(AİHS. m. 6, 14, 35, 44)
(Başvuru no: 26211/06)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
12 Ekim 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (26211/06) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Selma Aksoyun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 15 Haziran 2006 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
OLAYLAR
Başvuran 1960 doğumlu olup Ankarada ikamet etmektedir.
Mesleği avukatlık olan başvuran 13 Haziran 1997 tarihinde Asliye hukuk mahkemesinde müvekkili hakkında maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.
5 Ekim 1999 tarihinde mahkeme bu başvuruyu kabul etmiştir.
Yargıtay 21 Eylül 2000 tarihinde kararı bozmuştur.
24 Mart 2005 tarihinde Asliye hukuk mahkemesi başvuruyu kısmi olarak kabul etmiştir.
15 Aralık 2005 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
4 Mayıs 2006 tarihinde Yargıtay dava konusu tazminatın yetersiz olduğu yönündeki karar düzeltme talebini reddetmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargılamanın uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM kaydedilmesi gereken dönemin Asliye hukuk mahkemesinde davanın açıldığı 13 Haziran 1997 tarihinde başlayıp Yargıtayın 15 Aralık 2005 tarihli nihai kararı ile sona erdiğini ifade etmektedir. İki dereceli mahkemede görülen dava sekiz yıl altı ay sürmüştür.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
B. Esasa dair
AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın başvuranlar için arz ettiği önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. birçokları arasında, Daneshpayeh-Türkiye kararı, no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
AİHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan birçok davayı incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını belirtmektedir.
AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve asliye hukuk mahkemesinin temyiz başvurusunun ardından davanın esası hakkındaki kararını dört yıl altı ayda verdiğini gözlemlemiştir. Mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında AİHM, yargılama süresinin uzunluğunun aşırı olduğuna ve «makul süre» ilkesini karşılamadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. ÖNE SÜRÜLEN DİĞER İDDİALAR HAKKINDA
AİHSnin 6. maddesiyle bağlantılı olarak 14. maddesine atıfta bulunan başvuran Yargıtayın karar gerekçelerinden haberdar edilmemesi nedeniyle yargılamanın hakkaniyete uygun gerçekleşmediğinden şikayetçi olmaktadır.
Hükümet bu konuda görüş bildirmemiştir.
AİHM başvuranın yargılamanın adil yapılmadığını ve bu bağlamda bir ayrımcılığa maruz kaldığını gösterir hiçbir belgeyi sunmadığını tespit etmektedir. Yapılan bu şikayetler dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AİHSnin 35/3. ve 4. paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.
Başvuranın Yargıtayın karar gerekçesini edinemediği yönündeki şikayetine ilişkin AİHM, 6. maddenin mahkemelere kararlarını gerekçelendirmeleri zorunluluğunu getirdiğini, ancak bundan her argümanın ayrıntılarıyla belirtilmesi gerektiği çıkarımının yapılmaması gerektiğini hatırlatır (Bkz. Van de Hurk-Hollanda, 19 Nisan 1994). Bu şikayet dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AİHSnin 35/3. ve 4. paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran 200.000 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
AİHM öne sürülen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana 4.200 Euro manevi tazminatın ödenmesini uygun görmektedir.
B. Yargılama giderleri
AİHM önünde bir avukat aracılığıyla temsil edilmeyen başvuran iç hukuktaki mahkemeler nezdinde yapmış olduğu giderler için 15.700 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu meblağa karşı çıkmaktadır.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Kanıtlayıcı bir belgenin yokluğunda AİHM bu doğrultudaki talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılamanın uzunluğunun aşırı olduğuna ilişkin bölümünün kabuledilebilir, bunun dışında kalan şikayetlerin kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 4.200 (dört bin iki yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 12 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy