(AİHS m. 6, 14, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru no: 5287/06)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
12 Ekim 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (5287/06) nolu davanın nedeni, merkezi Ankarada bulunan bir şirket olan (başvuran) Teknotes Mühendislik İnşaat Tic. Ve San. A.Şnin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 30 Ocak 2006 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından M. Feyzioğlu ve B. Feyzioğlu tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, merkezi Ankarada bulunan bir anonim şirketidir.
18 Mart 1998 tarihinde, inşaat şirketi olan başvuran, kamu ihalesine katılımını reddetmesi nedeniyle idare hakkında idare mahkemesi önünde iptal davası açmıştır.
2 Nisan 1998 tarihinde, mahkeme başvuranın talebini reddetmiştir.
20 Ekim 1998 tarihinde, Danıştay, söz konusu kararı bozmuştur.
23 Mart 2000 tarihinde, mahkeme başvuranın talebini reddetmiştir.
23 Ekim 2002 tarihinde, Danıştay, söz konusu kararı onamıştır.
30 Mayıs 2005 tarihinde, Danıştay, karar düzeltme talebini reddetmiştir.
5 Ağustos 2005 tarihinde, söz konusu karar başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. YARGILAMA SÜRESİ KAPSAMINDA AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, yargılama süresinin, AİHSnin 6/1 maddesinin öngördüğü şekli ile makul süre ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Hükümet, söz konusu iddialara karşı çıkmaktadır.
Dikkate alınacak dönem 18 Mart 1998 tarihinde, idare mahkemesi önünde dava açılması ile başlamış ve 5 Ağustos 2005 tarihinde, Danıştay kararı ile sona ermiştir. Dolayısıyla sözkonusu dönem, iki dereceli yargıda yaklaşık yedi yıl dört ay sürmüştür.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHM, AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca, söz konusu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AİHM, kabuledilemezliğe ilişkin başka hiçbir unsur tespit edememektedir.
B. Esas
AİHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve başta davanın karmaşıklığı olmak üzere AİHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile başvuran ve yetkili mercilerin tutumları ile ilgililer açısından davanın öneminin dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz, Daneshpayeh-Türkiye, başvuru no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
AİHM, müteaddit defalar mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiş ve AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz, sözü edilen Daneshpayeh).
Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından, AİHM, Danıştayın, karar düzeltme talebi verebilmesi için yaklaşık iki yıl beş ayın geçtiğini gözlemlemektedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada, yargılama süresinin çok uzun olduğu ve makul süre gerekliliğini karşılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. İHLAL EDİLDİĞİ İLERİ SÜRÜLEN DİĞER İHLALLERE İLİŞKİN
AİHSnin 6. maddesine atıfta bulunarak, başvuran ulusal mahkemelerin bağımsız olmayışından ve yargılamanın hakkaniyet ilkesinin ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır. AİHSnin 14. maddesine atıfta bulunarak, başvuran kamu ihalesine katılmasının reddedilmesi nedeniyle ayrımcı muameleye uğradığı kanaatindedir.
AİHM, başvuranın iddialarının mesnetsiz olduğunu gözlemlemektedir.
Söz konusu şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran, ihale dışı bırakılmasaydı almış olacağı miktara dayanarak, 28.980.000 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Başvuran, maruz kaldığı manevi zarar için 5.000.000 Euro talep etmektedir.
Hükümet, söz konusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana, 3.600 Euro manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve gideri için 8.750 Euro talep etmektedir. Başvuran, 13.494 Türk Lirası yani yaklaşık 6.871 Euro tutarındaki fatura nüshalarını belge olarak sunmaktadır.
Hükümet, söz konusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, başvuran tarafından talep edilen miktarın aşırılığını göz önüne alan AİHM, AİHM önündeki yargılama için başvurana 2.500 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapmış olduğu şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine;
i. her türlü vergiden muaf tutularak 3.600 Euro (üç bin altı yüz Euro) manevi tazminat
ii. her türlü vergiden muaf tutularak 2.500 Euro (iki bin beş yüz Euro) yargılama masraf ve gideri
b) söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 12 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy