(AİHS m. 5, 6, 13, 34, 41, 44) (HIDIR DURMAZ - TÜRKİYE DAVASI) (ÇARKÇI - TÜRKİYE DAVASI) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (KOŞTİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YALÇIN - TÜRKİYE DAVASI) (HASAN DÖNER - TÜRKİYE DAVASI) (UYSAL VE OSAL - TÜRKİYE DAVASI) (BAHÇEYAKA - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 16777/06 ve 2090/07)
STRAZBURG
31 Mart 2009
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 16777/06 ve 2090/07 nolu davanın nedeni T.C. vatandaşları Mehmet Kadri Can ve Mehmet Ziya Gümüşün (başvuranlar), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine sırasıyla 5 Nisan 2006 ve 28 Aralık 2006 tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
OLAYLAR
Başvuranlar sırasıyla 1974 ve 1975 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.
8 Mart 1995 ve 29 Haziran 1999 tarihlerinde yasadışı bir örgüt olan Hizbullaha mensup oldukları şüphesi ile polis tarafından gözaltına alınmışlardır. 5 Nisan 1995 ve 16 Temmuz 1999da tutuklanmışlardır.
Belirsiz tarihlerde başvuranlar aleyhinde ülke topraklarını bölme amaçlı faaliyetler gerçekleştirme ve Hizbullah üyesi olma suçlarından cezai takibat başlatılmıştır. Müteakiben, başvuranlar aleyhindeki davalar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde birleştirilmiştir.
16 Haziran 2004 tarihli 5190 nolu Kanunun yayınlanmasını müteakiben davalar, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
31 Mart 2005te Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranları anayasal düzeni sarsmaya teşebbüs etmekten suçlu bulmuş ve müebbet hapis cezasına mahkum etmiştir. 11 Aralık 2006da Yargıtay, kararı bozmuştur. 9 Kasım 2007de Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi bir kez daha başvuranları suçlu bulmuştur. Dava dosyasındaki bilgilere göre, başvuranlar aleyhindeki dava halen Yargıtay önünde devam etmektedir.
Dava sırasında birinci derece mahkemeleri, her duruşma sonunda resen veya başvuranların talebi üzerine devam etmekte olan tutukluluk hallerini incelemiştir. Her defasında, mahkemeler suçun niteliğini, delillerin durumunu ve dosyanın içeriğini göz önünde bulundurarak başvuranların tutuklu yargılanmalarının devamına karar vermiştir.
HUKUK
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Davaların olaylar ve hukuk açısından benzerlik göstermesini göz önüne alan AİHM, davaları birleştirmeyi ve birlikte incelemeyi uygun görmüştür.
II. AİHSNİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Birinci başvuran, AİHSnin 5/3 maddesi uyarınca tutukluluk süresinin, makul süre gereğine uymadığını ileri sürmüştür. Ayrıca, AİHSnin herhangi bir maddesine dayanmadan, tutukluluğunun kanuna uygunluğuna itiraz ederken başvurabileceği bir iç hukuk yolunun mevcut olmadığından şikayetçi olmuştur. İkinci başvuran, AİHSnin 6/1 maddesi bağlamında adli takibat sırasındaki tutukluluk süresinin, aşırı olduğundan şikayetçi olmuştur. Ayrıca, AİHSnin 13. maddesi bağlamında tutukluluğunun kanuna uygunluğuna itiraz etmek için başvurabileceği bir iç hukuk yolunun mevcut olmadığından şikayetçi olmuştur.
AİHM, sözkonusu şikayetlerin yalnızca AİHSnin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları bağlamında incelenmesi gerektiği kanısındadır.
Hükümet, başvuranların iddialarına ve özellikle de mağdur statülerine itiraz etmiştir. Ancak, AİHM önceki davalardaki sözkonusu itirazı reddetmiştir (bkz., örneğin, Durmaz/Türkiye, no. 55913/00, paragraflar 33-34, 5 Aralık 2006). AİHM, mevcut davada sözkonusu içtihadından ayrılmak için neden görmemektedir. Bu nedenle, sözkonusu şikayetlerin kabuledilebilir olduğu sonucuna varmıştır.
Başvuranların adli takibat sırasındaki tutukluluk sürelerinin makul olmamasına ilişkin şikayetleri hususunda AİHM, birinci başvuranın yaklaşık on bir yıl ve ikinci başvuranın altı yıl yedi ay tutuklu yargılandığını tespit etmiştir (mahkum olduktan sonra hükümlü olarak geçirdikleri süreler düşülmüştür).
AİHM, daha önce de tutuklu yargılanma süresinin uzunluğuna ilişkin benzer davalarda çoğunlukla AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz., örneğin, Çarkçı/Türkiye, no. 7940/05, paragraf 21, 26 Haziran 2007; Dereci/Türkiye, no. 77845/01, paragraf 21, 24 Mayıs 2005; Taciroğlu/Türkiye, no. 25324/02, paragraf 24, 2 Şubat 2006). Sunulan delilleri inceleyen AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca varmasına neden olacak ikna edici bir argüman sunmadığı kanısındadır. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, başvuranın tutuklu yargılanma süresinin aşırı olduğu ve AİHSnin 5/3 maddesinin ihlaline neden olduğu sonucuna varmıştır.
Başvuranların, AİHSnin 5/4 maddesi kapsamında etkili bir iç hukuk yolunun mevcut bulunmamasına ilişkin şikayeti hususunda AİHM, Türk hukuk sisteminin çekişmeli ya da makul başarı ihtimalleri sunabilen etkili bir iç hukuk yolu sunmadığına ilişkin yerleşik içtihadına atıfta bulunur (bkz. Koşti ve Diğerleri/Türkiye, no. 74321/01, 22. paragraf, 3 Mayıs 2007; Bağrıyanık/Türkiye, no. 43256/04, 50. ve 51. paragraf, 5 Haziran 2007; Doğan Yalçın/Türkiye, no. 15041/03, 43. paragraf, 19 Şubat 2008). Mevcut davada vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Sonuç olarak, AİHM sözkonusu maddenin ihlal edildiği kanaatine varmıştır.
III. AİHSNİN 6. MADDESİNİN 1. PARAGRAFININ VE 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca aleyhlerinde başlatılan cezai takibatın makul bir süre içerisinde sonuca bağlanmadığından şikayetçi olmuştur. Ayrıca birinci başvuran, AİHSnin herhangi bir maddesini dayanak göstermeden, aleyhinde başlatılan cezai takibatın süresine itiraz ederken başvurabileceği etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını kaydetmiştir. İkinci başvuran aynı şikayete ilişkin AİHSnin 13. maddesini dayanak göstermiştir.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmiştir.
AİHM, sözkonusu şikayetlerin her iki başvuran açısından da AİHSnin 6/1 ve 13. maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
Göz önüne alınması gereken süre iki aşamalı yargılamada, birinci başvuran için yaklaşık on dört yıl ve ikinci başvuran için dokuz yıl sekiz aydır.
AİHM mevcut başvurulardakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda çoğunlukla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlallerini tespit etmiştir (bkz., örneğin, Sertkaya/Türkiye, no. 77113/01, 21. paragraf, 22 Haziran 2006; Hasan Döner/Türkiye, no. 53546/99, 54. paragraf, 20 Kasım 2007; Uysal ve Osal/Türkiye, no. 1206/03, 33. paragraf, 13 Aralık 2007). Mevcut davada vardığı sonuçtan farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. Sonuç olarak, başvuranlar aleyhindeki cezai takibatın aşırı uzun sürmesi nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Ayrıca AİHM daha önce, Türk hukuku uyarınca başvuranların, sözkonusu takibatın uzunluğuna itiraz ederken başvurabilecekleri etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması hususunda AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Bahçeyaka/Türkiye, no. 74463/01, paragraflar 26-30, 13 Temmuz 2006; Tendik ve Diğerleri, no. 23188/02, paragraflar 34-39, 22 Aralık 2005). Mevcut davada farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir.
Dolayısıyla AİHSnin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuranlar, maddi ve manevi zarar için 18,000 Euro talep etmiştir.
Hükümet, sözkonusu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM ileri sürülen manevi zarar hususunda başvuranların, taleplerini destekleyen belgeler sunmadıklarını gözlemler ve bu nedenle, talepleri reddeder.
AİHM, AİHSnin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları ile 6/1 ve 13. maddesinin ihlal edildiğini kaydeder. Diğer yandan, AİHSnin 5/4 ve 13. maddesi kapsamındaki ihlal tespitinin, başvuranların uğradığı manevi zarar için başlıbaşına adil tazmin teşkil ettiği kanaatindedir. Ayrıca, AİHSnin 5/3 ve 6/1 maddelerinin ihlalleri nedeniyle uğranılan manevi zararın yalnızca ihlal tespiti ile telafi edilemeyeceğini kabul eder. AİHM, hakkaniyet temelinde, birinci başvuran Mehmet Kadri Canın tüm taleplerinin tazmin edilmesine karar vermiştir. Ayrıca, ikinci başvuran Mehmet Ziya Gümüşe sözkonusu başlık altında 10,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Başvuranlar, AİHM önündeki davalarda yaptıkları masraf ve harcamalar için tazminat talep etmemiştir ve bu, AİHMnin resen incelemesi gereken bir husus değildir (bkz. Tutar/Türkiye, no. 11798/03, 31. paragraf, 10 Ekim 2006).
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.
Son olarak, tarafların sunduğu bilgilere göre, başvuranlar aleyhindeki cezai takibat halen devam etmektedir. AİHM, bu koşullar altında, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini engellemek için en uygun yolun, başvuranlar aleyhindeki yargılamanın olabildiğinde çabuk sonuca bağlanması ve adaletin doğru uygulanması gereklerinin göz önüne alınması olacağı kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Yakışan/Türkiye, no. 11339/03, 49. paragraf, 6 Mart 2007).
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvuruları birleştirmeye,
2. Başvuruların kabuledilebilir olduğuna,
3. AİHSnin 5. maddesinin 3. ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine,
4. AİHSnin 6/1 ve 13. maddesinin ihlal edildiğine,
5. (a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere Sorumlu Devlet tarafından başvuranlara aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;
(i) Mehmet Kadri Cana manevi tazminat olarak 18,000 EUR (on sekiz bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;
(ii)Mehmet Ziya Gümüşe manevi tazminat olarak 10,000 EUR (on bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;
(b)Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre içerisinde Avrupa Merkez Bankasının gecikme süresince uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faizin yukarıda kaydedilen miktarlara uygulanmasına karar vermiş,
6. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 31 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy