(AİHS. m. 5, 6, 13, 14, 34, 35, 44) (1412 S. K. m. 101, 104, 142, 297) (KOŞTİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ŞAYIK VD. - TÜRKİYE DAVASI) (YİĞİTDOĞAN - TÜRKİYE DAVASI) (CAHİT DEMİREL - TÜRKİYE DAVASI) (BAHÇELİ - TÜRKİYE DAVASI) (ER - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET KOÇ - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI) (ABDULGAFUR BATMAZ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 38372/06 ve 24572/08)
KARAR
STRAZBURG
26 Ekim 2010
NİHAİ
26/01/2011
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan iki davanın (no. 38372/06 ve 24572/08) nedeni sırasıyla 1974 ve 1973 doğumlu Türk vatandaşları olan Gülpınar Adıyaman'ın ve Güllüzar Erman'ın ("başvuranlar"), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuruların yapılma tarihleri ekteki çizelgede gösterilmektedir.
Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından G. Tuncer ve F.N. Ertekin tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVA OLAYLARI
Başvuranlar yakalanan ve müteakiben tutuklu yargılanmalarına başlanan Türk vatandaşlarıdır. Halen tutuklu yargılanmaktadırlar. Yakalanma tarihlerine, tutuklu yargılanmalarına karar verilmesine, iddianame tarihlerine, ulusal mahkeme kararlarının tarihlerine, toplam tutuklu yargılanma süresine, ilgili hallerde toplam cezai takibat süresine ve devam etmekte olan tutukluluk gerekçelerine ilişkin bilgiler ekte kaydedilmektedir.
HUKUK
I. BİRLEŞTİRME
Konularının benzerliklerini göz önüne alan AİHM, başvuruları birleştirmeyi uygun görmüştür.
II. AİHS'NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI
Başvuranlar AİHS'nin 5/3 maddesine dayanarak tutuklu yargılanma sürelerinin aşırı olduğundan şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca 24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvuran, AİHS'nin 5/4 maddesine dayanarak tutuklu yargılama süresinin kanuna uygunluğuna itiraz etmek için etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığından şikayetçi olmuştur.
Ayrıca 38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvuran, AİHS'nin 13. ve 14. maddelerine dayanarak etkili bir iç hukuk yolu bulunmamasından ve genel olarak, AİHS'nin 5. maddesi bağlamındaki şikayetine ilişkin ayrımcılığa maruz kalmaktan şikayetçi olmuştur.
Hükümet başvuranların iddialarına itiraz etmiştir.
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmesine ve 24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvuranın mağdur statüsüne ilişkin çeşitli ön itirazlarda bulunmuş ve AİHM'den AİHS'nin 35/1 maddesi gereğince 5. maddenin 3. ve 4. paragrafları kapsamındaki şikayetleri reddetmesini talep etmiştir.
AİHM diğer davalarda Davalı Hükümet'in sunduğu benzer görüşleri incelemiş olduğunu kaydetmektedir (bkz., örneğin, Arı ve Şen/Türkiye, no. 33746/02, 19. paragraf, 2 ekim 2007; Koşti ve Diğerleri/Türkiye, no. 74321/01, paragraflar 19-24, 3 Mayıs 2007; Şayık ve Diğerleri/Türkiye, paragraflar 28-32, ve Yiğitdoğan/Türkiye, no. 20827/08, 19. paragraf, 16 Mart 2010).
Hükümet, AİHM'nin mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak iddialar ileri sürmemiştir. Sonuç olarak, AİHM Hükümet'in ön itirazlarını reddetmektedir.
Sözkonusu şikayetin AİHS'nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna varan AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemez olmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle şikayetin kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esas
1. AİHS'nin 5/3 maddesi
Hükümet, başvuranların suç işlediklerinden şüphelenmek için makul gerekçelerin mevcut olması nedeniyle tutuklandıklarını ve tutukluluklarının ilgili mevzuat gereklerine uygun olarak yetkili makam tarafından belirli aralıklarla ve gereken titizlik gösterilerek incelendiğini iddia etmiştir. Başvuranların itham edildikleri suçların ciddi nitelikte olduğunu ve tutuklu yargılanmalarına devam edilmesinin suçun önlenmesi ve kamu düzeninin korunması için gerekli olduğunu ileri sürmüştür.
AİHM başvuranların AİHS'nin 5/1 (a) maddesi bağlamında suçlu bulunmalarını müteakiben tutuklandıkları sürenin toplam süreden çıkarılması ardından göz önüne alınması gereken sürenin, 38372/06 no'lu başvuruda on yıl üç aydan ve 24572/08 no'lu başvuruda yedi yıl altı aydan fazla olduğunu kaydetmektedir. Tutuklu yargılanmalarına halen devam edilmektedir (bkz. Solmaz/Türkiye, no. 27561/02, paragraflar 36-37, AİHM 2007-II (özetler)).
AİHM, mukayese edilebilir uzunlukta tutuklu yargılanma sürelerinin ortaya konulduğu davalarda sıklıkla AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (bkz., örneğin, Tutar/Türkiye, no. 11798/03, 20. paragraf, 10 Ekim 2006, ve Cahit Demirel/Türkiye, no. 18623/03, 28. paragraf, 7 Temmuz 2009). Sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, Hükümet'in kendisini mevcut davada farklı bir sonuca varmaya ikna edecek deliller ortaya koymadığı ya da iddialar ileri sürmediği kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada başvuranların tutuklu yargılanma sürelerinin aşırı olduğu sonucuna varmıştır.
Dolayısıyla AİHS'nin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
2. AİHS'nin 5/4 maddesi
Hükümet, 38372/06 no'lu başvuru hususunda başvuranın temyiz yoluyla devam etmekte olan tutuklu yargılanmasına itiraz etme olanağının bulunduğunu kaydetmiştir. Ayrıca, başvuranın, 1 Haziran 2005'te yürürlüğe girmesini müteakiben yeni CMK'nın 141. maddesine dayanarak tazminat talep edebileceğini belirtmiştir.
Hükümet, 24572/08 no'lu başvuru hususunda başvuranın, ne eski CMK'nın (1412 sayılı Kanun) 297. ve müteakip maddeleri uyarınca ne de yeni CMK'nın 104/2 maddesi uyarınca tutuklu yargılanmasına itiraz ettiğini iddia etmiştir. Ayrıca, yeni CMK'nın 101/5 maddesine dayanarak tutuklu yargılanmanın kanuna uygunluğuna itiraz etmenin mümkün olduğunu ileri sürmüştür.
Başvuranlar iddialarını yinelemişlerdir.
AİHM diğer davalarda Türkiye'deki tutuklu yargılanmaların kanuna uygunluğuna itiraz etme olasılıklarını incelemiş ve Hükümet'in, atıfta bulunduğu iç hukuk yolunun sanık için duruşma sırasında karşılıklı ithamların dile getirildiği bir yargılama usulü sağladığını ispat edemediği sonucuna varmıştır (bkz., örneğin, Koşti ve Diğerleri/Türkiye, paragraflar 19-24; Şayık ve Diğerleri/Türkiye, paragraflar 28-32 ve Yiğitdoğan/Türkiye, 19. paragraf). AİHM, Hükümet'in mevcut davada daha önce vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını sağlayacak iddialar öne sürmediğini ya da deliller sunmadığını kaydetmektedir.
AİHM yukarıda kaydedilenler ışığında AİHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
III. AİHS'NİN 6/1 VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI
A. Yargılama süresi
38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvuran, aleyhinde başlatılan cezai takibat süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde ortaya konan makul süre gereğine uygun olmadığından şikayetçi olmuştur. Ayrıca AİHS'nin 13. maddesine dayanarak iç hukukta sözkonusu yargılamanın aşırı uzun sürmesine itiraz edebileceği etkili bir iç hukuk yolu bulunmamasından şikayetçi olmuştur. Hükümet iddiaya itiraz etmiştir.
Sözkonusu şikayetlerin AİHS'nin 35/3 maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemez olmadıkları sonucuna varmaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduklarına karar verilmelidir.
Hükümet, AİHS'nin 6/1 maddesi kapsamındaki şikayetin esasına ilişkin olarak davanın karmaşıklığı, sanık sayısı ve başvuranın itham edildiği suçun niteliği göz önüne alındığında yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varılamayacağını kaydetmiştir.
AİHM cezai takibatın başvuranın polis tarafından gözaltına alındığı 29 Temmuz 1996 tarihinde başladığını ve dava dosyasındaki bilgilere göre, halen ilk derece mahkemesi önünde devam etmekte olduğunu kaydetmektedir. Bu nedenle, iki aşamalı yargılamada on dört yıl bir aydan uzun sürmüştür.
AİHM, mevcut davadakine benzer konuların ortaya konduğu davalarda sıklıkla AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır (bkz. Bahçeli/Türkiye, no. 35257/04, 26. paragraf, 6 Ekim 2009; Er/Türkiye, no. 21377/04, 23. paragraf, 27 Ekim 2009). Sunulan tüm delilleri inceleyen AİHM, Hükümet'in mevcut davada farklı bir sonucuna varmasını sağlayacak deliller sunmadığı ya da iddialar ileri sürmediği kanaatindedir. Bu nedenle, yargılama süresinin aşırı olduğu ve "makul süre" gereğini karşılamadığı kanısındadır.
Dolayısıyla AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
AİHS'nin 13. maddesi bağlamındaki şikayetin esasına ilişkin olarak Hükümet, başvuranın 1 Haziran 2005'te yürürlüğe girmesini müteakiben yeni CMK'nın 141. ve 142. maddelerine dayanarak tazminat talep edebileceğini iddia etmiştir.
AİHM, yeni CMK'nın 142/1 maddesine göre, tazminat ancak ilgili cezai yargılamanın sona ermesi ardından talep edilebilmektedir. Bu nedenle ulusal yargılamanın mevcut davada görüldüğü gibi devam etmekte olduğu hallerde sözkonusu iç hukuk yoluna başvurulamamaktadır (Tunce ve diğerleri/Türkiye, no. 2422/06, 3712/08, 3714/08, 3715/08, 3717/08, 3718/08, 3719/08, 3724/08, 3725/08, 3728/08, 3730/08, 3731/08, 3733/08, 3734/08, 3735/08, 3737/08, 3739/08, 3740/08, 3745/08 ve 3746/08, paragraflar 35-37, 13 Ekim 2009).
AİHM önceki başvurularda benzer konuları incelemiş ve Türk hukukunda başvuranların ilgili yargılama sürelerine itiraz ederken başvurabilecekleri etkili iç hukuk yollarının mevcut olmaması nedeniyle AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (bkz., en son, Daneshpayeh/Türkiye, no. 21086/04, paragraflar 35-38, 16 Temmuz 2009). Mevcut davada bu sonuçtan farklı bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir.
Dolayısıyla, AİHS'nin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
B. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yapılan yargılamanın bağımsızlığı ve tarafsızlığı
38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvuran, AİHS'nin 6. maddesine dayanarak kaldırılına kadar İstanbul DGM önünde yapılan yargılamasına ilişkin olarak bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil olarak yargılanmadığından şikayetçi olmuştur.
AİHM, başvuran aleyhindeki cezai takibatın devam etmekte olduğunu gözlemlemektedir. Bu nedenle, başvuranın şikayette bulunması için erkendir. Sonuç olarak, başvuranın sözkonusu kısmı iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir (bkz. Koç/Türkiye (karar), no. 36686/07, 26 Şubat 2008).
IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS'nin 41. Maddesi şöyledir:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."
A. Zarar
38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvuran manevi tazminat olarak 80,000 Euro talep etmiştir.
24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvuran manevi tazminat olarak 30,000 Euro talep etmiştir. Ayrıca maddi tazminat olarak 23,320 Euro talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı sonucuna varan AİHM, talebi reddetmektedir. Ancak, başvuranların manevi zarara uğramış olmaları gerektiği kanaatindedir.
AİHM'nin içtihadı ışığında ve hakkaniyet temelinde, 38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvurana manevi tazminat olarak 15,600 Euro ödenmesine karar vermiştir. 24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvurana bu başlık altında 8,800 Euro ödenmesine karar vermiştir.
Ayrıca, tarafların sundukları bilgilere göre, başvuranlar aleyhindeki cezai takibat halen devam etmektedir ve başvuranlar halen tutukludur. AİHM bu koşullar altında, tespit ettiği ihlallere son verilmesi için en uygun yolun, adaletin doğru şekilde işlemesinin gerekleri göz önünde bulundurulurken, sözkonusu cezai takibatın mümkün olduğunca ivedilikle sonuca bağlanması olduğu ya da yargılama henüz karara bağlanmadığı halde, başvuranların serbest bırakılması olduğu kanaatindedir (bkz. Yakışan/Türkiye, no. 11339/03, 49. paragraf, 6 Mart 2007; Batmaz/Türkiye (karar), no. 34997/06, 1 Nisan 2008).
B. Yargılama masraf ve giderleri
38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvuran, yargılama masraf ve giderleri için 175 Euro talep etmiştir. Ayrıca avukatlık ücreti için 6,055 Euro talep etmiştir. Taleplerini desteklemek için avukatının hazırladığı zaman çizelgesini, avukatlık ücreti sözleşmesini ve masraf çizelgesini sunmuştur.
24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvuran ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraflar için 946 Euro ve AİHM önünde yaptığı masraflar için 7,980 Euro talep etmiştir. Taleplerini desteklemek için, avukatlık ücreti sözleşmesini, posta ve tercüme masrafı ve avukatlık ücreti karşılığında alınan faturaları göstermiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM içtihadına göre bir başvuran ancak gerçekten ve gerekli olduğu için yaptığı ve meblağın makul olduğu müddetçe masraf ve harcamaların tazminine hak kazanmaktadır. Mevcut davada sunulan belgeleri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne alan AİHM, 38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvurana toplam 1000 Euro ve 24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvurana 2,500 Euro ödenmesini makul bulmaktadır. Bu meblağlar tüm başlıklar altındaki masrafları kapsamaktadır.
34759/04 no'lu başvurudaki başvuran masraf ve harcamalar için tazminat talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla, bu başlık altında tazminat ödenmesine karar verilmemiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvuruları birleştirmeye;
2. Tutuklu yargılama süresinin uzunluğuna ve tutuklu yargılanmanın kanuna uygunluğuna itiraz etmek için iç hukuk yolu mevcut olmayışına ilişkin her iki başvuranın sunduğu şikayetlerin ve 38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvuranın cezai takibat süresine ve bu şikayeti hususunda iç hukuk yolu mevcut olmayışına ilişkin şikayetinin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. Her iki başvuran hususunda AİHS'nin 5/3 ve 5/4 maddelerinin ihlal edildiğine;
4. Gülpınar Adıyaman (başvuru no. 38372/06) hususunda AİHS'nin 6/1 ve 6/13 maddelerinin ihlal edildiğine;
5. (a) Savunmacı devletin, 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere adı geçen başvuranlara aşağıda kaydedilen meblağları ödemesine;
(i)Manevi tazminat olarak 38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvurana 15,600 Euro (on beş bin altı yüz Euro) ve 24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvurana 8,800 Euro (sekiz bin sekiz yüz Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;
(ii)Yargılama masraf ve giderleri için 38372/06 no'lu başvuruyu yapan başvurana 1,000 Euro (bin Euro) ve 24572/08 no'lu başvuruyu yapan başvurana 2,500 Euro (iki bin beş yüz Euro) ve başvuranlara uygulanabilecek her tür vergi;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 26 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy