(AİHS. m. 34, 37, 41) (DİLİPAK VE KARAKAYA - TÜRKİYE DAVASI)
İKİNCİ BÖLÜM
(Başvuru no. 7942/05 ve 24838/05)
KARAR
(Adil tazmin - Kayıttan düşürme)
STRAZBURG
9 Ocak 2018
İşbu karar, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde öngörülen koşullar dâhilinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Dilipak ve Karakaya / Türkiye davasında,
Başkan
Robert Spano,
Yargıçlar
Julia Laffranque,
Ledi Bianku,
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Stéphanie Mourou-
Vikström,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla Daire hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 5 Aralık 2017 tarihinde gerçekleştirilen kapalı müzakereler sonrasında, aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Abdurrahman Dilipak ve Hasan Karakaya (“başvuranlar”) adlı iki Türk vatandaşı tarafından, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine uygun olarak, sırasıyla 28 Ocak 2005 ve 16 Haziran 2005 tarihlerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine Mahkemeye yapılmış olan iki başvuru (no. 7942/05 ve 24838/05) bulunmaktadır.
2. Abdurrahman Dilipak, İstanbul Barosuna bağlı Avukat S. Döğücü tarafından temsil edilmiştir. Hasan Karakaya, yine İstanbul Barosuna bağlı Avukat A. Pacci tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Mahkeme, 4 Mart 2014 tarihinde verdiği kararda (“esas karar”), başvuruların birleştirilmesine ve Sözleşme’nin 6 ve 10. maddelerinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz. Dilipak ve Karakaya/Türkiye, no. 7942/05 ve 24838/05, §§ 108 ve 143, 4 Mart 2014).
4. Sözleşme’nin 41. maddesi kapsamında, birinci başvuran Hasan Karakaya herhangi bir tazminat talebinde bulunmadığından, Mahkeme, kendisine bu gerekçeyle herhangi bir meblağ ödenmesine hükmetmeye gerek duymamıştır.
5. İkinci başvuran Abdurrahman Dilipak yönünden ise, Sözleşme’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun karara bağlanması için henüz uygun olmadığından, Mahkeme, bu hususun saklı tutulmasını uygun görmüş ve Hükümet ile başvuranı söz konusu hususa ilişkin yazılı görüşlerini sunmaya ve özellikle de bir anlaşmaya varırlarsa bunu Mahkemeye bildirmeye davet etmiştir.
6. Abdurrahman Dilipak ve Hükümet, ayrı ayrı görüşlerini sunmuşlardır.
7. Her iki tarafın usulüne uygun şekilde imzaladığı ortak bir deklarasyon, 1 Aralık 2016 tarihinde Mahkemeye ulaşmıştır. Buna göre, başvuran, Hükümetin kendisine manevi tazminat olarak 15.000 avro (on beş bin avro), maddi tazminat olarak 6.875 Türk lirası (altı bin sekiz yüz yetmiş beş Türk lirası) ve masraf ve giderleri için 12.720 Türk lirası (on iki bin yedi yüz yirmi Türk lirası) ödemeyi taahhüt etmesi karşılığında, Mahkeme önündeki başvurusunun kayıttan düşürülmesini kabul etmiştir. Taraflar, işbu ortak deklarasyon uyarınca, anılan ödeme ile davanın nihai çözüme kavuşturulacağını kabul etmiş olup; başvuran Abdurrahman Dilipak bu davada adil tazmin talebiyle Mahkemeye başvurma hakkından feragat etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, Mahkeme, Sözleşme’nin 37 § 1 (b) maddesinin anlamı dâhilinde meselenin çözüme kavuşturulduğu; Sözleşme ve Protokolleri kapsamında tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin, Sözleşme’nin 37 § 1 maddesinin son cümlesi kapsamında başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektirmediği kanaatindedir.
9. Buna göre, başvurunun geriye kalan kısmının kayıttan düşürülmesi gerekmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
Başvurunun geriye kalan kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 9 Ocak 2018 tarihinde, yazılı hali bildirilmiştir. (¤¤)