(AİHS. m. 6, 29, 34, 35, 41, 44) (MERAL - TÜRKİYE DAVASI) (AKYAZICI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 7906/05)
KARAR
STRAZBURG
1 Ekim 2013
Bu karar AİHS'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Şükran Boz / Türkiye davasında;
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Andras Sajö,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü) 10 Eylül 2013 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde, yine aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (7906/05 no.lu) davanın temelinde, Türk vatandaşı olan Şükran Bozun (« başvuran ») 28 Ocak 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (« Sözleşme ») 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi önünde yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran, AİHM önünde, İstanbulda görev yapan Avukat F. Benli tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (« Hükümet ») ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvurunun, 9 Aralık 2008 tarihinde, kısmen kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir ve Danıştay savcısının mütalaasının tebliğ edilmemesine ilişkin şikayet Hükümete iletilmiştir.
Ayrıca,
Sözleşmenin 29 / 1 hükmü uyarınca, Dairenin davanın kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin, birlikte karar verilmesi kararlaştırılmıştır.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1969 doğumludur ve Osmaniyede ikamet etmektedir.
5. Başvuran, Kamu Personeli Seçme Sınavında başarı gösterdikten sonra, 30 Haziran 1997 tarihinde, Osmaniye İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne atanmıştır.
6. Atama belgesi, 8 Ekim 1997 tarihinde, sınav komisyonunun oluşumunda usulsüzlük olduğunun anlaşılması üzerine idare tarafından iptal edilmiştir.
7. Başvuran, 7 Kasım 1997 tarihinde, Adana İdare Mahkemesi önünde ( İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır.
8. İdare, 9 Aralık 1997 tarihinde, cevabi görüşünü sunmuştur. Buna karşılık başvuran, 30 Aralık 1997 tarihinde, kendi görüşlerini sunmuştur. Başvuran, 3 Nisan ve 13 Mayıs 1998 tarihlerinde, ek görüşlerini de sunmuştur.
9. İdare Mahkemesi, hukuka aykırı durumun idareye atfedildiği durumlarda, lehe olan hukuka aykırı işlemin 60 gün geçtikten sonra idare tarafından geri alınamayacağını değerlendirerek, söz konusu işlemi 21 Mayıs 1998 tarihli kararıyla iptal etmiştir.
10. Başvuran, alınan bu kararın ardından, 17 Temmuz 1998 tarihinde, görevine tekrar başlamıştır.
11. İdare, İdare Mahkemesi tarafından verilen karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur ve bu kararın icrasının ertelenmesini talep etmiştir.
12. Danıştay, 5 Kasım 1998 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararının icrasının ertelenmesine karar vermiştir.
13. Başvuran, 2 Aralık 1998 tarihinde, idarenin temyiz dilekçesine cevap vermiştir.
14. Başvuran, 5 Kasım 1998 tarihli erteleme kararının uygulanması, sonucu 14 Aralık 1998 tarihinde, görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır.
15. Danıştay, 17 Şubat 2000 tarihli bir kararla, savcının görüşlerini aldıktan sonra, temyiz edilen kararı bozmuştur ve dosyayı İdare Mahkemesine göndermiştir. Danıştay, bu kararın gerekçesinde, sınav komisyonunun oluşumundan başka, başvuran tarafından verilen sınav kağıdında da usulsüzlük tespit edildiğini belirtmiştir, usulsüzlükle şaibe karışan bir sınavın ardından yapılan atamanın, eşit haklar ilkesini ihlal ettiğini ve Devlet ile kurumların güven verme gerekliğine zarar verecek nitelikte olduğunu değerlendirmiştir.
16. Temyiz mahkemesi, 22 Kasım 2000 tarihinde, Danıştay tarafından verilen karar doğrultusunda başvuranın talebini reddetmiştir.
17. Başvuran, 31 Ocak 2001 tarihinde, Yargıtaya başvurmuştur. İdare, 30 Mayıs 2001 tarihinde, görüşünü sunmuştur. Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte, yazılı olarak ek görüşlerini sunmuştur.
18. Danıştay, başvuranın itirazını reddederek 19 Şubat 2003 tarihli bir kararla bu kararı onamıştır.
19. Başvuran, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Başvuran, dilekçesinde, hukuka aykırı durumun idareye atfedildiği durumlarda, lehe olan hukuka aykırı işlemin idarenin geri alamayacağını bir kez daha iddia etmiştir.
20. Bu iki talep, 15 Haziran 2004 tarihli kararla reddedilmiş ve başvurana 9 Ağustos 2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENIN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
21. Başvuran, Danıştay savcısı mütalaasının iletilmemesi sonucu silahların eşitliği ile çekişmeli yargı ilkelerinden yararlanamadığını iddia etmiştir. Başvuran, ilgili kısımların aşağıda bulunduğu gibi, Sözleşmenin 6/1 hükmünü ileri sürmektedir.
Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan (...) bir mahkeme tarafından davasının (...) hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.',
22. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
23. AİHM, başvurunun, Sözleşmenin 35/3 a) hükmü bağlamında, açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. AİHM, diğer taraftan, başvurunun herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle örtüşmediğini dikkate almaktadır. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermek uygun olacaktır.
B. Esas hakkında
24. AİHM, başvuran tarafın sunduğu gibi, benzer bir şikayeti incelediğini ve Başsavcı görüşünün iletilmemesi nedeniyle Sözleşmenin 6/1 hükmünün ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (Bk, Meral / Türkiye, no.33446/02, §§ 27-39, 27 Kasım 2007). AİHM, somut olayda, bu içtihattan uzaklaşmakta herhangi bir neden görmemektedir.
25. Sonuç olarak, somut olayda, Sözleşmenin 6 / 1 hükmü ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
26. Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca,
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Tazminat
27. Başvuran, maddi zarar olarak 69 252 Euro (EUR) ve maruz kalmış olduğu manevi zarar olarak ise 3000 EUR talep etmektedir.
28. Hükümet, bu taleplerin aşırı olduğu kanaatindedir.
29. AİHM, başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi ve ileri sürdüğü maddi zarar arasında herhangi bir nedensellik bağı görmemektedir. AİHM, manevi zararla ilgili olarak, ihlal tespitinin, somut olayda, başvuran tarafından maruz kalınan her türlü manevi zarar için yeterince adil tazmin sunduğuna karar vermiştir (Bk, diğer birçok karar arasında, Akyazıcı / Türkiye, no.43452/02, § 30, 15 Aralık 2009).
B. Masraf ve harcamalar
30. Başvuran, ayrıca yerel mahkemeler önünde yapılan masraf ve harcamalar için 2 459 EUR ve AİHM önünde yapılanlar içinse 7 674 EUR talep etmektedir. Başvuran talebine dayanarak, İstanbul Barosu tarafından düzenlen avukatlık ücreti çizelgesi ve 1000 Türk Lirası (yaklaşık 450 EUR) meblağında tercüme masraflarına ait bir fatura sunmuştur.
31. Hükümet, bu miktarlara itiraz etmektedir.
32. AİHM içtihadına göre, başvurana, meblağ oranının makul niteliği, gerekliliği ve gerçekliğinin bulunması halinde, masraf ve harcamalarının geri ödenecektir. AİHM, üstelik başvuranın yerel mahkemeler önünde yaptığı masraflarla ilgili olarak, hiçbir bir belge sunmadığını dikkate almaktadır. AİHM, dolayısıyla bu talebi reddetmektedir. AİHM, bu karşın, masraf ve harcamalar için 450 EUR ödenmesinin makul olduğu kanaatindedir.
C. Gecikme faizi
33. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuranın kabul edilebilir olduğuna;
2. Danıştay savcısının görüşü başvurana bildirilmemesi nedeniyle, Sözleşmenin 6/1 hükmünün ihlal edildiğine;
3. İhlal tespitinin, başvuran tarafın maruz kalmış olabileceği her türlü manevi zarar için kendi başına adil tazminin yeterli olduğuna;
4. a) Davalı devletin başvurana kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere ve ödenmesi gereken türlü vergi tutarı hariç olmak üzere masraf ve harcamalar için 450 EUR (dört yüz elli avro) ödenmesine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Başvurunun geri kalanı için adil tazmin talebinin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Sözleşmenin 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca 1 Ekim 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy