(AİHS m. 6, 29, 34, 35, 41, 44) (SALDUZ - TÜRKİYE DAVASI) (ELÇİÇEK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (HİKMET YILMAZ V. - TÜRKİYE DAVASI) (GEÇGEL VE ÇELİK - TÜRKİYE DAVASI) (NEVRUZ BOZKURT - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 44767/06)
KARAR
STRAZBURG
15 Ekim 2013
Bu karar AİHS'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Yılmaz Demir / Türkiye davasında;
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Andras Sajö,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
Ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (İkinci Bölümü), 24 Eylül 2013 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde, 15 Ekim 2013 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (44767/06 no.lu) davanın temelinde, Türk vatandaşı olan Yılmaz Demirin (başvuran) 28 Ekim 2006 tarihinde, İnsan Haklan ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran, Mahkeme önünde Diyarbakırda görev yapan Avukat M. Beştaş tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvuran, gözaltında tutulduğu sırada avukatı olmadan alınan ifadesine dayanılarak mahkûm edilmesinden şikayet etmektedir. Başvuran, Sözleşmenin 6 § 1 hükmü ile birlikte Sözleşmenin 6 §§ 2, 3 c) ve d) hükmünün ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
4. Dördüncü Bölüm Başkanı, 1 Mart 2010 tarihinde, başvuruyu Hükümete tebliğ etmeye karar vermiştir. Sözleşmenin 29 maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Dairenin davanın kabul edilebilirliği ve esası konusunda birlikte karar verilmesi kararlaştırılmıştır. Bölümlerin oluşumlarında yapılan değişikliğin ardından, dava İkinci Bölüme tahsis edilmiştir.
OLAY VE OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1980 doğumludur ve Diyarbakırda ikamet etmektedir.
6. Başvuran, 15 Haziran 2001 tarihinde, terörle mücadele operasyonu kapsamında, PKK nın bir kolu olan AMED (Gençlik Birliği) yasadışı örgütün faaliyetleri kapsamında mali kaynaklar elde etmek amacıyla adam (K.M.) kaçırma ve alıkoyma nedeniyle diğer üç kişi ile birlikte polis tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır. Gözaltında tutulduğu sırada, itirafta bulunmuş, kaçırma olayına karıştığını kabul etmiş ve örgüt tarafından kullanılan mekanları belirtmiştir. Operasyon sırasında, polis, kaçırma olayı ile ilgili olarak, arama ve başka yakalama işlemleri gerçekleştirmiştir.
7. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nezdinde Cumhuriyet savcısı (Savcı, Devlet Güvenlik Mahkemesi) gözaltının sona erdiği 22 Haziran 2001 tarihinde başvuranı dinlemiştir. Başvuran, kişisel borçlarını ödemek için alıkoyma olayına karıştığını kabul etmiş ve PKK üyeliğine ilişkin suçlamayı ise reddetmiştir. Başvuran, alıkoyma olayı hakkında bütün ayrıntıları vermiş ve gözaltında tutulduğu sırada, elektroşoka maruz bırakılarak PKKya mensup olduğunu söylemeye mecbur bırakıldığını ifade etmiştir. Başvuran, ardından tutuklanmasına karar veren Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakim önüne çıkarılmıştır. Başvuran, atılı olaylar nedeniyle yeniden suçlanmasına ilişkin savcı huzurunda ifadesini yinelemiştir. Başvuran, bu eylemlerden pişmanlık duyduğunu ve herhangi bir kötü muameleye maruz kalmadığını beyan etmiştir.
Başvuran, gerek gözaltındayken gerekse bu hakimler huzurunda avukat yardımı almamıştır.
8. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi nezdinde Cumhuriyet savcısı 3 Temmuz 2001 tarihinde hazırladığı iddianameyle, başvuran ve diğer yedi kişi, PKK örgütü için fon toplamak amacıyla adam kaçırmakla ve bu örgüte üye olmakla itham edilmişlerdir. Cumhuriyet savcısı, başvuran ile diğer kişilerin eski Ceza Kanununun 125. maddesi gereğince mahkûm edilmelerini talep etmiştir. Başvuran, ceza yargılaması sırasında, pişmanlık yasasından yararlanmayı talep etmiştir. Başvuran, atılı suçlamaları kabul etmiş ve PKK örgütü hakkında bilgileri iletmiştir.
9. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Şubat 2005 tarihinde, başvuranı ömür boyu hapis cezasına mahkûm etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, karar gerekçesinde, başvuranın mahkûmiyetinin yalnızca gözaltında verdiği ifadeye dayalı olmadığını ayrıca ön soruşturma yargıçları önünde verdiği ifadeler gibi diğer delillere, gözaltındayken verilen sağlık raporlarına, yapılan aramalara, el koyma tutanaklarına, kimlik tespit tutanaklarına, yüzleştirme tutanaklarına, K.M.nin ifadesine, bilirkişi raporlarına, suç ortaklarının açıklamalarına ve kendisinin Ağır Ceza Mahkemesi önünde yinelediği itiraflarına dayandığını belirtmiştir.
10. Başvuranın itirazı üzerine, Yargıtay, yeni Ceza Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle, başvuranın hukuki durumunun yeni bir inceleme gerektirdiğini tespit etmiş ve kararı bozmuştur.
11. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı tekrar inceledikten sonra, 24 Kasım 2005 tarihinde, başvuran hakkında daha önce verilen cezanın aynısına karar vermiştir.
12. Başvuran tarafından yapılan yeni itiraz, 9 Mayıs 2006 tarihinde, Yargıtay tarafından reddedilmiştir. Böylece mahkûmiyet kararı, kesinleşmiştir.
13. Dosyaya aktarılan tutanaklardan, Devlet Güvenlik Mahkemesinin düzenlediği duruşmaların en başında, K.M. nin bu duruşmalara katılmasına karar verdiği tespit edilmiştir. Buna karşın, ceza yargılaması sırasında başvuran avukatları tarafından gelen K.M. nin sorgulanması talepleri, hiçbir şekilde söz konusu tutanaklarda saptanmamıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULANMASI
14. Bu arada, Türk hukukundaki ilgili hükümlerin bir açıklaması Salduz / Türkiye Kararında bulunmaktadır. ((BD), no. 36391/02, §§ 27-31, 27 Kasım 2008).
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. §§ 1, 2 VE 3 c) İLE d) HÜKÜMLERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, ceza mahkemeleri tarafından, gözaltındayken bir avukat yardımı alamama konusunda, baskı altında suçunun zorla itiraf ettirilmesi dikkate almamaları gerekçesiyle hakkaniyete uygun olarak şikayetinin dinlenmediğini iddia etmektedir. Başvuran, ayrıca diğer sanıklar tarafından verilen ifadelere dayanılarak, mahkûm edilmesinden şikayet etmektedir ve diğer sanıkların da aynı muamelelere maruz kaldıklarını ileri sürmektedir. Başvuran, yasadışı toplanan delillerin kullanılmasının, masumiyet karinesi hakkına aykırı olduğunu iddia etmektedir. Başvuran, ayrıca ceza yargılaması süresi, aleyhine olacak (aleyhte) tanık K.M nin hakimler tarafından dinlenilmemesi ve Ağır Ceza Mahkemelerinin tarafsız ve bağımsız olmaması nedeniyle şikayet etmektedir. Başvuran, Sözleşmenin 6. §§ 1, 2 ve 3 c) ile d) hükümlerini ileri sürmektedir. Bu hükümler, aşağıdaki gibidir:
1. Herkes, (
) bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. (
).
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir: (
)
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek (
);
16. Mahkeme özellikle, Sözleşmenin 6 § 1 hükmü tarafından güvence altına alınan adil yargılanma hakkına ilişkin kısmının Sözleşmenin 6 §§1 ile 2 hükümleri gereklilikleriyle alakalı olması nedeniyle, somut olayda dile getirilen konuları, Sözleşmenin 6. 1, 3 c) ile d) hükümleriyle birlikte değerlendirerek, bu hüküm açısından inceleyecektir (bk. diğerleri arasında, Van Mechelen ve diğerleri / Hollanda 23 Nisan 1997, § 49, Karar ve Hükümler Derlemesi 1997-III).
A. Gözaltı sırasında avukat bulunmaması konusunda
1. Kabul edilebilirlik hakkında
17. Hükümet, mevcut başvuruda, altı aylık süre kuralına riayet edilmediğini ileri sürerek başvurunun, reddedilmesini talep etmektedir. Hükümet, başvuranın, mevcut başvuruyu gözaltına alınmasından altı ay sonra yaptığını savunmaktadır.
18. Mahkeme, Ağır Ceza Mahkemesinin 24 Kasım 2005 tarihinde verdiği kararın ve 9 Mayıs 2006 tarihinde nihai olan bu kararın, Sözleşmenin 35 § 1 hükmü bağlamında, kesin yerel karar olduğunu değerlendirmektedir (bk. bu arada, Elçiçek ve diğerleri / Türkiye, no. 6094/03, § 14, 16 Temmuz 2009). Mahkeme, mevcut başvurunun, 28 Ekim 2006 tarihinde yapılması yani Yargıtay kararının ardından, altı aylık süre içerisinde başvurunun yapılması nedeniyle, Hükümetin itirazını reddetmektedir. Mahkeme, diğer taraftan, bu şikayetin Sözleşmenin 35 § 3 hükmü bağlamında dayanaktan yoksun olmadığını ve herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle örtüşmediğini tespit etmektedir. Dolayısıyla, bu şikayetin kabul edilebilir olduğuna karar vermek uygun olacaktır.
2. Esas hakkında
19. Başvuran, iddialarını yinelemektedir.
20. Hükümet, bu iddiaları kabul etmemektedir.
21. Mahkeme, bu konuda genel ilkeler için yerleşik içtihadına atıfta bulunmaktadır (anılan, Salduz, §§ 50-55).
22. Mahkeme, somut olayda, iddia edilen suç nedeniyle, başvuranın bir avukat yardımı alma hakkı, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetkisinde olan 3842 sayılı Kanununun 31. maddesine uygun olarak, gözaltına alındığı sırada kısıtlandığını tespit etmektedir (anılan, Salduz ve yukarıdaki 14. paragraf, §§ 56-63). Dolayısıyla, başvuran ilgili yasal hükümlerin sistematik temeli hakkında bu uygulamaya maruz kalmıştır. Bu uygulama, kendi içinde Mahkemenin, Sözleşmenin 6. maddesi gerekliliklerinin bulunmadığı sonucuna yol açması için yeterli olacaktır (anılan, Salduz, § 56 in fine).
23. Mahkeme, sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, mevcut davada verilen karar gibi Hükümetin somut olayda farklı sonuçlar doğurabilecek herhangi bir delil veya olgu sunmadığını değerlendirmektedir.
24. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6 § 3c) hükmü ile birlikte değerlendirildiğinde Sözleşmenin 6 § 1 hükmü ihlal edilmiştir.
B. Diğer şikayetler hakkında
25. Mahkeme, diğer şikayetleri başvuran tarafından sunulduğu şekliyle incelemiştir. Mahkeme, elindeki bütün belgeler bağlamında ve 24 ile 30. paragraflardaki sonuçlar ışığında, bu şikayetlerin kabul edilebilirliği ile esası hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadığını değerlendirmektedir (Hikmet Yılmaz / Türkiye, no. 11022/05, § 24, 4 Haziran 2013, Geçgel ve Çelik / Türkiye, no. 8747/02 ve 34509/03, § 16, 13 Ekim 2009).
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
26. Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca,
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Tazminat
27. Başvuran, manevi zarar olarak 50 000 Türk Lirası (yani yaklaşık olarak 22 000 avro (EUR)) talep etmektedir.
28. Hükümet, bu meblağa itiraz etmektedir.
29. Mahkeme, elindeki bütün unsurları dikkate alarak ve hakkaniyete uygun olarak başvurana manevi zarar için 1500 avro EUR ödenmesinin uygun olacağını değerlendirmektedir.
30. Mahkeme, ancak bu tür koşullarda, ilgilinin talebi üzerine genellikle tespit edilen ihlalin giderilmesi için yeni bir dava açılması veya yeniden bir yargılamanın başlatılmasına uygun bir yol sunduğu kanaatindedir (anılan, Hikmet Yılmaz, § 28, mutatis mutandis Öcalan / Türkiye (BD), no. 46221/99, § 210, AİHM 2005-IV; Gençel / Türkiye, no. 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003; ve anılan, Salduz, § 72).
B. Masraf ve harcamalar
31. Başvuran, ayrıca Mahkeme önünde, avukatlık ücreti tablosundan başka kanıtlayıcı herhangi bir neden sunmaksızın yapılan masraf ve harcamalar için 9000 Türk Lirası (TRL) talep etmektedir.
32. Hükümet, bu meblağları kabul etmemektedir.
33. Mahkeme içtihadına göre, başvuranın masraf ve harcamalarının ödemesini ancak meblağların faiz oranının makul niteliği ile gereklilikleri ve doğruluğu tespit edildiği takdirde elde edebilecektir. Mahkeme, ilgili kanıtların bulunmaması dikkate alınarak bu talebi reddetmektedir (Nevruz Bozkurt / Türkiye, no. 27335/04, § 76, 1 Mart 2011).
C. Gecikme faizi
34. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Gözaltı sırasında avukat bulunmamasına ilişkin şikayetle ilgili olarak başvurunun kabul edilebilir olduğuna;
2. Başvuranın gözaltındayken bir avukat yardımı almaması nedeniyle Sözleşmenin 6 § 1 hükmüyle birlikte değerlendirilerek Sözleşmenin 6 § 3 c) hükmünün ihlal edildiğine;
3. Sözleşmenin 6. maddesine ilişkin diğer şikayetlerin kabul edilebilirliği ve esası hakkında inceleme yapılmasına gerek olmadığına;
4. a) Sözleşmenin 44 § 2. maddesine uygun olarak; davalı devletin başvurana kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere manevi zarar olarak 1 500 EUR (bin beş yüz avro) ödemekle yükümlü olduğuna;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Başvurunun geri kalan kısmı için adil tazmin talebinin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Sözleşmenin 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca 15 Ekim 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy