(AİHS m. 35, 41, 44, Protokol No 1) (4721 S. K. m. 1007)
(Başvuru No: 40795/05)
STRAZBURG
8 Mart 2011
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1934 doğumlu olup İstanbulda ikamet etmektedir.
Başvuran 1972 yılında Tekirdağ Çorlu Yeniçiftlikte bulunan 1.024 m2lik araziyi satın almış ve 4305 parsel numarası ile tapuda kendi adına tescil ettirmiştir.
Hazine 29 Kasım 1996 tarihinde başvuranın tapu senedinin iptali istemiyle Marmara Ereğlisi Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
Jeoloji mühendisleri tarafından 30 Mart 2003 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda parselin 360 m2lik kısmının deniz kıyı şeridinde yer aldığı belirtilmiştir.
17 Mayıs 2004 tarihinde Mahkeme, deniz kıyı şeridinde yer alan taşınmazların özel mülkiyet konusunu teşkil edemeyeceği gerekçesiyle 4305 numaralı parselin 360 m2lik bölümünün geri alınarak Hazine adına kaydedilmesine karar vermiştir.
Yargıtay 10 Şubat 2005 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını tüm hükümleriyle onamıştır.
5 Mayıs 2005 tarihinde Yargıtay başvuran tarafından yapılan karar düzeltme talebini reddetmiştir.
Başvuran 5 Eylül 2005 tarihinde mahkemeye giderek taşınmazın Hazineye devredilen kısmının değer tespitinin yapılmasını talep etmiştir. Mahkeme tarafından tayin edilen bilirkişi heyeti 8 Eylül 2005 tarihli raporla mevcut kararın alındığı tarihte taşınmazın değerinin 110.430.000.000 TLye, yaklaşık 50.000 Euroya karşılık geldiğini ifade etmiştir.
HUKUK
I. AİHSYE EK 1 NOLU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran herhangi bir tazminat ödemeksizin taşınmazının Hazineye devredilmesinin Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle AİHMyi başvuruyu reddetmeye çağırmaktadır. Hükümet yerleşik içtihatların değiştiği 2007 yılından bu yana deniz kıyı şeridinde bulunan mülkiyetlerin iptalinden mağdur olan kişilerin Türk Medeni Kanununun 1007. maddesine dayalı olarak tazminat davası açabileceklerini gözlemlemektedir.
Başvuran Hükümetin bu iddiasına karşı çıkarak iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğünü yerine getirdiğini öne sürmektedir.
AİHM Hüseyin Ak vd. kararında yer alan aynı gerekçelerle Hükümetin itirazını reddetmekte, bu kararın dışına çıkılmasını gerektirecek istisnai her hangi bir durumun yer almadığını dile getirmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin AİHM, daha önce de mevcut şikayete benzer bir itirazı incelediğini ve Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (sözü edilen N.A. vd.). AİHM bununla birlikte, taşınmazın değerine karşılık gelmeyen makul bir meblağ ödemeksizin mülkiyetten yoksun bırakma işleminin aşırı bir müdahale olduğu ve dava koşullarının istisnai hallerinde mutlak bir tazminatın yokluğunun Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi ile bağdaşmadığı kanısına varmaktadır (Bkz. Jahn vd.-Almanya no: 46720/99, 72203/01 ve 72552/01 ve Manastır azizleri-Yunanistan, 9 Aralık 1994).
AİHM Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. Başvuran taşınmazının Hazineye devrinden herhangi bir tazminat elde edememiştir. Zira dava dosyasının incelenmesinden mutlak bir tazminatın yokluğunu haklı gösterecek istisnai bir durum yer almamaktadır (sözü edilen N.A. vd.).
Bu nedenle Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran 8 Eylül 2005 tarihli bilirkişi raporuna dayalı olarak 80.000 Euro maddi, manevi tazminat için ise 50.000 Euro talep etmektedir. Başvuran AİHM önünde yapılan yargılama ve temsil giderleri ile ilgili AİHMnin hükmedeceği adil tatminin % 20sini talep etmekte, bu yönde avukatı ile 14 Ekim 2005 tarihinde yaptığı sözleşmeyi sunmaktadır.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmakta ve AİHMyi bunları reddetmeye çağırmaktadır.
Sunulan deliller ve ihtilaf konusu taşınmazın değerine ilişkin bilgiler ışığında, AİHM başvurana 50.000 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır.
AİHM manevi tazminata ilişkin, dava koşulları göz önünde bulundurulduğunda, ihlal tespitinin başvuranın uğradığı manevi zararın giderilmesi bakımından adil bir tazmini oluşturduğuna itibar etmektedir.
AİHM avukatlık ücreti olarak kendisine sunulan bilgiler ve bu konudaki yerleşik içtihat ışığında temsil gideri için başvurana 5.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana,
i. 50.000 (elli bin) Euro maddi tazminat ödenmesine;
ii. temsil giderleri için 5.000 (beş bin) Euro ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sözkonusu sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Mevcut kararın kendisinin başlı başına bir adil tatmini oluşturduğuna;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 8 Mart 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy