(AİHS. m. 6, 35, I NOLU EK PROTOKOL) (GARCİA RUIZ - İSPANYA DAVASI)
(Başvuru no. 50871/06)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
STRAZBURG
E.S. / Türkiye davasında,
Başkan,
Andras Sajö,
Yargıçlar,
NebojaVucinic,
Egidijus Küris ve
Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 11 Aralık 2006 tarihli başvuruyu dikkate alarak, 28 Ocak 2014 tarihinde yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
Başvuran E.S., İstanbulda bulunan bir inşaat firmasıdır. Başkan, başvuran firmanın kimliğinin kamuya ifşa edilmemesi doğrultusundaki talebini kabul etmiştir (İçtüzük, madde 47 § 3). Mahkeme önünde İstanbulda görev yapan avukat A. Kaya tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran inşaat firması 26 Mayıs 1993 tarihinde, Zonguldakta Kara Kuvvetleri Kışlası yapımına ilişkin ihaleyi kazanmıştır ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığıyla (Bakanlık) bu hususta sözleşme imzalamışlardır. Kamu ihalelerinde kullanılan standart yöntemde olduğu gibi, bu sözleşmenin ekine de Bakanlık tarafından hazırlanmış olan, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi dahil edilmiştir.
Bakanlık, 30 Aralık 1999 tarihli, hak ediş raporuyla, inşaatın sözleşmenin şartlarına bazı açılardan uyum sağlamadığını tespit etmiş ve başvuran firmaya borçlu olunan hak edişten bazı kesintiler yapmaya karar vermiştir. Başvuran firma, Bakanlığa sunduğu yazıyla bu rapora itiraz etmiştir.
Akabinde 29 Mayıs 2000 tarihinde, başvuran firma, Bakanlığın haksız yere hak edişinden kesinti yaptığı meblağı geri alabilmek için Bakanlığa dava açmıştır. Karabük Asliye Hukuk Mahkemesi, 21 Ocak 2004 tarihinde, başvuranın talebinin esasını kısmi olarak kabul etmiştir.
Ancak Yargıtay 10 Ocak 2005 tarihinde, başvuran firmanın Bakanlıkla olan sözleşmesine eklenen, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinde açıkça düzenlenen itiraz usulüne uymayarak hak edişinde yapılan kesintiye itiraz etme hakkından feragat ettiği kanaatine vararak, bu kararı usulü nedenlerle bozmuştur. Davanın iade edilmesinin ardından, Karabük Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtayın kararına uyarak, başvuranın Bakanlıktan istediği tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay, 20 Ocak 2006 tarihinde bu kararı onamış ve 26 Haziran 2006 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuran firma, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi kapsamında; yerel mahkemelerin tazminat talebini yalnızca usulü nedenlerle reddetmesiyle, inşaat sözleşmesinde yer alan ve idare tarafından tek taraflı olarak kapsama alınan usulü kurallar da dahil olmak üzere, idarenin tek taraflı eylemlerini haksız bir şekilde onayladığı konusunda şikayette bulunmuştur. Başvuran firma, ayrıca Sözleşmeye ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesine dayanarak, idarenin hak edişine yapmış olduğu haksız kesintilerin, mülkiyet hakkının ihlal edilmesine sebep olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. Başvuran, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi kapsamında, başvuran firmanın talebinin yalnızca usulü gerekçelerle reddedildiği ve idare lehine olan yerel yargılamaların adil olmamasından şikayetçi olmuştur.
Mahkeme bu bağlamda, yerel mahkemelerin işleyişinde ortaya çıkan herhangi bir keyfiliği tespit etme hususunda kendi işlevinin kısıtlı olması sebebiyle, yerel mahkemeler önünde bulunan olay ve delilleri yorumlama ve uygulama görevinin öncelikli olarak ve en başta yerel mahkemelere düştüğünü yinelemektedir (Garcia Ruiz / İspanya (BD), no. 30544/96, § 28, AİHM 1999-I). Mevcut davada, başvuran şirketin, Bakanlığın eylemlerine herhangi bir itirazda bulunması için bazı usulü adımlar izlemek durumunda bırakan idareyle gönüllü olarak yaptığı anlaşmanın şartlarına uymadığı gerekçesiyle; yerel mahkemelerin başvuranın tazminat talebini usulü gerekçelerle reddettiği açıktır. Yerel mahkemelerin, başvuran firmanın söz konusu usulü kurallara uymadığı yönündeki bulgusu ve başvuranın bu bulguya Mahkeme önünde itirazda bulunmadığı göz önüne alındığında; yerel mahkemelerin başvuranın tazminat talebiyle ilgili olarak keyfi hareket ettiğine ya da adil davranmadığına dair bir gösterge yoktur. Ayrıca, yargılamalar süresince başvuran, itirazlarının yanı sıra iddialarını desteklemek için istediği tüm delilleri yerel mahkemelerin dikkatine sunabilmiştir. Ancak mahkemeler bütün bunlara rağmen, başvuran firmanın sözleşmede düzenlenen usulü kurallara uymadığına karar vermiştir.
Başvuranın şikayeti, Sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmelidir.
2. Başvuran ayrıca Sözleşmeye ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesine dayanarak, idarenin tek taraflı olarak gerçekleştirdiği haksız eylemlerin, mülkiyet hakkının ihlaline sebep olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemeye göre, başvuran şirketin, Sözleşmenin 35 § 1 maddesinin gerektirdiği şekilde iç hukuk yollarını tüketmiş olduğu düşünülemez. Zira başvuran Bakanlığın eylemlerine itiraz etmek amacıyla, söz konusu inşaat sözleşmesinde belirtilen usulü kurallara uymamıştır. Ayrıca kendi hatası sebebiyle, yerel mahkemelerin söz konusu şikayeti etkin bir şekilde incelemelerine engel olmuştur (bk. bu davaya uygulandığı ölçüde, hukuk yollarını tüketmeye yönelik resmi kurallara uyulması hakkındaki Agbovi/Almanya (k.k.), No. 71759/01, 25 Eylül 2006).
Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, başvurunun bu kısmının, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy