(AİHS m. 6, 34, 35, 41)
(Başvuru No. 12021/06)
KARAR
STRASBOURG
31 Temmuz 2012
İşbu karar kesin olup, şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Nezihe Kaymaz v. Türkiye davasında,
10 Temmuz 2012 tarihinde,
Başkan
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar
András Sajó,
Paulo Pinto de Albuquerque,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), yapılan gizli müzakereler sonrasında, aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (12021 nolu) davanın nedeni, Türk vatandaşı Nezihe Kaymazın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AIHM veya Mahkeme) 24 Mart 2006 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, İzmirde görev yapan avukat M. Şimşek tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 2 Kasım 2010 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir.
4. Hükümet, başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. Mahkeme, Hükümetin itirazını, değerlendirdikten sonra reddetmiştir.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran, 1968 doğumludur ve İzmirde ikamet etmektedir.
6. 5 Aralık 1994te başvuran, evinin balkonuna yerleştirilmiş olan güç nakil şebekesinden gelen elektrik şokuna maruz kamıştır.
7. 17 Kasım 1995te başvuran, Uşak Asliye Hukuk Mahkemesi önünde tazminat davası açmıştır. Yargılamalar sırasında Asliye Hukuk Mahkemesi, sorumluluk tespitine ilişkin olarak bilirkişi raporu talep etmiştir; bu bağlamda, 23 Ekim 1998 ve 25 Aralık 1999 tarihleri arasında farklı uzmanlar tarafından altı bilirkişi raporu hazırlanmıştır.
8. 2 Mart 2000de Uşak Asliye Hukuk Mahkemesi, davada başvuranın lehine karar vermiştir.
9. 4 Aralık 2000de Yargıtay kararı bozmuştur.
10. Yargıtay tarafından kararın bozulmasının ardından, Adli Tıp Kurumu, çalışma gücü kayıp oranının daha yüksek olduğunu tespit eden yeni bir rapor hazırlamıştır. Yeni oranın tespit edilmesi üzerine, 28 Ocak 2001 ve 15 Ocak 2003 tarihleri arasında iki bilirkişi raporu daha hazırlanmıştır.
11. 1 Temmuz 2003te Uşak Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuran lehine karar vermiştir.
12. 21 Nisan 2004te Yargıtay kararı bozmuştur.
13. 18 Ocak 2005te Uşak Asliye Hukuk Mahkemesi dava hususunda karara varmış ve başvuranın talebini kısmen kabul etmiştir.
14. 26 Eylülde Yargıtay bu kararı onamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. SÖZLEŞMENİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, yargılama sürecinin uzunluğunun, Sözleşmenin 6 § 1 maddesinde öne sürülen makul süre koşuluyla uyuşmadığından şikayetçi olmuştur. Söz konusu madde şunu öngörmektedir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
karar verecek olan, ... (bir) mahkeme tarafından, ... makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
16. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
17. Dikkate alınacak süre 17 Kasım 1995te başlamış olup, Yargıtayın kararıyla 26 Eylül 2005te sona ermiştir. Dolayısıyla, iki aşamalı yargı makamı önünde yargılama dokuz ay dokuz yıl sürmüştür.
A. Davanın kabul edilebilirliği hakkında
18. Mahkeme, Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dahilinde başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından kabul edilemez olarak nitelendirilemeyeceğini ifade etmektedir. Dolayısıyla başvuru, kabul edilebilir olarak nitelendirilmelidir.
B. Davanın esası hakkında
19. Mahkeme, yargılama sürecinin makul olup olmadığının, davanın koşulları ışığında ve şu kriterler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır: davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili makamların tutumları ve davada başvuranın karşı karşıya olduğu riskler (bkz. Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 28, 16 Temmuz 2009).
20. Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm materyalleri inceledikten sonra, mevcut davada Hükümetin, Mahkemeyi başka bir karar vermeye yönlendirebilecek nitelikte herhangi bir olay ya da iddia ileri sürmediğine kanaat getirmiştir. Bu husustaki içtihadını dikkate alarak Mahkeme, mevcut davada yargılama sürecinin uzunluğunun aşırı olduğunu ve dolayısıyla makul süre koşulunu karşılamadığını düşünmektedir.
Bu nedenle 6 § 1 maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
21. Sözleşmenin 41. maddesi şu şekildedir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
22. Başvuran, maddi tazminat olarak 15,000 Euro, manevi tazminat olarak ise 35,000 Euro talep etmiştir.
23. Hükümet, miktarın aşırı olduğunu ve başvuran kendi hareketleriyle yargılama sürecinin uzamasında rol oynadığından, iddianın nedensiz olduğunu düşünmüş ve talebe itiraz etmiştir.
24. Mahkeme, tespit edilen ihlal ve iddia edilen maddi zarar arasında herhangi bir nedensel ilişki görmemektedir; bu nedenle talebi reddetmektedir. Diğer tarafta, manevi tazminat olarak başvurana 6,000 Euro ödenmesine karar vermektedir.
B. Masraf ve Giderler
25. Başvuran ayrıca AIHM ve yerel mahkemeler önünde oluşan masraf ve giderler için 4,608 Euro talep etmiştir. Talebini desteklemek için Mahkemeye İzmir Barosunun avukatlık ücretleri için belirlediği asgari ücret tarifesini ve seyahat ücretleri için toplam 8 Euro olan şirket servis biletinin bir kopyasını ibraz etmiştir.
26. Hükümet talebe itiraz etmiştir. Başvuranın iddia ettiği masraf ve giderlerin gerçek miktarını belirten yeterince belge ibraz edilmemiştir.
27. Mahkeme, bir başvurana masraf ve giderlerin, yalnızca gerçekten ve zorunlu olarak oluştuğu ve miktar bakımından makul olduğu tespit edildiği takdirde tazmin edildiğini yinelemektedir.
28. Mevcut davada Mahkeme, kendisine ibraz edilen kısıtlı belgeleri ve yukarıdaki kriterleri dikkate alarak, masraf ve giderlere ilişkin talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
29. Mahkeme, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
BU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Sözleşmenin 6 § 1 maddesi uyarınca yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikayetlerin kabul edilebilir olduğunu, başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar verir;
3. a) Davalı Devletin başvurana, manevi tazminat olarak, vergi olarak ödenmesi gereken miktar hariç olmak üzere, üç ay içerisinde, 6,000 Euro (altı bin euro) ödemesine;
b) Söz konusu üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren, ödeme gününe kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanacağına karar verir;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerini reddeder.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İçtüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca, 31 Temmuz 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy