(AİHS m. 3, 5, 35) (5237 S. K. m. 171, 173) (5271 S. K. m. 231)
(Başvuru no: 10957/07)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
23 Ekim 2012 tarihinde
Başkan,
Isabelle Berro-Lefèvre,
Yargıçlar,
Guido Raimondi,
Helen Keller ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosdan müteşekkil bir Heyet olarak bir araya gelen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire), 15 Şubat 2007 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuru ile ilgili olarak, yaptığı müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı almıştır:
OLAY VE OLGULAR
İsimleri ekte belirtilen başvuranlar, Türk vatandaşı olup, AIHM nezdinde Ankarada görev yapan avukat D. Hatipoğlu Aydın tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi temsilcisi tarafından temsil edilmektedir. Taraflarca iddia edildiği şekliyle davanın olay ve olguları aşağıda özetlenmiştir. Olaylar sırasında başvuranlar, Ankarada Ortadoğu Teknik Üniversitesinde öğrencidir. Dört jandarma görevlisi tarafından düzenlenen ve imzalanan olay yeri raporuna göre, 15 Nisan 2005 tarihinde saat 9.30da başvuranlar, üniversite kampüsünde jandarma görevlileri tarafından yakalanmıştır.
Aynı gün saat yaklaşık 11.40da başvuranlar, bir adli tıp uzmanınca muayene edilmiştir. Muayene raporuna göre, birinci başvuranın sağ kolunda 0.5 x 1 cm büyüklüğünde bir çürük tespit edilmiştir. İkinci başvuranın sol kolunda 0.5 cm büyüklüğünde bir çürük tespit edilmiştir. Üçüncü başvuranın sol kolunda ve boynunda dört çürük tespit edilmiştir. Son olarak, dördüncü başvuranın sol kürek kemiğinde V şeklinde bir çürük tespit edilmiştir.
21 Eylül 2005 tarihinde başvuranlar, kendilerini yakalayan jandarma görevlileri hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunmuşlardır. Yakalanmalarının hukuka aykırı olduğu ve yakalanmaları sırasında jandarma tarafından uygulanan aşırı kuvvetin, kötü muamele teşkil ettiğini iddia etmişlerdir. Belirtilemeyen bir tarihte Ankara Cumhuriyet Savcısı, Memurların ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca, Çankaya Kaymakamından jandarma görevlilerinin kovuşturulmasına izin vermesini talep etmiştir. 16 Ocak 2006 tarihinde Kaymakam, kovuşturma izni vermemiş ve başvuranların, jandarmanın uyarılarına rağmen olay yerinden ayrılmadıklarını ve yakalamaya direnç göstererek, görevlilere hakaret ettiklerini belirtmiştir.
Başvuranlar bu karara itiraz etmiştir. 2 Haziran 2006 tarihinde, Ankara Bölge İdare Mahkemesi itirazı reddetmiştir. Karar başvuranlara 10 Temmuz 2006 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Aynı zamanda, Çankaya Kaymakamının kararına dayanarak 30 Ocak 2006 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunun 171. maddesi uyarınca takdir yetkisini kullanmış ve şikâyetle ilgili başka bir işlem yapılmamasına karar vermiştir.
Başvuranlar, Sincan Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur. Ancak, Ceza Kanununun 173. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması yönünde takdir yetkisini kullandığı davalara itiraz hakkı bulunmamaktadır. Buna göre Sincan Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Temmuz 2006 tarihinde, davanın esasını incelemeksizin, itirazı reddetmiştir. Ceza mahkemesinin kararı başvuranlara 16 Ağustos 2006 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Bu süre zarfında Ankara Cumhuriyet Savcısı, 4 Mayıs 2005 tarihinde, güvenlik kuvvetlerine direnç gösterme ve küçük düşürücü davranışlarda bulunma suçlamalarıyla, başvuranlar aleyhine bir iddianame hazırlamıştır.
14 Aralık 2006 tarihinde Ankara Asliye Ceza Mahkemesi, başvuranları suçlu bulmuştur. Dava dosyasındaki belgeler ile jandarma görevlileri, başvuranlar ve bazı görgü tanıklarının ifadeleri ışığında mahkeme, jandarma görevlileri tarafından düzenlenen 15 Nisan 2005 tarihli olay yeri raporunun doğru olduğuna karar vermiştir. Başvuranlar hakkında, daha sonra para cezasına dönüştürülen beş ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
3 Nisan 2009 tarihinde ilk derece mahkemesi kararı Yargıtay tarafından bozulmuş ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 231. maddesi uyarınca, hükmün tefhiminin beş yıl süreyle ertelenme olasılığının ilgili mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiğine karar verilmiştir.
16 Eylül 2009 tarihinde Ankara Asliye Ceza Mahkemesi, hükmün tefhiminin ertelenmesine karar vermiştir.
ŞİKAYETLER
1. Sözleşmenin 3. maddesine dayanarak başvuranlar, yakalanmaları sırasında kötü muameleye uğradıklarını ve kötü muamele iddialarının ayrıntılı bir şekilde incelenmediğini ileri sürmüşlerdir.
2. Sözleşmenin 5. maddesinin 1. paragrafı uyarınca başvuranlar, yakalanmalarının hukuka aykırı olduğunu iddia etmişlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. Başvuranlar, Sözleşmenin 3. maddesi anlamında, yakalanmaları sırasında kötü muameleye uğradıkları ve kötü muamele iddialarının ayrıntılı bir şekilde incelenmediği yönünde şikâyette bulunmuşlardır.
AİHM öncelikle Hükümetin altı ay kuralına uygunsuzluk gerekçesi ile itirazda bulunmadığını kaydeder. Ancak, bu bir kamu politikası kuralı olup, AİHM bu kuralı resen uygulayabilir (bkz., Soto Sanchez v. İspanya (dec), no. 66990/01, 20 Mayıs 2003).
Dolayısıyla, başvuranların başvuruyu Sözleşmenin 35. maddesinde öngörülen altı aylık süre içerisinde yapıp yapmadıklarının kesinleştirilmesi gerekmektedir. Başvuranların 3. madde anlamında yaptıkları şikâyetleri ile ilgili olarak ise AİHM, Ankara Cumhuriyet Savcısı tarafından iddialara ilişkin bir soruşturma başlatıldığını ve Memurların ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca, dava dosyasının Cumhuriyet Savcısı tarafından suçlanan jandarma görevlileri aleyhine soruşturma başlatılmasına izin verecek olan Çankaya Kaymakamlığına gönderildiğini kaydeder. Kaymakamlık tarafından soruşturma izni verilmemiş olup, bu karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından 2 Haziran 2006 tarihinde onaylanmıştır. Mevcut dava açısından kesinleşmiş olan bu karar, başvuranlara 10 Temmuz 2006 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Bu süre içerisinde, 30 Ocak 2006 tarihinde, Ankara Cumhuriyet Savcısının, Ceza Kanunun 171. maddesi uyarınca takdir yetkisini kullandığı ve başvuranların şikâyeti ile ilgili başka bir işlem yapılmamasına karar verdiği hususunu da AİHM kaydeder. Bu bağlamda AİHM, Ceza Kanununun 173. maddesi uyarınca bu türden kararların temyize götürülemeyeceğini kaydeder. Bu duruma rağmen başvuranlar, davayı esası bakımında incel em eksizin 19 Temmuz 2006 tarihinde reddeden Sincan Ağır Ceza Mahkemesine beyhude bir itiraz başvurusunda bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranların uygun olmamasına rağmen bir iç hukuk yoluna yaptıkları bu beyhude başvuru girişimi, altı aylık sürenin işlemesine engel teşkil etmemektedir. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında AİHM, başvurunun 15 Şubat 2007 tarihinde yapılmış olduğunu dikkate alarak, ne Ankara Cumhuriyet Savcısının 30 Ocak 2006 tarihli kararının, ne de Ankara Bölge İdare Mahkemesinin başvuranlara 10 Temmuz 2006 tarihinde tebliğ edilen 2 Haziran 2006 tarihli kararının, Sözleşmenin 35. maddesinde öngörülen altı ay kuralına uygunluk sağladığına karar verir. Başvurunun bu kısmının usulüne uygun zamanda yapılmamış olduğuna ve Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları anlamında reddedilmesi gerektiğine karar verir.
2. Başvuranlar, Sözleşmenin 5. maddesi anlamında yakalamalarının hukuka aykırı olduğu hususunda şikâyette bulunmuştur.
AİHM başvuranların 15 Nisan 2005 tarihinde yakalandıklarını ve başvurunun ise altı aydan daha uzun bir süre sonra, 15 Şubat 2007 tarihinde yapıldığını kaydeder. Bununla birlikte, başvuranların daha sonra, kötü muamele iddialarına yönelik bir ceza yargılaması başlatılması istemiyle cumhuriyet savcısına başvurduklarını kaydeder. Dava dilekçelerinde, herhangi bir ayrıntıya değinmeden, yakalamalarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Cumhuriyet Savcısı soruşturmasında esasen başvuranların kötü muamele şikâyetlerini incelemiş ve yakalanmalarının hukuka aykırılığına ilişkin iddialarına herhangi bir yanıt vermemiştir. Mevcut davaya özgü koşullar çerçevesinde, başvuranların Cumhuriyet Savcısına yapmış oldukları şikâyetin altı aylık sürenin işlemesini durdurduğu varsayılsa bile, AİHM yukarıda yaptığı tespitlere atıfta bulunur ve başvuranların AİHM nezdindeki başvuruyu, 30 Ocak 2006 tarihli Ankara Cumhuriyet Savcısının kararından sonra altı ay içerisinde yapmış olmaları gerektiğine karar verir.
Dolayısıyla başvurunun bu kısmı da, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarında öngörülen altı ay kuralına uygunsuzluk nedeniyle reddedilmelidir. Bu gerekçelerle AİHM oybirliği ile,
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan eder.
EK
1. 1984 doğumlu Fadime Gonca Şahin, Ankarada ikamet etmektedir.
2. 1984 doğumlu Özlem Ejder, Ankarada ikamet etmektedir.
3. 1984 doğumlu İbrahim İçmez, Ankarada ikamet etmektedir.
4. 1986 doğumlu Güven Kazım Altunkaya, Ankarada ikamet etmektedir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy