(AİHS. m. 6, 10, 35, 37, Protokol No 1) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (GARCİA RUIZ - İSPANYA DAVASI)
KARAR (Dostane Çözüm)
27 Eylül 2011
OLAYLAR
Başvuran Buket Özenbaş 1947 doğumlu Türk vatandaşı olup Muğlada yaşamaktadır. Dava olayları, taraflarca sunulduğu üzere, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Başvurunun kaynağı, iki grup halinde incelenebilecek çeşitli davalardır. Birinci grup, 17 Şubat 1997 tarihinde bir üçüncü şahıs tarafından, tapu tescilinin iptali ve hayali satışın iptali talepleriyle başvuran aleyhine açılan iki davadan oluşmakta olup sözkonusu iki dava bilahare birleştirilmiştir.
25 Mart 2003 tarihinde Genel Yetkili Muğla Asliye Hukuk Mahkemesi davacının talebini kabul ederek başvuranın tapu kaydını iptal etmiş, Yargıtay ilk derece mahkemesi kararını 14 Temmuz 2005 tarihinde onamış, nihai karar başvurana 18 Ağustos 2005 tarihinde tebliğ edilmiştir.
İkinci grup dava 20 Mayıs 2005 tarihinde başvuran tarafından, belli bir protokolün iptali talebiyle üçüncü şahıslar aleyhine açılan davalardan oluşmaktadır. 20 Eylül 2005 tarihinde Genel Yetkili Muğla Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuranın sözkonusu protokole taraf olmaması ve bu konuda dava açma hakkı bulunmaması nedeniyle davayı reddetmiştir.
Yargıtay, kararı 4 Ekim 2007 tarihinde onamıştır.
ŞİKÂYETLER
Başvuran, AİHS'nin 6 ve 10. maddelerine dayanarak, her iki grup yargılama süresinin makul olmadığını öne sürmüştür. Ayrıca Muğla Asliye Hukuk Mahkemesinin tarafsız olmadığını, dinlenmesini talep ettiği tanıkları dikkate almadığını ve mahkemenin gerekçeli karar vermediğini ileri sürmüştür.
Başvuran, 1 nolu Protokolün 1. maddesine dayanarak, yargılama sonucunda mülkünden mahrum bırakıldığını savunmuştur.
HUKUK
1. Yargılama süresine ilişkin şikâyetler
Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak, bir üçüncü şahsın kendisi aleyhine açtığı birinci grup hukuk yargılamasının uzunluğundan şikâyetçi olmuştur.
28 Ocak 2011 tarihli yazı ile Hükümet, başvuran tarafından dile getirilen sorunun çözümü amacıyla tek taraflı deklarasyon metni iletmiş ve başvurunun AİHS'nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesini AİHMden talep etmiştir.
Sözkonusu beyan şu şekildedir:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin AİHMnin yerleşik içtihadına uygun olarak başvurana, her türlü maddi ve manevi zararı karşılamak üzere 3,500 (üç bin beş yüz), yargılama masraf ve giderlerini karşılamak üzere ise 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu meblağ, ödeme tarihinde uygulanabilir kur üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve uygulanabilecek her tür vergiden muaf tutulacaktır. Bahsekonu meblağ, AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi bağlamındaki kararının açıklandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda Hükümet, ödeme gününe kadar geçen süre için, Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı marjinal kredi faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödeme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
Hükümet başvuranın iç hukukta başlattığı yargılamanın süresinin AİHMnin yerleşik içtihadı (Daneshpayeh - Türkiye no. 21086/04) dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte ve AİHMyi, AİHSnin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek hiçbir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir.
Başvuran, 23 Mart 2011 tarihli mektubunda, Hükümetin beyanında belirttiği meblağın kabul edilemeyecek ölçüde düşük olduğu ve sözkonusu tek taraflı beyanın, başvurusunda dile getirdiği diğer şikâyetlerini dikkate almadığı görüşünü ifade etmiştir.
AİHM, AİHSnin 37. maddesine göre, koşulların aynı maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatır. AİHSnin 37/1 (c) maddesine göre AİHM, başka herhangi bir nedenden dolayı başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse davayı kayıttan düşürebilmektedir.
AİHM ayrıca, belli şartlar altında, başvuran başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayalı olarak davayı, 37/1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülebileceğini hatırlatır.
AİHM bu amaçla, sözkonusu beyanı özellikle Tahsin Acar kararı ışığında yerleşik içtihadından ileri gelen ilkeler doğrultusunda inceleyecektir (Tahsin Acar - Türkiye (BD), 26307/95; WAZA Spolka z o.o. - Polonya, no. 28953/03; Sulwinska - Polonya, 28953/03; Stark vd. - Finlandiya (kayıttan düşme), no. 39559/02; Silva Marrafa - Portekiz, no. 56936/08; Karal - Türkiye, no. 44655/09 ve Barış İnan - Türkiye, no. 20315/10).
AİHM, Türkiye aleyhine açılan davalar dahil olmak üzere birtakım davalarda, makul bir süre içerisinde yargılanma hakkının ihlal edildiğinin öne sürüldüğü şikayetlere ilişkin uygulamasını yerleşik hale getirmiştir (bkz. örneğin, Frylender - Fransa (BD), no. 30979/96; Cocchiarella - İtalya (BD), no. 64886/01; Majewski - Polonya, no. 52690/99; Wende ve Kukowka - Polonya, no. 56026/00 ve Daneshpayeh - Türkiye, 21086/04).
Hükümetin beyanında kabul ettiği hususların niteliğini ve tazminat olarak ödenecek miktarı (benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlıdır) dikkate alan AİHM, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek bir durumun kalmadığı sonucuna varmaktadır (37/1 (c) madde).
Ayrıca yukarıda belirtilen değerlendirmeler ve özellikle konuya ilişkin içtihadın açık ve geniş kapsamlı oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirmediği kanaatindedir (Sözleşmenin 37/1 in fine maddesi).
Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, davanın bu kısmının kayıttan düşürülmesi uygundur.
2. Diğer şikâyetler
Başvuran AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak Genel Yetkili Muğla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ikinci grup yargılamanın uzunluğundan şikâyetçi olmuştur. AİHM sözkonusu yargılamanın 20 Mayıs 2005 tarihinde başlayıp 4 Ekim 2007 tarihinde sona erdiğini; dolayısıyla iki yıl dört ay sürdüğünü, bu nedenle AİHS bağlamında herhangi bir sorun oluşturmadığını kaydeder.
Başvuran AİHS'nin 6 ve 10. maddelerine dayanarak; Muğla Asliye Hukuk Mahkemesinin tarafsız olmadığını ve kendisinin dinlenmesini talep ettiği tanıkları dikkate almadığını öne sürmüştür. Ayrıca mahkemenin gerekçeli kararlar vermediğini ileri sürmüştür. Elindeki tüm delilleri değerlendiren AİHM, bu şikâyetlerin tamamen mesnetsiz olduğunu tespit etmiştir.
Başvuran son olarak 1 nolu Protokolün 1. maddesine dayanarak; yargılama sonucunda mülkünden mahrum bırakıldığını ileri sürmüştür. AİHM, sözkonusu şikâyetin ulusal mahkemenin yasayı yorumlamasıyla doğrudan ilgili olduğunu ve sadece AİHS'nin 6. maddesi temelinde incelenmesi gerektiğini kaydeder. AİHM bir dördüncü derece mahkemesi olmadığını ve ulusal mahkemeler tarafından yapıldığı iddia edilen maddi veya hukuki hataları incelemenin, sözkonusu hataların AİHS'nin güvence altına aldığı hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olma ihtimali bulunmadığı takdirde AİHM'nin görevi olmadığını hatırlatır (bkz. Garcia Ruiz - İspanya (BD), no. 30544/96 ve Streletz, Kessler ve Krenz - Almanya (BD), no. 34044/96, 35532/97 ve 44801/98). Somut davada ulusal mahkemenin ulusal mevzuatı değerlendirmesinde keyfilik gözlenmemektedir.
Dolayısıyla AİHM, elinde bulunan deliller ışığında ve şikâyet konusu hususların kendi yetki alanında bulunduğu kadarıyla bunların açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve AİHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmeleri gerektiğini tespit etmiştir.
Bu gerekçelerle AİHM, oybirliğiyle;
Savunmacı Hükümetin AİHS'nin 6/1 maddesine dayalı beyanını ve orada belirtilen taahhütlere uyumun gerektirdiği usulleri dikkate almış;
AİHSnin 37/1 (c) maddesi uyarınca davanın, birinci grup yargılamanın uzunluğuna dair şikâyete ilişkin kısmı itibariyle kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy