(AİHS m. 6, 34, 35, 41) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 36233/06)
KARAR
STRAZBURG
28 Mayıs 2013
Kırmaç v. Türkiye Davasında,
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar
András Sajó,
Neboja Vucinic
ve İkinci Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), komite olarak, 7 Mayıs 2013 tarihinde yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (36233/06 başvuru no.lu) dava, Türk vatandaşı İlyas Kırmaçın (Bay) (Başvuran) 10 Ağustos 2006 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, İstanbulda görev yapan Avukat A. Keskintürk tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvuru, Hükümete 1 Eylül 2009 tarihinde tebliğ edilmiştir ve 14 No.lu Ek Protokolün uygulanmasıyla başvuru bir komiteye verilmiştir.
OLAY ve OLGULAR
SOMUT OLAYIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1954 doğumludur ve ikamet ettiği adresini belirtmemiştir.
5. Başvuran, iş sözleşmesinin feshedilmesi sebebiyle 18 Haziran 1999 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi önünde tazminat davası açmıştır.
6. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Haziran 2000 tarihinde görevsizlik kararı vererek dava dosyasını İş Mahkemesine göndermiştir.
7. İş Mahkemesi, 14 Ekim 2004 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
8. Yargıtay, 10 Ekim 2005 tarihinde bu kararı onamıştır. Yargıtay kararı 14 Şubat 2006 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
9. Başvuran, yargılamaların sürelerinde, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen «makul süre» ilkesine riayet edilmediğini iddia etmektedir. Bu maddenin somut olayla ilgili hükümleri aşağıdaki gibidir:
« 1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan (
) bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, (
) görülmesini istemek hakkına sahiptir. »
10. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
II. Sürecin, 18 Haziran 1999 tarihinde başladığı ve 10 Ekim 2005 tarihinde sonlandığı varsayılmıştır. Dolayısıyla her iki mahkemedeki yargılama süresi, yaklaşık altı yıl dört ay sürmüştür.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
12. Mahkeme, şikâyetin Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça gerekçeden yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca Mahkeme, başvurunun herhangi başka bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığı sonucuna varmaktadır. Dolayısıyla başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar vermek uygundur.
B. Esas Hakkında
13. Mahkeme, bir yargılama süresinin makul niteliğinin davanın kendine özgü koşullarına; özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tutumu ile ilgililer için itilaf konusu göre, AİHM içtihatları tarafından belirlenen kıstaslar bağlamında, değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (diğer birçoğu arasında bkz. Frydlender v. Fransa (BD), no 30979/96, 43. paragraf, AİHM 2000-VII, Kaplan v. Türkiye, no 24240/07, 48. paragraf, 20 Mart 2012). Mahkeme çekişmeli iş davaları için özel olarak itina gösterilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (Ruotolo v. İtalya, 27 Şubat 1992 tarihli karar, Seri A no 230-D, 39. sayfa, 17. paragraf).
14. Mahkeme sunulan tüm delilleri inceledikten sonra hükümet tarafından sunulan belgelerin mahkemeyi farklı bir sonuca ulaştırmadığını kaydetmektedir. Mahkeme, bu konudaki içtihadını dikkate alarak, somut olaydaki çekişmeli yargılama süresinin aşırı uzun olduğunu ve «makul süre» gerekliliğine cevap vermediği kanaatindedir.
Dolayısıyla Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 1. NO.LU EK PROTOKOLÜNÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran ayrıca, Sözleşmenin 1 No.lu Ek Protokolünün 1. maddesi tarafından güvence altına aldığı şekilde, itilaflı yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle mülkiyet haklarına saygı ilkesinin ihlal edildiğinden şikâyetçidir.
16. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
17. Mahkeme, bu şikâyetin yukarıda incelenen şikâyete bağlı olduğunu ve bu yüzden kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini tespit etmektedir.
18. Mahkeme, somut olayda Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin tespit bağlamında (yukarıdaki 20. paragraf) ihlal mevcut ise bu şikâyeti incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir (bkz. Zanghi v. İtalya, 19 Şubat 1991, § 23, Seri A no 194-C, 47. sayfa, 23. paragraf).
III. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLER HAKKINDA
19. Başvuran, sonuç olarak İş Mahkemesince tazminat talebinin reddedilmesinden ve bu kararın gerekçeden yoksun olmasından şikâyet etmektedir.
20. Mahkeme, bu şikâyeti incelemiştir. Mevcut tüm unsurları hesaba katarak ve belirtilen iddiaları da göz önünde bulundurarak yetkisi dâhilinde Sözleşme tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine dair bir bulgu tespit etmemiştir. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı Sözleşmenin 35. maddesinin 4. fıkrasının uygulanmasıyla reddedilmelidir.
IV. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
21. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki şekilde öngörmektedir:
Eğer Mahkeme, bu Sözleşme veya Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
22. Başvuran, herhangi bir adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle Mahkeme bu bağlamda başvurana herhangi bir miktar ödenmesinin gerekmediği kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Sözleşmenin 6. maddesi ve 1 No.lu Ek Protokolünün 1. maddesi açısından belirtilen aşırı uzun yargılama süresine ilişkin şikâyet bakımından başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve diğer kısımların kabul edilemez olduğuna;
2. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 1 No.lu Ek Protokolünün 1. maddesi ile ilgili şikâyetin incelenmesine gerek olmadığına;
karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy