(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44, 1 Nolu Protokol) (2709 S. K. m. 46) (HORNSBY - YUNANİSTAN DAVASI) (AKA - TÜRKİYE DAVASI) (M. KAPLAN - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET ALİ KAPLAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 9923/05, 13021/05, 13186/05, 13809/05, 13810/05, 14622/05, 14650/05, 14662/05, 14698/05, 14704/05, 14707/05, 14837/05 ve 26912/05)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
5 Mayıs 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (9923/05, 13021/05, 13186/05, 13809/05, 13810/05, 14622/05, 14650/05, 14662/05, 14698/05, 14704/05, 14707/05, 14837/05 ve 26912/05) nolu on üç başvurunun nedeni (T.C. vatandaşları) Bekir Yavuz, Ahmet Uysal, Osman Toksöz, Recep Toksöz, Cevdet Toksöz, Şükrü Toksöz, Mustafa Toksöz, Hanifi Toksöz, Sadin Toksöz, Hazime Uysal, Abdulvehap Toksöz, Mustafa Çimen, İslim Kendirci ve Elif Toksözün (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurulardır. Başvuranların doğum tarihleri ve başvuru tarihleri ek 2 de gösterilmektedir.
Başvuranlar, Şanlıurfa Barosu avukatlarından M. Birlik tarafından temsil edilmektedirler.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar Şanlıurfada ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Şanlıurfa Birecikte muhtelif yerlerde bulunan taşınmazların sahibidirler.
1999 yılında, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı (idare), hidroelektrik barajı inşası için başvuranların taşınmazlarını kamulaştırmıştır.
İdareye bağlı bir bilirkişi komisyonu taşınmazların değerini tespit etmiş ve kamulaştırma bedelleri başvuranlara ödenmiştir.
Sözkonusu miktarlardan memnun olmayan başvuranlar, Birecik Asliye Hukuk Mahkemesinde (mahkeme) bedel artırım davası açmışlardır.
Mahkeme başvuranların taleplerini haklı bulmuş ve Yargıtay, sözkonusu kararları onamıştır.
İdarenin tazminatları ödememesi üzerine, başvuranlar, alacakların tahsil edebilmek amacıyla icra dairesine başvuruda bulunmuşlardır. Farklı tarihlerde icra dairesi idareye ödeme emirleri göndermiştir. Sözkonusu ödeme emirlerinde, başvuranların, borçlarına, Anayasanın 46. maddesi ile öngörülen en yüksek gecikme faizi oranının uygulanması talebinde bulundukları belirtilmiştir.
İhtilaflı tazminat miktarlarının hesaplanma yöntemine ve uygulanan gecikme faizi miktarına itiraz eden idare icra hakimliğinde dava açmış ve ödeme emirlerinin iptalini talep etmiştir.
Yargıtayın, ödeme emrinin iptali talebini reddeden icra hakimliğinin kararlarını onamasının ardından idare, 2002 ve 2003 yıllarında tazminatların bir kısmını ödemiştir.
2005 yılında, önceden yapılan ödemeleri ve başvuranların avukatının talebini göz önüne alarak icra dairesi sözkonusu tazminat miktarlarını yeniden hesaplamış ve kalan borç miktarları hususunda idareye ödeme emri göndermiştir.
Farklı tarihlerde, idare kalan borçları ödemiştir.
İç hukuktaki yargılamaların seyrine ve ödeme tarihine ilişkin detaylar ek 1de yer almaktadır. Miktarlar, Türk Lirası (TL), Yeni Türk Lirası (YTL) ve Euro olarak verilmektedir.
HUKUK
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Olaylara ve esasa ilişkin ortaya koydukları sorun bakımından davaların benzerliğini dikkate alan AİHM, davaların birleştirilmesi gerektiğine kanaat getirmekte ve ortaklaşa olarak tek bir kararda incelenmesine karar vermektedir.
II. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
1. 13021/05, 13186/05, 13809/05, 13810/05, 14622/05, 14650/05, 14662/05, 14698/05, 14704/05, 14707/05, 14837/05 ve 26912/05 numaralı başvurular
Başvuranlar mülkiyete saygı haklarının ihlalinden şikayetçidir ve Türkiyedeki yüksek enflasyon oranı karşısında gecikme faizlerinin yetersiz kalması nedeniyle ulusal merciler tarafından başvuranlara ödenmesine hükmedilen tazminat miktarlarının değer kaybettiğini ileri sürmektedirler. Bu bağlamda başvuranlar, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlalinden şikayetçidir.
Hükümet, başvuranların Anayasanın 46 in fine maddesi uyarınca alacaklarına yüksek tazminat oranı uygulanmasını talep etmediklerinden iç hukuk yolları tüketilmediğini, sözkonusu şikayetin kabuledilemez ilan edilmesini talep etmektedir.
AİHM, aşağıda belirtilen gerekçelerden dolayı sözkonusu şikayetin kabuledilemez olması nedeniyle işbu başvurular ile ilgili olarak Hükümetin yapmış olduğu itirazın incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
AİHM, yerleşik içtihadına göre, maruz kalınan maddi zararı hesaplamak için başvuranlara gerçekten yapılmış ödeme tutarı ile gecikme dönemindeki paranın değer kaybı dikkate alınarak belirlenseydi başvuranların ellerine geçecek miktar arasındaki farkın göz önüne alınması gerekmektedir (Akkuş-Türkiye, 9 Temmuz 1997).
Sözkonusu hesaplama yöntemi göz önüne alındığında, AİHM, ek kamulaştırma bedellerine ilişkin hiçbir kayıp tespit edememekte ve başvuranların eline geçen miktarlar, maddi zarar miktarın tamamına hatta daha fazlasına tekabül etmektedir. Ulusal hukuk kararları ile ek kamulaştırma bedellerinin ödenmesi arasında geçen süre 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi uyarınca enflasyonun etkisi ile tazminatların değerini düşürecek bir süre zarfı olarak değerlendirilemez.
Sözkonusu başvurular ile ilgili bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
2. 9923/05 numaralı başvuru
Sözkonusu başvuru ile ilgili olarak, AİHM, Anayasanın 46 in fine maddesi ile atıfta bulunulan gecikme faizi oranlarının ihtilaflı tazminata uygulanan gecikme faizi oranından yüksek olduğunu belirtmektedir. Buna karşın AİHM, Yargıtay yerleşik içtihadına göre sözkonusu miktarların başvuranın alacağına, ancak ek kamulaştırma bedeli ödenmesi kararının kesinleşmesinden itibaren uygulanabileceğini gözlemlemektedir. Ancak Hükümetin ifadelerinin aksine, dosya unsurlarının incelenmesinden, icra dairesi önünde cebri icra işlemi başladığı sırada başvuranın böyle bir talepte bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ek kamulaştırma bedelinin Anayasanın 46 in fine maddesi ile öngörülen oranlar göz önüne alınarak hesaplanmış olmasına rağmen AİHM, alacağının ödendiği sırada başvuranın Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemi uyarınca maddi kaybı bulunduğunu gözlemler.
Sonuç olarak, işbu başvuruya ilişkin olarak Hükümetin yapmış olduğu itiraz kabuledilemez.
AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (bkz, sözü edilen Akkuş ve Aka-Türkiye, 23 Eylül 1998) ve sahip olduğu unsurların tamamını dikkate alarak sözkonusu başvurunun esastan inceleme konusu yapılması gerektiği kanaatindedir. AİHM, kabuledilemezliğe dair hiçbir gerekçe tespit edememektedir.
B. Esas
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz, Akkuş ve Aka).
Mevcut davada, AİHM, Hükümetin görüşlerinde farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığını kaydetmektedir. AİHM ayrıca, ulusal mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen ve başvuranı mülkün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha uğratan ek kamulaştırma bedelinin ödenmesindeki gecikmenin kamulaştırmayı gerçekleştiren idareye isnat edilebileceğini tespit etmektedir. AİHM, başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan, alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı kanaatindedir.
Sonuç olarak, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, kendileri lehine verilen kararların idare tarafından uzun bir süre yerine getirilmemesinden şikayetçilerdir. Başvuranlar bu bağlamda AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğini savunmaktadır. Hükümet, idare tarafından yapılan ilk ödemenin ardından başvuranların birkaç yıl harekete geçmediğini ve tazminatlarının kalan kısımlarını tahsil etmek amacıyla hiçbir girişimde bulunmadıklarını belirtmektedir.
Başvuranlar, Hükümetin argümanlarına karşı çıkmaktadırlar.
AİHM, idarenin aleyhinde verilen bir kararı yerine getirmekle yükümlü olduğunu (Hornsby-Yunanistan, 19 Mart 1997) ve hiçbir başvuru yolunun açık olmadığı süregiden bir durum sözkonusu olduğunda altı ay süresinin bu durumun sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başladığını hatırlatmaktadır. Sözkonusu durum devam ettiği sürece altı ay kuralı uygulanmamaktadır (Hornsby ve Marikanos-Yunanistan, başvuru no: 49282/99, 29 Mart 2001).
Mevcut davada AİHM, bu başvuruların yapıldığı sırada (bkz. ek 1 ve ek 2), ek kamulaştırma bedellerinin tamamının başvuranlara ödenmediğini ve başvuranların idare hakkında şikayetçi olmak için hiçbir başvuru yoluna sahip olmadıklarını belirtmektedir. Sözkonusu tarihte devam eden bir ademi ifa durumu sözkonusudur. Bu itibarla, başvurunun gecikmeli olarak yapıldığı hususunda Hükümetin yapmış olduğu itirazın reddedilmesi gerekmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunlar ortaya koyan pek çok dava incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz, diğerleri arasından Bourdov-Rusya, başvuru no: 59498/00, M. Kaplan-Türkiye, başvuru no: 29016/04, 9 Aralık 2008 ve Mehmet Ali Kaplan ve diğerleri-Türkiye, başvuru numaraları: 3224/05, 4884/05, 9504/05, 9545/05, 9568/05, 9600/05, 9658/05, 9695/05, 9720/05 ve 13516/05, 16 Aralık 2008).
Mevcut davada, AİHM, 2002 ve 2003 yıllarında ihtilaflı tazminatların kısmen ödenmesinin ardından, idarenin kalan miktarları ancak 2007 ve 2008 yıllarında başvuranların bir kısmına ödediğini belirtmektedir. Ayrıca AİHM, başvuranların bir kısmının ise bu kararın kabul edildiği tarihte halen alacaklarının geriye kalan kısmını alamadıklarını tespit etmektedir.
Yukarıda sözü edilenler göz önüne alındığında, AİHM, mevcut davada nihai hukuk kararlarını yerine getirmek amacıyla makul sürede gerekli tedbirleri almayan ulusal makamların AİHSnin 6/1 maddesinin hükümlerini etkinlikten kısmen yoksun bıraktığı kanaatindedir.
Sözkonusu unsurlar, mevcut davada AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmak için AİHM açısından yeterlidir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. 9923/05, 13186/05, 14622/05, 14662/05 ve 14704/05 numaralı başvurular
Tazminat, yargılama masraf ve giderleri
Başvuranlar, toplamda 75.800 Euro maddi tazminat talebinde bulunmaktadırlar. Başvuranlar ayrıca 27.000 Euroya tekabül eden manevi zararlarının da giderilmesi gerektiğini belirtmektedirler.
Hükümet, sözkonusu miktarlara karşı çıkmaktadır.
9923/05 numaralı başvuru ile ilgili olarak, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi kapsamında yapmış olduğu tespiti göz önüne alan AİHM, başvuran Bekir Yavuza 4.000 Euro maddi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
Diğer başvurular ile ilgili olarak AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir.
Manevi tazminata ilişkin olarak, iç hukuktaki yargılamaların bazıları ve ek 1de gösterilen parseller ile ilgili olarak AİHM, başvuranların, kalan alacaklarının ödeme tarihlerindeki belirsizlikten dolayı belli bir manevi zarara maruz kaldıklarını kabul etmektedir. 2002 ve 2003 yıllarında alacaklarının büyük bir kısmını (% 90, bkz ek 1) almış olan başvuranları dikkate alarak ve hakkaniyete uygun incelemede bulunarak, AİHM, aşağıdaki miktarların ödenmesine karar vermiştir:
- Bekir Yavuza 2.000 Euro (başvuru no: 9923/05);
- Ahmet Uysala 4.500 Euro (başvuru no: 13186/05 ve 14622/05, parsel no: 331);
- Osman Toksöz ve Recep Toksöze ortaklaşa olarak 4.000 Euro (başvuru no: 14662/05, parsel no: 79);
- Abdulvehap Toksöze 2.000 Euro (başvuru no: 14704/05, parsel no: 155).
AİHM, gecikme faizi oranının Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan üç puanlık artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
Yargılama masraf ve giderlerine ilişkin olarak ise başvuranlar, hiçbir belge sunmadan avukatlık ücreti olarak 10.000 Euro talep etmektedirler. Sonuç olarak AİHM, yargılama masraf ve giderleri kapsamında başvuranlara ödeme yapmaya gerek olmadığı kanaatindedir.
B. 13021/05, 13186/05, 13809/05, 13810/05, 14622/05, 14650/05, 14662/05, 14698/05, 14704/05, 14707/05, 14837/05 ve 26912/05
AİHM, başvuranların avukatlarına gönderdikleri 17 Eylül 2008 tarihli mektupta iç tüzüğün 60. maddesine dikkat çekmelerine rağmen, hiçbir adil tatmin (iç hukuktaki yargılamaların bazıları ile ek 1de söze edilen parseller ile ilgili olarak) talebinde bulunmadıklarını kaydetmektedir. Sonuç olarak, AİHM, AİHSnin 41. maddesi uyarınca başvuranlara ödeme yapmaya gerek olmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. 9923/05 numaralı başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
3. Diğer başvuruların AİHSnin 6/1 maddesi kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
4. 9923/05 nolu başvuruda AİHSnin 6/1 maddesinin ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
5. Diğer başvurularda AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
6. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından aşağıdaki miktarların ödenmesine:
i . Bekir Yavuza (başvuru numarası: 9923/05) her türlü vergiden muaf tutularak 4.000 Euro maddi tazminat (dört bin Euro) ve 2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat
ii. Ahmet Uysala (başvuru numaraları 13186/05 ve 14622/05) her türlü vergiden muaf tutularak 4.500 Euro (dört bin beş yüz Euro) manevi tazminat
iii. Osman Toksöz ve Recep Toksöze (başvuru numaraları: 14662/05) her türlü vergiden muaf tutularak ortaklaşa olarak 4.000 Euro (dört bin Euro) manevi tazminat
iv. Abdulvahap Toksöze (başvuru numarası 14704/05) her türlü vergiden muaf tutularak 2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat ödenmesine
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
7. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 5 Mayıs 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy