(AİHS m. 6, 35, 41, 44)
(Başvuru no: 39616/06)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
12 Ekim 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (39616/06) nolu davanın nedeni T.C. vatandaşları Turan Babadağ ve Tuğba Babadağın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 18 Eylül 2006 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Kırıkkale Barosu avukatlarından H. Biçer tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1965 ve 1991 doğumlu olup İzmitte ikamet etmektedir.
Başvuranlar ilk başvuranın eşinin ve ikinci başvuranın annesinin trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeniyle kazanın faili hakkında 29 Temmuz 1999 tarihinde Asliye hukuk mahkemesinde dava açmıştır.
14 Kasım 2006 tarihinde asliye hukuk mahkemesi başvuranların taleplerini kısmi olarak kabul etmiştir.
Yargıtay 2 Ekim 2007 tarihinde bu kararı bozmuştur.
17 Haziran 2008 tarihinde asliye hukuk mahkemesi başvuranları kısmen haklı bulmuştur.
Dava iç hukuktaki mahkemeler önünde halen derdesttir.
HUKUK
Başvuranlar yargı sürecinin uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre» ilkesinin ihlaline yol açtığını ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
Kaydedilmesi gereken dönem 29 Temmuz 1999 tarihinde başlamış ve henüz tamamlanmamıştır. Bu süreç iki dereceli mahkemede on bir yıl iki aydan bu yana halen devam etmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder.
AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın başvuranlar için arz ettiği önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. birçokları arasında, Daneshpayeh-Türkiye kararı, no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
AİHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan birçok davayı incelediğini ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını belirtmektedir (Bkz. sözü edilen Daneshpayeh kararı).
AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Asliye hukuk mahkemesinin ilk aşamada davanın esası hakkındaki kararını yedi yıl dört ayda verdiğinin ve Yargıtayın iki davayı bozma kararını ise iki yıl beş ayda verdiğinin altını çizmiştir. AİHM ayrıca davanın iç hukuktaki mahkemeler önünde halen derdest olduğunu vurgulamaktadır. Bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında AİHM, sözkonusu dava sürecinin aşırı olduğuna ve «makul süre» ilkesini karşılamadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
Geriye AİHSnin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır.
Başvuranlar maddi ve manevi tazminat olarak 90.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşılık, başvuranlara ortaklaşa 7.200 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir. Ayrıca, taraflardan edinilen bilgilere göre yargılamanın iç hukuktaki mahkemeler önünde on bir yıldan fazla bir süredir devam ettiğini not eden AİHM, halen böyle olması durumunda, en uygun telafi yönteminin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karşılayacak ve adaletin tecellisini sağlayacak şekilde yargılamanın mümkün olan en kısa sürede tamamlanması olduğuna itibar etmektedir.
Başvuranlar AİHM önündeki temsil gideri için 4.000 Euro ve ulusal mahkemeler nezdindeki yargılama giderleri için 5.500 Euro talep etmekte, bu bağlamda sözkonusu bu harcamaları gösterir makbuzları sunmaktadır.
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.
AİHMnin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM ayrıca yargılama gider ve masraflarının makul oranda ve sözü edilen ihlali karşılayacak şekilde olması gerektiğini ifade etmektedir. AİHM, AİHM önündeki yargılama giderlerine ilişkin taleplerin aşırı olduğuna itibar ederek, mahkemeye sunulan unsurlar ve sözü edilen kıstaslar ışığında başvuranlara 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır. Ulusal mahkemeler nezdinde yapılan yargı giderleri hakkında AİHM, ulusal süreçte tespit edilen ihlal ile ilintili olduğunu gösterir herhangi bir belgenin sunulmadığını kaydetmektedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvuranlara ortaklaşa 7.200 (yedi bin iki yüz) Euro manevi tazminat ve yargılama giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;
b) yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 12 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy