(AİHS m. 1, 6, 35; PROTOKOL NO 1) (2709 S. K. m. 46)
(Başvuru no. 41034/06)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (ikinci Daire), aşağıdaki yargıçların yer aldığı 5 Kasım 2013 tarihinde kurulan Komiteden oluşmuş olup:
Başkan,
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Seçkin Erel,
28 Eylül 2006 tarihli yukarıda belirtilen başvuruyu dikkate alarak, Yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
İsimleri ve doğum tarihleri ekte belirtilen başvuranlar, Türk vatandaşı olup, Batman, İzmir ve İstanbulda ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Mahkeme nezdinde, Batmanda görev yapan avukat Sayın S.Kaya tarafından temsil edilmişlerdir.
A. Davanın koşulları
Başvuranların ibraz ettiği şekliyle, davaya konu olaylar aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Belirtilmeyen bir tarihte, Devlet Su İşleri, Batmanda müşterek olarak başvuranlara ait olan bir arazi parçasını kamulaştırmış ve kamulaştırma bedeli olarak başvuranlara 3.463.000.000 Türk lirası (TRL) ödenmesine hükmetmiştir.
Başvuranlar, faiziyle birlikte 124.364.700.000 TRL ek kamulaştırma bedeli talep ederek, 2 Nisan 2001 tarihinde, Batman Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açmışlardır.
Batman Asliye Hukuk Mahkemesi, yargılama işlemleri sırasında bilirkişilerden oluşan iki kurul atamıştır. Birinci kurul, yakın yerlerde bulunan benzer arazilerin piyasa fiyatlarına dayanarak, başvuranlara ait arazinin değerini 127.835.279.000 Türk lirası (TRL) olarak belirlemişlerdir. Aynı metodu kullanan ikinci kurul, başvuranlara ait arazinin 110.403.000.000 Türk lirası (TRL) olduğuna dair görüşlerini bildirmişlerdir.
Batman Asliye Hukuk Mahkemesi, 21 Aralık 2001 tarihinde, başvuranların taleplerini kısmen kabul etmiş ve başvuranlara, davanın açıldığı tarihten itibaren işleyen yasal faiz miktarının haricinde, ek kamulaştırma bedeli olarak 73.819.083.000 Türk lirası (TRL) ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme, bilirkişilerin, şehir merkezinin 2-3 km dışında olmasına rağmen söz konusu arazi parçasını, şehrin merkezinde yer alan arazilerle kıyaslayarak arazinin değerini hatalı bir şekilde olduğundan fazla belirlediklerine hükmetmiştir.
İdare, Batman Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını temyiz etmiştir. Başvuranlar, herhangi bir temyiz talebinde bulunmamışlardır.
Yargıtay, 2 Ekim 2003 tarihinde, mahkemenin kararını onamıştır.
Başvuranların avukatı, 12 Ağustos 2004 tarihinde, mahkeme kararından kaynaklı borcun ödenmesi için idareye başvurmuştur. Anayasanın 46. maddesinde 17 Ekim 2001 tarihinde yapılan değişikliğe atıfta bulunarak, avukat, yukarıda anılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren işleyen faizin, Devlet borçları için belirlenen en yüksek oranda ödenmesini talep etmiştir.
İdare, 25 Ağustos 2004 tarihinde, Anayasanın 46. maddesinde belirtilen en yüksek oranının aksine, 2 Nisan 2001 tarihinden itibaren işleyen yasal faiz miktarı dahil olmak üzere başvuranlara 190.892.280.000 Türk lirası (TRL) ödemiştir.
Başvuranlar, daha sonra, 17 Ekim 2001 tarihinde yeni faiz oranının belirlenmesinden itibaren, Anayasanın 46. maddesinde belirtilen oran ile resmi faiz oranı arasındaki farkı talep ederek, Batman İcra Dairesi önünde idare aleyhinde icra takibi başlatmışlardır.
İdare, 23 Eylül 2004 tarihinde, kanunlara aykırı olduğu gerekçesiyle icra takibinin iptal edilmesi için Batman İcra Mahkemesine başvurmuştur. İdare, Batman Asliye Hukuk Mahkemesinin kararında açıkça hükmedildiği üzere, faiz miktarının başvuranlara yasal olarak ödendiğini belirtmiştir. Bu nedenle, başvuranların ek faiz talebi dayanaksızdır. Ayrıca, başvuranlar, Anayasanın 46. maddesinde belirtilen faiz oranının mevcut davaya uygulansa bile, ilgili anayasal değişikliğin aksine (17 Ekim 2001), söz konusu maddenin sadece ödemenin geciktiği durumlarda yüksek oranda faiz ödenmesini öngörmesi, başvuranlara göre, Yargıtayın nihai kararı ile ilgili kararın kesinleşmesinden sonraki döneme işaret ettiğini ileri sürmüşlerdir.
Batman İcra Mahkemesi, 11 Şubat 2005 tarihinde, mevcut davada uygulanacak doğru faiz oranına ilişkin bilirkişi raporu hazırlanmasını talep etmiştir.
Görevlendirilen bilirkişi, 14 Mart 2005 tarihinde, hazırladığı raporda, idarenin, Sözleşmenin 46. maddesinde belirtilen yüksek faiz oranının ancak karar kesinleştikten sonra uygulanabileceğine dair görüşünü desteklemiştir. Buna göre, bilirkişi, 25 Ağustos 2004, yani ödeme tarihinden itibaren, başvurana ödenmesi gereken ek faiz miktarını 18.609.201.068 Türk lirası (TRL) olarak hesaplamıştır.
İdare, bilirkişinin hesapladığı miktara itiraz etmiş ve miktarın 18.210.443.191 Türk lirası (TRL) olması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuranlar, idarenin itirazını kabul etmişlerdir.
Batman İcra Mahkemesi, 29 Nisan 2005 tarihinde, başvuranlara, 25 Ağustos 2004 tarihinde ödenen miktara ek olarak, 18.210.443.191 Türk lirası (TRL) ödenmesine hükmetmiştir.
Başvuranlar, Batman icra Mahkemesinin kararını temyiz etmişler ve mahkemenin ve bilirkişinin, Anayasanın 46. maddesinin uygulanmasını yanlış yorumladıklarını iddia etmişlerdir.
Yargıtay, 30 Haziran 2005 tarihinde, başvuranların iddialarını reddetmiştir. Fakat yine de, teknik bir hata gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Yargıtayın kararı doğrultusunda, ek ödeme miktarını tekrar hesaplayan idare, Batman İcra Mahkemesine, başvuranlara 27.204.04 Yeni Türk lirası (TRY) ödeyeceğine dair bilgi vermiştir. Başvuranlar, idarenin hesaplamalarına itiraz etmemişlerdir.
Batman İcra Mahkemesi, 23 Kasım 2005 tarihinde, başvuranlara ek faiz miktarı olarak 27.204.04 Yeni Türk lirası (TRY) ödenmesine hükmetmiştir.
Başvuranlar bu kararı temyiz etmişler ve yerel mahkemelerce Anayasanın 46. maddesinin yorumlanmasına ilişkin itirazlarını yinelemişlerdir.
Yargıtay, 16 Mart 2006 tarihinde, Batman İcra Mahkemesinin kararını onamıştır. İlgili kararın başvuranlara ne zaman tebliğ edildiği hakkında dava dosyasında bilgi bulunmamaktadır, fakat ilk derece mahkemesinin yazı işleri müdürlüğüne 29 Mart 2006 tarihinde tevdi edilmiştir.
Başvuranlara, 12 Nisan 2007 tarihinde, Batman İcra Mahkemesinin kararı gereğince, 58.224.41 Yeni Türk lirası (TRY) ödenmiştir.
B. İlgili iç hukuk
Anayasanın kamulaştırma ile ilgili 46. maddesinin söz konusu kısmı aşağıdaki gibidir:
...Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir.... Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği hallerde... herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır...
ŞİKAYETLER
Başvuranlar, Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca, özellikle Batman Asliye Hukuk Mahkemesi önünde ilgili yargılama işlemlerinin 30 ay sürdüğü ve yargılama işlemlerinin sonuçlanmasının ardından ek tazminat ödemesinde 10 aylık bir gecikme daha yaşandığı göz önüne alındığında, yerel mahkemelerce ek kamulaştırma bedeline uygulanan düşük faiz oranlarından ötürü finansal kayba uğradıkları konusunda şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca, başvuranlar, aynı madde uyarınca, ödenecek ek tazminat miktarının belirlenmesinde, Batman Asliye Hukuk Mahkemesinin, farklı bilirkişilerce belirlenen arazilerinin değerini dikkate değer bir şekilde azalttığını ileri sürmüşlerdir.
HUKUKSAL DEĞERLENDİRME
1. Başvuranlar, Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca, Batman Asliye Hukuk Mahkemesi önündeki ek tazminata ilişkin yargılama işlemlerinin çok uzun sürdüğünden ve yerel mahkemelerce belirlenen ek tazminat miktarının, farklı bilirkişilerce belirlenen arazilerinin gerçek değerini yansıtmadığından şikayetçi olmuşlardır.
Mahkeme, ilk olarak, söz konusu şikayetlerin yargılama işlemlerinin uzunluğuna ilişkin olan ilk kısmının, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi uyarınca incelenmesi gerektiğini belirtmektedir.
Başvuranlara verilen ek tazminat miktarına ilişkin olarak, başvuranların Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca yapmış oldukları şikayetle ilgili olarak, Mahkeme, ilgili yargılama işlemlerinin, 2 Ekim 2003 tarihinde, Yargıtayın ilk derece mahkemesinin belirlediği tazminatı yerinde bulduğunda ve bu konudaki nihai kararını verdiğinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Fakat bu şikayet Mahkemeye 28 Eylül 2006 tarihinde, nihai kararın verilmesinden altı aydan daha uzun bir süre sonra iletilmiştir. Sözleşmenin 6 § 1 uyarınca yapılan şikayet göz önüne alındığında, Mahkeme, söz konusu kararın, 2 Ekim 2003 tarihinde kesinleşmesinin ardından, ilk derece mahkemesince belirlendiği gibi ek tazminat ödendikten sonra, 25 Ağustos 2004 tarihinde icra edildiğini belirtmektedir. Bir kararın icrasının, makul süre şartının değerlendirilme konusu ile birlikte, Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca "davanın" bütünleyen bir parçası olduğunu belirtirken (bk. Hornsby/Yunanistan, 19 Mart 1997, § 40, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1997-II), Mahkeme, söz konusu şikayetin, tazminat ödenmesine ilişkin kararın icrasından altı aydan daha fazla bir süre sonra gerçekleştirildiğini gözlemlemektedir.
Mahkeme, Sözleşmenin 6. maddesi ve Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca yapılan söz konusu şikayetlerin her ikisinin de altı aylık sürenin sonrasında gerçekleştirildiğine ve bu nedenle Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmeleri gerektiğine hükmetmektedir.
2. Başvuranlar, Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca, ek kamulaştırma bedeline ve takip eden tazminat ödemesine ilişkin yargılama işlemlerinde karşılaşılan gecikmelerin, düşük faiz oranlarıyla birlikte, kendilerini finansal kayba uğrattığı konusunda şikayetçi olmuşlardır.
Mahkeme, Aka/Türkiye (23 Eylül 1998, §§ 55-57, Raporlar 1998-VI) davasında kullanılan aynı hesaplama metodunu kullanarak ve söz konusu tarihteki ilgili ekonomik verileri göz önüne alarak, başvuranlara ödeme tarihi olan 25 Ağustos 2004 tarihinde, enflasyonun kötü etkilerini dengelemek için, 162.493.301.547 Türk lirası (TRL) ödenmiş olması gerektiğine hükmetmektedir. Fakat başvuranlara daha yüksek bir miktar olan 190.892.280.000 Türk lirası (TRL) ödenmiştir. Ayrıca, başvuranlara, 12 Nisan 2007 tarihinde faiziyle birlikte, ek faiz olarak 27.204.04 Yeni Türk lirası (TRY) daha ödenmiştir. Bu koşullarda, Mahkeme, tazminat ödenmesine ilişkin karara uygulanan faiz çeşidini dikkate almaksızın, başvuranların, Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca, yargılama işlemleri sırasında ve sonrasında karşılaşılan gecikmelere ilişkin herhangi bir kayba maruz kalmadıklarını gözlemlemektedir, çünkü ilgili dönemdeki yasal faiz oranları, yüksek enflasyon değerlerinden kaynaklanabilecek herhangi bir kaybı telafi etmeye yeterlidir.
Mahkeme, Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle söz konusu şikayetin reddedilmesi gerektiğine hükmetmektedir.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan eder. (¤¤)
EK
-Başvuranların isimleri ve doğum tarihleri-
1. İhsan IŞIK (1965)
2. İsmail IŞIK (1952)
3. Mehmet Ali IŞIK (1949)
4. Saliha IŞIK (1954)
5. Gevher ÖNEM (1965)
6. Gülsüm DEMİRTAŞ (1967)
7. Servet IŞIK (1973)
8. Hetike IŞIK (1968)
9. Burhan IŞIK (1963)
10. Bayram IŞIK (1965)
11. Refa TİLEN (1945)
12. Mehmet Yılmaz IŞIK (1961)
13. Ahmet IŞIK (1957)
14. Mehmet IŞIK (1969)
15. Cemile AKSOY (1952)
Full & Egal Universal Law Academy