(AİHS m. 5, 6, 13, 34, 41, 44)
(Başvuru no. 43874/06)
İKİNCİ DAİRE
KARAR
STRAZBURG
4 Ekim 2011
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 43874/06) nedeni Türk vatandaşı Halis Kulmaç'ın ("başvuran"), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("Mahkeme") Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca 28 Eylül 2006 tarihinde yapmış oldukları başvurulardır.
Başvuran İstanbul Barosu avukatlarından N. N. Tarakçı tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVA KOŞULLARI
Başvuran 1956 doğumludur ve İstanbul'da yaşamaktadır.
19 Temmuz 1992'de başvuranın arabası kaza sonucu hasar görmüştür. Ancak, sigorta şirketi zararı ödememiş ve başvuran İstanbul Ticaret Mahkemesi önünde tazminat talebiyle dava açmıştır.
Yargıtay'ın bozduğu iki davayı müteakiben İstanbul Ticaret Mahkemesi, 29 Aralık 1998 tarihinde davayı kısmen kabul etmiş ve davalı şirketin başvurana tazminat ödemesi gerektiğine karar vermiştir.
Başvuran Ticaret Mahkemesi'nin kararına itiraz etmemiş ve 22 Ekim 1998 tarihinde kendisine tazminat ödenmiştir.
22 Kasım 1999'da başvuran, tazminatın ödenmesindeki gecikmeden kaynaklanan munzam zararın telafisini talep ederek dava açmıştır.
12 Şubat 2002'de İstanbul Ticaret Mahkemesi davayı reddetmiştir. Sözkonusu karar 13 Ocak 2003'te Yargıtay tarafından bozulmuştur.
Davayı bir kez daha inceleyen Ticaret Mahkemesi 14 Eylül 2004'te kısmen kabul etmiş ve başvurana tazminat ödenmesine karar vermiştir.
30 Ocak 2006'da Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Nihai karar 28 Mart 2006'da başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran İstanbul Ticaret Mahkemesi önünde açtığı iki aşamalı dava süresinin, AİHS'nin 6/1 maddesinde ortaya konan "makul süre" gereğine uygun olmadığından şikayetçi olmuştur.
Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir. Davanın karmaşıklığı, delil toplamadaki güçlükler ve tebliğ işlemleri göz önüne alındığında, itiraz edilen yargılamanın aşırı uzun sürdüğü sonucuna varılamayacağını iddia etmiştir. Bu nedenle, yargılamada Hükümet'e atfedilebilecek bir gecikme olmadığı sonucuna varmıştır.
AİHM başvuranın tazminat talebi hususundaki ilk yargılama aşamasının, İstanbul Ticaret Mahkemesi'nin kendisine ödenmesine karar verdiği meblağı aldığı 22 Ekim 1999'da nihaileştiğini gözlemlemektedir. Bu nedenle AİHM şikayetin söz konusu kısmının, AİHS'nin 35/1 maddesi bağlamındaki altı aylık zaman sınırına uygun olmaması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İkinci yargılama aşamasında, göz önüne alınması gereken süre 22 Kasım 1999'da başlamış ve 30 Ocak 2006'da sona ermiştir. Bu nedenle, iki aşamalı yargılamada altı yıl iki ay sürmüştür.
AİHM şikayetin söz konusu kısmının AİHS'nin 35/3 (a) maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmiştir. Ayrıca, kabul edilemez olduğu sonucuna varmak için gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabul edilebilir olduğuna karar verilmelidir.
AİHM, mevcut davadakine benzer konuların ortaya konduğu davalarda sıklıkla AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermektedir (bkz. Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, paragraflar 42-46, AİHM 2000-VII, ve Daneshpayeh/Türkiye, no. 21086/04, paragraflar 22-26, 16 Temmuz 2009).
Sunulan delilleri inceleyen AİHM, Hükümet'in mevcut davada kendisini farklı bir sonuca varmaya ikna edecek deliller ya da iddialar ortaya koymadığı kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada yargılama süresinin aşırı uzun olduğu ve "makul süre" gereğini karşılamadığı kanısına varmıştır.
Dolayısıyla 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran Yargıtay önündeki temyiz davasının, iddialarının AİHS'nin 13. maddesinin gerektirdiği şekilde değerlendirildiği etkili bir iç hukuk yolu sağlamamasından şikayetçi olmuştur.
AİHM 13. maddenin, temyiz hakkını güvence altına almadığını yinelemiştir (bkz., gerekli değişikliklerin yapılması şartıyla, Delcourt/Belçika, 17 Ocak 1970, paragraflar 25-26, A Serisi no. 11 ve De Ponte Nascimento/İngiltere (karar), no. 55331/00, 31 Ocak 2002). Ancak, temyiz mahkemelerinin bulunmadığı hallerde, 6. maddenin sağladığı güvenceler yerine getirilmelidir, örneğin bu hususta davacılara, "medeni hak ve yükümlülüklerinin" karara bağlanması için mahkemelere erişim hakkı sağlamaktadırlar. AİHM şikayetin AİHS'nin 6. maddesi gereğince incelenmesinin mümkün olduğu kadarıyla mevcut davada ihlal bulunmadığının anlaşıldığını kaydetmektedir. Başvuran ilk derece mahkemesinin kararına itiraz edebilmiş ve iddiaları iç hukuk ışığında Yargıtay tarafından değerlendirilmiştir (bkz, diğer hususlar meyanında, Brualla Gomez de la Torre/İspanya, 19 Aralık 1997, paragraflar 35-39, Hüküm ve Karar Raporları 1997-VIII ve Dobric/Sırbistan, no. 2611/07 ve 15276/07, paragraflar 50-55, 21 Haziran 2011).
Sonuç olarak şikayet, AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuran adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Dolayısıyla AİHM, başvurana bu hususta tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE
1. Yargılamanın aşırı uzun sürdüğüne ilişkin şikayetin, tazminat işlemleri açısından kabul edilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 4 Ekim 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy