(AİHS. m. 5, 6, 34, 35, 44) (BALTACI - TÜRKİYE DAVASI) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 45490/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
29 Kasım 2011
İşbu karar Sözleşme'nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (45490/05) numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşları Sezgin Çelik ve Birol Abatay tarafından (başvuranlar) 30 Kasım 2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan başvurudur.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından T. Tanay ve B. Aşçı tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1966 ve 1969 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.
1992 yılı Kasım ayında başvuranlar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından yasadışı örgüt DEV-SOL'a (Devrimci Sol) yönelik düzenlenen operasyon kapsamında yakalanmışlardır.
10 Aralık 1992 tarihinde başvuranlar tutuklanmıştır.
Başvuranlar hakkında özellikle silahlı bir örgüt üyesi olmak, adam öldürmek, adam öldürmeye teşebbüs etmek ve haraç toplamak ithamlarıyla ceza soruşturmaları başlatılmıştır.
Bu bağlamda, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 15 Mart 1993 ve 27 Ekim 2004 tarihleri arasında diğer otuz bir sanığı da kapsayan altmış altı duruşma gerçekleştirmiştir. Mahkeme bu duruşmalar sonucunda "işlenen suçun niteliği", "dosyanın durumu", "delillerin durumu" ve/veya "firar riski" gibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 27 Ekim 2004 tarihinde başvuranları "ağırlaştırılmış müebbet" hapis cezasına çarptırmıştır.
20 Temmuz 2005 tarihinde Yargıtay bu kararı bozmuştur.
Ağır Ceza Mahkemesi 2 Kasım 2005 tarihli duruşmada hali hazırda uzun bir süredir tutuklu bulundukları ve delillerin mevcut olduğu gerekçeleriyle başvuranların tutuksuz yargılanmalarına karar vermiştir.
Ağır ceza mahkemesi 25 Aralık 2009 tarihinde başvuranları bir kez daha mahkum etmiştir.
Dava Yargıtay önünde halen derdest bulunmaktadır.
HUKUK
I. AİHS'NİN 5/3 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHS'nin 5/3 maddesine atıfta bulunan başvuranlar tutukluluk süresinin uzunluğundan yakınmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmakta ve başvuranların tutukluluk süresinin uzunluğunun aşırı olmadığını, işlenen suçların var olmaya devam ettiğini gösterir ciddi emarelerin bulunduğunu, firar riskinin var olduğunu ve gerekli delil unsurlarının halen bir araya getirilemediğini savunmaktadır.
AİHS'nin 35. maddesinin 3 a) paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabul edilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabul edilebilir niteliktedir.
AİHM mevcut başvurudaki gibi çok sayıdaki tutukluluk haline ilişkin gerekli hesaplama yöntemi hakkındaki yerleşik içtihadına atıfta bulunmakta (Bkz. özellikle Solmaz-Türkiye no: 27561/02, 16 Temmuz 2007 ve Baltacı-Türkiye kararı no: 495/02, 18 Temmuz 2006) ve başvuranların toplam tutukluluk süresinin on iki yıl iki aydan fazla olduğunu gözlemlemektedir. AİHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan birçok davayı incelediğini ve AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğer birçokları arasında Dereci-Türkiye no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye no: 25324/02, 2 Şubat 2006). Bu başvurunun farklı bir biçimde sonuçlanmasını gerektirecek istisnai bir durum yer almamaktadır.
Bu nedenle AİHS'nin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 6/1 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar davalarının makul bir süre zarfında görülmediğinden yakınmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmakta ve bilhassa davanın karmaşık yapısı ve sanık sayısının fazla oluşu dikkate alındığında yargı sürecinin makul olmadığının söylenemeyeceğini savunmaktadır.
AİHM söz konusu davanın 19 yıldan fazla sürdüğünü ve halen derdest olduğunu hatırlatır.
AİHM mevcut başvuruda olduğu gibi sanık, tanık, mağdur sayısının fazla olması, delil unsurlarının bir araya getirilmesinin güç olması gibi örgütlü işlenen suçlarda yargı sürecinin belirli bir karmaşık yapısının bulunduğunu kabul etmektedir. Ancak bu durum yine de yargılamanın bu denli uzun sürmesini haklı çıkarmamaktadır.
AİHM kendisine sunulan delilleri incelemiş ve mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında başvuranların davasının makul bir süre zarfında görülmediği sonucuna varmıştır.
Diğer unsurların yanı sıra AİHM, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuranlar uğradıkları manevi zararın karşılığında 51.000 Euro talep etmektedir. Başvuranlar ayrıca AİHM önünde yapmış oldukları yargılama giderleri için 9.561 Euro talep etmekte, bu yönde avukatları ile gerçekleştirdikleri çalışma süresini gösterir makbuzu sunmaktadır.
Hükümet bu iddiaların tamamına karşı çıkmaktadır.
AİHM hakkaniyete uygun olarak başvuranların her birine 16.500 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmaktadır.
AİHM yargılama giderleri ile ilgili olarak, yerleşik içtihadına göre bir başvuranın gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebileceğini hatırlatır. Mahkemeye sunulan deliller ve bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında AİHM başvuranlara yargılama giderleri için ortak 1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuranların her birine;
i) manevi tazminat olarak 16.500 (on altı bin beş yüz) Euro ödenmesine;
ii) yargılama giderleri için 500 (beş yüz) Euro ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, söz konusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 29 Kasım 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy