(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru no: 29064/06)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
30 Kasım 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (29064/06) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşı Akin Karanfillinin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 10 Temmuz 2006 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu avukatlarından A. Erdoğan tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1941 doğumlu olup Ankarada ikamet etmektedir.
1 Ekim 1992 tarihinde başvuran bir banka ile kredi sözleşmesi imzalamıştır.
26 Temmuz 1994 tarihinde ekonomik krizi ve yabancı döviz kurlarındaki değişiklikleri göz önünde bulunduran başvuran sözleşmede öngörülen geri ödeme koşullarının değiştirilmesi amacıyla Ankara Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır.
Mahkeme 30 Aralık 1994 tarihli bir karar ile başvuranın bu talebini reddetmiştir.
7 Temmuz 1995 tarihli kararı ile Yargıtay Ticaret mahkemesinin kararını bozmuştur.
Ticaret mahkemesi 24 Ocak 1996 tarihli bir karar ile başvuranın davasını kabul etmiş ve kredi sözleşmesinde yer alan geri ödeme yönteminin değiştirilmesine karar vermiştir.
18 Nisan 1996 tarihli bir karar ile Yargıtay, bilirkişi incelemesine dayanmadığı gerekçesiyle Ticaret mahkemesinin kararını bozmuştur.
21 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme 28 Ağustos 2000 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak başvuranın talebini yerinde bulmuş ve başvuranın borcunu zamana yayarak ve Türk Lirası olarak ödemesine karar vermiştir.
Yargıtay 2 Aralık 2002 tarihli bir karar ile bilirkişi raporunun kredi sözleşmesi hükümlerinin değiştirilmesini gerektirecek delil unsurlarını içermediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
9 Şubat 2005 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi ratione materiae bakımından yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını Ankara Tüketici Mahkemesine göndermiştir.
Tüketici mahkemesi 13 Eylül 2005 tarihli duruşmada yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmesini talep etmiştir.
17 Kasım 2005 tarihinde yeni bilirkişi raporu hazırlanmış ve dosyaya eklenmiştir.
Tüketici mahkemesi 24 Kasım 2005 tarihinde başvuranın talebini kabul etmiştir.
Yargıtay 12 Nisan 2006 tarihinde Tüketici Mahkemesinin kararını onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran yargılama sürecinin uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
Göz önünde bulundurulması gereken dönem 26 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Ticaret Mahkemesi önünde dava açılmasıyla başlayıp, 12 Nisan 2006 tarihinde Yargıtayın kararı ile sona ermektedir. İki dereceli mahkemede bu süre on bir yıl dokuz ay sürmüştür.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın başvuranlar için arz ettiği önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. birçokları arasında, Daneshpayeh-Türkiye kararı, no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
AİHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan birçok davayı incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını belirtmektedir (Bkz. sözü edilen Daneshpayeh kararı).
AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. Mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında AİHM, sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun aşırı olduğu ve 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesini karşılamadığı sonucuna varmaktadır.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran 200 Euro maddi, 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın başvurana 8.400 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir.
Başvuran yargılama giderleri için herhangi bir talepte bulunmamıştır, dolayısıyla bu yönde bir ödeme yapılması gerekmemektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Yargı sürecinin uzunluğunun aşırı olduğu yönündeki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 8.400 (sekiz bin dört yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 30 Kasım 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy