(AİHS. m. 2, 5, 6, 13, 14, 34, 35, 41, 44) (5271 S. K. m. 102, 141) (AYHAN IŞIK - TÜRKİYE DAVASI) (EGE - TÜRKİYE DAVASI) (YEŞİLYURT VE TUTAR - TÜRKİYE DAVASI) (CAHİT DEMİREL - TÜRKİYE DAVASI) (KOŞTİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ŞAYIK VD. - TÜRKİYE DAVASI) (BAHÇELİ - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 29545/06, 15306/07, 30671/07, 31267/07, 21014/08 ve 62007/08)
KARAR
STRAZBURG
7 Aralık 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 29545/06, 15306/07, 30671/07, 31267/07, 21014/08 ve 62007/08 nolu davaların nedeni Turgay Ulu, Sedat Hayta, Kamil Yaman, Metin Yamalak, Tamer Tuncer ve Kamil Görkem adlı altı T.C. vatandaşının (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurulardır.
Başvuru tarihleri ve başvuranların temsilcileri Ekteki tabloda belirtilmiştir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Başvuranlar Türk vatandaşı olup yakalanıp tutuklu yargılanmışlardır. Halen tutuklu bulunan Kamil Yaman (no. 30671/07) haricindeki başvuranlar farklı tarihlerde tahliye ya da mahkûm edilmiştir. Yakalanma tarihleri, tutuklama karar tarihleri, iddianamelerin sunulduğu tarihler, ulusal mahkeme kararlarının tarihleri, tutukluluk süreleri, yargılama süreleri, tahliye tarihleri ve tutukluluk halinin devamı için gösterilen gerekçelere ilişkin ayrıntılar, Ekte belirtilmiştir.
HUKUK
I. BİRLEŞTİRME
AİHM, konularının benzer nitelikte olması nedeniyle başvuruların birleştirilmesini uygun bulmaktadır.
II. AİHSNİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
15306/07 nolu başvuruda başvuran AİHS'nin 5/3 maddesine dayanarak kısa bir süre içerisinde hakim ya da yargı yetkisi bulunan başka bir merci önüne çıkarılmadığını öne sürmüştür.
Başvuranlar AİHS'nin 5/1 (c), 5/3, 5/5 ve 6/2 maddelerine dayalı olarak, tutuklu kaldıkları sürenin haddinden fazla olduğunu ileri sürmüştür. 31267/07 nolu başvuruda başvuran, AİHS'nin 6/3 (b) maddesine atıfla, uzun tutukluluk süresi nedeniyle savunmasını hazırlamak için uygun zaman ve imkânları bulamadığını, 1 nolu Protokolün 2. maddesine dayanarak yine tutukluluğu nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiğini savunmuştur. 21014/08 nolu başvuruda başvuran, AİHS'nin 2. maddesine dayanarak aşırı uzun tutukluluğunun yaşam hakkını ihlal ettiğini ve yeni CMKnın azami tutuklu kalma süresini düzenleyen 102. maddesinin yürürlüğe giriş tarihinin 5320 sayılı yasada, kendi suçu dahil olmak üzere birtakım suçlar bakımından 31 Aralık 2010 tarihine ertelenmiş olmasının AİHS'nin 14. maddesine aykırı olduğunu iddia etmiştir. 62007/08 nolu başvurunun sahibi ise uzun tutukluluk süresi nedeniyle 1 nolu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür. Genel olarak tutukluluk süreleriyle ilgili olmaları nedeniyle AİHM, tüm bu şikâyetlerin sadece 5/3 maddesi temelinde incelenmesini uygun bulmaktadır (bkz. Ayhan Işık - Türkiye, no. 33102/04; Can - Türkiye, no. 6644/08).
15306/07 nolu başvuruda başvuran, AİHS'nin 6/3 maddesinin (b) ve (c) bentlerine dayanarak tutukluluğunun yasaya uygunluğuna itiraz edebileceği etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını ileri sürmüştür. AİHM, bu şikâyetin AİHS'nin 5/4 maddesi temelinde incelenmesini uygun bulmaktadır.
29545/06, 31267/07 ve 21014/08 nolu başvuru sahipleri 21 Aralık 2009 tarihli görüşlerinde ayrıca AİHS'nin 5/4 maddesine atıfla, tutukluluklarının yasaya uygunluğuna itiraz edebilecekleri etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
A.AİHS'nin 5/3 maddesi
1. Sedat Haytanın gözaltı süresi bakımından (başvuru no. 15306/07)
AİHM, başvuranın gözaltı süresinin 19 Aralık 1999 tarihinde sona erdiğini ancak AİHM'ye başvurunun altı aylık süre bittikten sonra, 10 Mayıs 2006 tarihinde yapıldığını gözlemler (bkz. Ege - Türkiye, no. 47117/99; Doğan - Türkiye, no. 67214/01).
Dolayısıyla söz konusu başvuru, zamanında yapılmadığından AİHS'nin 35/1 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
2. Tutukluluk süresi bakımından
AİHM, sözkonusu şikâyetin AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını, şikâyetin başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını gözlemler. Bu nedenle şikâyet kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet, başvuranların tutukluluğunun, suç işlemiş olduklarına dair makul şüphelere dayandığını ve tutukluluğun yetkili makam tarafından, yürürlükteki mevzuatın gerekleri çerçevesinde belli aralıklarla özel bir titizlikle gözden geçirildiğini savunmuştur. Başvuranların üzerine atılı suçların ciddi nitelikte olduğuna ve tutuklu bulunmalarının suçun önlenmesi ve kamu düzeninin korunması açısından zorunlu olduğuna işaret etmişlerdir.
AİHM, somut davadaki en kısa tutukluluk süresinin dört yıldan fazla olduğunu kaydeder (başvuru no. 62007/08). Diğer tüm başvurularda süre yedi yıldan fazladır (bkz. ekteki tablo).
AİHM, benzer şekilde uzun tutukluluk sürelerini ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. özellikle Tutar - Türkiye, no. 11798/03; Cahit Demirel - Türkiye, no. 18623/03). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, somut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını ve başvuranların tutuklu kaldığı süreleri (bkz. ekteki tablo) dikkate alarak somut davada başvuranların tutukluluk sürelerinin aşırı olduğu görüşündedir.
Bu nedenle AİHSnin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
B. AİHS'nin 5/4 maddesi
1. 29545/06, 31267/07 ve 21014/08 nolu başvurular bakımından
AİHM, 29545/06 ve 21014/08 nolu başvurularda başvuranların tutukluluğunun 22 Mayıs 2009 tarihinde, 31267/07 nolu başvuruda ise başvuranların İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkûm edildiği 7 Mayıs 2007 tarihinde sona erdiğini, somut başvurunun ise altı aylık sürenin geçmesinden sonra, ilk olarak 21 Aralık 2009 tarihinde yapıldığını kaydeder (bkz. Canevi vd. - Türkiye, no. 40395/98). Dolayısıyla başvurunun bu kısmı, zamanında yapılmadığından AİHS'nin 35/1 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
2.15306/07 nolu başvuru bakımından
AİHM, sözkonusu şikâyetin AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını, şikâyetin başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını gözlemler. Bu nedenle şikâyet kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak Hükümet, başvuranın aslında itirazda bulunarak tutukluluk halinin devamına karşı çıkabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca başvuranın, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesini takiben yeni CMKnın 141. maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunabileceğini belirtmiştir.
Başvuran iddialarında ısrarcı olmuştur.
AİHM daha önce Türkiyede tutuklu yargılamaya itiraz imkânlarını incelemiş ve Hükümetin, atıfta bulunduğu hukuk yolunun sanıklar için gerçek anlamda çekişmeli bir usul sunduğunu kanıtlayamadığına karar vermiştir (bkz. örneğin Koşti vd. - Türkiye, no. 74321/01; Şayık vd. - Türkiye, 1966/07, 9965/07, 35245/07, 35250/07, 36561/07, 36591/07 ve 40928/07). AİHM, somut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir.
AİHM, yukarıda belirtilen hususlar ışığında AİHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
III. AİHSNİN 6/1 VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
A. AİHS'nin 6/1 maddesi
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından
21014/08 nolu başvuruda başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanmadığını öne sürmüştür. Özellikle, hakimlerin Adalet Bakanlığına bağlı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atandığını ifade etmiştir.
AİHM, başvuran hakkındaki ceza davasının derdest olduğunu gözlemler. Dolayısıyla başvuranın sözkonusu hükme dayalı şikâyeti erken yapılmıştır. Sonuç olarak başvurunun bu kısmı, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle AİHS'nin 35/1 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir (bkz. özellikle Koç - Türkiye, no. 36686/07).
2. Yargılama süresi bakımından
15306/07, 31267/07 ve 21014/08 nolu başvurularda başvuranlar, haklarında yürütülen yargılama süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre şartına uymadığını öne sürmüş, Hükümet iddiayı reddetmiştir.
AİHM, söz konusu şikâyetin AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını, şikâyetin başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını gözlemler. Bu nedenle şikâyet kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak Hükümet, yargılama süresinin; davanın karmaşıklığı, sanık sayısı ve başvuranlara isnat edilen suçların niteliği göz önünde bulundurulduğunda makul olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
AİHM, somut davada en kısa ceza davasının dokuz yıldan fazla sürdüğünü kaydeder (bkz. ekteki tablo).
AİHM, somut başvurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Bahçeli - Türkiye, no. 35257/04 ve Er - Türkiye, no. 21377/04). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, somut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla somut davada yargılama süresinin aşırı olduğu ve makul süre şartına uymadığı görüşündedir. Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
B. AİHS'nin 13. maddesi
31267/07 nolu başvurunun sahibi, 21 Aralık 2009 tarihli görüşlerinde, hakkında yürütülen ceza yargılamasının haddinden uzun süresine itiraz edebileceği bir iç hukuk yolu bulunmadığını iddia etmiştir.
AİHM, başvuran hakkındaki yargılamanın, Yargıtayın ilk derece mahkemesi kararını onadığı 7 Mayıs 2009 tarihinde sona erdiğini, ancak somut başvurunun AİHM'ye altı aydan fazla zaman geçmesinden sonra, 21 Aralık 2009 tarihinde yapıldığını kaydeder. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı, zamanında yapılmadığından AİHS'nin 35/1 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
IV. AİHSNİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
31267/07 nolu başvuruda başvuran, 12 nolu Protokolün 1. maddesine dayanarak, yargılama sırasında uzun bir süre tutuklu kalmış olması nedeniyle ayrımcılığa uğradığını ileri sürmüştür.
AİHM, 12 nolu Protokolün savunmacı devlet tarafından onaylanmamış olması nedeniyle başvuranın bu yöndeki şikâyetinin kişi bakımından uygun olmadığı ve AİHS'nin 35/3 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
V. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
29545/06 nolu başvuru sahibi 100,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
15306/07 nolu başvuru sahibi, 60,000 TL (yaklaşık 30,550 Euro) maddi tazminat talep etmiştir. Ayrıca 75,000 TL (yaklaşık 38,185 Euro) manevi tazminat talep etmiştir.
30671/07 nolu başvuru sahibi 20,000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
31267/07 nolu başvuru sahibi 30,000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
21014/08 nolu başvuru sahibi 5,000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
62007/08 nolu başvuru sahibi 50,000 Euro manevi, 139,000 Euro maddi tazminat talep etmiştir.
Hükümet tüm taleplere itiraz etmiştir.
AİHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak başvuranların manevi zararlara uğramış olması gerektiğini kabul eder. İçtihadını dikkate alarak ve hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle başvuranlara bu başlık altında manevi tazminat olarak aşağıdaki miktarların ödenmesini uygun bulmaktadır:
(i) 29545/06 nolu başvuru sahibine 14,500 Euro;
(ii)15306/07 nolu başvuru sahibine 11,700 Euro;
(iii) 30671/07 nolu başvuru sahibine 15,600 Euro;
(iv) 31267/07 nolu başvuru sahibine 12,700 Euro;
(v)21014/08 nolu başvuru sahibine 5,000 Euro;
(vi) 62007/08 nolu başvuru sahibine 6,400 Euro.
Ayrıca, tarafların sunduğu bilgiye göre 62007/08 nolu başvuruda, başvuran hakkındaki ceza davası halen devam etmekte, 30671/07 nolu başvuru sahibi ise halen tutuklu bulunmaktadır. Bu koşullar altında AİHM, tespit etmiş olduğu ihlallere bir son verilmesi için uygun bir yolun sözkonusu davaların, adaletin düzgün işletilmesi gerekleri dikkate alınarak mümkün olduğunca hızlı bir şekilde sonuçlandırılması olduğu kanaatindedir (bkz. Yakışan - Türkiye, no. 11339/03).
B. Yargılama masraf ve giderleri
29545/06 nolu başvuru sahibi 12,637 TL (yaklaşık 6,400 Euro) yargılama masraf ve giderleri talep etmiş, talebini desteklemek üzere avukatının taahhüt mektubu, tahakkuk eden adli masrafların makbuzları, bir zaman çizelgesi ve masraf ve giderler çizelgesi ibraz etmiştir.
15306/07 nolu başvuru sahibi, İstanbul Barosunun ücret çizelgesine atıfta bulunarak, telefon, posta, tercüme, kırtasiye ve ulaşım gibi masraflar dahil olmak üzere, ulusal mahkemeler ve AİHM önündeki masraf ve giderler için 185,625 TL (yaklaşık 94,500 Euro) ödenmesini talep etmiş, tahakkuk eden masrafların makbuzlarını sunmuştur.
30671/07 nolu başvuru sahibi yargılama masraf ve giderleri için 300 TL (yaklaşık 155 Euro), avukatlık ücreti için ise 2,000 Euro talep etmiş, taleplerini desteklemek üzere avukatı tarafından hazırlanan zaman çizelgesi, taahhüt mektubu ve masraf-gider çizelgesi ibraz etmiştir.
31267/07 nolu başvuru sahibi yargılama masraf ve giderleri için 640 Euro, avukatlık masrafları için ise 1,160 Euro talep etmiş, talebini desteklemek üzere Türkiye Barolar Birliğinin ücret çizelgesi, masraf-gider çizelgesi ve tahakkuk eden adli giderlerin makbuzlarını ibraz etmiştir.
21014/08 nolu başvuru sahibi, yargılama masraf ve giderleri için 350 Euro, avukatlık ücreti için 3,000 Euro talep etmiş, talebini desteklemek üzere avukatının taahhüt mektubu, masraf-gider çizelgesi ve posta ve kırtasiye giderlerine ait faturalar ibraz etmiştir.
62007/08 nolu başvuru sahibi ulusal mahkemeler önündeki masraflar için 20,000 Euro talep etmiş, tahakkuk eden masraflara ait bir makbuz ibraz etmiştir.
Hükümet, taleplere karşı çıkmıştır.
AİHMnin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır. Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AİHM, bu başlık altında aşağıdaki miktarların ödenmesini uygun bulmaktadır:
(i) 29545/06 nolu başvuru sahibine 1,500 Euro;
(ii) 15306/07 nolu başvuru sahibine 1,300 Euro;
(iii) 30671/07 nolu başvuru sahibine 500 Euro;
(iv) 31267/07 nolu başvuru sahibine 1,160 Euro;
(v) 21014/08 nolu başvuru sahibine 1,000 Euro;
(vi) 62007/08 nolu başvuru sahibine 1,000 Euro.
C.Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun birleştirilmesine;
2. Başvuranların tamamının tutukluluk sürelerine ilişkin şikâyetlerinin; 15306/07 nolu başvurunun sahibi tarafından dile getirilen, tutukluluğunun yasaya uygunluğuna itiraz edebileceği bir hukuk yolu bulunmadığı şikâyetinin ve 15306/07, 31267/07, 21014/08 ve 62007/08 nolu başvuru sahiplerinin dile getirdiği, yargılama süresine ilişkin şikâyetlerin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. Tüm başvuranlar bakımından AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
4. 15306/07 nolu başvuru sahibi bakımından AİHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;
5. 15306/07, 31267/07, 21014/08 ve 62007/08 nolu başvuru sahipleri bakımından AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
6. (a) Savunmacı devletin, AİHSnin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek ve uygulanabilecek tüm vergilerden muaf tutulmak üzere:
(i) Turgay Uluya 14,500 (on dört bin beş yüz) Euro manevi tazminat ve 1,500 (bin beş yüz) Euro yargılama masraf ve gideri;
(ii) Sedat Haytaya 11,700 (on bir bin yedi yüz) Euro manevi tazminat ve 1,300 (bin üç yüz) Euro yargılama masraf ve gideri;
(iii) Kamil Yamana 15,600 (on beş bin altı yüz) Euro manevi tazminat ve 500 (beş yüz) Euro yargılama masraf ve gideri;
(iv) Metin Yamalaka 12,700 (on iki bin yedi yüz) Euro manevi tazminat ve 1,160 (bin yüz altmış) Euro yargılama masraf ve gideri;
(v) Tamer Tuncere 5,000 (beş bin) Euro manevi tazminat ve 1,000 (bin) Euro yargılama masraf ve gideri;
(vi) Kamil Görkeme 6,400 (altı bin dört yüz) Euro manevi tazminat ve 1,000 (bin) Euro yargılama masraf ve gideri ödemesine;
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;
7. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 7 Aralık 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy