(AİHS. m. 6, 35, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 42942/06)
STRAZBURG
27 Eylül 2011
OLAYLAR
Başvuranlar, Türk vatandaşıdır ve Türkiyede yaşamaktadır. İsimleri ve doğum tarihleri Ekte gösterilmektedir. AİHM önünde Şanlıurfa Barosu avukatlarından İ. Karakeçili tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti, kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
Dava olayları, tarafların belirttikleri şekilde, aşağıda kaydedildiği özetlenebilir.
25 Nisan 1986 tarihinde başvuranlar, üçüncü şahıslar aleyhine dava açarak sözkonusu şahıslara tahsis edilen arsa tapularının iptalini talep etmişlerdir.
5 Mayıs 1992 tarihinde Genel yetkili Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş ve itiraz edilen arsalara ait tapuların başvuranlar adına kaydedilmesine karar vermiştir.
4 Aralık 2001 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
5 Temmuz 2005 tarihinde Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi, arsaların taraflar arasında gönüllü olarak dağıtıldığı gerekçesiyle başvuranların davasını reddetmiştir.
6 Aralık 2005 tarihinde Yargıtay, ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. 20 Mart 2006 tarihinde başvuranların karar düzeltme taleplerini reddetmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuranlar AİHSnin 6/1 maddesine dayanarak Genel yetkili Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi önünde görülen davanın uzunluğundan şikayetçi olmuştur.
Başvuranlar, ulusal mahkemenin kararında hatalı olduğu iddiasıyla, AİHSye ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesine dayanarak mülklerinden mahrum bırakıldıklarını ileri sürmüşlerdir.
HUKUK
1. Yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayet
Başvuranlar mülk anlaşmazlığına ilişkin yargılamanın uzunluğundan şikayetçi olmuşlardır. Şikayetlerini AİHSnin 6/1 maddesine dayandırmışlardır.
Hükümet, 28 Ocak 2011 tarihli bir yazıyla AİHMye, başvuranların şikayetçi olduğu konuyu çözüme ulaştırma amacıyla tek taraflı deklarasyon metni iletmiş ve başvurunun AİHSnin 37. maddesi bağlamında kayıttan düşürülmesini talep etmişlerdir.
Sözkonusu beyan şu şekildedir:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin AİHMnin yerleşik içtihadına uygun olarak başvuranlar Adile Baydıllı, İrfan Karakeçili, Mahmut Baydıllı, Mustafa Baydıllı, Ahmet Baydıllı, Hatice Karakeçili, Emine Baydıllı, Ayşe Baydıllı, Rahime Baydıllı, Rifat Baydıllı, Abdulkadir Baydıllı, Salih Baydıllı ve Müzeyyen Taciere, her türlü vergiden muaf tutularak, maddi ve manevi zararları karşılamak üzere ortaklaşa olarak 11,000 (on bir bin Euro), ve yargılama masraf ve giderlerini karşılamak üzere ise 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu meblağ, ödeme tarihinde uygulanabilir kur üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve uygulanabilecek her tür vergiden muaf tutulacaktır. Bahsekonu meblağ, AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi bağlamındaki kararının açıklandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda Hükümet, ödeme gününe kadar geçen süre için, Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı marjinal kredi faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödeme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
Hükümet başvuranın iç hukukta başlattığı yargılamanın süresinin AİHMnin yerleşik içtihadı (Daneshpayeh - Türkiye no. 21086/04) dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte ve AİHMyi, AİHSnin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek hiçbir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir.
Başvuran, 10 Haziran 2011 tarihli bir yazıda Hükümetin bildirisinde değinilen meblağın kabul edilemeyecek kadar az olduğunu ifade etmiştir.
AİHM, AİHSnin 37. maddesinde, yargılamanın herhangi bir aşamasında, koşulların sözkonusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) ya da (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açtığı hallerde başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebileceğinin belirtildiğini hatırlatmaktadır. Madde 37/1 (c), AİHMnin belirlediği başka herhangi bir nedenle başvurunun incelenmesine devam edilmesi için gerekçe kalmadığı hallerde AİHMnin bir davayı kayıtlardan düşürmesini olanaklı kılmaktadır.
Ayrıca, belirli koşullar altında, başvuranın davanın incelenmesine devam edilmesini talep etmesi halinde dahi Madde 37/1 (c) uyarınca savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayanarak başvuruyu kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu amaçla beyanı, özellikle Tahsin Acar kararında ortaya konan içtihadında yer alan ilkeler ışığında dikkatlice inceleyecektir. (Tahsin Acar - Türkiye (BD), 26307/95; WAZA Spolka z o.o. - Polonya, no. 11602/02; Sulwinska - Polonya, 28953/03; Stark vd. - Finlandiya (kayıttan düşme), no. 39559/02; Silva Marrafa - Portekiz, no. 56936/08; Karal - Türkiye, no. 44655/09 ve Barış İnan - Türkiye, no. 20315/10).
AİHM Türkiye aleyhine açılanlar da dahil olmak üzere bir kısım davalarda, kişinin makul süre içerisinde yargılanma hakkının ihlaline ilişkin şikayetler hususundaki uygulamasını yerleşik hale getirmiştir. (bkz. örneğin, Frylender - Fransa (BD), no. 30979/96; Cocchiarella - İtalya (BD), no. 64886/01; Majewski - Polonya, no. 52690/99; Wende ve Kukowka - Polonya, no. 56026/00 ve Daneshpayeh - Türkiye, 21086/04).
Hükümet beyanında yer alan kabullerin niteliğini ve teklif edilen tazminat meblağını - benzer davalarda ödenmesine karar verilen meblağlara uygundur- göz önüne alan AİHM, bundan böyle başvurunun incelenmesine devam etme gerekçesinin bulunmadığı kanaatindedir (Madde 37/1 (c)).
Buna ek olarak, AİHM yukarıda kaydedilen değerlendirmeler ve özellikle konuya ilişkin açık ve kapsamlı içtihat ışığında AİHS ve Ek Protokollerinde açıklanan insan haklarına saygı hususunun başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektirmediği kanısındadır (Madde 37/1 in fine).
Yukarıda kaydedilenler ışığında, yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikayet açısından davanın kayıttan düşürülmesi uygundur.
2. Mülkten mahrum bırakılma hususundaki şikayet
Başvuranlar AİHSye ek 1 Nolu Protokolün 1. Maddesine dayanarak yargılamanın neticesinden şikayetçi olmuşlar ve bu neticenin sonucu olarak, mülklerinden mahrum bırakıldıklarını iddia etmişlerdir.
AİHM, bahsekonu şikayetin direkt olarak, ulusal mahkemenin delilleri değerlendirmesine ve iç hukuku yorumlamasına ilişkin olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle, şikayet yalnızca AİHSnin 6/1 maddesi açısından ele alınmalıdır.
AİHM bir dördüncü derece mahkemesi olmadığını ve AİHS tarafından koruma altına alınan hakları ve özgürlükleri ihlal etmedikleri müddetçe ulusal bir mahkemenin, maddi veya hukuki hatalarını değerlendirmenin kendi görevi olmadığını hatırlatmaktadır. Buna ek olarak, keyfi ya da açıkça mantığa aykırı olmadığı müddetçe ulusal bir mahkemenin yaptığı delil değerlendirmesini incelemenin kendi görevi olmadığını hatırlatmaktadır.
Dolayısıyla AİHM, sunulan deliller ışığında ve şikayette bulunulan konular kendi yetki alanına dahil olduğu kadarıyla, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edilmediğinin anlaşıldığı sonucuna varmaktadır. Sonuç olarak sözkonusu şikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Yukarıdaki gerekçelere dayalı olarak, AİHM oybirliğiyle
Savunmacı Hükümetin AİHSnin 6/1 maddesi bağlamındaki beyan şartlarını ve orada değinilen yükümlülüklere uyulmasını sağlayan usulleri göz önüne almış;
AİHSnin 37/1 (c) maddesine uygun olarak başvurunun, yargılama uzunluğuna ilişkin şikayet açısından kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Başvuru no. Başvuru tarihi Başvuranın ismi, Yasal temsilcinin ismi
doğum tarihi ve
ikametgah yeri
42942/06 11/10/2006 Adile Baydıllı İrfan Karakeçili
07/02/1944
Türkiye
İrfan Karakeçili
01/09/1973
Türkiye
Mahmut Baydıllı
01/01/1970
Türkiye
Mustafa Baydıllı
17/11/1971
Türkiye
Ahmet Baydıllı
01/05/1973
Türkiye
Hatice Karakeçili
01/09/1979
Türkiye
Emine Baydıllı
21/05/1981
Türkiye
Ayşe Baydıllı
28/03/1985
Türkiye
Rahime Baydıllı
06/05/1946
Türkiye
Rifat Baydıllı
15/08/1953
Türkiye
Abdulkadir Baydıllı
02/02/1955
Türkiye
Salih Baydıllı
31/05/1956
Türkiye
Müzeyyen Tacir
01/03/1980
Türkiye
Full & Egal Universal Law Academy