(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (GARCİA RUIZ - İSPANYA DAVASI) (KAHRAMAN YILMAZ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 7190/05)
STRAZBURG
9 Aralık 2008
USUL
T.C. vatandaşı Şevki Şahin (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 17 Ocak 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 7190/05 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Konya barosu avukatlarından T. Turgut tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
1978 doğumlu başvuran Konyada ikamet etmektedir.
30 Eylül 1997 tarihinde başvuran vücudunun % 85ini kullanamaz hale geldiği bir iş kazası geçirmiştir.
19 Kasım 1998 tarihinde başvuranı çalıştıran şirket hakkında ceza davası açılmıştır.
2001 yılında Konya Asliye Ceza Mahkemesi, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı şartla salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine ilişkin 4616 sayılı Kanun uyarınca sözü edilen şirketin yöneticileri hakkında açılan ceza davasının ertelenmesine karar vermiştir.
Bu arada başvuran 27 Nisan 1999 tarihinde Konya İş Mahkemesinde kazanın sorumluları olduğunu düşündüğü kişiler hakkında maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.
Yargılama süresince mahkeme tarafların davadaki sorumluluklarını tespit amacıyla istinabe yoluyla birçok bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bu amaçla bir bilirkişi heyeti tarafından 11 Haziran 2001de bir rapor düzenlenmiş, bir başka bilirkişi heyeti tarafından 14 Mayıs 2003te ikinci bir rapor düzenlenmiştir.
İki rapor arasındaki uyuşmazlık nedeniyle mahkemenin talebi üzerine üçüncü rapor 9 Ekim 2003 tarihinde hazırlanmıştır.
Mahkeme başvurana verilecek tazminat tutarına ilişkin dördüncü raporu istinabe ile 10 Şubat 2004 tarihinde almıştır.
Mahkeme 6 Mayıs 2004 tarihli bir kararı ile kazanın meydana geldiği 30 Eylül 1997 tarihinden itibaren geçerli yasal faiziyle birlikte kazanın sorumlularının başvurana 4.962.959.218 TL. (yaklaşık 2.790 Euro) maddi ve 1.000.000.000 TL. (560 Euro) manevi tazminat ödemesine karar vermiştir.
21 Eylül 2004 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikayet
Başvuran tazminat davası süresinin uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde yer alan «makul süre» ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
1. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
2. Esasa dair
AİHM bu başvuruda yargılama süresinin Konya İş Mahkemesine başvurulduğu 27 Nisan 1999 tarihinde başlayıp 21 Eylül 2004 tarihli Yargıtayın kararı ile sona erdiğini hatırlatır. İki dereceli mahkemede görülen bu süre yaklaşık beş yıl beş aydır.
Hükümet yargının her aşamasının titizlikle ele alındığını ortaya koymak bakımından yargı sürecinin bir kronolojisini sunmaktadır. Hükümet iş mahkemesinin davadaki sorumlulukların saptanması açısından başvuranın işvereni olan şirketin yöneticileri hakkında açılan ceza davasının sonuçlanmasını beklemek durumunda kaldığını ifade etmektedir.
Başvuran iddialarını yinelemektedir.
AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ile ilgili makamların tutumu ve sözkonusu anlaşmazlıkta başvuran için neyin tehlikede olduğu gibi içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. birçokları arasında, Frydlender-Fransa kararı, no: 30979/96).
AİHM daha önce de mevcut başvuruya benzer sorunları ortaya koyan birçok davayı incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitine vardığını hatırlatır.
AİHM mevcut başvuruda temyiz aşamasının uzun sürmemesine karşın, birinci derece mahkemesinin, başvuranın fiziki olarak % 85 oranında iş göremez bırakan iş kazasına ilişkin davayı beş senede sonuçlandırdığını tespit etmektedir. AİHMye göre, bir başka davanın, ihtilaflı davanın sonucunu etkileme ihtimali bulunması tek başına sürenin bu kadar uzamasını haklı gösteremez (Bkz. mutatis mutandis, Vermeersch-Fransa kararı, no: 39273/98, 22 Mayıs 2001).
AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. Bu yöndeki yerleşik içtihadı ışığında ve özellikle sözkonusu yargılamanın başvuran açısından arz ettiği önemi dikkate alan AİHM yargı sürecinin aşırı olduğu ve «makul süre» gereğini karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
B. AİHSnin 6/1 maddesine ilişkin diğer şikayetler
Başvuran fiziki yönden iş göremez hale gelmesi karşısında iç hukuktaki mahkemelerin ödenmesine hükmettikleri tazminat miktarının yetersiz olduğunu ve yargılamanın adil olmadığını öne sürmektedir. Başvuran ayrıca bu miktarın yargılamanın uzun sürmesi ve olayların meydana geldiği dönemde Türkiyede enflasyon oranının yüksek seyretmesi nedeniyle gülünç olduğunu ileri sürmektedir.
Yargılamanın hakkaniyete uygun gerçekleşmediği şikayeti ile ilgili AİHM, başvuranın aslında tazminat davasının sonucuna karşı çıktığını hatırlatır. AİHM, AİHS ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere zarar vermedikçe iç hukuktaki mahkemeler tarafından olaylar ve/veya hukuk bakımından işlenen hatalara karşı yetkisinin bulunmadığını yineler (Bkz. Garcia Ruiz-İspanya kararı, no: 30544/96).
Mevcut başvuruda, iş mahkemesinin başvuranın uğradığı zararın tespiti ve kendisine verilecek maddi ve manevi zararın hesaplanması amacıyla bir yandan tarafların davadaki sorumluluğunun, öte yandan başvuranın fiziki yetersizlik derecesinin saptanması için birçok bilirkişi incelemesine başvurduğunu gözlemlemektedir. AİHM ayrıca, iç hukuktaki mahkemelerin saptamaları gereken tazminat miktarı hakkında görüş bildirmenin kendi görevi olmadığını ifade eder.
Kendisine sunulan delillerin tamamı ve öne sürülen iddialar karşısındaki yetkisi göz önüne alındığında AİHM başvurunun bu bölümüne ilişkin AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edilmediği kanısındadır.
Yapılan bu şikayet dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.
Başvuranın yargılamanın uzaması ve olayların meydana geldiği dönemde Türkiyede enflasyon oranının yüksek olması nedeniyle ödenen tazminat miktarının değer kaybettiği yönündeki iddialarında AİHM, davanın olaylarını hukuki açıdan incelemeye yetkili olduğunu hatırlatarak mülk kıymetine değin bir şikayeti Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi açısından inceleyebileceğini belirtmektedir. AİHM bu bağlamda yerleşik içtihadına göre bu hüküm uyarınca bir alacağın ancak yargı kararıyla kesinleştiğinde «mülk» olarak sayılabileceğini hatırlatır (Bkz. Stran ve Stratis Andreadis Yunan rafinerileri-Yunanistan kararı, 9 Aralık 1994).
Bununla birlikte AİHM, Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca başvuranın alacağının Yargıtayın kararı onadığı tarih olan 21 Eylül 2004te kesinleştiğini gözlemlemektedir. AİHM yargılama süresi ve bunun alacak üzerindeki etkisi hakkındaki şikayetin dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmaktadır (Bkz. Kahraman Yılmaz vd.-Türkiye kararı, no: 51423/99, 24 Nisan 2008).
Yukarıda yer alan gerekçeler ışığında AİHM başvuranın bu şikayetinin de AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarının uygulanmasına uygun olarak reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN
A. Tazminat
Başvuran uğradığı maddi ve manevi zarar için 100.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu meblağa karşı çıkmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşılık, sözkonusu yargılamanın makul süreyi aşan bir uzunlukta olmasının başvurana manevi tazminat ödenmesini haklı kılacak bir zarar verdiği kanaatindedir. AİHM hakkaniyete ve 41. maddeye uygun olarak başvurana 2.600 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.
B. Yargılama masraf ve giderleri
AİHM başvuranın herhangi bir yargılama masraf ve gider talebinin olmadığını not etmektedir. Üstelik başvuran avukatlık gideri ile ilgili herhangi bir fatura veya benzeri bir belge sunmamıştır. AİHM bu nedenle bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargılama sürecinin uzunluğunun aşırı uzun olduğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3 a) AİHSnin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana 2.600 (iki bin altı yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
Karar Vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 9 Aralık 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy