(AİHS m. 2, 6, 34, 35, 41, 44) (MCCANN VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (SALMAN - TÜRKİYE DAVASI) (BEKER - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 17081/06)
KARAR
STRAZBURG
6 Ekim 2015
İşbu karar AİHSin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Metin Gültekin ve Diğerleri / Türkiye davasında,
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Neboja Vucinic,
Helen Keller,
Ksenija Turkovic,
Egidijus Kuris,
Robert Spano
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Stanley Naismithin katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 15 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirilen müzakereler sonunda, aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Davanın temelinde, Metin Gültekin, Gülten Gültekin, Tanju Gültekin ve Selma Karaduman isimli dört Türk vatandaşı (başvuranlar) tarafından 1 Nisan 2006 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesine uygun olarak yapılmış olan 17081/06 no.lu başvuru yer almaktadır.
2. Başvuranlar, Ankara Barosuna bağlı avukat Nuran Özdemir tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise, kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuranlar Sözleşmenin 2. maddesine dayanarak, özellikle, yakın akrabaları olan Toğay Gültekinin zorunlu askerlik görevini yerine yetirirken, yetkililerin Toğay Gültekinin ciddi sağlık sorunları için gerekli tıbbi tedaviye ivedi bir şekilde erişimini sağlamamaları sebebiyle hayatını kaybetmiş olduğunu iddia etmişlerdir.
4. Başvuru, 2 Nisan 2014 tarihinde Türk Hükümetine tebliğ edilmiştir.
OLAYLAR
5. Başvuranlar, sırasıyla 1960, 1963, 1988 ve 1986 doğumludur ve Zonguldakta ikamet etmektedir. İlk iki başvuran, Toğay Gültekinin babası ve annesi, üçüncü başvuran erkek kardeşi ve dördüncü başvuran ise nişanlısıdır.
A. Dava konusu olay
6. Toğay Gültekin 1983 yılında doğmuştur ve 22 Ağustos 2003 tarihinde Kırklareli ilinde zorunlu askerlik görevine başlamıştır. Söz konusu zamanda, Toğay Gültekinin bilinen bir sağlık sorunu bulunmamaktaydı.
7. Toğay Gültekin 17 Mart 2004 tarihinde tugay revirinde görevli bir doktor tarafından muayene edilmiş ve doktor, kendisinin enfeksiyon hastalıkları konusunda uzmanlığı bulunan bir hastaneye sevk edilmesine karar vermiştir. Tugay revirinde muayenesini yapan bir doktor, 22 Mart 2004 tarihinde Toğay Gültekini hepatit veya meningoensefalit şüphesiyle Trakya Üniversitesi Hastanesine (Üniversite Hastanesi) sevk etmiştir. Ertesi gün, Toğay Gültekin Edirnedeki hastaneye gönderilmiş ve burada bir dizi muayene gerçekleştirilmesinin ardından fulminant hepatit (akut karaciğer yetmezliği) tanısı konmuştur. 24 Mart 2004 tarihinde, Toğay Gültekinin karaciğer nakli ameliyatı gerçekleştirilmesi amacıyla İstanbuldaki Haydarpaşa GATA Hastanesine gönderilmesi yönünde karar alınmıştır. İstanbuldaki hastaneye vardığı gün öğleden sonra yoğum bakım servisine alınmıştır.
8. Toğay Gültekin 27 Mart 2004 tarihinde saat 17.15te GATA Hastanesinde hayatını kaybetmiştir. Herhangi bir otopsi işlemi yapılmamıştır.
B. Askeri soruşturma
9. Toğay Gültekinin askerlik görevini yerine getirmekte olduğu askeri birimde bir soruşturma gerçekleştirilmiştir. Toğay Gültekini tanıyan veya kendisiyle herhangi bir ilişkisi bulunan toplamda onbir (11) askeri personel, üstleri tarafından 30 ve 31 Mart 2004 tarihlerinde sorgulanmıştır.
10. Onbir (11) askeri personelin tümü, Toğay Gültekinin 16 Şubat 2004 tarihinde birlik komutanı ile konuştuğunu ve bir arkadaşının hepatit hastası olduğunu ve kendisinin de hastalığı kapmış olabileceğinden şüphelendiğini söylediğini belirtmişlerdir. Sonrasında birlik komutanı Toğay Gültekini tugay revirine göndermiş, burada testler gerçekleştirilmiş ve kendisinin hepatit hastası olmadığı tespit edilmiştir.
11. Olayla ilgili olarak sorgulanan onbir 811) askeri personelden biri, 22 Mart 2004 tarihinde tugay revirinde Toğan Gültekini muayene eden doktordu (bk. yukarıda § 7). Doktor, Toğay Gültekinin iyi hissetmediği ve idrarının normalden daha koyu olduğu gerekçesiyle 22 Mart 2004 tarihinde kendisini görmeye gelmiş olduğunu ifade etmiştir. Doktor, Toğay Gültekini bir idrar tahlili yapılması için göndermiş ve sonuçlar kendisine ulaştığında, bir sorun olduğunu fark etmiştir. Aynı gün, Toğay Gültekinin Üniversite Hastanesine sevk edilmesini istemiştir.
12. Soruşturmayı yürüten askeri görevliler, yukarıda bahsi geçen ifadelere dayanarak, askeri yetkililerin Toğay Gültekine tıbbi yardım sağlanırken görevleri doğrultusunda hareket etmiş oldukları ve ölüm olayıyla ilgili olarak kendilerine atfedilebilecek herhangi bir kusurun söz konusu olmadığı sonucuna varmıştır.
C. Tazminat davası
13. Başvuranlar 28 Eylül 2004 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı aleyhine, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (Askeri İdare Mahkemesi) nezdinde tazminat davası açmışlardır. Başvuranlar, bilhassa, tugayda bulunduğu sırada Toğay Gültekine ivedi ya da yeterli bir şekilde tıbbi yardım sağlanmamış olduğunu ileri sürmüşlerdir.
14. Başvuranlar ibraz ettikleri dilekçede, ellerindeki resmi belgelere göre, Toğay Gültekinin tugaya bağlı bir doktor tarafından 17 Mart 2004 tarihinde muayene edildiğini ve söz konusu doktorun enfeksiyon hastalıkları konusunda uzmanlığı bulunan bir hastaneye nakledilmesini tavsiye ettiğini belirtmişlerdir. Ancak, askeri yetkililer doktorun bu tavsiyesine uymamışlardır. Sağlık durumu kötüleşince, Toğay Gültekin 20 Mart 2004 tarihinde tugaydaki başka bir doktor tarafından muayene edilmiştir. Ancak, bahse konu doktor kan örneği alınmasını ya da idrar testleri yapılmasını istememiş ve Toğay Gültekini askeri birliğine geri göndermiştir. Sağlık durumu 22 Mart 2004 tarihinde daha da kötüleştiğinde, Toğay Gültekin bir kez daha muayene edilmiş ve bu sefer bir idrar testi yapılmıştır. Testin sonuçlarını değerlendiren doktor, Toğay Gültekinin hepatit veya meningoensefalit hastası olabileceğini kaydetmiş ve hastaneye sevk edilmesini istemiştir. Fakat Toğay Gültekin halen ivedi bir şekilde hastaneye nakledilmemiş ve yalnızca ertesi gün otobüse bindirilerek hastaneye gönderilmiştir. Başvuranlar, yaşana bu aşırı gecikmelerin Toğan Gültekinin ölümüne yol açtığını iddia etmişlerdir. Başvuranlar, Toğay Gültekinin askerlik görevini yerine getirmekte olduğunu ve dolayısıyla askeri birliğini terk edip kendi iradesiyle tıbbi yardım alma imkânının olmadığını ifade etmişlerdir. Bu nedenle, yetkililer, Toğay Gültekinin iyilik halini koruma ve zamanında tıbbi tedavi almasını sağlama yükümlülüğü altındaydı.
15. Milli Savunma Bakanlığı 14 Ocak 2005 tarihinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine görüşlerini ibraz etmiştir. Savunma Bakanlığı, aynı tugaydaki askerlerin vermiş oldukları ifadelere dayanarak (bk. yukarıda §§ 9-11), Toğay Gültekinin 16 Şubat 2004 tarihinde komutanı ile görüştüğünü ve birlik komutanına, arkadaşına hepatit hastalığı kapmış olduğunu ve kendisinin de hastalığı kapmış olabileceğinden şüphelendiğini belirttiğini ileri sürmüştür. Bir kan tahlili yapılmış, ancak tahlil sonuçlarında herhangi bir anomali tespit edilmemiştir.
16. Savunma Bakanlığı Toğay Gültekinin 16 Şubat 2004 ile 20 Mart 2004 tarihleri arasında revire gitmemiş olduğunu ileri sürmüş ancak, 20 Mart 2004 tarihinde tugay revirindeki bir doktor tarafından muayene edilip sonrasında askeri birimine geri gönderildiğini kabul etmiştir. Savunma Bakanlığı, askeri yetkililerin Toğay Gültekinin sağlık sorunu ile ilgilenirken ihmalkâr davranmadıklarını ileri sürmüştür.
17. Başvuranlar Milli Savunma Bakanlığına göndermiş oldukları cevap yazılarında, 16 Şubat 2004 tarihinde bir kan tahlilinin gerçekleştirildiğini gösteren herhangi bir delilin mevcut olmadığını ifade etmişlerdir. Başvuranlar ayrıca, düzenlenmiş olan tıbbi raporlara atıfta bulunmuş ve kayıtlarda, Toğay Gültekinin 17 Mart 2004 tarihinde revirdeki doktora gittiğinin ve enfeksiyon hastalıkları kliniğine sevk edilmesine de bu doktor tarafından karar verilmiş olduğunun açıkça belirtildiğini ifade etmişlerdir.
18. Yargılamalar sırasında Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri yetkililerin ihmalinin söz konusu olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması amacıyla Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinin enfeksiyon hastalıkları bölümünden iki profesör ve bir doçent doktor olmak üzere üç tıbbi bilirkişi görevlendirmiştir. Görevlendirilen tıbbi bilirkişiler düzenledikleri 20 Eylül 2005 tarihli raporda aşağıdaki sonuca varmışlardır:
...Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda Toğay Gültekinin 22 Ağustos 2003 tarihinde askerlik hizmetine başladığı görülmektedir. 2 Ocak 2004 tarihinde Çorlu Askeri Hastanesinde testis karna geri kaçma hastalığına ilişkin tedavi görmüştür. 5 Ocak 2004 tarihinde tugay revirinde üst solunum yolu enfeksiyonu tanısıyla kendisine ilaç verilmiştir. 17 Mart 2004 tarihinde tugay reviri doktoru Toğay Gültekinin Çorlu Askeri Hastanesi enfeksiyon hastalıkları bölümüne sevkine karar vermiş ancak sevk işlemi yapılmamıştır. 20 Mart 2004 tarihinde tugay revirinde üst solunum yolu enfeksiyonu tanısıyla takip ve tedavisi yapılmıştır. 22 Mart 2004 tarihinde hepatit hastalığı şüphesiyle Üniversite Hastanesine sevk edilmiş ve ilgili yere gönderilmiştir. 23 Mart 2004 tarihinde fulminant hepatit tanısı konulmuştur. 24 Mart 2004 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edilmiş, burada fulminant hepatit sonucu 27 Mart 2004 tarihinde vefat etmiştir.
Fulminant hepatit hastalığının sebeplerinden ikisi hepatit A ve hepatit B virüsleridir. Hepatit A virüsü kirli su ve çiğ yenen sebze ve meyvelerden bulaşabilir. Hepatit B virüsü ise, korunmasız cinsel ilişki veya diş fırçası, jilet veya iğne gibi kişisel eşyaların ortak kullanılması sonucu virüs içeren kan ile temas sonucu bulaşabilir. Askerlik hizmeti, kendi başına, hepatit hastalığının bulaşmasında özel bir risk taşımamaktadır.
Dava dosyasındaki sağlık kayıtları incelendiğinde, Toğay Gültekinin hastalığının ilk belirtilerinin büyük olasılıkla 20 Mart 2004 tarihinde kendini gösterdiğini ve sonrasında durumunun bir hafta içerisinde ilerleyerek vefatına neden olduğu düşünülmektedir. Hepatit A ve hepatit B virüsüne bağlı gelişen karaciğer hastalığı (akut viral hepatit) ilk günlerde halsizlik, kırgınlık gibi herhangi bir organa özgül olmayan yakınmalarla başlayabilir. Bu belirtiler, üst solunum yolu enfeksiyonu hastalığı belirtileriyle benzerlik gösterebilir. Yalnızca sarılık gibi tipik bulguların ortaya çıkmasıyla tanı koymak kolaylaşır.
Bu iki virüsün neden olduğu hastalık (hepatit) erişkin yaşta daha ağır seyredebilir. Dosyadaki sağlık kayıtlarından anlaşıldı üzere, Toğay Gültekin her iki virüsü de (hepatit A ve hepatit B) birbirine yakın zamanlarda kapmış ve karaciğer aynı anda iki virüsle birden infekte olmuştur. Bu durum ise karaciğer hasarını daha da ağırlaştıran ve fulminant hepatit (hızlı ilerleyen karaciğer yetmezliği) gelişme olasılığını artıran bir durumdur. İlk bir hafta içerisinde yaklaşık %70 ölümle sonuçlanan fulminant hepatitin günümüzdeki tek geçerli tedavisi karaciğer naklidir. Normalde, hasta hastanede yatırılarak yakın izlem altında tutulur.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, tugay revirinde, Üniversite Hastanesinde ya da GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde Toğay Gültekin hakkında uygulanan tıbbi tedavilerde herhangi bir gecikme, hata ya da ihmal tespit edilmemiştir.
19. Başvuranlar bu rapora itiraz etmişlerdir. Başvuranlar, yetkililerin Toğay Gültekinin hastaneye naklini geciktirmeleri sebebiyle ihmalkâr bir şekilde hareket etmiş olduklarını ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar, dosyadaki tıbbi raporlara atıf yaparak, tugaydaki doktorun 17 Mart 2004 tarihinde Toğay Gültekinin bir enfeksiyon hastalıkları kliniğine sevk edilmesine karar vermiş olmasına rağmen, askeri yetkililerin 23 Mart 2004 tarihine kadar doktorun bu kararını yerine getirmediklerini belirtmişlerdir. Başvuranlar bunun yanı sıra, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinden başka bir tıbbi bilirkişi raporunun daha düzenlenmesini talep etmişlerdir.
20. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 26 Ekim 2005 tarihinde, başvuranların talebini reddetmiştir. Kararında, yukarıda özetlenmiş olan (bk. yukarıda § 18) tıbbi bilirkişi raporuna dayanmış ve Toğay Gültekinin ölümüne ilişkin olarak yetkililere herhangi bir kusurun atfedilemeyeceği sonucuna varmıştır. Kararda, başvuranların Toğay Gültekinin 17 Mart 2004 tarihinde hastaneye nakledilmemesine ilişkin şikâyetine değinilmemiştir.
21. Başvuranlar Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararının düzeltilmesi için bir talepte bulunmuş ve, diğerlerinin yanı sıra, iddia edildiği gibi Toğay Gültekinin 16 Şubat 2004 tarihinde birlik komutanına kendisinin hepatit hastalığı kapmış olabileceğini (bk. yukarıda §§ 9-11) söylemiş olsaydı, komutanının bu ihtimali ciddiye almış ve Toğay Gültekini hastaneye sevk etmiş olması gerektiğini iddia etmişlerdir. Ancak, herhangi bir işlemin yapıldığını gösteren hiçbir kayıt mevcut değildir. Başvuranlar ayrıca, söz konusu şikâyetlerinin Toğay Gültekinin hastaneye naklini takip eden dönemle ilgili değil, yetkililerin 17 Mart ve 23 Mart 2004 tarihleri arasında Toğay Gültekini hastaneye sevk etmeme yönündeki ihmaliyle alakalı olduğuna dikkat çekmişlerdir.
22. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 28 Aralık 2005 tarihinde, başvuranların karar düzeltme taleplerini dikkate almayı reddetmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 2. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
23. Başvuranlar Sözleşmenin 2. maddesine dayanarak, Toğay Gültekinin askerlik görevini yapmakta olduğu tugaydan hastaneye naklinde yaşanan gecikmenin uygun tıbbi müdahaleye erişimini geciktirdiğinden ve dolayısıyla ölümüne neden olduğundan şikâyet etmişlerdir. Başvuranlar, Toğay Gültekinin zorunlu askerlik görevini yerine getirdiği sırada askeri idarenin yetkisi altında olması sebebiyle, Devletin Toğay Gültekinin yetkililerin ihmali sonucunda meydana geldiğine inandıkları ölümünden sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar ayrıca, Sözleşmenin 6. maddesini de ileri sürmüş ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdindeki yargılamaların adil bir şekilde gerçekleştirilmediğini iddia etmişlerdir. Bu bağlamda, başvuranlar, tıbbi bilirkişi raporuna ilişkin yapmış oldukları itirazlarının dikkate alınmamış olduğunu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin olayın koşullarını doğru bir şekilde yorumlamadığını ve etkili bir soruşturmanın yürütülmediğini ifade etmişlerdir.
24. Hükümet, başvuranların iddialarına karşı çıkmıştır.
25. Mahkeme, başvuranların şikâyetlerini Sözleşmenin yalnızca 2. maddesi bakımından incelemenin yerinde olduğunu değerlendirmektedir. Söz konusu maddenin ilgili bölümü aşağıdaki gibidir:
1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur...
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
26. Mahkeme, başvurunun Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dâhilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını değerlendirmektedir. Mahkeme ayrıca, başvurunun başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Esas Hakkında
1. Tarafların beyanları
27. Başvuranlar, Toğay Gültekinin askeri yetkililerin ihmali sonucunda hayatını kaybettiğinden şikâyet etmişlerdir.
28. Hükümet, Toğay Gültekinin birlik komutanını kendisinin hepatit hastalığı kapmış olabileceğine ilişkin (bk. yukarıda §§ 9-11) olarak bilgilendirmesi (16 Şubat 2004 tarihinde) sonrasında, aynı gün içerisinde bir kan tahlili yapılmış olduğunu ve tahlil sonucunun negatif çıktığını ileri sürmüştür. Hükümet, yetkililerin kan tahlili sonucunu bulamamış ve Mahkemeye sunamamış olmasına karşın, ilgili kayıt defterinde gerçekte söz konusu günde böyle bir raporun düzenlendiği bilgisinin kaydedilmiş olduğunu ifade etmiştir.
29. 20 Mart 2004 tarihinden itibaren Toğay Gültekin gerekli tıbbi tedaviyi almaya başlamış ve gerekli tahliller yapılmış olup, hastalığının durumuna bağlı olarak farklı hastanelere sevki yapılmıştır. Tazminat davası kapsamında tıbbi bir bilirkişi soruşturması gerçekleştirilmiş (bk. yukarıda § 18) ve tıbbi bilirkişiler Toğay Gültekinin 17 Mart 2004 tarihinde hastaneye sevk edilmemiş olmasının bir eksiklik olarak düşünülemeyeceğini değerlendirmişlerdir. Hükümete göre, Toğay Gültekinin yaklaşık üç gün sonrasında, diğer bir ifadeyle 20 Mart 2004 tarihinde, muayene edilmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, hastaneye naklinde üç günlük gecikme yaşanması Sözleşmenin ihlal edildiği anlamına gelmemektedir. Bu bağlamda, Hükümet ayrıca, Toğay Gültekinin aynı anda iki virüs kapmış olduğu ve bunun sonucunda hastalığının hızlı bir şekilde ilerlediği (bk. yukarıda § 18) tespitine dikkat çekmiştir.
30. Hükümet, Toğay Gültekinin hastanede vefat etmiş olması sebebiyle herhangi bir otopsi işleminin gerçekleştirilmediğini bildirmiştir. Dahası, söz konusu ölüm olayına ilişkin olarak yakınları tarafından bir adli soruşturma başlatılması yönünde herhangi bir talepte bulunulmamış ve yetkililer de resen bir soruşturma başlatmamışlardır. Ancak, askeri birim içerisinde bir idari soruşturma yürütülmüştür (bk. yukarıda §§ 9-12). Ayrıca, başvuranlara Mehmetçik Vakfı (görev sırasında hayatını kaybeden askerlerin ailelerine yardım edilmesi amacıyla kurulan bir vakıf) tarafından yaklaşık 2.690 avro (EUR) ödeme yapılmıştır.
2. Mahkemenin değerlendirmesi
31. Mahkeme öncelikle, Sözleşmenin 2. maddesinin Avrupa Konseyini oluşturan toplumların temel değerlerinden birini içermekte olduğunu hatırlatır (bk. McCann ve Diğerleri / Birleşik Krallık, 27 Eylül 1995, § 47, Seri A no. 324). Sözleşmenin 2. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesi, Devlete sadece kasten ve hukuka aykırı olarak öldürmekten kaçınma yükümlülüğü değil, aynı zamanda kendi egemenlik alanı içerisinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için uygun tedbirler alma yükümlülüğü de yüklemektedir (bk. L.C.B. / Birleşik Krallık, 9 Haziran 1998, § 36, Kararlar ve Hükümler Derlemesi 1998-III; ve Osman / Birleşik Krallık, 28 Ekim 1998, §115, Derlemeler 1998-VIII).
32. Mahkeme ayrıca daha önceki kararlarında da, gözaltındaki kimseler gibi, özgürlüklerinden yoksun bırakılmış kimselerin savunmasız bir konumda oldukları ve bu kimselerin korunmasının yetkililerin görevleri kapsamına girdiği konularına vurgu yapmıştır (bk. Salman / Türkiye (BD), no. 21986/93, §99, AİHM 2000-VII). Bu koruma görevi, daha önceki paragrafta açıklanan pozitif yükümlülük ışığında değerlendirildiğinde, özgürlüklerinden yoksun bırakılmış kimselerin sağlıklarının ve iyilik hallerinin korunmasını da içermekte ve yetkililerin bu tür kimselere yaşamlarının korunması için gerekli tıbbi bakımı sağlamasına yönelik bir yükümlülüğüne işaret etmektedir. Kişinin tutukevinde iken sağlık durumunda aniden bir kötüleşme meydana gelmesi, kaçınılmaz olarak, söz konusu yerdeki tıbbi tedavinin yeterliliğine ilişkin ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Dolayısıyla, tutuklu bir kimsenin bir sağlık sorunu sonucu hayatını kaybettiği durumlarda, Devletin ölüm sebebine ve söz konusu kişiye ölümü öncesi uygulanan tedaviye ilişkin makul bir açıklama sunması gerekmektedir (bk. Makharadze ve Sikharulidze / Gürcistan, no. 35254/07, §§ 71-72, 22 Kasım 2011 ve bu kapsamda anılan davalar).
33. Mahkeme, gözaltında tutulan kişilerinki ile zorunlu askerlik görevini yerine getirmekte olan askerlerin durumu arasındaki dikkat çeken benzerlikleri göz önüne alarak, askere alınan kişilerin de tamamen Devlet denetimi altında olduklarını ve Sözleşmeci Tarafların orduda gerçekleşen her türlü yaralanma ve ölüm olaylarına ilişkin makul bir açıklama sunma yükümlülüğü altında olduğunu kaydetmiştir (bk. Beker/Türkiye, no. 27866/03, §§ 41-43, 24 Mart 2009).
34. Mahkeme başvuranların somut davadaki şikâyetlerini yukarıda yer verilen ilkeler ışığında inceleyecektir. Bu düşünceyle, Mahkeme, başvuranların yakını Toğay Gültekinin askerlik görevine 22 Ağustos 2003 tarihinde başlamış olduğunu ve 2004 yılının Mart ayında sağlık sorunları baş göstermeye başladığında halen askerlik görevini yerine getirmekte olduğunu gözlemlemektedir. Toğay Gültekinin askerlik görevini yerine getirmekte olduğu sırada kendi tercihi doğrultusunda bir sağlık kurumundan tıbbi tedavi almak için tugayını terk edemediği hususu tartışmasızdır.
35. Bu noktada Mahkeme, başvuranların Mahkemeye sunmuş oldukları başvuruda Toğay Gültekinin askeri yetkililere atfedilebilecek bir eylem veya ihmal sonucunda hepatit hastalığını kaptığı yönünde bir şikâyetlerinin bulunmadığı konusuna vurgu yapmanın önemli olduğu kanaatindedir. Dahası, başvuranlar 23 Mart 2004 tarihinde hastaneye yatırılması sonrasında Toğay Gültekine sağlanan tıbbi tedavinin tatmin edici ve yeterli olmadığı yönünde de bir iddiada bulunmamışlardır. Başvuranların şikâyeti yalnızca askeri yetkililerin, o gün muayene işlemini yapan doktorun kararının aksine, Toğay Gültekini 17 Mart 2004 tarihinde hastaneye göndermemeleri ve sonrasında 23 Mart 2004 tarihine kadar Toğay Gültekinin hastaneye götürülmemesi ile ilgilidir. Başvuranlar, hastaneye götürülmesinde yaşanan bu gecikmelerin Toğay Gültekinin ölümüne neden olduğunu iddia etmektedirler. Bu nedenle, Mahkemenin incelemesi söz konusu bu şikâyetle sınırlı olacaktır.
36. Bu doğrultuda, Mahkeme, yedi (7) günlük gecikmenin Toğay Gültekinin ölümüne neden olup olmadığını tespit etmenin kendisinin görevi olmadığını değerlendirmektedir. Nitekim, yalnızca tıp uzmanlarının uzmanlık alanına giren konulara ilişkin karar vermek Mahkemenin görevi değildir (bk. Kozhokar / Rusya, no.33099/08, § 108, 16 Aralık 2010). Söz konusu gecikmelerin ölüm olayı üzerinde bir etkisinin olup olmadığının saptanması, yukarıda (bk. yukarıda § 33) açıklandığı üzere, tamamen kendi denetimleri altında bulunan bir askerin ölümüne ilişkin makul bir açıklama sunmakla yükümlü olan ulusal makamların görevidir. Mahkeme bu nedenle, davalı Devletin bahse konu gecikmelerin ölüm olayı üzerinde doğrudan bir etkisinin bulunmadığını ve ulusal makamların Toğay Gültekinin hayatının korunması için söz konusu koşullar altında kendilerinden makul olarak beklenebilecek gerekli tüm eylemleri yerine getirdiğini göstermek suretiyle bu görevini yerine getirip getirmemiş olduğunu tespit edecektir (bk. Salakhov ve Islyamova / Ukrayna, no.28005/08, § 167, 14 Mart 2013).
37. Mahkeme, davalı Hükümetin sağlık sorunu için Toğay Gültekine ivedi bir şekilde ve yeterli tıbbi tedavinin sağlanmasına yönelik pozitif yükümlülüğüne uyduğunu gösterme yükümlülüğünü tatmin edici bir şekilde yerine getirip getirmediğini tespit etmek amacıyla, elindeki mevcut belgeleri ve askeri soruşturma esnasında atılan adımları dikkate alacaktır.
38. Mahkeme, başvuranların Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde tazminat davası açmış olduklarını kaydetmektedir. Teoride, başvuranlar, en azından bahse konu tazminat davası sonunda, askeri yetkililerin ihmalinin söz konusu olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme elde etmiş ve uğradıkları zarara ilişkin tazminat almış olmalıydılar. Bu sebeple, bu hukuk yolu somut davada uygun bir hukuk yolu niteliğindedir ve başvuranların iddialarını incelerken Mahkeme, tazminat yargılamalarının yürütülme biçimini de ayrıca dikkate alacaktır.
39. Mahkeme öncelikle, hepatit hastalığının potansiyel olarak uzmanlaşmış tedavi gerektiren ölümcül bir hastalık olduğunu değerlendirmektedir. Başvuranların tazminat talebi incelenirken ulusal makamlarca kendilerinden görüş istenen üç tıp fakültesi profesörüne göre, fulminant hepatit hastalığının ölüm oranı ilk hafta içerisinde %70 seviyesindedir (bk. yukarıda § 18).
40. Ayrıca, Mahkeme, askeri yetkililere Toğay Gültekinin hepatit hastalığı kapmış olabileceğine dair yeterli bulguların sağlanmış olduğunu gözlemlemekte ve askeri yetkililerin Toğay Gültekinin yaşamına ilişkin gerçek bir riskin söz konusu olduğu bildiklerini veya biliyor olmaları gerektiğini değerlendirmektedir (bk. Keenan/Birleşik Krallık, no. 27229/95, § 90, AİHM 2001-III). Mahkeme, bu bağlamda, onbir askeri personel tarafından verilen bilgilere göre, Toğay Gültekinin hepatit hastalığını kapmış olabileceğine ilişkin olarak 16 Şubat 2004 tarihinde birlik komutanını bilgilendirmiş olduğunun altını çizmektedir (bk. yukarıda §§ 9-11). Dahası, Mahkeme, 17 Mart 2004 tarihinde tugay revirinde Toğay Gültekini muayene eden askeri doktorun kendisinin enfeksiyon hastalıkları alanında uzmanlığı olan bir hastaneye sevk edilmesine karar vermiş olduğunu hatırlatır.
41. Ancak, askeri yetkililerin bu vesileyle Toğay Gültekinin sağlık sorunlarından haberdar olmuş ve hayatının korunması için kendilerinden makul olarak beklenebilecek şekilde yetkileri kapsamında tedbirler almış olması gerekirken (adı geçen kararda), askeri yetkililer bunları yerine getirmemiştir. Yine önemli olarak, 17 Mart 2004 tarihinde Toğay Gültekini muayene eden doktorun kendisi hastaneye sevk etmeye karar vererek ihtimam göstermiş olmasına rağmen, doktorun bu kararı askeri yetkililerce uygulanmamıştır.
42. Mahkeme, Toğay Gültekinin 17 Mart 2004 tarihinde hastaneye götürülmemesinin ve söz konusu bu gecikmenin Toğay Gültekinin hayatına mal olduğu iddiasının, başvuranlar tarafından Milli Savunma Bakanlığına karşı açılan davanın temel ve en önemli noktalarını teşkil ettiği kanaatindedir. Ancak, aksini gösteren resmi askeri kayıtların mevcut olmasına karşın, Milli Savunma Bakanlığı Toğay Gültekinin 17 Mart 2004 tarihinde askeri doktor tarafından muayene edildiğini ve hastaneye sevk edilmesine karar verildiğini reddetmiştir. Milli Savunma Bakanlığına göre, Toğay Gültekin 16 Şubat 2004 ile 20 Mart 2004 tarihleri arasında revire gitmemiştir (bk. yukarıda § 15).
43. Mahkeme ayrıca, doktorun kararına uyulmaması hususunun öneminin, davayı reddetmesine dayanak olarak üç tıbbi bilirkişi tarafından hazırlanmış raporu seçmeyi tercih eden Askeri Yüksek İdare Mahkemesince değerlendirilmemiş olduğunu gözlemlemektedir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 17 Mart 2004 tarihinde doktorun almış olduğu karara uyulmamasının ardındaki nedenlere ilişkin olarak askeri yetkililerden bilgi istememiş ve gecikmenin Toğay Gültekinin ölümündeki rolünü değerlendirmek amacıyla, başvuranların talep etmiş olduğu (bk. yukarıda § 19) başka bir tıbbi bilirkişi raporunun düzenlenmesi yönünde adımlar atmamıştır.
44. Mahkeme yukarıda özetlenmiş (bk. yukarıda § 18) olan tıbbi bilirkişi raporunu incelemiş olup, Toğay Gültekinin hastaneye sevk edilmesine 17 Mart 2004 tarihinde karar verilmiş olduğunu ve söz konusu bu kararın uygulanmadığını kabul etmenin haricinde, üç tıbbi bilirkişinin bu karara uyulmaması durumunun tıp bilimi açısından önemini incelememiş olduklarını kaydetmektedir.
45. Başvuru kendisine tebliğ edilirken, Mahkeme açık bir şekilde Hükümetten 17 Mart ve 23 Mart 2004 tarihleri arasındaki yedi günlük gecikmeye ilişkin görüşte bulunmasını talep etmiş; Hükümet ise, tıbbi bilirkişilerin Toğay Gültekinin 17 Mart 2004 tarihinde hastaneye sevk edilmemesinin bir eksiklik olarak değerlendirilemeyeceğini belirttiklerini ileri sürmüştür. Mahkeme, tıbbi bilirkişiler tarafından bu hususta herhangi bir değerlendirmenin yapılmamış olduğunu kaydederek, Hükümetin beyanlarının bir dayanağının olmadığını değerlendirmektedir. Aynı sebeple, Mahkeme yine, Hükümetin Toğay Gültekinin 20 Mart 2004 tarihinde tekrar muayene edildiği göz önüne alındığında, kendisinin hastaneye nakledilmemiş olmasının Sözleşmenin ihlali anlamına gelmediği şeklindeki iddiasına (bk. yukarıda § 29) ilişkin ikna olmuş değildir.
46. Mahkeme, askeri yetkililerin eksikliklerinin yalnızca Toğay Gültekinin 17 Mart 2004 tarihinde hastaneye götürülmemesi ile sınırlı kalmadığını gözlemlemektedir. Mahkeme, Toğay Gültekinin tugay revirini 20 Mart 2004 tarihinde tekrar ziyaret ettiğinde (bk. yukarıda § 19) kendisini muayene eden diğer askeri doktorun, meslektaşı tarafından 17 Mart 2004 tarihinde verilmiş olan karara ilişkin herhangi bir bilgi edinmiş ve Toğay Gültekinin kısa bir süre önce hepatit hastalığı kapmış olabileceğinden şikâyet ettiğinin anlaşılabileceği tıbbi kayıtlara başvurmuş gibi görünmediğini gözlemlemektedir. Şayet Toğay Gültekine üst solunum yolu enfeksiyonu tanısı koyan doktor (bk. yukarıda § 18) bunları yapmış olsaydı, söz konusu semptomların (üç üniversite profesörüne göre benzer olan) aslında üst solunum yolu enfeksiyonuna değil hepatit hastalığına ait olduğunu fark edebilir ve Toğay Gültekinin hastaneye sevk edilmesi için çaba harcayabilirdi.
47. Mahkeme, askeri yetkililerin eksiklik ve hatalarının bununla sınırlı kalmadığını değerlendirmektedir. Toğay Gültekinin sağlık durumu kötüleştiğinde ve semptomlarının yanlış yorumlanması ve göz ardı edilmesi imkânsız hale geldiğinde, tugay revirindeki askeri bir doktor kendisini hepatit hastalığı şüphesiyle hastaneye sevk etmiştir. Ancak, doktorun sevk kararı ertesi güne kadar uygulanmamıştır (bk. yukarıda § 7). Yukarıda incelenen yerine getirilmemiş diğer hususlarda da olduğu gibi, bu son hususta da Hükümet tarafından herhangi bir açıklama veya gerekçe sunulmamıştır.
48. Mahkeme yukarıda, ulusal makamların, Toğay Gültekinin yaşamının korunması için söz konusu koşullar altında makul olarak kendilerinden beklenebilecek her eylemi yerine getirmelerinin beklendiğini kaydetmiştir (bk. yukarıda §§ 36 ve 41). Mahkeme, askeri soruşturmayı ve ulusal seviyede gerçekleştirilmiş olan idari yargılamaları inceleyerek ve eksikliklere vurgu yaparak, Hükümetin yetkililerin somut davadaki ölüm olayını engellemek için zamanında ve yeterli tedbirler almak suretiyle pozitif yükümlülüklerini yerine getirdiklerini gösterme yükümlülüğüne uymadığı sonucuna varmaktadır.
49. Dolayısıyla, Hükümetin Toğay Gültekinin yaşamının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle, Sözleşmenin 2. maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
50. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
51. Başvuranlar herhangi bir adil tazmin talebinde bulunmamışlardır. Dolayısıyla, Mahkeme, başvuranlara bu hususta herhangi bir tazminata hükmedilmesine gerek bulunmadığını değerlendirmektedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşmenin 2. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İçtüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 6 Ekim 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy