(AİHS. m. 6, 13, 14, 34, 35, 41, 44, 1 NOLU PROTOKOL)
(Başvuru no: 17756/06)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
23 Şubat 2010
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (17756/06) başvuru nolu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Dersu Erol Uyarın (başvuran) 13 Mart 2006 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından G. Altay tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1963 doğumlu olup İstanbulda ikamet etmektedir.
Felç geçiren başvuran hastane masraflarının sigortacısı tarafından karşılanmasını talep etmiş, belirtilmeyen bir tarihte sigorta ise bu ödemeyi yapmayı reddetmiştir.
18 Eylül 2000 tarihinde başvuran İstanbul Ticaret Mahkemesinde sigortacı aleyhine tazminat davası açmıştır.
3 Nisan 2001 tarihli duruşmada Mahkeme başvuranın sigorta sözleşmesinden doğan haklarını belirlemek amacıyla bir bilirkişi incelemesi istemiştir.
3 Eylül 2001 tarihinde bilirkişi raporu hazırlanmıştır.
16 Ekim 2001 tarihli duruşmada bilirkişi raporunun incelenmesi için Mahkeme taraflara davaya katılmaları için yirmi günlük mühlet tanımıştır. Başvuran 5 Kasım 2001 tarihinde bu rapora itiraz etmiştir.
Mahkeme 21 Aralık 2001 tarihli duruşmada yeni bir inceleme istemiştir.
20 Mayıs 2002 tarihinde düzenlenen ikinci rapor dava dosyasına eklenmiştir.
Belirtilmeyen bir tarihte mahkeme tamamlayıcı bilirkişi raporunun düzenlenmesini istemiştir.
2 Aralık 2002 tarihinde üçüncü bir bilirkişi raporu hazırlanmış ve dosyaya eklenmiştir. Bu son rapora savunma tarafı karşı çıkmıştır. Mahkeme 18 Nisan 2003 tarihinde adli tıp kurumundan yeni bir bilirkişi incelemesini talep etmiştir.
Adli tıp kurumu 21 Mayıs 2003 tarihinde yeni bir bilirkişi raporu düzenlemiştir.
Mahkeme 24 Aralık 2003 tarihinde savunma tarafını sözü edilen tedavi masraflarını ödemeye mahkum etmiştir.
5 Nisan 2005 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin bu kararını bozmuştur.
Mahkeme 14 Aralık 2005 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
Yargıtay 21 Mayıs 2007 tarihinde almış olduğu ve 21 Haziran 2007 tarihinde başvurana tebliğ edilen kararı ile 14 Aralık 2005 tarihli kararı onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargılamanın uzunluğu ile AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
AİHM, AİHSnin 35/3 maddesi uyarınca şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını saptamaktadır. Ayrıca başka açılardan bakıldığında da herhangi bir kabuledilemezlik unsuru bulunmamaktadır.
Hükümet başvuranın itirazına karşı çıkarak özellikle bilirkişi raporlarının gecikmeli hazırlanmasının ve tarafların davada bu raporların içeriğine itiraz etmelerinin yargılamanın uzunluğuna etki ettiğini savunmaktadır.
AİHM kaydedilmesi gereken dönemin 18 Eylül 2000 tarihinde başvuranın Ticaret Mahkemesine başvurması ile başlayıp Yargıtayın 21 Mayıs 2007 tarihli kararı ile sona erdiğini saptamaktadır. İki dereceli mahkemede iki kez ele alınan bu süreç yaklaşık altı yıl sekiz aydır.
AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranların ve ilgili mercilerin tutumu ve davanın başvuran açısından arz ettiği önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini gözlemlemektedir (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı no: 30979/96).
AİHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan itirazların yapıldığını ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatır.
Mahkemeye sunulan tün delil unsurlarının incelenmesinden AİHM, ticaret mahkemesinin davaya ilişkin ilk kararını vermesinin üç yıl üç ayda olduğunu, Yargıtayın iki kez incelediği davanın üç yıl beş ayda sonuçlandığının altını çizmektedir. Başvuranın tutumuna ilişkin AİHM, başvuranın sergilediği tutumun normal sayılabileceğini, yargılamanın uzamasına etki edecek herhangi bir olumsuz davranışta bulunmadığını gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa no: 36436/97, 14 Kasım 2000). Bilirkişi raporlarının hazırlanması sırasında mahkeme duruşmalarını sürdürmüştür. AİHM Hükümetin gecikmeli olarak hazırlanan bilirkişi raporlarının yargılamanın uzamasına etki ettiği savını inandırıcı bulmamaktadır. Bu bağlamda AİHM, Devletlere kendi hukuk sistemlerinde her bireyin medeni hak ve yükümlülüklerinden ileri gelen itirazına ilişkin ulusal mahkemelerinin vereceği nihai kararı makul bir sürede almasını sağlayacak bir düzenleme yapma yükümlülüğü düştüğünü hatırlatır (Bkz. Comingersoll S.A.-Portekiz no: 35382/97 ve Mikulic-Hırvatistan no: 53176/99). Sözü edilen bu saptamalar ışığında, AİHM yargılama sürecinin uzunluğunun aşırı olduğuna ve «makul süre» koşulu ile bağdaşmadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran Türkiyede yargılama sürecinin uzunluğunun aşırı olmasına itiraz edilebilecek hiçbir başvuru yolunun bulunmadığından yakınmakta, AİHSnin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu şikayet ile ilgili görüş bildirmemiştir.
AİHM, bu şikayetin yukarıda bahse konu şikayet ile ilintili olduğunu hatırlatarak kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini kaydetmektedir.
AİHM daha önce de dile getirdiği üzere Türk Hukukunun 13. madde uyarınca ceza yargılama sürecinin uzunluğuna karşı etkili bir başvuru yolunu sunamadığını belirtmektedir (Bkz. Daneshpayeh-Türkiye no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
Mevcut başvuruda AİHM, başvuranın davasının AİHSnin 6/1 maddesi doğrultusunda makul bir süre dahilinde görülmesi hakkına karşı iç hukukta etkili bir başvuru yolunun yokluğunda AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. ÖNE SÜRÜLEN DİĞER İDDİALAR HAKKINDA
Başvuran esasen yargılamanın ivedilikten uzak olduğunu öne sürerek AİHSnin 14. ve Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
AİHM yapılan bu şikayetlerin yukarıda dile getirilenlerle ilintili olduğunu kaydederek kabuledilebilir olduğunu anımsatır.
AİHSnin 6/1 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğinin tespiti ışığında, AİHM sözkonusu bu hükümlerin ihlal edilip edilmediği hususunu incelemeyi gerekli görmemektedir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran manevi tazminat olarak 25.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM, başvuranın yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle belirli bir oranda manevi zarara uğradığını kabul etmekte, bu doğrultuda hakkaniyete uygun olarak başvurana 3.600 Euro ödenmesini uygun görmektedir.
Başvuran AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderleri için 5.000 Euro talep etmekte, bu çerçevede avukatı ile yapmış olduğu sözleşmeyi sunmaktadır. Başvuran tercüme ve sekretarya masrafları için 350 Euro talep etmekte, bu yönde kanıtlayıcı herhangi bir belge sunmamaktadır.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Yargılama masraf ve giderlerinin makul oranlarda olması gerekir. AİHM kanıtlayıcı belgelerin yokluğunda tercüme ve sekretarya masraflarına ilişkin talepleri reddetmektedir. Bununla birlikte, AİHM önünde yapıldığı öne sürülen giderlerin aşırı olduğunu belirterek başvurana makul oranda 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır.
AİHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artışın ekleneceğini kaydetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. Yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 13. maddesinin ihlal edildiğine;
4. AİHSnin 14. ve Ek 1 nolu Protokolün 1. maddesi hakkındaki şikayetin ayrıca incelenmesine yer olmadığına;
5. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından:
i.başvurana 3.600 (üç bin altı yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
ii. yargılama masraf ve giderleri için başvurana 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 23 Şubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy