(AİHS m. 3, 5, 13, 41, 44) (765 S. K. m. 146) (5739 S. K. m. 6) (5237 S. K. m. 141) (TEMEL VE TAŞKIN - TÜRKİYE DAVASI) (YÜCEL - TÜRKİYE DAVASI) (GÜLBAHAR VE TUT - TÜRKİYE DAVASI) (CAHİT DEMİREL - TÜRKİYE DAVASI) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (GERGER - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 22478/06 ve 37667/08)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Mayıs 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22478/06 ve 37667/08) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşları Bülent Gedik ve Hatice Gedikin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 17 Mayıs 2006 ve 24 Temmuz 2008 tarihlerinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından G.Tuncer tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar, sırasıyla 1974 ve 1952 doğumlulardır. Başvuran, Hatice Gedik İstanbulda ikamet etmektedir ve Kocaeli Cezaevinde tutuklu bulunan Bülent Gedikin annesidir.
6 Şubat 1996 tarihinde, başvuran, yasadışı bir örgüt olan TKEP/Lye yönelik olarak düzenlenen bir polis operasyonu çerçevesinde yakalanmıştır.
19 Şubat 1996 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı tarafından ifadesinin alınmasının ardından, başvuran, sözkonusu mahkemenin nöbetçi hakimi karşısına çıkarılmıştır. Nöbetçi hakim başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
10 Nisan 1996 tarihli bir iddianame ile Savcı, eski Türk Ceza Kanununun 146/1 maddesi ile cezalandırılan Türk Anayasal düzenini değiştirmeye teşebbüs etmek suçundan başvuran hakkında ceza davası açmıştır.
16 Haziran 2004 tarihinde, 5190 sayılı Kanun, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırmıştır. Başvuranın davası, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine havale edilmiştir.
3 Nisan 2008 tarihli duruşmada, başvuranın avukatı, Ağır Ceza Mahkemesinden, belli suçları işleyen kişilerin tutukluluklarının azami süresine ilişkin yeni Ceza Muhakemesi Kanununun hükümlerinin yürürlüğe girişini uzatan Ceza Muhakemesi Kanununa düzenlemeler getiren 5739 sayılı Kanunun 6. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu hususunda itirazda bulunmasını talep etmiştir.
2 Haziran 2008 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi sözkonusu talebi reddetmiştir.
Başvuran tarafından yapılan çok sayıdaki serbest bırakılma talepleri ve düzenlenen itirazlar, hem Devlet Güvenlik Mahkemesi hem de Ağır Ceza Mahkemesi önünde yürütülen yargılama boyunca yetkili hukuki merciler tarafından reddedilmiştir. Sözkonusu merciler, bilhassa, atılı olayların ciddiyetini, kanıtların durumunu ve firar riskini göz önüne alarak başvuranın tutukluluk halinin devamına hükmetmişlerdir.
12 Mart 2009 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etmiştir.
Dosyada bulunan bilgilere göre, işbu kararın kabul edildiği tarihte, dava halen Yargıtay önünde derdesttir.
HUKUK
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Olaylar ve esasa ilişkin ortaya koydukları sorun bakımından, başvuruların benzerliğini dikkate alan AİHM, başvuruların birleştirilmesine ve tek bir davada ortaklaşa olarak incelenmesine karar vermektedir.
II. AİHSNİN 5/3 ve 5/4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 13. maddesi ile birlikte AİHSnin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, başvuran, tutukluluk süresinden ve sözkonusu sürenin yasallığını denetletecek başvuru yolunun bulunmamasından şikayetçi olmaktadır. Başvuran, ulusal mahkemeleri, tutukluluk halinin devamı için atılı eylemlerin niteliği ve ciddiyeti ve kanıtların durumu gibi klişeleşmiş gerekçeleri temel almakla suçlamıştır. Bu bağlamda başvuran, tutukluluk süresine ilişkin Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu hükümlerinin Anayasa uygunluğunu inceletmek için Anayasa Mahkemesine doğrudan başvuru hakkının bulunmadığını belirtmektedir.
Ayrıca başvuran, Bülent Gedik, tutukluluk süresinin çok uzun olmasının, kendisine göre, AİHSnin 3. maddesine aykırı olarak insanlık dışı ve küçük düşürücü bir muamele teşkil ettiğini ileri sürmektedir.
Dava konusu olayların hukuki tanımlamasını yapmakta yetkili olan (Guerra ve diğerleri-İtalya, 19 Şubat 1998) AİHM, AİHSnin 5/4 maddesi açısından tutukluluk haline itiraz etme imkanı sağlayan başvuru yolunun bulunmamasına ilişkin şikayetin incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir zira yerleşik içtihat göz önüne alındığında, AİHSnin 13. maddesinin daha genel gerekliliklerine oranla sözkonusu şikayet bir lex specialis oluşturmaktadır (bkz, Nikolova-Bulgaristan, başvuru no: 31195/96).
AİHSnin 3. maddesi kapsamında yapılan şikayet ile ilgili olarak, AİHM, sözkonusu şikayetin tutukluluk süresine ilişkin şikayete sıkı sıkıya bağlı olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla sözkonusu şikayetin AİHSnin 5/3 maddesi açısından incelenmesi uygun olacaktır (bkz, bu bağlamda, Temel ve Taşkın- Türkiye, başvuru no: 40159/98, 14 Kasım 2002).
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
Hükümet, başvuranın üç gerekçe ile iç hukuk yollarını tüketme kuralına riayet etmiş kabuledilemeyeceğini ileri sürmektedir. İlk olarak, başvuran, ulusal mahkemeler önünde dava halen sürmekteyken AİHMye başvuruda bulunmuştur. İkinci olarak, Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun 141. maddesi ile yeniden ele alınan ve kanuna aykırı olarak yakalanan ve haksız yere tutulan kişilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca başvuran, ulusal mahkemeler önünde tazminat davası açabilirdi. Son olarak başvuran, ulusal mahkemeler önünde uzun tutukluluk süresine itiraz etmemiş ve özü itibariyle konuya ilişkin şikayetlerini belirtmemiştir.
Ayrıca Hükümet, iç hukuk yolları etkisiz olarak değerlendirildiğinde altı ay kuralına riayet edilmemesine ilişkin kabuledilemezliğe dair bir itiraz sunmaktadır.
İç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin itirazı kapsamında Hükümetin ilk iki argümanı ile ilgili olarak, AİHM, benzer bir dava incelediğini ve sözkonusu argümanları reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz, Tunce ve diğerleri-Türkiye, başvuru numaraları: 2422/06, 3712/08, 3714/08, 3715/08, 3717/08, 3718/08, 3719/08, 3724/08, 3725/08, 3728/08, 3730/08, 3731/08, 3733/08, 3734/08, 3735/08, 3737/08, 3739/08, 3740/08, 3745/08 ve 3746/08, 13 Ekim 2009). AİHM, bu davada ulaşılan sonuçtan sapmak için hiçbir neden görememektedir. Tutukluluk süresine başvuranın itiraz etmemesine ilişkin Hükümetin üçüncü argümanı ile ilgili olarak, AİHM, sözkonusu argümanın AİHSnin 5/4 maddesi kapsamında yapılan şikayete özü itibariyle sıkı sıkıya bağlı olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla AİHM, argümanın esasa eklenmesine karar vermektedir.
Altı ay kuralına riayet edilmemesi kapsamında yapılan itiraz ile ilgili olarak, AİHM, sözkonusu itirazı, Yücel-Türkiye (no:2) (başvuru no: 31152/04, 8 Nisan 2008) ve Gülbahar ve Tut- Türkiye (başvuru no: 24468/03, 24 Şubat 2009) kararlarında belirtilen gerekçelerle reddetmiştir.
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHSnin 5/4 maddesi kapsamında yapılan şikayet ile ilgili olarak, Hükümet, başvuranın, tutuklulukların yasallığını denetletmek amacıyla itiraz yoluna sahip olduğunu belirtmektedir. Bu bağlamda AİHM, Bağrıyanık-Türkiye, (başvuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007), Cahit Demirel-Türkiye (başvuru no: 18623/03, 7 Temmuz 2009) ve Tunce ve diğerleri-Türkiye kararlarında söz konusu sorunu incelediğini hatırlatmaktadır. İşbu davada farklı bir sonuca ulaşacak hiçbir neden göremeyen AİHM, Hükümetin itirazını reddetmekte ve AİHSnin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır.
AİHSnin 5/3 maddesi kapsamında yapılan şikayet ile ilgili olarak, Hükümet, başvuran, Bülent Gedikin maruz kaldığı tutukluluk süresinin, bilhassa şüphelisi olduğu suçun niteliği, çarptırılan cezaların ciddiyeti, olası ciddi suçları işleme tehlikesine oranla uzun olmadığını savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, firar riski, adalete engel olma tehlikesi ve kamu düzeninin korunması gerekliliğinin başvuranın tutukluluk halinin devamını haklı kılmak için yeterli unsurlar olduğunu belirtmektedir.
AİHM, başvuranın tutukluluk süresinin yakalandığı tarih olan 6 Şubat 1996 tarihinde başladığını ve Ağır Ceza Mahkemesinin karar tarihi olan 12 Mart 2009 tarihinde sona erdiğini kaydetmektedir. Dolayısıyla yargılama 13 yıldan fazla sürmüştür.
Yerleşik içtihat göz önüne alındığında, (bkz, Dereci-Türkiye, başvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye, başvuru no: 25324/02, 2 Şubat 2006), AİHM, Hükümetin farklı bir sonuca ulaşacak hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle, başvuranın tutukluluk süresinin AİHSnin 5/3 maddesini ihlal ettiği kanaatindedir.
III. İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
Başvuranlar, terör eylemi olarak nitelendirilen bir suçun şüphelisi olan başvuranın, serbest bırakılma olasılığının, genel hukuk suçlarından şüpheli olan kişilere göre daha dezavantajlı olan bir muamelenin konusu olduğunu iddia etmektedirler. Başvuranlar bu bağlamda, AİHSnin 3. ve 5. maddeleri ile birlikte AİHSnin 13. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Bu bağlamda AİHM, mevcut davada, azami tutukluluk süresi ile ilgili olarak iç hukuk tarafından yapılan ayrımcılığın farklı kişi ve gruplara karşı olmadığını ağırlığına göre çeşitli suç tiplerini kapsadığını belirtmektedir. Dolayısıyla AİHM, AİHSye aykırı bir ayrımcılığın mevcut olduğu sonucuna ulaştıracak nitelikte hiçbir unsurun bulunmadığını gözlemlemektedir. Sözkonusu şikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir (bkz, mutatis, mutandis, Gerger-Türkiye, başvuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).
Başvuran Hatice Gedik, oğlu Bülent Gedikin tutukluluk süresini, AİHSnin 3. maddesi uyarınca insanlık dışı ve küçük düşürücü bir muamele olarak kabuledilebileceğini iddia etmektedir.
AİHM, sözkonusu şikayetin AİHSnin 3. maddesinin gerektirdiği asgari ciddiyet seviyesine ulaşmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla sözkonusu şikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez ilan edilmesi gerekmektedir.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
AİHSnin 41. maddesi uyarınca, başvuran, Bülent Gedik, 80.000 Euro ve başvuran Hatice Gedik 30.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Başvuranlar, ayrıca, AİHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için 13.585 Euro talep etmektedir. Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlık ücret tarifesini ve avukatları tarafından düzenlenen çalışma ve masraflara ilişkin bir makbuzu belge olarak sunmaktadırlar.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvuran, Bülent Gedike 20.400 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir. Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, sahip olduğu belgeleri ve içtihadında sözü edilen kriterleri göz önüne alarak, AİHM, başvuran, Bülent Gedike 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Hükümetin başvuranın tutukluluk süresine itiraz etmemesine ilişkin itirazının esasa eklenmesine;
3. Başvurunun, AİHSnin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
4. Hükümet itirazının reddedilmesine ve AİHSnin 5/3 ve 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuran Bülent Gedike aşağıdaki miktarların ödenmesine:
i) her türlü vergiden muaf tutularak 20.400 Euro (yirmi bin dört yüz Euro) manevi tazminat
ii) her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddedilmesine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy