(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (466 S. K. m. 1)
(Başvuru no: 45873/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Temmuz 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (45873/05) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Koray Pehlivanoğlunun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 8 Aralık 2005 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından O. Öneren tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1954 doğumludur ve Ankarada ikamet etmektedir.
4 Mart 1980 tarihinde, başvuran, gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştır.
27 Ekim 1981 tarihinde, başvuran serbest bırakılmıştır.
23 Mayıs 1983 tarihinde, başvuran hakkında Samsun Ağır Ceza Mahkemesi tarafından beraat kararı verilmiştir.
3 Haziran 1998 tarihinde, başvuran, kanuna aykırı olarak yakalanan veya haksız yere tutulan kişilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca tutuklanmasından kaynaklanan zararın tazmini için Hazine aleyhine Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde dava açmıştır.
17 Nisan 2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın talebini kısmen haklı bulmuş ve Hazineyi başvurana 1.500.000.000 TL (yaklaşık 2. 642 Euro) tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, dava dosyasının kaybolmuş olmasından dolayı, beraat kararının başvurana tebliğ edilip edilmediğinin tespit edilemediğini, bu durumun davalı lehine yorumlanması gerektiğine hükmetmiştir.
Hem başvuran hem Hazine kararı temyiz etmişlerdir.
9 Temmuz 2001 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
22 Aralık 2003 tarihinde, Yargıtay, Samsun Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava dosyasının bulunamaması nedeniyle başvuran hakkında verilen beraat kararının hangi tarihte kesinleştiğini ortaya koymanın mümkün olmadığını tespit etmiştir. Ancak Yargıtay, başvuranın, sözkonusu karardan on beş yıldan fazla bir süre sonrasında tazminat davası açtığını belirlemiştir. Yargıtay, bu kadar uzun bir süre boyunca kararın varlığından haberdar olunmayacağını iddia edilemeyeceği ve sonuç olarak başvuranın talebinin istenilen sürede yapmış olduğunun düşünülemeyeceği kanaatindedir. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararlarını bozmuştur.
21 Mayıs 2004 tarihinde, iade edilen kararı görüşen Ağır Ceza Mahkemesi, dava hakkının düşmesi nedeniyle başvuranın tazminat talebini reddetmiştir.
17 Haziran 2004 tarihinde, başvuran, temyiz başvurusunda bulunmuştur. Kararın nihai hale geldiği tarih belirlenemediğinden, başvuran, dava hakkının düşmüş olarak düşünülemeyeceğini ileri sürmektedir.
29 Mayıs 2006 tarihinde, Yargıtay, başvuranın temyiz başvurusunu reddetmiş ve ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, yargılama süresinin AİHSnin 6/1 maddesi ile öngörülen makul süre ilkesine riayet etmediğini iddia etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
Dikkate alınacak dönem 3 Haziran 1998 tarihinde başlamış ve 29 Mayıs 2006 tarihinde sona ermiştir. Sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaşık yedi yıl on bir ay sürmüştür. Ayrıca, mahkemelerin her biri başvuranın davasını üç kez görüşmüştür.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas ilişkin
AİHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koşullarını takiben ve mahkeme yerleşik içtihatları, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96).
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (sözü edilen Frydlender).
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından AİHM, Hükümetin davanın farklı sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alarak AİHM, mevcut davada yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve makul süre gerekliliğine riayet etmediğine kanaat getirmektedir.
Bu durumda AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran, 20.000 Euro maddi tazminat ve maruz kaldığı manevi zarar için 50.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın, AİHM, başvurana 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran, ulusal mahkemeler önünde yapmış olduğu avukatlık masrafı için 2.000 Euro ve AİHM önünde yapmış olduğu avukatlık ücreti 3.540 Euro ödenmesini talep etmektedir. Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 1.350 Euro talep etmektedir. Başvuran, ayrıca, Ankara Barosu avukatlık ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.
AİHM içtihadına göre bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak miktarlarının gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu belgelerin yetersizliğini ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan AİHM, başvuranın talebini reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy