(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 43, 48, EK 1 NOLU PROTOKOL) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (MÜDÜR TURGUT VE DİĞERLERİ V. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 21002/06)
KARAR
STRAZBURG
24 Eylül 2013
İşbu karar nihaidir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Kolukırıkoğlu / Türkiye davasında,
Başkan,
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Atilla Nalbantın oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (İkinci Daire) gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde 3 Eylül 2013 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no. 21002/06) dava, Türk vatandaşı Niyazi Kolukırıkoğlu (Başvuran) 14 Eylül 2006 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran, Mersinde görev yapan Avukat A Giray tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvuru, 4 Kasım 2010 tarihinde, Hükümete tebliğ edilmiştir.
OLAY VE OLGULAR
4. Başvuran, 1948 doğumludur ve Tarsusta ikamet etmektedir.
5. Başvuran, 7 Ekim 1999 tarihinde, Adana Ticaret Mahkemesi nezdinde bir banka aleyhine dava açmıştır.
6. Bankanın idari denetimi, yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği gerekçesiyle, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) katılım fonuna aktarılmıştır.
7. Mahkeme, 3 Ekim 2003 tarihinde, icra takibi çerçevesinde, başvuranı kısmen haklı bulmuş ancak % 40 düzeyinde başvuranın tazminat talebini reddetmiştir.
8. Yargıtay, 3 Aralık 2004 tarihinde, bu kararı onamıştır.
9. Yargıtay, 5 Temmuz 2005 tarihinde, karar düzeltme talebini reddetmiştir.
10. Bu karar, 14 Ekim 2005 tarihinde, başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
11. Başvuran, yargılama süresinin aşağıda belirtilen Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin makul süre ilkesiyle uyumlu olmadığını iddia etmektedirler: İlgili madde aşağıdaki gibidir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan (
) bir mahkeme tarafından, (
) makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
12. Hükümet, bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
13. Değerlendirilmeye tabi süre, 7 Ekim 1999 tarihinde başlayıp 5 Temmuz 2005 tarihinde son bulmuştur. Belirtilen süre, iki dereceli mahkeme için yaklaşık beş yıl ile dokuz ay sürmüştür.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
14. Mahkeme, Ümmühan Kaplan / Türkiye Davasında (no. 24240/07, 20 Mart 2012) pilot karar işleminin uygulanmasının ardından, Türkiyede yeni bir tazminat yolunun açıldığını gözlemlemektedir. Mahkeme, Turgut ve diğerleri / Türkiye Kararında (no. 4860/09, 26 Mart 2013) başvuranların iç hukuk yollarını, özellikle, yeni başvuru yolunu tüketmemeleri nedeniyle, yeni başvuru yolunun kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, bu nedenle, özellikle bu yeni başvurunun, yargılama süresine ilişkin şikayetler için düzeltmenin makul bakış açılarına imkan verecek erişilebilir, elverişli ve öncelikli olduğunu değerlendirmiştir.
15. Mahkeme, ayrıca Ümmühan Kaplan pilot kararında (yukarıdaki 77. §) özellikle Hükümete daha önce tebliğ edilen bu tür başvuruların incelemesinin olağan prosedür yolu ile takip edebileceğini belirttiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, ayrıca Hükümetin, bu yeni başvuruyla ilgili bir itiraz dile getirmediğini dikkate almaktadır.
16. Mahkeme, yukarıda belirtilenler ışığında, mevcut başvurunun incelenmesine devam edilmesine karar vermiştir. Mahkeme bununla birlikte, yapılan diğer başvurular çerçevesinde Hükümet tarafından ileri sürülebilecek bu tür bir itirazın incelenmesinin hiçbir şekilde bu sonucu, etkilemeyeceğini hatırlatmaktadır.
B. Esas hakkında
17. Mahkeme, yargılama süresinin makul niteliğinin, davaya özgü koşullar, mahkeme içtihatlarında ele alınan kıstaslar bakımından ve özellikle de davanın karmaşıklığı ile başvuran ve yetkili makamların davranışları ve ilgililere verilen ihtilaf konusu miktar bakımından değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz., birçok diğerleri arasında, Frydlender / Fransa (BD), no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII, anılan, Ümmühan Kaplan / Türkiye, § 48).
18. Mahkeme, sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, Hükümet kanadınca mevcut davada farklı sonuçlara ulaşabilecek herhangi bir delil ileri sürülmediği kanaatindedir. Mahkeme, içtihatları doğrultusunda yaptığı değerlendirmede somut davada uygulanan yargılama süresinin iki dereceli mahkeme için altı yıl dokuz ay olduğunu ve bu sürenin Sözleşmede belirtilen makul süre ilkesiyle uyumlu olmadığı kanaatindedir.
Dolayısıyla, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
19. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesini ileri sürerek, tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle yerel yargılamanın adil olmadığından şikayet etmektedir.
Başvuran, ayrıca 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesini ileri sürerek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
20. Mahkeme, bu şikayetleri incelemiştir. Mahkemenin, belirtilen iddiaları değerlendirmek için yetkili olması nedeniyle ve elindeki unsurların tümünü dikkate alarak, Sözleşme tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir ihlal tespit etmemiştir. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı Sözleşmenin 35 § 4 maddesine uygun olarak reddedilmelidir.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
21. Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca,
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyet uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
22. Başvuran, maddi zarar niteliğinde 4.000.000 Amerikan Doları (USD) ve maruz kalmış oldukları manevi zarar için 1.000.000 USD talep etmektedir.
23. Hükümet, bu talepleri kabul etmemektedir.
24. Mahkeme, iddia edilen maddi zarar ile itiraz edilen ihlal arasında nedensellik bağı tespit etmemektedir ve bu talebi reddetmektedir. Mahkeme, buna karşın, başvuranın şüphesiz manevi zarara uğradığını kanaatindedir. Mahkeme, hakkaniyete uygun olarak, başvurana bu bağlamda 3.000 avro (EUR) ödenmesini kabul etmektedir.
B. Masraf ve giderler
25. Başvuran, ayrıca yerel mahkemelerin yaptığı masraf ve giderler için 200 000 USD talep etmektedir. Başvuran, bu taleplere dayanarak uygun herhangi bir delil sunmamaktadır.
26. Hükümet, bu talepleri kabul etmemektedir.
27. Mahkeme, başvuran tarafından sunulan uygun delillerin bulunmadığını tespit ederek, yerel yargılamanın masraf ve giderlerine ilişkin talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
28. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun, yargılama aşırı süresine ilişkin şikayetle ilgili olarak kabul edilebilir ancak geri kalan kısmı için kabul edilemez olduğuna;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) Davalı Devletin, başvurana kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere manevi zarar için 3000 EUR (üç bin euro):
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Geri kalan kısım için adil tazmin talebi reddedilmesine;
Karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Sözleşmenin 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca 24 Eylül 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy