(AİHS. m. 6, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru no. 33994/06 ve 36271/06)
KARAR
STRAZBURG
7 Haziran 2011
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davaların (no. 33994/06 ve 36271/06) nedeni Türk vatandaşları Mahmut Güler ve Ahmet Kekeç'in ("başvuranlar"), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("Mahkeme") Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca 1 Ağustos 2006 tarihinde yapmış oldukları başvurulardır.
Başvuranlar Gaziantep Barosu avukatlarından A. Özçelik ve M. Okutan tarafından temsil edilmişlerdir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1956 ve 1946 doğumludur ve İslahiye'de (Gaziantep) yaşamaktadır.
1. Yargılamanın ilk aşaması
İslahiye Belediyesi'nde çalışan başvuranlar sırasıyla 10 Ekim 2001 ve 21 Kasım 2001 tarihlerinde ödenmemiş ücretlerini ve diğer maddi zararlarının tazminini talep ederek iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açmışlardır.
Sırasıyla 21 Mayıs 2004 ve 23 Mayıs 2003 tarihlerinde İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi başvuranların taleplerini kısmen kabul ederek faizleriyle birlikte ilk başvurana 14,288 Türk Lirası ve diğer başvurana 18,514 Türk Lirası ödenmesine karar vermiştir. Kararlar, temyize gidilmemesi nedeniyle kesinleşmiştir.
İlk başvuran ayrıca, İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin hükmettiği meblağı elde etmek amacıyla İslahiye İcra Dairesi'nde icra takibi başlatmıştır. (dosya no. 2005/8415).
Başvuruların yapıldığı tarihte yukarıda kaydedilen ilamlı alacaklar halen ödenmemiştir.
2. Yargılamanın ikinci aşaması
Sırasıyla 14 Kasım 2002 ve 14 Eylül 2002 tarihlerinde başvuranlar İslahiye Belediyesi'ndeki işlerinden ayrılmışlardır. Bu nedenle belediye meclisi başvuranların almaları gereken kıdem tazminatlarını hesaplamıştır.
Başvuranlar 18 Mart 2003'te, ödenmemesi sebebiyle kıdem tazminatlarını ve diğer maddi haklarını talep ederek iş mahkemesi sıfatıyla görev yapan İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açmışlardır.
15 Temmuz 2004'te İş Mahkemesi, Belediye'nin, faizleriyle birlikte, birinci başvurana 11,918 Türk Lirası ve ikinci başvurana 12,119 Türk Lirası ödemesine karar vermiştir. Kararlar, temyize gidilmemesi nedeniyle kesinleşmiştir..
Başvuranlar ayrıca İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ödenmesine karar verdiği meblağı elde etmek amacıyla İslahiye İcra Dairesi'nde icra takip davası açmışlardır (dosya no. 2004/351 ve 2004/352).
Başvuruların yapıldığı tarihte yukarıda kaydedilen ilamlı alacaklar halen ödenmemiştir.
HUKUK
I. BİRLEŞTİRME
Olay ve hukuk açısından benzerliklerini göz önüne alan AİHM, başvuruları birleştirmeye karar vermiştir.
II. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN VE AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, yetkili makamların kendilerine kıdem tazminatlarını, ödenmemiş ücretlerini ve ulusal mahkemelerin ödenmesine karar verdiği tazminatları ödememesinin AİHS'in 6/1 maddesi ve AİHS'e Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi tarafından güvence altına alınan haklarının ihlaline yol açtığından şikayetçi olmuşlardır.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet AİHM'den, başvuranların AİHS'in 35/1 maddesinin gerektirdiği şekilde iç hukuk yollarını tüketmemiş olmaları nedeniyle şikayetlerini reddetmesini istemiştir. Hükümet başvuranların, ulusal mahkeme kararlarına uymayan ilgili idare ve/veya kamu görevlileri aleyhinde tazminat davası açmadıklarını ileri sürmüştür. Hükümet ayrıca İslahiye Belediyesi'nin ödenmesine karar verilen tazminatları ödeyememesine rağmen ilk derece mahkemesi kararlarının geçerliliğini koruduğunu ileri sürmüştür. Bu hususta Hükümet, başvuranlara ödenmesine karar verilen tazminatlara uygulanacak yasal faiz oranlarının enflasyon oranlarından daha yüksek olduğunu iddia etmiştir. Dolayısıyla, başvuranların 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki haklarından mahrum bırakıldıkları sonucuna varılamayacağını iddia etmiştir.
AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin ön itiraz bağlamında öncelikle kişinin açtığı davanın başarılı olması sonucu Devlet aleyhinde infaz edilebilir bir karar verilmesi durumunda, sözkonusu kişinin, bu kararın uygulanması için ek iç hukuk yollarına başvurmasının gerekli kılınamayacağını hatırlatmaktadır. Benzer şekilde başvuranlar, AİHS'in 35/1. maddesi gereğince ulusal makamlara ya da kamu görevlilerine tazminat davaları açmakla yükümlü değillerdir. Her halükarda, Hükümet'in göstermiş olduğu iç hukuk yollarının hiçbiri ulusal makamların sözkonusu meblağları ödemeye zorlanmasında etkili değildir. Aynı şekilde AİHM, başvuranların açtığı davaların da sonuçsuz kaldığını gözlemlemektedir. Bu nedenle Hükümet'in ilk itirazı reddedilmelidir.
AİHM, 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi bağlamındaki şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğu hususundaki ikinci itiraza ilişkin olarak önceki içtihatlarında benzer itirazları reddetmiş olduğunu gözlemlemektedir. Mevcut davada aksi yönde davranmak için gerekçe görmemekte ve bu nedenle, Hükümet'in itirazını reddetmektedir. AİHM, bu hususta başvuranların şikayetlerinin; uygulanabilir faiz oranlarının enflasyon oranlarından yüksek olup olmamasına değil, yetkili makamların bağlayıcı kararları uygulamamalarına ilişkin olduğunu hatırlatmaktadır.
AİHM ayrıca sözkonusu başvurunun AİHS'nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı kanaatindedir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonucuna varılması için gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.
B. Esas
III. ULUSAL MAHKEME KARARLARININ YÜRÜRLÜĞE KONULMAMASI HUSUSUNDA AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak, Devlet makamlarının ilk başvuran hakkındaki 21 Mayıs 2004 ve 15 Temmuz 2004 tarihli ve diğer başvuran hakkındaki 23 Mayıs 2003 ve 15 Temmuz 2004 tarihli kararları icra etmemelerinden şikayetçi olmuşlardır. Temyize gidilmemesi nedeniyle sözkonusu kararlar farklı tarihlerde kesinleşmiştir.
AİHM adil yargılanma hakkının, bağlayıcı bir yargı kararını icra ettirme hakkını kapsadığını hatırlatmaktadır. Sözleşmeci Devlet'in iç hukuk sisteminin nihai, bağlayıcı bir kararın taraflardan birinin aleyhine olacak şekilde hükümsüz kalmasına müsaade etmesi halinde, sözkonusu hak yanıltıcı olacaktır. Herhangi bir mahkeme tarafından verilen kararın yürürlüğe konması, 6. madde kapsamındaki "yargılamanın" bütünleyici bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Bir Devlet kurumu, mahkeme kararına dayanan bir borcu ödememe sebebi olarak ödenek yetersizliğini gösteremez. Bir kararın ifasındaki gecikme belirli koşullar altında haklı görülebilse dahi, 6/1. madde tarafından korunan hakkın esasına zarar verilmesi haklı görülemez. Mevcut davada başvuranların, davanın lehe sonuçlanmasından yararlanmaları İslahiye Belediyesi'nin yaşadığı mali zorluklar nedeniyle engellenmemelidir.
AİHM, Türk makamlarının, yaklaşık yedi sekiz yıl süresince sırasıyla 23 Mayıs 2003, 21 Mayıs 2004 ve 15 Temmuz 2004 tarihli bağlayıcı kararların icra edilmesini sağlamamalarının, AİHS'in 6/1 maddesinin etkisiz olmasına yol açtığı kanısındadır.
Dolayısıyla AİHS'in 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
IV. AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
AİHM bir "talebin", 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi bağlamında "mülk" teşkil edebilmesi için yeterli derecede uygulanabilir olduğu sonucuna varılması gerektiğini, hatırlatmaktadır.
İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin sırasıyla 23 Mayıs 2003, 21 Mayıs 2004 ve 15 Temmuz 2004 tarihli kararları yukarıda kaydedilen başvuranlara yalnızca Devletten destek almaya ilişkin genel bir hak değil bunun yanında uygulanabilir taleplerde bulunma hakkı da sağlamıştır. Temyize gidilmemesi nedeniyle kararlar kesinleşmiş ve icra takibi başlatılmıştır. Sonuç olarak, başvuranların lehlerinde verilen kararların icra edilmesini sağlayamamaları, 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesinin ilk paragrafında ortaya konan mal ve mülkten yararlanma hakkına müdahale teşkil etmiştir.
Ulusal makamlar, iş mahkemesinin kararlarına uymayarak, başvuranların hak ettiği meblağları almalarına engel olmuştur. Hükümet bu müdahale için ikna edici gerekçeler sunmamış ve AİHM ödenek yetersizliğinin bu ihmali haklı gösteremeyeceği kanısına varmıştır.
Sonuç olarak 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
V. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Zarar
Başvuranların her biri, ulusal mahkemelerin hükmettiği meblağların ödenmemesi nedeniyle mahrum bırakıldıkları mali faydalar karşılığında maddi tazminat olarak 100,000 Euro talep etmiştir. Manevi tazminat hususunda başvuranların her biri, ulusal mahkeme kararlarına dayanan borçların ödenmemesi nedeniyle stres ve sıkıntıya maruz kaldıklarını ileri sürerek 100,000 Euro talep etmiştir.
Hükümet, gerçek olmayan hesaplamalara dayandıklarını ileri sürerek, bu meblağlara itiraz etmiştir. Hükümet ayrıca, AİHM mevcut davalarda ihlal tespitinde bulunduğu takdirde, bunun başvuranların uğradıklarını iddia ettikleri manevi zarar için yeterli tazmin teşkil edeceğini kaydetmiştir.
AİHM, nihai kararların icra edilmemiş olması nedeniyle, AİHS'nin 6. ve 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını kaydetmektedir. AİHM, içtihadı ışığında, Hükümet'in, mahkeme kararlarına dayanan ödenmemiş borçları ödemesinin başvuranların maddi tazminat taleplerini yerine getireceği kanısına varmıştır. Bu nedenle AİHM, Hükümet'in, İslahiye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin sırasıyla 23 Mayıs 2003, 21 Mayıs 2004 ve 15 Temmuz 2004 tarihli kararlarının idare tarafından tam olarak icra edilmesini sağlaması gerektiği kanısındadır.
AİHM ayrıca, başvuranların yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek manevi zarara uğramış olduğu kanısındadır. Sonuç olarak, dava koşullarını göz önüne alan ve hakkaniyet temelinde değerlendirmede bulunan AİHM, başvuranların her birine manevi tazminat olarak 9,400 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuranların her biri ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yaptıkları yargılama masraf ve giderleri için 30,000 Euro talep etmiştir. Başvuranlar, bu taleplerini destekleyen belgeler sunmamışlardır.
Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
AİHM içtihadına göre bir başvuran ancak gerçekten ve gerekli oldukları için yapıldıklarını ve meblağlarının makul olduğunu ispatladığı sürece yargılama masraf ve giderlerinin tazminine hak kazanmaktadır. Mevcut davada başvuranlar, iddia ettikleri masrafları gerçekten yaptıklarını ispat etmemiş ve belgelerle desteklememiştir. Dolayısıyla AİHM, bu başlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;
3. AİHS'nin 6/1 maddesinin ve 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
(a) Savunmacı devletin, başvuranlara kararın nihaileştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde aşağıda kaydedilen meblağları ödemesine;
(i) Yerel mahkemenin hükmettiği ve halen kendilerine ödenmemiş olan meblağlar ile iç hukuk uyarınca uygulanabilir yasal faiz;
(ii) Başvuranların her birine ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere manevi tazminat olarak 9,400 Euro (dokuz bin dört yüz Euro) ile uygulanabilecek her tür vergi;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
5. Başvuranların adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 7 Haziran 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy