(AİHS. 6, 34, 35, 41, 48) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no 45070/05)
KARAR
STRASBOURG
11 Haziran 2013
Bu karar kesinleşmiştir. Ancak şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Mehmet Erkek ve Türkiye davasında,
Peer Lorenzen, başkan,
András Sajó,
Neboja Vucinic,yargıçlar, ve
Françoise Elens-Passos, daire yazı işleri müdürü yardımcısı, katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire), 21 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakere sonucunda anılan tarihte aşağıdaki kararı almıştır:
USUL
1. Davanın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Bay Mehmet Erkek (« başvuran ») Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı 1 Aralık 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin («Sözleşme») 34. maddesine göre Mahkemeye yönelttiği bir başvuru (n° 45070/05) bulunmaktadır.
2. Türk hükümeti (« Hükümet ») kendi temsilcisi tarafından temsil edilmektedir.
3. 4 Kasım 2010 tarihinde başvuru Hükümete tebliğ edilmiştir.
ESAS
4. Başvuran 1958 senesinde doğmuştur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
5. 1956 senesinde, belirsiz bir tarihte, başvuranın murisi Bay Ahmet Erkek, Fethiye Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde bir tapu kaydının iptali davasında « müdahil taraf » olmuştur.
6. 25 Aralık 1982 tarihinde vefat etmiştir. Oğlu olan başvuran Bay Mehmet Erkek davayı takip etmiştir.
7. Belirsiz bir tarihte mahkeme yetkisizlik kararı vermiş ve dosyayı Fethiye Kadastro Mahkemesine göndermiştir.
8. 22 Nisan 1994 tarihinde, Kadastro Mahkemesi anlaşmazlık konusu arazinin hükümet adına tesciline karar vermiştir.
9. 6 Haziran 1995 ve 14 Kasım 1995 tarihlerinde Yargıtay, dava dosyasındaki eksiklikler nedeniyle dosyanın yeniden Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
10. 29 Aralık 1998 tarihinde Yargıtay Kadastro Mahkemesinin kararını onaylamıştır.
11. 19 Ekim 2000 tarihinde Yargıtay, hükümet tarafından yapılan karar düzeltme başvurusunu reddetmiştir.
12. 17 Haziran 2005 tarihinde Kadastro Mahkemesi başvuranın talebini reddetmiştir.
13. 20 Eylül 2010 tarihinde Yargıtay, Kadastro Mahkemesinin kararını yeniden bozmuştur.
14. Dava, halen Kadastro Mahkemesinde derdesttir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, yargılama süresinin, Sözleşmenin metni aşağıda verilmiş olan 6 § 1 maddesinde öngörülen « makul süre » ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir:
«Herkes, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili karar verecek olan (
) bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir (...) »
16. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
17. Değerlendirilecek süre, bireysel başvuru hakkının Türkiye tarafından kabul edilme tarihi olan 28 Ocak 1987 tarihinden itibaren başlamaktadır. Bununla birlikte, bu tarihten itibaren geçen sürelerin makul olup olmadıklarının değerlendirilmesi için, davanın o günkü durumunun dikkate alınması gerekmektedir (Ümmühan Kaplan ve Türkiye davası, no 24240/07, § 42, 20 Mart 2012).Taraflarca sunulan bilgilere göre, değerlendirilecek süre bugün henüz sona ermemiştir. İşbu kararın onaylandığı tarihte söz konusu süre yirmi altı seneden fazla sürmüştür.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
18. Mahkeme, bu iddianın Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Diğer taraftan AIHM, başka herhangi bir kabul edilemezlik sebebine rastlamadığını ifade etmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermektedir.
B. Esas hakkında
19. Mahkeme, bir davanın süresinin makul olup olmadığının, davaya ilişkin olaylara ve kendi hukuki yargılama kriterlerine ve özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tutumu, ilgililerin anlaşmazlık ile ilgili risklerine göre değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bakınız diğerleri arasında, Frydlender ve Fransa davası (GC), n 30979/96, § 43, CEDH 2000-VII ve Ümmühan Kaplan ve Türkiye davası, yukarıda belirtilen, § 48).
20. Kendisine ibraz edilen bütün unsurları inceledikten sonra mahkeme, Hükümetin bu davada farklı bir sonuç çıkarılmasını sağlayacak hiçbir olgu ve argüman sunmadığını düşünmektedir. Konuyla ilgili daha önce verdiği kararlardaki hukuk ilkelerini göz önünde bulundurarak Mahkeme bu davada anlaşmazlık konusu yargılama süresinin çok uzun olduğu ve « makul süre » gerekliliğine uymadığı kanaatine varmıştır.
Bu durumda Sözleşmenin 6 §1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
21. Başvuran ayrıca, Kadastro Mahkemesinin talebini gerekçe göstermeden reddetmesi sebebiyle yargılama adaletsizliğinden de şikayet etmektedir.
22. Mahkeme, Yargıtayın Kadastro Mahkemesinin son kararını bozduğunu ve davanın halen Kadastro Mahkemesinde derdest olduğunu hatırlatmaktadır. Mahkeme, başvuranın bu yöndeki iddiasının erken olduğunu ve Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddesine göre reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
23. Sözleşmenin 41.maddesi şöyledir:
« Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder. »
A. Zarar
24. Başvuran uğradığı maddi zarar karşılığı 170 780 000 Avro (EUR) ve manevi zarar karşılığı 1 000 000 Avro (EUR) tazminat talep etmektedir.
25. Hükümet bu iddiaları reddetmektedir.
26. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı görmemiştir ve bu talebi reddetmiştir. Buna karşılık, başvuranın kuşku götürmez bir manevi zarara uğradığı kanaatindedir. Adaletli bir şekilde karar vererek bu bağlamda başvurana 14 000 Avro (EUR) ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraflar ve harcamalar
27. Başvuran ayrıca iç hukuk nezdinde, posta ve tercüme için yapmış olduğu masraf ve harcamalara karşılık olarak 250 000 Avro (EUR) talep etmektedir. Bu bağlamda iddialarını kanıtlayacak hiçbir belge ibraz etmemiştir.
28. Hükümet bu iddiaları reddetmektedir.
29. Kendisine sunulan belgeleri ve kendi hukuk prensiplerini göz önünde bulunduran Mahkeme, başvuran tarafından bu konuda herhangi bir kanıtlayıcı belge ibraz edilmemiş olması gerekçesiyle masraf ve harcamalar ile ilgili talebi reddetmiştir.
C. Gecikme faizleri
30. Mahkeme gecikme faizleri oranları için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç puan fazlası faiz uygulanmasının uygun olacağına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun, yargılama sürecinin uzunluğu iddiasıyla ilgili olan kısmının kabul edilir olduğuna ve kalan kısmın kabul edilmez olduğuna;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) Kararın kesinleşme tarihinden itibaren üç ay içerisinde savunma tarafı olan Hükümetin miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere savunma tarafı Hükümetin başvurana manevi tazminat olarak 14 000 EUR(on dört bin Avro) ödemesine;
b) Gecikme durumunda, belirlenen sürenin dolmasının ardından ve ödeme yapılıncaya kadar bu meblağ üzerine faiz olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç puan fazlası faiz uygulanmasına;
4. Fazlası için adil karşılığa ilişkin talebin reddedilmesine karar vermiştir.
Yönetmeliğin 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca Fransızca dilinde düzenlenmiş ve 11 Haziran 2013 tarihinde yazılı olarak ilgililere tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy