(2577 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 1007) (AİHS. m. 6, 34, 35, 41, 44) (DOĞRUSÖZ VE ASLAN - TÜRKİYE DAVASI) (ARDIÇOĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (TEMEL CONTA SANAYİ VE TİCARET A.Ş - TÜRKİYE DAVASI) (RİMER VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ALİ TAŞ - TÜRKİYE DAVASI) (NURAL VURAL - TÜRKİYE DAVASI) (TURGUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru Numaraları: 3724/06, 6598/06, 7369/06, 7370/06, 7371/06, 7479/06, 8204/06, 8996/06 ve 8999/06)
STRAZBURG
15 Şubat 2011
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (3724/06, 6598/06, 7369/06, 7370/06, 7371/06, 7479/06, 8204/06, 8996/06 ve 8999/06) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşları Mustafa Kemal Özdemir, Nadir Gündüz, Rukiye Doğrucuoğlu, Nazife Özdemir, Aynur Şafak, Şükran Köse, Fatma Yüksel, Güllü Avcı ve Aysel Yılmazın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 10 Ocak 2006 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuranlar, sırasıyla Strazburg ve Balıkesir Barosu avukatlarından V. İşitmez ve/veya M.A. Arkın tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1926, 1936, 1951, 1926, 1963, 1951, 1927, 1939 ve 1939 doğumlu olup Balıkesirde ikamet etmektedirler.
Başvuranlar, Hacı Mehmetin yirmi sekiz mirasçısından dokuzudur. 1954 yılında, Ayvalıkta bulunan iş bu dava konusu iki taşınmazın (27 ve 28 parsel numaralı) tapu kaydı, sözkonusu bölgede gerçekleştirilen kadastro çalışmalarının ardından Hacı Mehmet adına tescil edilmiştir.
Hacı Mehmetin ölümünün ardından belirtilmeyen bir tarihte, sözkonusu taşınmazın malikliği mirasçılarına geçmiştir.
Buna karşın ormanlara ilişkin Türk kanunu uyarınca, orman kadastro komisyonu tarafından 1988 yılında gerçekleştirilen orman sınırlarının belirlenmesine ilişkin çalışmanın sonucunda ihtilaflı taşınmazlar ormanlık alan olarak sınıflandırılmıştır.
27 Ağustos ve 17 Eylül 2003 tarihlerinde, Orman Genel Müdürlüğü, sözkonusu taşınmazların tapularının iptali için dava açmış ve sözkonusu taşınmazların, devlete ait ormanlık alan içerisinde yer aldığı gerekçesi ile sözkonusu tapunun adına tescil edilmesini istemiştir.
14 Temmuz 2004 tarihli kararlarla, Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesi, taşınmazların tapusunu iptal etmiş ve 27 ve 28 parsel numaralı taşınmazların Hazine adına tesciline karar vermiştir. Mahkeme, 4785 ve 5658 sayılı yasalar ve sözkonusu kısıtlamanın nihai bir nitelik kazandığına dair tespitlere ilişkin tutanaklar uyarınca 41 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından sözkonusu parsellerin devlete ait ormanlık alan içerisine dahil edildiğini tespit etmektedir. Ayrıca mahkeme, 1940 ve 1988 yıllarında gerçekleştirilen orman kadastro çalışmaları sırasında başvuranların sözkonusu taşınmazların özel orman olarak sınıflandırılmasına ilişkin hiçbir talepte bulunmadıklarını belirtmiştir. Ormanlara ilişkin 6831 sayılı yasa uyarınca ormanlık alanın parçası olan sözkonusu taşınmazların bütünlüğünü ve ormanlık sınırın belirlenmesine ilişkin nihai karar uyarınca sözkonusu parsellerin ormanlık alan sınırları içerisinde kalmasını göz önüne alan mahkeme, ormanlık alanlarda yer alan taşınmazların tapularının hiçbir geçerliliği olmadığına kanaat getirmiştir.
18 Şubat 2005 tarihinde alınan iki kararla, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Yargıtay, ihtilaflı taşınmazların bulunduğu bölgede orman kadastro çalışmaları yürütüldüğünü ve ilgili tutanakların 1941 yılında ve Orman Genel Müdürlüğü tarafından dava açılmadan önce 13 Eylül 1988 tarihinde kesinlik kazandığını tespit etmiştir. Bilahare mahkeme, başvuranların temyiz başvurularının reddi için ilk derece mahkemesinin kararlarının gerekçesini temel almıştır.
23 Haziran 2005 tarihli iki karar ile Yargıtay, başvuranların karar düzeltme talebini reddetmiştir.
Dosya unsurlarına göre, sözkonusu Yargıtay kararları başvuranlara 15 Temmuz 2005 tarihinden itibaren 23 Temmuz 2005 tarihine kadar tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Olaylar ve esasa ilişkin ortaya koydukları sorun bakımından, başvuruların benzerliğini dikkate alan AİHM, başvuruların birleştirilmesine ve tek bir davada ortaklaşa olarak incelenmesine karar vermektedir.
II. 1 NOLU EK PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesine atıfta bulunan başvuranlar, hiçbir tazminat ödenmeden tapularının Hazine lehine devredilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedirler.
Kabuledilebilirliğe ilişkin olarak, Hükümet, öncelikle birçok bakımdan iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Hükümet, başvuranların, ne Borçlar Kanununun genel hükümleri, ne İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesi, ne de Medeni Kanunun 1007. maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunduklarını savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, diğerleri arasından, 21 Şubat 2005 tarihinde Yargıtay tarafından onanan 8 Nisan 2004 tarihli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına atıfta bulunmaktadır. Ayrıca hükümet, başvuranların, ihtilaflı taşınmazları ormanlık alan olarak sınıflandıran orman kadastro komisyonunun kararına itiraz etmediklerini belirtmektedir. Son olarak, Hükümet, ilgililerin geçerli tapuları olmaması nedeniyle AİHMyi rationa materiae bakımından bağdaşmadığı gerekçesi ile başvuruları reddetmeye davet etmektedir. Hükümete göre, iç hukuk uyarınca ormanlık alanın bir parçası olan taşınmazın, şahıs adına tapu tescili yapılamaz. Başvuranların, orman kadastro çalışmasından önce tapularını almaları ve ihtilaflı taşınmazların sözkonusu çalışmanın sonunda ormanlık alan olarak sınıflandırılmaları nedeniyle, sözkonusu taşınmazlar, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi uyarınca mülk oluşturmamaktadırlar.
Başvuranlar, sözkonusu argümanlara itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedirler.
İç hukuk yollarının tüketilmediği kapsamında Hükümetin yapmış olduğu itirazlara ilişkin olarak AİHM, daha önce benzer davalarda benzer itirazları incelediğini ve reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz, özellikle, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye, başvuru no: 1262/02, 30 Mayıs 2006, Ardıçoğlu-Türkiye, başvuru no: 23249/04, 2 Aralık 2008, Temel Conta Sanayi ve Ticaret A.Ş. - Türkiye, başvuru no: 45651/04, 10 Mart 2009 ve Medeni Kanunun, Borçlar Kanununun ve İdari Yargılama Usulü Kanununun hükümleri uyarınca başvuranlar tarafından ulusal mahkemelere başvuruda bulunulmamasına ilişkin Erkmen ve diğerleri - Türkiye, başvuru no: 6950/05, 16 Mart 2010; orman kadastro çalışmaları sonucuna itiraz edilmemesine ilişkin olarak Cin ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 305/03, 10 Kasım 2009, Rimer ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 18257/04, 10 Mart 2009 ve Ali Taş-Türkiye, başvuru no: 10250/02, 22 Eylül 2009). Sözkonusu sonuçlardan sapmak için hiçbir neden göremeyen AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmemesi kapsamında Hükümetin yapmış olduğu itirazı reddetmektedir.
Başvuruların ratione materiae bakımından bağdaşmadığı kapsamındaki itiraz ile ilgili olarak, AİHM, Hükümetin tezini izleyemeyecektir. Ulusal hukuk ve yargılama ışığında ne sözleşme veya tapu kaydının hukuki değerine ilişkin sorunlar hakkında ne de gerçekleştirilen kadastro çalışmalarının sonuçları hakkında genel bir değerlendirmede bulunmayan AİHM, ihtilaflı taşınmazların 1954 yılında tapu kaydında Hacı Mehmet adına tescil edildiğini ve sözkonusu tescilin geçerliliğine Hükümet tarafından itiraz edilmediğini belirtmektedir. Tapu kayıtlarının iç hukukta itiraz edilemez kanıtlar olarak değerlendirilmesinden dolayı başvuranların atası, 1988 yılında tamamlanan kadastro çalışmalarının yürürlüğe girmesinden önce geçerli bir tapuya sahip olmuştur. Davacıların mevcut davada, idarenin ihmalkarlıklarından ve yıllar boyunca orman kadastro çalışması yapılmamasından sorumlu tutulamayacaklarından AİHM, başvuranların, mülkiyet hakları ihlal edilmeden önce 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi uyarınca güvence altına alınacak bir mülke sahip oldukları sonucuna ulaşmıştır. Bu itibarla AİHM, Hükümetin teklifini reddetmiştir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak, AİHM, başvuranlar tarafından sunulan şikayete benzer bir şikayeti daha önce incelediğini ve tazminat ödenmeden taşınmazların Hazineye devredilmesi nedeniyle 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (Turgut ve diğerleri, Temel Conta ve Ticaret A.Ş, Rimer ve diğerleri ve Nural Vural- Türkiye, başvuru no: 16009/04, 10 Mart 2009). İşbu dava konusundaki davaları incelemesinin ardından AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir. Bu itibarla 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
III. DİĞER MADDELERİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
30 Ocak ve 6 Şubat 2006 tarihleri arasında AİHMye gönderilen başvuru formları ile başvuranlar, birçok bakımdan yargılamanın hakkaniyetten yoksun olmasından şikayetçi olmaktadırlar. Öncelikle başvuranlar, davayı bilen hakimlerdeki farklı değişikliklerin, yargılamanın başındaki aynı hakim ile sonuna kadar aynı davanın görülmesi ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. Bilahare başvuranlar, davaya taraf olanlara eşit şekilde davranılmadığını ve idare lehine davranıldığını iddia etmektedir. Son olarak başvuranlar, Yargıtayın temyiz sırasında duruşma yapmadan kanıt unsurlarını değerlendirmesine itiraz etmektedirler. Başvuranlara göre, bu şekilde davranarak Yargıtay yetkilerini aşmıştır. Başvuranlar, AİHSnin 6. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
Başvuruların sözkonusu kısmı ile ilgili olarak, AİHM, dosya unsurlarına göre, nihai iç hukuk kararlarının en geç 23 Temmuz 2005 tarihinde başvuranlara tebliğ edilmiş olmasına rağmen başvuranların sözkonusu şikayetlerini AİHM önünde 30 Ocak 2006 tarihinden itibaren sunduklarını gözlemlemektedir. Dolayısıyla nihai kararların tebliğ edildiği tarih ile AİHMye sözkonusu şikayetlerin sunulduğu tarih arasında en az altı ay sekiz günlük bir süre geçmiştir. Başvurunun sözkonusu kısmının gecikmeli olarak yapıldığı ve AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Nadir Gündüz, belirtilen süre içersinde bu hususta hiçbir adil tatmin talebinde bulunmamıştır. Başvuranın avukatı, belirtilen süre içersinde dava konusu 27 ve 28 numaralı parsellerin değer takdirinde bulunan bilirkişi raporlarını sunmakla yetinmiştir. Diğer sekiz başvuranların her biri ise 22.000 Euro ile 550.000 Euro arasında değişen maddi tazminat ile 3.000 ile 20.000 Euro arasında manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Belge olarak, avukat, ihtilaflı parsellerin değerini gösteren iki tane bilirkişi raporu sunmuştur. Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesinin denetimi altında düzenlenen 10 Nisan 2009 tarihli sözkonusu raporlara göre, bu iki taşınmazın tahmini toplam değerleri 70. 250 Türk Lirası (yaklaşık 35.420 Euro) olarak değerlendirilmiştir. Sözkonusu başvuranlar, her başvuran için 2.000 Euro ile 10.000 Euro arasında değişen yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesini talep etmişler buna karşın hiçbir belge sunmamışlardır.
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmekte ve AİHMyi sözkonusu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
Nadir Gündüz ile ilgili olarak, AİHM, AİHM Tüzüğünün 60. maddesi ile öngörülen süre ve şekillerde hiçbir talepte bulunmadığından adil tatmin başlığı altında ödeme yapmaya gerek olmadığı kanaatindedir. Talep edilen belgelerin sunulmamasını göz önüne alan AİHM, yargılama masraf ve giderlerine ilişkin diğer başvuranların talepleri reddetmiştir. Manevi tazminat ile ilgili olarak, AİHM, dava koşulları göz önüne alındığında, ihlal tespitinin yeterli adil tatmin oluşturduğu kanaatindedir (bkz, Rimer ve diğerleri-Türkiye, (adil tatmin), başvuru no: 18257/04, 20 Mayıs 2010 ve a contrario, Belvedere Alberghiera S.r.l.-İtalya (adil tatmin), başvuru no: 31524/96, 30 Ekim 2003).
Maddi tazminat ile ilgili olarak, AİHM, öncelikle, konuya ilişkin genel ilkeler için yerleşik içtihadına atıfta bulunmaktadır (Turgut ve diğerleri - Türkiye, (adil tatmin), başvuru no: 1411/03, 13 Ekim 2009 ve sözkonusu kararda aktarılan içtihat). AİHM, ihtilaflı taşınmazların, aralarında belirtilen süre içerisinde adil tatmini taleplerini sunan sekiz başvuranında bulunduğu Hacı Mehmetin yirmi sekiz mirasçısına ait olduğunu belirtmektedir. AİHM, sunulan bilirkişi raporlarına göre, işbu davaya konu olan taşınmazların toplam değerini 35.400 Euro civarında değerlendirdiğini gözlemlemektedir. Dosya unsurları ve özellikle her başvuranın miras payını ele alan miras davaları göz önüne alındığında, AİHM, Aynur Şafaka 200 Euro, başvuranlar Fatma Yüksel ve Aysel Yılmazın her birine 600 Euro, Rukiye Doğrucuoğluna 850 Euro, Başvuranlar, Nazife Özdemir ve Şükran Kösenin her birine 1.150 Euro, Mustafa Kemal Özdemire 1.700 Euro ve Güllü Avcıya 2.250 Euro maddi tazminat ödenmesinin makul olacağına kanaat getirmiştir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Başvuruların 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) Nadir Gündüz dışında, başvuranların maruz kaldığı manevi tazminat için işbu kararın yeterli adil tatmin oluşturduğuna;
b) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından her türlü vergiden muaf tutularak, Aynur Şafaka 200 Euro (iki yüz Euro), başvuranlar Fatma Yüksel ve Aysel Yılmazın her birine 600 Euro (altı yüz Euro), Rukiye Doğrucuoğluna 850 Euro (sekiz yüz elli Euro), başvuranlar, Nazife Özdemir ve Şükran Kösenin her birine 1.150 Euro (bin yüz elli Euro), Mustafa Kemal Özdemire 1.700 Euro (bin yedi yüz Euro) ve Güllü Avcıya 2.250 Euro (iki bin iki yüz elli Euro) maddi tazminat ödenmesine;
c) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 15 Şubat 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
EK
Başvuruların listesi
1. Mustafa Kemal Özdemir tarafından açılan 3724/06 numaralı başvuru
2. Rukiye Doğrucuoğlu tarafından açılan 6598/06 numaralı başvuru
3. Nazife Özdemir tarafından açılan 7369/06 numaralı başvuru
4. Aynur Şafak tarafından açılan 7370/06 numaralı başvuru
5. Şükran Köse tarafından açılan 7371/06 numaralı başvuru
6. Nadir Gündüz tarafından açılan 7479/06 numaralı başvuru
7. Fatma Yüksel tarafından açılan 8204/06 numaralı başvuru
8. Güllü Avcı tarafından açılan 8996/06 numaralı başvuru
9. Aysel Yılmaz tarafından açılan 8999/06 numaralı başvuru
Full & Egal Universal Law Academy