ve a fortiori hukuki güvenlik esaslarına aykırı bulunmaktadır.
AİHM, de facto kamulaştırma nedeniyle mağdur konumundaki başvuranların alacaklı oldukları meblağlara Yargıtay kararından itibaren ve idarenin borçlarının tamamını ödemesi arasında geçen süre zarfında asgari düzeyde yasal faiz oranının yansıtılmasının ekonomik nedenlerle kamu yetkilerini güçlendirici bir etki yarattığını ve olağan yollardan yapılan kamulaştırma işleminin meşruiyetine halel getirdiğini hatırlatır. Bu bağlamda, AİHM bu başvuruda idarenin iç hukuktaki nihai kararın ardından resen yapılan kamulaştırma işlemlerine asgari düzeyde uyguladığı gecikme faiz oranı ile birlikte yaklaşık yirmi iki ay sonra ödemeyi gerçekleştirdiğini gözlemlemektedir. AİHM kamulaştırma süreçlerinin iyi idaresini destekler mahiyette olmayan bu durumu kabullenememektedir.
Bu nedenle AİHS'ye Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Kamulaştırma tazminatına uygulanan yasal faiz oranlarının yetersiz ve yasal dayanağının bulunmadığını öne süren başvuranlar maddi ve manevi tazminat talebi olarak aşağıdaki miktarları talep etmektedir:
Başvuru numarası Maddi tazminat talepleri Manevi tazminat talepleri
35364/05 63.085,12 TL
(yaklaşık 32.000 Euro)
Toplam meblağ 5.000 TL (yaklaşık 2.500 Euro)
41169/05 94.380,14 TL
(yaklaşık 48.000 Euro) 10.000 TL (yaklaşık 5.000 Euro)
41498/05 84.571,51 TL
(yaklaşık 43.000 Euro) 10.000 TL (yaklaşık 5.000 Euro)
53346/08 126.929,46 TL
(yaklaşık 64.000 Euro) Toplam meblağ 5.000 TL (yaklaşık 2.500 Euro)
54158/08 114.437,87 TL
(yaklaşık 58.000 Euro) 10.000 TL (yaklaşık 5.000 Euro)
Hükümet AİHM'yi aşırı ve dayanaktan yoksun bulunan bu talepleri reddetmeye çağırmaktadır. Başvuranların zarara uğramadıklarını kaydeden Hükümet adı geçenlere verilecek adil tatminin sebepsiz bir zenginleşme aracını oluşturacağını ifade etmektedir.
Maddi tazminat talebi ile ilgili olarak AİHM, Aka-Türkiye (23 Eylül 1998) ve Sarıca ve Dilaver (sözü edilen) kararında benimsenen hesaplama yöntemi ışığında başvuranların bu başvuruya konu edilen taşınmazlarının kamulaştırılması dolayısıyla ayrıca bir zarara uğramadıklarına itibar etmektedir. AİHM bu nedenle başvuranların maddi tazminat taleplerini reddetmektedir.
AİHM manevi zarara ilişkin başvuranların taşınmazlarına yasaya aykırı olarak el konulması karşısında güçsüz ve yoksun bırakılma hislerini duyduklarını, uğradıkları manevi zararın giderilmesi amacıyla yargı yoluyla tazminat talebinde bulunduklarını kaydetmektedir (sözü edilen Sarıca ve Dilaver). Üstelik İdare iç hukuktaki nihai kararın ardından yirmi iki ay sonra ödemeyi gerçekleştirmiştir. Mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında (Bkz. Ak-Türkiye no: 27150/02, 31 Temmuz 2007 ve Doğangün-Türkiye kararı no: 30302/03, 2 Haziran 2009) bu süre makul olarak nitelendirilemez. Sonuç itibarıyla, bu durum başvuranları manevi açıdan zarara uğratmıştır. AİHS'nin 41. maddesi gereğince hakkaniyete uygun olarak AİHM, 41169/05, 41498/05 ve 54158/08 numaralı başvurulardaki her bir başvurana 2.300 Euro, 35364/05 numaralı başvuru için toplam 2.500 Euro ve 53346/08 numaralı başvuru için toplam 5.000 Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Yargılama masraf ve giderleri hakkında başvuranlar avukatlık ücreti için herhangi bir rakam telaffuz etmeden ve kanıtlayıcı belge olmadan her başvururu için 20.000 TL (yaklaşık 10.000 Euro) talep etmektedir.
Hükümet başvuranların ispat edici belgelerinin bulunmadığını belirterek AİHM'yi bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
Kanıtlayıcı belgelerin yokluğunda AİHM, başvuranların bu taleplerini reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;
3. Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından;
i. 41169/05, 41498/05 ve 54158/08 numaralı başvurular ile ilgili olarak başvuranların her birine 2.300 (iki bin üç yüz) Euro ödenmesine;
ii. 35364/05 numaralı başvuru için başvuranlara ortaklaşa 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödenmesine;
iii. 53346/08 numaralı başvuru için başvuranlara ortaklaşa 5.000 (beş bin) Euro ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sözkonusu sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 7 Aralık 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
EK
Başvuru numarası ve başvuru tarihi Başvuranların adları Doğum tarihi Doğum yeri
35364/05
20 Eylül 2005
Mehmet ERGEN
Münevver ERGEN
Hüseyin ERGEN
Emine TİTİZOĞLU
Ayşe ATEŞ
Şemsi BOZLAK
Sulhiye KUTLU
1954
1926
1950
1961
1935
1937
1923
İstanbul
41169/05
31 Ekim 2005
Perihan EVSEN
1940
Hatay
41498/05
31 Ekim 2005
Burhanettin Talip ÖZKAN
1939
İzmir
53346/08
20 Eylül 2005
Aziz TEMEL
Şadiye TEMEL
Selime İNAN
Reşide MERİNÇ
Mediha ALTUNTAŞ
Fayik TEMEL
1936
1934
1933
1940
1948
1942 Manisa ve İzmir
54158/08
31 Ekim 2005
Muharrem Günnehir OĞUZ 1940 İzmir
Full & Egal Universal Law Academy