(AİHS. m. 6, 7, 8, 10, 34, 35, 41, 44) (KARAKULLUKÇU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 8537/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
15 Haziran 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 8537/05 nolu davanın nedeni, Cemil Aydın (başvuran) adlı Alman vatandaşının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 21 Şubat 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
1952 doğumlu başvuran Nürnbergde ikamet etmektedir.
Sözkonusu tarihte T.C. Nürnberg Başkonsolosluğunda çalışan başvuran 2 Ekim 1998 tarihinde, işvereni Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle işten çıkarılmıştır.
Başvuran 18 Aralık 1998 tarihinde Dışişleri Bakanlığı hakkında haksız işten çıkarıldığı iddiasıyla Ankara İdare Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.
Mahkeme 16 Kasım 1999 tarihinde davayı reddetmiştir.
Danıştay 26 Mart 2002 tarihinde 16 Kasım 1999 tarihinde kararı onamıştır.
Danıştay 18 Mayıs 2004 tarihinde başvuranın düzeltme talebini reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran davanın süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde belirtilen makul süre koşuluyla örtüşmediğinden şikayetçi olmuştur. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
Göz önünde bulundurulacak zaman başvuranın Ankara İdare Mahkemesinde dava açtığı 18 Aralık 1998 tarihinde başlamış, Danıştayın 18 Mayıs 2004 tarihinde başvuranın düzeltme talebini reddetmesiyle sona ermiştir. Dolayısıyla dava iki yargı aşamasında beş yıl beş ay sürmüştür.
AİHSnin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM bu davadakine benzer meselelerin ele alındığı davaları incelemiş, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (örn. bkz. Narin - Türkiye, 18907/02 ve Karakullukçu - Türkiye, 49275/99). Davanın bütün olarak süresi gözönünde bulundurulduğunda, AİHM, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşılması için gerekçe görememektedir. Buna göre AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER MADDELERİ
Başvuran AİHSnin 6. maddesi çerçevesinde, ulusal yargı makamlarının davanın olaylarını etraflıca değerlendirmedikleri ve yalnızca idari makamların argümanlarını göz önünde bulundurdukları için adil yargılanmadığından şikayetçi olmuştur. Başvuran ayrıca davasının kendi ifadesine göre hakkaniyete uygun olmayan bir biçimde reddedilmesinin AİHSnin 7. maddesi çerçevesinde daha ağır ceza teşkil ettiğini iddia etmiştir. Son olarak, AİHSnin 8. ve 10. maddeleri kapsamında, özel hayat ve aile hayatına saygı ve ifade özgürlüğünün, açtığı davanın hakkaniyete uygun olmayan bir biçimde reddedilmesi nedeniyle ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Öte yandan AİHM, dava dosyasında bu hükümlerin ihlal edildiği biçiminde yorumlanabilecek hiçbir unsur görmemektedir. Bu şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran maddi ve manevi tazminat olarak 1.000.000 Euro talep etmiştir.
Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
AİHM, tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı görmemektedir, bu nedenle bu talebi reddeder. Öte yandan, hakkaniyete uygun surette, başvurana 2.400 Euro manevi tazminat ödenmesine karar verir.
B. Yargılama gideri
Başvuran ayrıca ulusal mahkemelerde meydana gelen mahkeme masrafları için 10.500 Euro ödenmesini talep etmişlerdir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHMnin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, başvuranın taleplerini destekleyici hiçbir belge sunmadığı kanısındadır. Buna göre AİHM bu başlık altında tazminat ödenmemesine hükmeder.
C. Gecikme Faizi
AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermiştir.
AİHM YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE
1. Davanın süresine ilişkin şikayetin kabuledilebilir, başvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı Devletin, başvurana, AİHSnin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevirerek, uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber, 2400 Euro (iki bin dört yüz Euro) manevi tazminat ödemesine:
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 15 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy