(AİHS m. 6, 34, 35, 44) (765 S. K. m. 456) (1412 S. K. m. 386, 390) (İLHAN ŞENTUNA - TÜRKİYE DAVASI) (PİROĞLU VE KARAKAYA - TÜRKİYE DAVASI) (TANER - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 8296/05)
KARAR
STRAZBURG
20 Ekim 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 8296/05 nolu davaların nedeni T.C. vatandaşları Tayyar Yeşilyurt ve Ramazan Tutarın (başvuranlar), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 11 Ocak 2005 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurulardır.
Başvuranlar, AİHM önünde İzmir Barosu avukatlarından A. Terece tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
Başvuranlar, sırasıyla 1984 ve 1985 doğumludur ve İzmirde yaşamaktadır.
30 Mart 2004te başvuranlar, S.C. ile münakaşa etmişlerdir. Münakaşanın kavgaya dönüşmesi sonucu M.C., kendilerini durdurmak için araya girmiş ve ikinci başvuran tarafından bıçaklanmıştır. Polis 31 Mart 2004te başvuranların da dahil olduğu tarafların ifadelerini almıştır.
8 Nisan 2004te İzmir Cumhuriyet Savcısı, fiziksel yaralanmaya neden olan bıçaklı saldırı hususunda İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi önünde başvuranlar aleyhinde bir iddianame yayınlamıştır. Başvuranların, Ceza Kanununun 456/4 maddesi uyarınca cezalandırılmasını istemiştir. İddianame, başvuranlara tebliğ edilmemiştir.
28 Nisan 2004te İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi, duruşma düzenlemeksizin, ceza kararnamesi yayımlamış ve başvuranları suçlu bulmuştur. Mahkeme başvuranları sırasıyla 445,616.000 Türk Lirası (TRL) (268 Euro) ve 594,154.000 TRL (357 Euro) para cezasına çarptırmıştır. Bu kararı verirken Ceza Kanununun nispeten hafif suçlar hususundaki 386. Maddesinde ortaya konan basitleştirilmiş usule dayanmıştır.
15 Temmuz 2004te İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi, duruşma düzenlemeksizin başvuranların itirazını reddetmiştir.
6 Aralık 2004te birinci başvuran, faiziyle birlikte 618.000.000 Türk Lirası (330 Euro) ödemiştir. İkinci başvuran para cezasını ödememiştir.
HUKUK
Başvuranlar, AİHSnin 6/1 maddesine dayanarak davalarında açık yargılama yapılmamış olması nedeniyle kendilerini şahsen ya da avukat vasıtasıyla savunmadıklarından şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısının iddianamesinin kendilerini tebliğ edilmediğini kaydetmişlerdir. Bu hususta, savunmalarını hazırlamak için kendilerine yeterli sürenin, imkanların ve AİHSnin 6. maddesinin 3. paragrafının (a), (b) ve (d) bendlerinin ihlaline neden olacak şekilde, karşı iddiaları ve tanık sorgulamalarını kapsayan delilleri sunma olanağının tanınmadığından şikayetçi olmuşlardır.
Şentuna/Türkiye (karar, no. 71988/01, 25 Ocak 2007) kararına atıfta bulunan Hükümet, ikinci başvuran Ramazan Tutarın ceza kararnamesinde öngörülen para cezasını henüz ödememiş olması nedeniyle AİHSnin 6. maddesinin ihlalinden mağdur olmadığını ileri sürmüştür. AİHM, Şentuna davasında başvuranın, ceza kararnamesi ile suçlu bulunmasını müteakiben yeniden yargılandığını, yargılama sonunda aleyhindeki suçlardan beraat ettiğini ve mahkumiyetinin adli kayıtlardan silindiğini gözlemler. Sonuç olarak, mevcut davada Hükümetin ikinci başvuran hususundaki itirazı onanamaz.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığıını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, esasa ilişkin olarak, öncelikle mevcut davada meselelerin örtüşen niteliği ve 6/3. maddenin alt paragraflarının, ilk paragrafta yer alan genel hakkaniyet güvencesinin özel unsurları olarak kabul edilme olanağı nedeniyle başvuranların, 6/1. madde bağlamındaki şikayetlerini karara bağlamanın daha uygun olduğu kanaatindedir.
AİHM ayrıca Anayasa Mahkemesinin, 30 Haziran 2004te verdiği bir kararda kişileri, açık yargılamadan mahrum bırakmanın adil yargılanma hakkının ihlaline neden olduğu sonucuna vararak oybirliğiyle CMKnın 390/3 maddesinin anayasaya aykırı ve bağlayıcılıktan yoksun olduğunu bildirmiştir. Ayrıca, 1 Haziran 2005te yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu ve CMK ile birlikte ceza kararnamesi yayımlama uygulaması sona ermiştir.
Ancak mevcut davada olayların gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuk gereğince başvuranın yargılanması sürecinde açık duruşma düzenlenmemiştir. Gerek ceza kararnamesi yayımlayan ve başvuranları para cezasına çarptıran İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi gerekse başvuranların itirazlarını inceleyen İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi kararlarını, dava dosyasındaki belgelere dayanarak vermişlerdir. Başvuranlara, davalarını karara bağlayan mahkemeler önünde kendilerini şahsen ya da avukat vasıtasıyla savunma fırsatı verilmemiştir.
AİHM, benzer davalarda aynı sorunu incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiş olduğunu yineler (Piroğlu ve Karakaya/Türkiye, no. 36370/02 ve 37581/02, 18 Mart 2008; Dağlı/Türkiye, no. 28888/02, 27 Kasım 2007; Karahanoğlu/Türkiye, no. 74341/01, 3 Ekim 2006; Mevlüt Kaya/Türkiye, no. 1383/02, 12 Nisan 2007; Taner/Türkiye, no. 38414/02, 15 Şubat 2007).
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AİHM, ikinci başvuranın para cezasını ödeyip ödememesinden bağımsız olarak, adli makamların izledikleri prosedürün her iki başvuranı da savunma haklarını yeterli derecede kullanmaktan alıkoyduğu ve bu nedenle cezai yargılamanın hakkaniyetten yoksun olmasına yol açtığı sonucuna varmıştır.
Sonuç olarak, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Adil tazmin hususunda başvuranlar, maddi tazminat olarak sırasıyla 275 Euro ve 450 Euro talep etmişlerdir. Ayrıca, manevi tazminat olarak her biri 1,500 Euro talep etmiştir. Son olarak, başvuranların her biri avukat ücreti için 1,500 Euro talep etmiştir. Bu bağlamda, yasal temsilcilerinden aldıkları her biri 2,700 TRL (1,250 Euro) tutarındaki iki faturayı sunmuşlardır.
AİHM, maddi tazminat hususunda, birinci başvuranın 6 Aralık 2004te faizlerle birlikte 618,000,000 TRL (330 Euro) ödediğini gözlemler. AİHM bu bağlamda AİHSnin 6/1 maddesinin ihlali ve birinci başvuranın para cezası ödeme yükümlülüğü arasında illiyet bağının mevcut olduğunu kaydeder (bkz., Mevlüt Kaya, 28. paragraf). Birinci başvuranın bu nedenle maddi zarara uğradığını göz önüne alan AİHM, kendisine maddi tazminat olarak 330 Euro ödenmesine karar vermiştir.
Ayrıca, AİHM ihlal tespitinin başvuranların uğradığı manevi zarar için başlıbaşına yeterli adil tazmini teşkil ettiği kanaatindedir.
Ayrıca, AİHM hakkaniyet temelinde yargılama masraf ve giderleri için başvuranların her birine 1,000 Euro ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Son olarak AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. İhlal tespitinin, başvuranların uğradığı manevi zarar için başlıbaşına yeterli adil tazmin teşkil ettiğine;
4. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Sorumlu Devlet tarafından başvuranlara aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;
(i) Maddi tazminat olarak birinci başvurana 330 Euro (üç yüz otuz Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;
(ii) Başvuranların her birine yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy