(AİHS. m. 6, 34, 35, 41, 44) (MİRAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 16231/06 ve 4890/08)
KARAR
STRAZBURG
12 Ekim 2010
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 16231/06 ve 4890/08 no'lu davaların nedeni, Hakan Yılmaz ve Taner Zabun isimli iki Türk vatandaşının ("başvuranlar"), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne, sırasıyla 3 Nisan 2006 ve 15 Ocak 2008 tarihlerinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurulardır.
Birinci başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ("AİHM") önünde, Ankara Barosu avukatlarından H. İşler, ikinci başvuran ise Kütahya Barosu avukatlarından A. Okat tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
1980 ve 1975 doğumlu olan başvuranlar, sırasıyla Ankara ve Kütahya'da ikamet etmektedirler.
Zorunlu askerlik hizmeti sırasında birinci başvuran sağ gözünü kaybetmiş, ikinci başvuran ise bacağından yaralanmıştır. Malul aylığı almak için Emekli Sandığı'na talepte bulunan başvuranlar, taleplerinin reddedilmesi üzerine kararın iptali için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne ("AYİM") başvurmuşlardır.
Sırasıyla 6 Ekim 2005 ve 5 Nisan 2007 tarihlerinde, AYİM, başvuranların taleplerini reddetmiştir. AYİM, birinci başvuranla ilgili kararını, daha önce başvuran tarafından açılan tazminat davası sırasında hazırlanan eski bir bilirkişi raporuna dayandırmıştır. Cumhuriyet Başsavcısı'nın başvuranların davalarına ilişkin olarak AYİM'e sunduğu yazılı görüşler başvuranlara tebliğ edilmemiştir.
Başvuranların karar düzeltme talepleri, sırasıyla 15 Aralık 2005 ve 5 Temmuz 2007 tarihlerinde AYİM tarafından reddedilmiştir. 5 Temmuz 2007 tarihli karar, 17 Temmuz 2007 tarihinde ikinci başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, Cumhuriyet Başsavcısı tarafından AYİM'e sunulan yazılı görüşün kendilerine tebliğ edilmemesi nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesince güvence altına alınan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, ikinci başvuranın (başvuru no. 4890/08), AİHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına uymadığını iddia etmiştir. Hükümet, AYİM'in 5 Temmuz 2007 tarihinde nihai kararını vermesinin ardından, başvuranın 5 Ocak 2008 tarihinden önce AİHM'ye başvurmuş olması gerektiğini iddia etmiştir.
AİHM, AİHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralı uyarınca, başvuranların başvurularını iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecindeki nihai kararın verilmesinden itibaren altı ay içerisinde yapmaları gerektiğini hatırlatır. Ayrıca, yerel mahkemelerce verilen nihai kararın yazılı olarak başvurana tebliğ edilmesi gereken durumlarda, AİHS'nin 35/1 maddesinin amaç ve hedefinin en iyi şekilde yerine getirilmesi için, altı aylık sürenin yazılı kararın tebliğ tarihinden itibaren işlemesi gerekmektedir (Salmanoğlu ve Polattaş / Türkiye, no. 15828/03). AİHM, AYİM'in 5 Temmuz 2007 tarihli nihai kararının 17 Temmuz 2007 tarihinde başvuranın avukatına tebliğ edildiğini kaydeder. Bu nedenle, AİHM, AİHS'nin 35/1 maddesi uyarınca, 15 Ocak 2008 tarihinde yapılan başvurunun altı ay kuralına uygun olduğuna karar verir. Dolayısıyla, AİHM, Hükümet'in bu bağlamda yapmış olduğu ön itirazı reddeder.
AİHS'nin 35/3 maddesi uyarınca başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
Hükümet, ceza davasının aksine, idari davaya bakan Cumhuriyet Başsavcısı'nın davaya taraf olmadığını ve görüşünün idare mahkemesinin kararını etkilemediğini ileri sürmüştür. Hükümet, ayrıca, duruşmalardan önce başvuranların dava dosyalarını ve Cumhuriyet Başsavcısı'nın yazılı görüşlerini inceleme ve duruşmalar sırasında sözkonusu görüşlere cevap verme imkanına sahip olmaları nedeniyle sözkonusu davalarda silahların eşitliği ilkesinin ihlal edilmediğini iddia etmiştir.
AİHM, daha önceki davalarda, Hükümet'in benzer görüşlerini inceleyip reddettiğini ve AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit ettiğini gözlemlemektedir (Miran/Türkiye, no. 43980/04; Yavuz Selim Karayiğit/Türkiye, no. 45874/05). AİHM, sözkonusu davalarda, daha önceki tespitlerinden ayrılması için Hükümet'in ikna edici herhangi bir delil veya iddia ortaya koymadığı kanaatindedir.
Dolayısıyla, Cumhuriyet Başsavcısı'nın yazılı görüşlerinin başvuranlara tebliğ edilmemesi nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİNE YÖNELİK DİĞER İDDİALAR
Başvuranlar, AYİM'in askeri hakim ve subaylardan oluşması ve bu mahkemenin tek ilk derece mahkemesi olması nedeniyle, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde yargılanmadıkları konusunda şikayetçi olmuşlar ve bu şikayetlerini AİSH'nin 6/1 maddesine dayandırmışlardır.
AİHM, sunulan belgeler ışığında, sözkonusu şikayetlerin AİHS veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin herhangi bir ihlalini oluşturmadığına karar vermiştir (AYİM'in bağımsızlığı ve tarafsızlığına yönelik şikayetle ilgili olarak bkz. Yavuz ve Diğerleri/Türkiye, no. 29870/96; temyiz yolunun kapalı olduğu yönündeki şikayetle ilgili olarak bkz. Karayiğit).
Birinci başvuran (16231/06 no.lu başvuru), ayrıca, AİHS'nin 6/1 maddesi uyarınca, maluliyet sebepleriyle ilgili olarak AYİM'in yeni bir bilirkişi raporu talep etmediği konusunda şikayetçi olmuştur.
AİHM, delillerin kabuledilebilirliğinin esasen iç hukuk kuralları ile ilgili olduğunu hatırlatır. AİHM, bu bağlamda, AYİM'in elindeki delillere dayanarak karar verebilecek yeterlilikte bilgiye sahip olduğunu değerlendirme yetkisine haiz olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla, yerel mahkemenin tavrında herhangi bir keyfiyet görülmemesi nedeniyle, mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu talep etmemesi, başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal edilmesine yol açmamıştır.
AİHM, AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun oldukları gerekçesiyle sözkonusu şikayetlerin reddedilmesine karar verir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat ve yargılama giderleri
Birinci başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak toplam 30,000 Euro talep etmiştir. İkinci başvuran, 100,000 Euro maddi, 50,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Birinci başvuran, ayrıca, AİHM önünde yapılan yargılama masraf ve giderleri karşılığında 2,500 Euro talep etmiştir. İkinci başvuran, bu başlık altında 1,500 Euro talep etmiştir. Başvuranlar, yargılama giderlerine ilişkin herhangi bir avukatlık ücret sözleşmesi, makbuz veya belge sunmamıştır.
Hükümet, dayanaktan yoksun olduklarını iddia ederek bu taleplere itiraz etmiştir.
Tespit edilen ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığını kaydeden AİHM, sözkonusu talebi reddeder. AİHM, başvuranların iddia ettikleri manevi zararın AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlalinin tespitiyle yeterli bir şekilde telafi edildiği kanaatine varmıştır (Meral / Türkiye, no. 33446/02; Dikel / Türkiye, no. 8543/05).
AİHM, başvuranların yargılama giderlerine yönelik taleplerini desteklemek üzere herhangi bir delil sunmadıkları gerekçesiyle, bu başlık altında herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir.
B.Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. AYİM önündeki yargılama sırasında Cumhuriyet Başsavcısı'nın yazılı görüşünün başvuranlara tebliğ edilmemesiyle ilgili olarak AİHS'nin 6/1 maddesi uyarınca yapılan şikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;
3. Başvuruların geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
4. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
5. Tespit edilen ihlalin manevi zarar için tek başına yeterli adil tatmin oluşturduğuna;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 12 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy