(AİHS m. 5)
(Başvuru no. 7940/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
26 Haziran 2007
İşbu karar AIHS 'nin 44 § 2. Maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Davanın nedeni, Önder Çarkçı ("başvuran") adlı Türk vatandaşının, İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("AİHS") 34. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") 04.02.2005 tarihinde yapmış olduğu 7940/05 no'lu başvurudur.
Başvuranlar İstanbul Barosuna bağlı avukat M. Arslan tarafından temsil edilmektedir.
AİHM, 08.04.2005 tarihinde başvuruyu Hükümet'e bildirmeye ve AİHS'nin 29 § 3. Maddesi'ni uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar vermiştir.
OLAYLAR
DAVANIN AYRINTILARI
1973 doğumlu başvuran, halen Kandıra Cezaevi'nde tutuklu bulunmaktadır.
Başvuran 17.07.1996 tarihinde soygunculuk yaptığı şüphesiyle gözaltına alınmıştır.
25.07.1996 tarihinde Büyükçekmece Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanmasına karar verilmiştir.
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı 09.08.1996 tarihinde, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'ne bir iddianame sunmuş, başvuranı Türk Ceza Kanunu'nun 448, 450 ve 497. Maddeleri ile 6136 Sayılı Yasanın 13 § 1. Maddesi uyarınca soygunculuk ve cinayetle suçlamıştır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 21.02.1997 tarihinde başka bir iddianame hazırlamış, başvuranı, Türk Ceza Kanunu'nun 146 § 1. Maddesi ile anayasal düzeni bozmaya teşebbüs etmekle suçlamıştır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 23.10.1997 tarihinde, başvuran hakkında açılan iki davayı birleştirme kararı almıştır.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 27.01.2000 tarihinde, davanın esaslarına ilişkin görüşlerini sunmuş, iddianamedeki, başvuranın Türk Ceza Kanunu'nun 146 § 1. Maddesi ile yargılanmasına ilişkin görüşünü yinelemiştir.
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 14.03.2003 tarihinde, iki davayı birleştirmeye karar vermiştir.
Başvuran, hem Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'nde hem de İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde pek çok kez tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı talep etmiştir. Mahkemeler her seferinde başvuranın bu talebini, delil durumu, suçun niteliği ve kaçma tehlikesi gibi etmenleri göz önünde bulundurarak reddetmiştir.
30.06.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 16.06.2004 tarihli ve 5190 Sayılı Yasa gereğince, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır. Başvuran hakkındaki dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakledilmiştir.
AİHM'nin dava dosyasındaki bilgilere göre, dava halen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir.
HUKUKA İLİŞKİN
I. AİHS'NİN 5 § 3. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, tutukluluk süresinin AİHS'nin 5 § 3. Maddesi'nin koştuğu "makul süre"yi aştığından şikayetçi olmuştur. Bu Maddenin ilgili kısmına göre:
"Bu maddenin l.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulan ... kişinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir."
Hükümet, bu argümana itiraz etmiştir.
A. Kabuledilebilirliğine ilişkin
AİHM, başvurunun AİHS'nin 35 § 3. Maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca başvurunun başka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak değerlendirilemeyeceğine işaret eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek durumundadır.
B. Esaslara ilişkin
AİHM, bu davada, başvuranın tutukluluk halinin 17.07.1996 tarihinde başladığını, dava dosyasındaki bilgiye göre davanın görülmesine halen devam edildiğini gözlemler. Dolayısıyla dava yaklaşık 10 yıl 11 ay sürmüştür.
AİHM, bu başvurudakine benzer konuları ele alan davalarda sıklıkla AİHS'nin 5 § 3. Maddesi'nin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz., örneğin, Dereci - Türkiye, 77845/01 ve Tacir oğlu - Türkiye, 25324/02).
Kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ışığında, AIHM, bu davada, Hükümet'in, farklı bir karara varmasını sağlayacak bir ayrıntı ya da ikna edici bir sav sunmadığı kanısındadır. Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, AİHM, bu davada başvuranın tutuklu kalma süresinin haddinden fazla olduğu ve bu durumun AİHS'nin 5 § 3. Maddesi'ne aykırı olduğu sonucuna varmıştır.
Dolayısıyla bu madde ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI AİHS'nin 41. Maddesi'ne göre:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edilebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder."
Başvuran, adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Buna göre, AİHM, başvurana tazminat ödenmesi için talepte bulunulmadığı sonucuna varmıştır.
BU NEDENLERDEN ÖTÜRÜ AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna ve;
2. AİHS'nin 5 § 3. Maddesi'nin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. Maddesi'nin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 26.06.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy