(AİHS m. 6, 10, 29, 34, 35, 41, 44) (3713 S. K. m. 6) (5680 S. K. Ek m. 2) (4721 S. K. m. 6) (GÖZEL VE ÖZER - TÜRKİYE DAVASI) (YAĞMURDERELİ - TÜRKİYE DAVASI) (SAYGILI VE SEYMAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 36827/06, no: 36828/06 ve no: 36829/06)
KARAR
STRAZBURG
20 Kasım 2012
İşbu karar AİHSnin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Belek v. Türkiye davasında,
Başkan,
Ineta Ziemele,
Yargıçlar,
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
Guido Raimondi,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
Ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan kapalı oturumda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi) heyeti yapılan müzakereler sonrasında, 23 Ekim 2012 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no: 36827/06, 36828/06 ve 36829/06) üç dava, Türk vatandaşı Ahmet Sami Belekin (başvuran) 4, 14 ve 25 Ağustos 2006 tarihlerinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, İstanbulda avukatlık yapan K. Sürek tarafından temsil edilmektedir.. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvuran, özellikle, Sözleşmenin 6 ve 10. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
4. Başvurular 6 Kasım 2009 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir. Sözleşmenin 29. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Dairenin, davanın kabul edilebilirliği ve esası konusunda aynı anda karar vermesi kararlaştırılmıştır.
OLAY ve OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1953 doğumlu olup İstanbulda ikamet etmektedir. Kendisi, merkezi İstanbulda bulunan Günlük Evrensel isimli günlük gazetenin sahibidir.
A. Başvuranın İlk Mahkûmiyeti (Başvuru No: 36827/06)
6. 13 Haziran 2004 tarihinde, Kongra-Gel operasyonların durdurulmasını istedi başlıklı bir haber, Günlük Evrensel gazetesinin 1035 numaralı sayısında, 1 ve 4. sayfalarda yayınlanmıştır. Haber yasa dışı silahlı örgüt, Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) bir kolu durumunda bulunan Kongra-Gelin başkanı Aydarın demeçlerini konu edinmiştir. Bu haberde Aydar, barışa yönelik girişimlerinin başarısızlığa uğradığını belirtmiş; PKKya karşı yöneltilen askerî operasyonların durdurulması yönünde çağrıda bulunmuştur.
7. 15 Haziran 2004 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesinde görevli Cumhuriyet savcısı, hazırlamış olduğu iddianame ile Beleki, Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı basın yoluyla propaganda yapmak ve yasa dışı silahlı örgüt kaynaklı bildiriyi yayınlamak eylemleriyle suçlamıştır. Bu iki suç sırasıyla, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları ve 5680 sayılı Kanuna ek 2. madde 1. fıkrası uyarınca cezalandırılmaktadır. TMK madde 6, 2. ve 4. fıkralar ve 5680 sayılı Kanunun ek 2. maddesinin 1. fıkrası.
8. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin 5190 sayılı Kanun ile kaldırılmasından sonra dava, önce Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmüştür. Sonra, yasal bir değişikliğin ardından, başvuranın dosyası Şişli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
9. Başvuran mahkemede, Sözleşmenin 10. maddesinin ihlalinin söz konusu olduğunu ileri sürmüştür.
10. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, 24 Şubat 2006 tarihinde, 3713 sayılı Kanunun 6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları uyarınca başvuranın 1.592 Türk Lirası (TL) para cezasına mahkûm etmiştir. (ilgili dönemde yürürlükte bulunan döviz kurlarına göre yaklaşık olarak 1.000 Avro (EUR)). Bu hüküm yasal olarak temyize elverişli olmadığından kesinleşmiştir.
B. Başvuranın İkinci Mahkûmiyeti (Başvuru No: 36828/06)
11. 7 Ocak 2004 tarihinde, ABD bayrağı ile yürümek tam bir trajedi başlıklı haber, Günlük Evrensel gazetesinin 888 numaralı sayısının, 1 ve 6. sayfalarında yayımlanmıştır. Haber, yasadışı silahlı örgüt PKK lideri Öcalanın, avukatlarından biri tarafından derlenmiş sözlerini konu edinmiştir. Söz konusu haberde, Öcalan, Irakta kurulması muhtemel bir Kürt devleti ve Türkiyenin Kürt sorununa ilişkin yürüttüğü politikalar hakkındaki düşüncelerini ifade etmiştir. Bunun yanı sıra Öcalan, ilgili haberde Amerikanın Kürt sorununa karşı tavrını eleştirmiştir.
12. Devlet Güvenlik Mahkemesinde görevli Cumhuriyet savcısı 15 Ocak 2004 tarihli bir iddianame ile Belekin; Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı basın yoluyla propaganda yapmak ve yasa dışı silahlı örgüt kaynaklı bildiriyi yayınlamak eylemleriyle suçlamıştır. Bu iki suç sırasıyla, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları ve 5680 sayılı Kanuna ek 2. madde 1. fıkrası uyarınca cezalandırılmaktadır.
13. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin 5190 sayılı Kanun ile kaldırılmasından sonra dava, önce Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenmiştir. Daha sonra, yasal bir değişikliğin ardından, dosya Şişli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
14. Başvuran Mahkemede Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiğini ifade etmiştir.
15. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, 24 Şubat 2006 tarihinde, 3713 sayılı Kanunun 6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları uyarınca başvuranın 1.302 Türk Lirası (TL) para cezasına mahkûm etmiştir. (ilgili dönemde yürürlükte bulunan döviz kurlarına göre yaklaşık olarak 830 Avro (EUR)). Bu hüküm yasal olarak temyize elverişli olmadığından kesinleşmiştir.
C. Başvuranın Üçüncü Mahkûmiyeti (Başvuru No: 36829/06)
16. 8 Nisan 2004 tarihinde, Öcalan ABye tepki gösterdi başlıklı bir makale Günlük Evrensel gazetesinin 969 numaralı sayısının 6. sayfasında yayımlanmıştır. Bu makale, yasa dışı terör örgütü PKKnın lideri Öcalanın demeçlerini konu edinmiştir. Makalede Öcalan, Avrupa Birliğinin Kongra-Geli (PKKnın bir kolu) terörist örgütler listesine almasını eleştirmiştir.
17. Devlet Güvenlik Mahkemesinde görevli Cumhuriyet savcısı 19 Nisan 2004 tarihli bir iddianame ile Belekin, Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı basın yoluyla propaganda yapmak ve yasa dışı silahlı örgüt kaynaklı bildiriyi yayınlamak eylemleriyle suçlamıştır. Bu iki suç sırasıyla 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları ve 5680 sayılı Kanuna ek 2. madde 1. fıkrası uyarınca cezalandırılmaktadır.
18. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin 5190 sayılı Kanun ile kaldırılmasından sonra dava, önce Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenmiştir. Sonra, yasal bir değişikliğin ardından, dava dosyası Şişli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
19. Başvuran Mahkemede, Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, 8 Mart 2006 tarihinde, 3713 sayılı Kanunun 6. maddesinin 2. ve 4. fıkraları uyarınca başvuranın 1.584 Türk Lirası (TL) para cezasına mahkûm etmiştir. (ilgili dönemde yürürlükte bulunan döviz kurlarına göre yaklaşık olarak 990 Avro (EUR)). Bu hüküm; yasal olarak temyize elverişli olmadığından kesinleşmiştir.
I. İLGİLİ İÇ HUKUK KURALLARI VE UYGULANMASI
21. Davanın esası ile ilgili iç hukuk kuralları ve uygulanması bakımından, bkz. Gözel ve Özer v. Türkiye (6 Temmuz 2010, no: 43453/04 ve no: 31098/05, § 23).
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
22. AİHM, başvurularda iddia edilen temel şikâyetler ve esasa ilişkin problemler hususunda bu başvuruların benzer olduğunu tespit etmektedir. Sonuç olarak Mahkeme, İçtüzüğünün 42. maddesinin 1. fıkrası gereğince başvuruların birleştirilmesinin uygun olduğuna karar vermektedir.
II. SÖZLEŞMENİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
23. Başvuran, bu üç mahkûmiyet nedeniyle Sözleşmenin 10. maddesinde öngörüldüğü üzere ifade özgürlüğü hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmektedir: Sözleşmenin 10. maddesi şu şekildedir:
1. Herkes, ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ulusal sınırlarla kısıtlanmaksızın bir görüşe sahip olma, haber ve düşünceleri elde etme ve bunları ulaştırma özgürlüğünü içerir. (
)
2. Görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi (
) yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.
24. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
25. Mahkeme, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve kabul edilemezliğe ilişkin başkaca hiçbir gerekçe bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğu belirtilmelidir.
B. Esas Hakkında
26. Mahkeme, Sözleşmenin 10. maddesinin 2. fıkrası bağlamında, ihtilaf konusu mahkûmiyetlerin kanunen öngörülüp, Devletin toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru amaç taşımasının, taraflar arasında tartışma konusu olmadığını not etmiştir. Mahkeme, ayrıca bu değerlendirmeyi kendisi de kabul etmektedir. (Yağmurdereli v. Türkiye, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). Bu durumda, ihtilaf demokratik bir toplumda böyle bir müdahalenin gerekli olup olmadığının tespit edilmesi sorunu üzerinde toplanmaktadır.
27. Mahkeme, somut olaydakine benzer sorunların bulunduğu itilafları daha önce ele aldığını ve bu olaylarda Sözleşmenin 10. maddesinin ihlalini tespit ettiğini anımsamaktadır (yukarıda anılan; Gözel ve Özer). Mahkeme işbu davayı, anılan içtihadın ışığında inceleyecektir.
28. Bu bağlamda Belek, Evrensel Gazetesinde, Türk hukukunda terörist olarak nitelendirilen bir örgüt kaynaklı yayılan bildirileri yayınlamış olduğu için cezalandırılmıştır. Kongra-Gel operasyonların durdurulmasını istedi başlıklı yazıda okuyucular, özellikle barış girişimlerinin başarısızlığa uğradığını ifade eden ve bahsi geçen örgüte karşı yürütülmüş olan askerî operasyonların durdurulması için çağrı yapan yasa dışı silahlı örgüt başkanı Aydarın sözlerini bulabilirler. ABDnin Bayrağı ile Yürümek, Bu Tam Bir Trajedi başlıklı yazıda ise, yasa dışı silahlı örgüt PKKnın lideri Öcalanın, özellikle Irakta olası bir Kürt devletinin kurulması ve Kürt sorunu hakkında Türkiyenin yürüttüğü siyaset hakkında ifade ettiği görüşleri yer almaktadır. Son olarak, Öcalan ABye karşı tepki gösteriyor başlıklı yazıda, Öcalanın ABnin Kongra-Geli terör örgütleri listesine alması kararını eleştirdiği sözler okuyucuya sunulmaktadır. İhtilafa konu haberlerin tümü bir bütün olarak incelendiğinde, Mahkemenin nazarında dikkat edilmesi gereken, şiddet kullanılmasına, silahlı direnişe, ayaklanmaya çağrı ve nefret söylemi gibi unsurların bu haberlerde bulunmadığı anlaşılmaktadır.
29. Mahkeme, yerel yargılama makamları tarafından başvuranın mahkûmiyetine ilişkin kararların gerekçelerini incelemiş ve bu gerekçelerin başvuranın ifade hürriyetine müdahale teşkil edecek seviyede yeterli olarak kabul edilemeyeceğini düşünmektedir. Bu nedenle Mahkeme, daha önce incelediği Gözel ve Özer davası çerçevesinde ulaştığı sonuçtan ayrılmak için hiçbir sebep bulmamaktadır.
Dolayısıyla Sözleşmenin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
30. Başvuran, üç kez kendisini mahkûm etmiş bulunan Mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını iddia etmektedir. Başvuran özellikle, beş hâkim, Adalet Bakanı ve müsteşarından oluşan, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atanmış sivil hâkimlerin kendi davasına katılmasından şikâyet etmektedir. Ayrıca başvurana göre, söz konusu hâkimler aynı zamanda bu Kurul tarafından sicil bakımından değerlendirilmektedirler. Diğer yandan başvuran, yerel mahkemelerin vermiş oldukları kararların yeterince gerekçelendirilmediklerinden şikâyet etmektedir. Bu bağlamda, Sözleşmenin 6. maddesini ileri sürmektedir.
31. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmektedir.
32. AİHM, başvuranı mahkûm eden Mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda dile getirilen şikâyete ilişkin olarak, üç sivil hâkimden oluşan bir Mahkeme tarafından yargılanan başvuranın bu şikâyetini desteklemediğini ve kendisinin ileri sürdüğü gibi, şikâyetin incelenmesi neticesinde Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edilmediğini belirtmektedir. Saygılı ve Seyman v. Türkiye, no: 62677/00, § 25, 14 Haziran 2007). Dolayısıyla, başvuruların bu kısmının Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
33. Başvuranın, aleyhine verilen kararın gerekçelendirilmemesine ilişkin olarak dile getirdiği şikâyetin, Sözleşmenin 10. maddesi bağlamındaki şikâyetle bağlantılı olduğu dikkate alınarak, kabul edilebilir olduğunu belirtmek uygun olacaktır. AİHM, Sözleşmenin 10. maddesinin ihlaline ilişkin tespiti dikkate alarak (yukarıdaki 29. paragraf), söz konusu şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanısındadır (Bkz., aynı anlamda,, Artun Güvener v. Türkiye, No: 75510/01, § 35, 26 Haziran 2007).
IV. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
34. Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca,
Mahkeme, işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
Tazminat
35. Başvuran, mevcut dava ile birlikte aynı zamanda gönderilen on adet başvuruya ilişkin olarak 41. madde bağlamında bütün taleplerini sunmuştur. Bu talepler aşağıdaki gibidir:
- Ödemek zorunda olduğu para cezalarından dolayı maruz kaldığı maddi zarar için 10.000 Avro,
- Manevi zarar için 50.000 Avro,
- Mahkeme masraf ve giderleri için 10.000 Avro. Başvuran bu talebini desteklemek için AİHM nezdinde kendisini temsil eden avukatı tarafından sunulan hizmet ve çalışmaların detaylı bir listesini AİHMe sunmuştur.
36. Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.
37. Mahkeme, maddi tazminat konusunda, başvuranın çarptırıldığı para cezalarının Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edilmesinin doğrudan sonucu olduğunu saptamaktadır. Bu nedenle, ilgilinin bu bağlamda ödediği miktarın tamamının kendisine ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla Mahkeme, başvurana 36827/06 nolu başvuru çerçevesinde 1.000 Avro, 36828/06 nolu başvuru çerçevesinde 830 Avro ile 36829/06 nolu başvuru çerçevesinde ise 990 Avro olmak üzere toplamda 2820 Avro ödenmesine karar vermiştir.
38. Mahkeme, manevi tazminat hususunda, davanın koşullarının başvuranda üzüntü yarattığı kanaatine varılabileceğini belirtmektedir. Mahkeme, Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca, hakkaniyete uygun olarak, başvuran Beleke 6.000 Avro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
39. Mahkeme, elinde bulunan belgeler ile kriterleri göz önünde bulundurarak, başvuran Beleke Mahkeme masraf ve giderleri için 1 500 Avro ödenmesinin makul olacağı kanısındadır.
40. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranı üzerine üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
MAHKEME, BU GEREKÇELERE DAYANARAK OYBİRLİĞİ İLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. İfade özgürlüğü hakkının (Sözleşmenin 10. maddesinin 1. fıkrası) ihlal edildiği ve adli/yargı kararların yeterince gerekçelendirilmediği yönündeki şikâyetlere ilişkin olarak yapılan başvuruların kabul edilebilir ve diğer başvuruların kabul edilemez olduğuna;
3. Sözleşmenin 10. maddesinin ihlal edildiğine;
4. Yargı/adli kararlarının yeterince gerekçelendirilmemesine ilişkin olarak Sözleşmenin 6. maddesi bağlamındaki şikayetin ayrıca incelenmesine yer olmadığına;
5. a) Sözleşmenin 44. maddesinin 2. fıkrasına uygun olarak; davalı devletin başvurana kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere aşağıdaki miktarları ödemekle yükümlü olduğuna;
i) Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, maddi tazminat olarak 2 820 Avro (iki bin sekiz yüz yirmi Avro);
ii) Ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere manevi tazminat olarak 6 000 Avro (altı bin Avro);
iii) Başvuran tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere Mahkeme masraf ve harcamaları için 1 500 Avro;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde Tüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 18 Aralık 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy