(AİHS m. 6, 7, 34, 35, 41, 44, 7 NOLU PROTOKOL)
(Başvuru no: 35150/06)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
26 Ekim 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (35150/06) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşı Vahit Vardarın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 9 Ağustos 2006 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından V. Ergül tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran 1958 doğumludur ve İstanbulda ikamet etmektedir.
A. Ceza davaları
Farklı tarihlerde, başvuran hakkında altı ceza davası açılmıştır.
1. Birinci ceza davası
29 Ağustos 2000 tarihinde, başvuran hakkında dolandırıcılık suçundan bir şikayette bulunulmuştur.
20 Şubat 2001 tarihinde, Savcılık takipsizlik kararı vermiştir.
24 Nisan 2001 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, sözkonusu takipsizlik kararını onamıştır.
6 Kasım 2001 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuş ve davayı Asliye Ceza Mahkemesine havale etmiştir.
9 Aralık 2003 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi başvuran hakkında beraat kararı vermiştir.
29 Haziran 2004 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuştur.
14 Mart 2006 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi yetkili olmadığını ilan etmiş ve davayı Ağır Ceza Mahkemesine havale etmiştir.
8 Haziran 2006 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, yetkili olmadığını ilan etmiş ve davayı Yargıtayın Uyuşmazlık Dairesine havale etmiştir.
5 Haziran 2007 tarihinde, Yargıtay tarafından davanın iade edilmesinin ardından, Ağır Ceza Mahkemesi, zamanaşımı nedeniyle davanın kapandığını tespit etmiştir.
2. İkinci ceza davası
17 Nisan 2001 tarihli bir iddianame ile Şişli Asliye Ceza Mahkemesi önünde başvuran hakkında bir ceza davası açılmıştır.
9 Eylül 2002 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi yetkili olmadığını ilan etmiştir.
27 Eylül 2005 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bozmuştur.
3 Temmuz 2007 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi, zamanaşımı nedeniyle davanın kapandığını tespit etmiştir.
3. Üçüncü ceza davası
24 Mayıs 2002 tarihli bir iddianame ile İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi önünde başvuran hakkında bir ceza davası açılmıştır.
24 Nisan 2007 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi başvuranın beraatına karar vermiştir.
4. Dördüncü ceza davası
5 Mart 2002 tarihli bir iddianame ile başvuran hakkında gerçeğe aykırı bilgi vermekten bir ceza davası açılmıştır.
3 Nisan 2007 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi, zamanaşımı nedeniyle davanın kapandığını tespit etmiştir.
5. Beşinci ceza davası
3 Mayıs 2002 tarihli bir iddianame ile İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi önünde başvuran hakkında bir ceza davası açılmıştır.
28 Ocak 2005 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi başvuranın beraatına karar vermiştir.
24 Eylül 2008 tarihinde, Yargıtay, zamanaşımı nedeniyle davanın kapanmasına karar vermiştir.
6. Altıncı ceza davası
27 Mayıs 2002 tarihli bir iddianame ile İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi önünde başvuran hakkında bir ceza davası açılmıştır.
7 Haziran 2004 tarihinde, Asliye Ceza Mahkemesi başvuranın beraatına karar vermiştir.
16 Ekim 2008 tarihinde, Yargıtay, zamanaşımı nedeniyle davanın kapanmasına karar vermiştir.
B. İdari davalar
Farklı tarihlerde, başvuran hakkında iki idari dava açılmıştır.
1.Birinci idari dava
Belirtilmeyen bir tarihte, idare başvuranı, Sermaye Piyasaları Kurulunda çalışmaktan men edilme cezasına çarptırmıştır.
2002 yılında, başvuran, sözkonusu cezanın iptali istemiyle idare mahkemesi önünde bir dava açmıştır.
5 Mart 2003 tarihinde, idare mahkemesi başvuranın talebini reddetmiştir.
11 Mart 2005 tarihinde Danıştay, sözkonusu kararı onamıştır.
10 Şubat 2006 tarihinde, Danıştay, karar düzeltme talebini reddetmiştir. 27 Mart 2006 tarihinde, sözkonusu karar başvurana tebliğ edilmiştir.
2. İkinci idari dava
14 Aralık 2001 tarihli bir kararla, idare, başvuranı, borsa işlemleri ve sermaye piyasalarına ilişkin her türlü başka faaliyetlerde bulunmasının yasaklanması cezasına çarptırmıştır.
2001 tarihinde, başvuran, sözkonusu cezanın iptali istemiyle idare mahkemesi önünde bir dava açmıştır.
3 Temmuz 2002 tarihinde, idare mahkemesi, başvuranın talebini reddetmiştir.
11 Mart 2005 tarihinde, Danıştay, sözkonusu kararı onamıştır.
12 Haziran 2006 tarihinde, Danıştay, karar düzeltme başvurusunda bulunmuştur. 7 Temmuz 2006 tarihinde, sözkonusu karar başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, ceza davalarının sürelerinin, AİHSnin 6/1 maddesinin öngördüğü şekli ile makul süre ilkesini ihlal ettiklerini iddia etmektedir.
Hükümet sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
İlk dava ile ilgili olarak, dikkate alınacak dönem şikayetin sunulduğu tarih olan 29 Ağustos 2000 tarihinde başlamış ve Ağır Ceza Mahkemesinin kararıyla 5 Haziran 2007 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda altı yıl dokuz ay sürmüştür. İkinci dava ile ilgili olarak, dikkate alınacak dönem, başvuran hakkında ceza davası açılmasıyla 17 Nisan 2001 tarihinde başlamış ve Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile 3 Temmuz 2007 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda altı yıl iki ay sürmüştür. Üçüncü dava, 24 Mayıs 2002 tarihinde iddianame ile başlamış ve 24 Nisan 2007 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem, tek mahkemede dört yıl on bir ay sürmüştür. Dördüncü dava, 5 Mart 2002 tarihinde iddianame ile başlamış ve 5 Nisan 2007 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem, tek mahkemede yaklaşık beş yıl sürmüştür. Beşinci dava, 2002 yılının mayıs ayında iddianamenin yazılması ile başlamış ve 24 Eylül 2008 tarihinde Yargıtay kararı ile sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaşık altı yıl beş ay sürmüştür. Altıncı ceza davası, 2002 yılının mayıs ayında başvuran hakkında açılan bir ceza davası ile başlamış ve 16 Ekim 2008 tarihinde Yargıtay kararı ile sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaşık altı yıl beş ay sürmüştür.
AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca, sözkonusu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AİHM, kabuledilemezliğe ilişkin başka hiçbir unsur bulunmadığını belirtmektedir.
AİHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve başta davanın karmaşıklığı olmak üzere AİHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile başvuran ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz, Pélissier ve Sassi-Fransa, başvuru no: 25444/94).
AİHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (bkz, sözü edilen Pélissier ve Sassi-Fransa).
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada, altı ceza davasının süresinin çok uzun olduğu ve makul süre gerekliliğini karşılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. DİĞER İHLAL İDDİALARINA İLİŞKİN
AİHSnin 6. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, ceza davalarının sonucundan ve masumiyet ilkesinin ihlalinden şikayetçi olmaktadır. AİHSnin 7. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, idari cezaların yasaya aykırı olmasından ve taleplerinin reddedilmesinden şikayetçi olmaktadır. 7 Nolu Protokolün 4. maddesine atıfta bulunarak başvuran, aynı eylemden iki defa yargılanmaktan şikayetçi olmaktadır.
AİHSnin 6. maddesi kapsamındaki şikayet ile ilgili olarak, AİHM, başvuranın iddialarını hiçbir şekilde desteklemediğin gözlemlemektedir. Sözkonusu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
AİHM, AİHSnin 7. maddesinin suçların ve cezaların yasallığı ilkesini kapsadığını ve ceza kanununun geçmişe yürütülebilirliğini yasakladığını kaydetmektedir. AİHM, AİHSnin 7. maddesinin mevcut davaya uygulanmayacağını zira başvuranın çarptırıldığı idari müeyyidelerin cezai yönü bulunmadığını gözlemlemektedir. AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca, başvurunun sözkonusu kısmının AİHS hükümleri ile ratione materiae bakımından uyuşmadığı ve AİHSnin 35. maddesinin 4. paragrafı uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
7 Nolu Protokolün 4. maddesi ile ilgili olarak, AİHM, Türkiyenin sözkonusu protokole katılmadığını kaydetmektedir. Sözkonusu şikayetin, AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafının hükümleri ile ratione personae bakımından bağdaşmadığı ve AİHSnin 35. maddesinin 4. paragrafı uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran, çalışamadığı dönem ve tahmini emekli aylığı için 311.700 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Bu hususta başvuran, maaş bordrolarının nüshasını sunmaktadır. Başvuran maruz kaldığı manevi zarar için 150.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana 3.900 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
Başvuran, 24.368 Euro avukatlık ücreti talep etmektedir. Bu hususta başvuran, hiçbir miktarın belirtilmediği bir avukatlık sözleşmesini belge olarak sunmaktadır. Ayrıca başvuran, ulusal mahkemeler önündeki yargılama masraf ve giderleri için 10.000 Euro talep etmektedir. Bu bağlamda başvuran hiçbir belge sunmamaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu belgeleri ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan ve AİHM önündeki yargılama masraf ve gideri miktarının aşırı olduğuna kanaat getiren AİHM, AİHM önündeki yargılama için başvurana 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun, ceza davalarının uzun süresi kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine;
i. her türlü vergiden muaf tutularak 3.900 Euro (üç bin dokuz yüz Euro) manevi tazminat
ii. her türlü vergiden muaf tutularak AİHM önündeki yargılama için 1.000 Euro (bin Euro)
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 26 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy