(AİHS. m. 34, 35) (492 S. K. m. 36)
(Başvuru no. 9050/06)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Yıldız / Türkiye davasında,
Başkan:
Helen Keller,
Yargıçlar
Egidijus Küris,
Jon Fridrik Kjelbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Camposun katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), taraflarca sunulan yorumları dikkate alarak, yukarıda belirtilen 15 Şubat 2006 tarihli başvuru ile ilgili olarak 4 Kasım 2014 tarihinde yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran, Mahmut Yıldız, 1948 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Ankarada ikamet etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Mahkeme) önünde Şanlıurfada görev yapan avukat S. Çepik tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
2. Davaya ilişkin olaylar, taraflarca bildirildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran, M.Y.A.Ş ve H.İ.L.Ş (şirketler) isimli iki şirketin hissedarıdır. Başvuran ilk şirkette %40 ikinci şirkette ise %75 hisseye sahiptir.
4. H.P adlı şahıs, belirtilmeyen bir tarihte, borcun tahsil edilmesi amacıyla şirketler hakkında icra takibi başlatmıştır.
5. Şirketlerin yasal temsilcisi S. Çepik, iddia edilenin aksine şirketlerin H.P.ye hiçbir borcu olmadığının tespit edilmesi amacıyla, Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açmıştır.
6. Şirketler, 12 Ağustos 2003 tarihinde, devam eden icra takibinin durdurulması amacıyla, Şanlıurfa İcra Müdürlüğünün Şeker Bankta bulunan hesabına teminat olarak bir miktar para yatırmışlardır.
7. Şirketler, 23 Temmuz 2004 tarihinde, mahkemeyi davadan feragat etme taleplerine ilişkin bilgilendirmişlerdir. Şirketlerin davadan feragat etmelerinin ardından, Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi 26 Temmuz 2004 tarihinde şirketlerce yatırılan teminat bedelini iade etmeye karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, teminat bedeline tahakkuk eden faizin, Harçlar Kanununun 36/1 maddesi uyarınca Hazineye nakledilmesine karar vermiştir. Şirketler söz konusu karara itiraz etmişlerdir.
8. Mahkeme, şirketlerin davadan feragat etmelerini dikkate alarak, 29 Eylül 2004 tarihinde davayı reddetmiştir. Mahkeme kararında, şirketlerin Harçlar Kanununun 36/1 maddesinin uygulanmasına yönelik talebini, zaten bu hususta karar vermiş olması sebebiyle reddetmiştir. Şirketler kararı temyiz etmişlerdir.
9. Yargıtay, Harçlar Kanununun 36/1 maddesinin yasal niteliğine atıfta bulunarak, 30 Eylül 2005 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Yargıtay, 20 Aralık 2005 tarihinde, kararın düzeltilmesine yönelik olarak şirketlerce yapılan talebi reddetmiştir.
10. Başvuran, iki şirkette bulunan tüm hisselerini 2004 ve 2008 yıllarında satmıştır.
B. İlgili İç Hukuk
11. Harçlar Kanununun 36/1 maddesi şu şekildedir: Mahkemeler, hakimler, C. savcıları ve icra iflas daireleri tarafından adli ve idari işlemlerle takip işlemlerinden dolayı herhangi bir sebeple alınmış olan paraların bankaya yatırılması halinde bu paralara ait faiz, ikramiye ve sair menfaatleri Devlete aittir..
ŞİKAYETLER
12. Başvuran, Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesi uyarınca, ulusal mahkemelerin Harçlar Kanununun 36/1 maddesine ilişkin verdikleri kararların, mal ve mülk dokunulmazlığı hakkını ihlal ettiğini belirterek şikayette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesi aşağıdaki gibidir:
Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.
14. Hükümet, başvuranın Sözleşmenin 34. maddesi anlamı dahilinde mağdur olduğunu iddia edemeyeceğini, zira başvurandan ziyade şirketlerin zarara uğradığını ve bu nedenle başvurunun başvuran tarafından değil şirketler tarafından sunulması gerektiğini ileri sürerek bir ilk itiraz sunmuştur.
15. Başvuran ise, aktif hissedar olması ve şirketlerin yetkili temsilcisi olması nedeniyle iddia edilen ihlalin bir mağduru olduğunu belirtmiştir. Başvuran, ulusal mahkemenin söz konusu tutarın Hazineye nakledilmesine yönelik kararı nedeniyle, kendi aktiflerinde zarara uğradığını ileri sürmüştür.
16. Mahkeme, iddia edilen maddi kaybın doğrudan tüzel kişilik sıfatıyla hareket eden şirketlerin maddi kaybı olduğunu kaydetmiştir. Ayrıca, yerel adli yargılamalar şirketlerce takip edilirken bizzat başvuran tarafından takip edilmemiştir. Ancak mevcut başvuru, bizzat başvuran tarafından kendi adına sunulmuş olup, başvuranın Sözleşme kapsamındaki kendi hakları ile ilgili bir şikayet hakkındadır.
17. Mahkeme, Sözleşmenin 34. maddesinde kullanılan mağdur teriminin, söz konusu eylem ya da ihmalden doğrudan etkilenen kişiyi ifade ettiğini yinelemiştir (bk., diğer kararların yanı sıra, Vatan / Rusya, no. 47978/99, § 48, 7 Ekim 2004). Mahkeme ayrıca, yargılamalara taraf olan bir şirketin hissedarı ya da yöneticisi olsa dahi hiçbir kimsenin, taraf olmadığı yargılamalarda haklarının ihlal edildiği hususunda şikayette bulunamayacağını vurgulamıştır (bk., diğer kararların yanı sıra, F. Santos, Lda. ve Fachadas / Portekiz (k.k.), no.49020/99, AİHM 2000-X, ve Nosov / Rusya (k.k.), no. 30877/02, 20 Ekim 2005). Ayrıca, belirli koşullarda bir şirketin tek sahibi, kendi şirketi ile ilgili olarak tedbirlerin alınması durumunda, Sözleşmenin 34. maddesi anlamı dahilinde mağdur olduğu iddiasında bulunabilirken (bk., diğer kararların yanı sıra, Ankarcrona / İsviçre (k.k.), no. 35178/97, AİHM 2000-VI, ve Glas Nadezhda EOOD ve Anatoliy Elenkov / Bulgaristan, no. 14134/02, § 40, 11 Ekim 2007), bu tür bir durum söz konusu olmadığında, bir şirketin tüzel kişiliğinin dikkate alınmaması sadece istisnai koşullar kapsamında -özellikle şirketin Sözleşme kurumlarına şirket sözleşmesi kapsamında kurulan organlar aracılığıyla ya da tasfıye halinde tasfiye görevlileri aracılığıyla başvurmasının mümkün olmadığının açıkça tespit edilmesi durumunda-gerekçelendirilebilir (bk. Centro Europa 7 S.r.l. ve Di Stefano / İtalya (BD), no. 38433/09, § 92, AİHM 2012). Mevcut davada herhangi bir istisnai koşul tespit edilmemiştir. İki şirketi Mahkemeye kendi adlarına başvuru sunmaktan alıkoyacak hiçbir neden bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvuran, Sözleşmenin 34. maddesi anlamı dahilinde iddia edilen ihlalin nasıl ve neden mağduru olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama sunma girişiminde bulunmamıştır. Ayrıca Mahkeme, şirketin tek sahibinin başvuran olmadığını belirtmiştir.
18. Bu gerekçelerle Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını uygun bulmuştur. Mahkeme, Sözleşmenin 34. maddesi anlamı dahilinde başvuranın Sözleşme kapsamındaki haklarının ihlal edilmesi sebebiyle mağdur edildiğini iddia edemeyeceğini kaydetmiştir.
19. Dolayısıyla, söz konusu başvuru Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında yer alan hükümlerle kişi bakımından bağdaşmamaktadır ve bu sebeple Sözleşmenin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle;
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy