(AİHS m. 6, 34, 35, 41)
(Başvuru no. 13347/07)
KARAR
STRAZBURG
22 Ocak 2013
İşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Güzeler v. Türkiye davasında,
Başkan,
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı, Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Komitesi (İkinci Daire) 11 Aralık 2012 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (13347/07) nolu davanın nedeni, dört Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Bayan Hatice Güzeler, Bay Birol Güzeler, Bay Kamil Güzeler ve Bayan Oya Güzelerin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 14 Mart 2007 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
2. Başvuranlar, İzmir Barosu avukatlarından Sayın C. Altıparmak tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet), kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 14 Ekim 2010 tarihinde Hükümet'e iletilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuranlar sırasıyla 1924, 1963, 1965 ve 1963 tarihlerinde doğmuş olup İzmirde ikamet etmektedirler.
5. Başvuranlar 21 Eylül 1989 tarihinde arazi mülkiyeti iddiasıyla Seferihisar Kadastro Mahkemesi nezdinde dava açmıştırlar.
6. Dava 18 Eylül 2006 tarihinde kesinleşmiştir.
7. Yargılama süresince kadastro davalarını incelemekle görevli sadece bir hâkim bulunmaktaydı ve tüm yargılama süresince sadece sekiz duruşma söz konusu hâkimin nezaretinde gerçekleştirilmiştir.
8. Kadastro Mahkemesi yargılamanın başlamasından dört yıl ve beş ay sonra keşif (yerinde inceleme) yapılmasına karar vermiştir. Söz konusu keşif ise, keşif kararının alındığı tarihinden itibaren dokuz yıl ve dört ay sonra gerçekleştirilmiştir. Kadastro Mahkemeleri bakmış olduğu davalarda kanun uyarınca sulh hukuk mahkemeleri yerine, veraset ilamı verme yetkisine haizdir. Ancak, mevcut davada kadastro mahkemesi bu yetkisini kullanmaktan imtina etmiş ve onun yerine, taraflara sulh hukuk mahkemesine başvurmaları için süre vermiş ve bu durumda altı yıllık bir gecikmeye sebep olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
9. Başvuran, yargılama süresinin uzunluğunun, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinde yer alan makul süre şartıyla bağdaşmadığından şikâyetçi olmuştur:
"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili (
) karar verecek olan (
) bir mahkeme tarafından
makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkında sahiptir."
10. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
11. Dikkate alınacak süre, 21 Eylül 1989 tarihinde başlamış ve 18 Eylül 2006 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, iki dereceli yargılama yaklaşık olarak on yedi yıl sürmüştür.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
12. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme'nin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından da kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir noktanın olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla başvuru kabul edilebilir olarak beyan edilmelidir.
B. Esas hakkında
13. Mahkeme, bir davanın süresinin makul niteliğinin, davanın koşullarına, mahkemenin içtihadı tarafından kabul edilen kriterlere, özellikle davanın karmaşıklığına, başvurucu ile yetkili makamların tutumuna ve ilgililer için ihtilaf konusu davanın içeriğine bakılarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz. diğerleri arasında Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 28, 16 Temmuz 2009).
14. Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm belgeleri incelediğinde, Hükümet'in, Mahkemeyi mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek hiçbir olay veya görüş ileri sürmediği kanaatindedir. Mahkeme, bu husustaki içtihadını dikkate alarak, mevcut davada yargılama süresinin uzun olduğuna ve makul süre şartı ile uyumlu olmadığına kanaat getirmiştir.
15. Dolayısıyla, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuranlar, ayrıca davanın uzun sürmesi sebebiyle Sözleşme'nin 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesinde düzenlenen mülkiyetin serbestçe kullanım haklarının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuşlardır.
17. Hükümet, bu iddialara itiraz etmiştir.
18. Mahkeme, bu iddianın yukarıda incelenen şikâyet ile bağlantılı olduğunu ve bu yüzden aynı şekilde kabul edilebilir bulunması gerektiğini kaydetmektedir.
19. Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi ile ilgili olarak tespit edilenler (bkz. paragraf 15) ışığında Mahkeme, bu davada, Sözleşme'nin 1 nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edilip edilmediğine ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı kanaatindedir (bkz. Zanghi v. İtalya, 19 Şubat 1991, § 23 Series A no. 194-C).
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
20. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki şekilde öngörmektedir:
"Eğer Mahkeme, bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder."
A. Tazminat
21. Başvuranlar, maddi tazminat olarak 200 000 Avro ve manevi tazminat olarak 100 000 Avro talep etmiştir.
22. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
23. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememektedir; bu nedenle bu talebi reddetmektedir. Diğer yandan, başvuranlara manevi tazminat olarak müştereken 14 400 Avro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
24. Başvuranlar, yargılama masraf ve giderleri açısından bir talepte bulunmamıştırlar.
C. Gecikme Faizi
25. AIHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğunu beyan eder;
2. Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. Sözleşme'nin 1 nolu Ek Protokolün 1. maddesine ilişkin şikâyetin incelenmesine gerek bulunmadığına;
4. (a) üç ay içinde, Davalı Devlet tarafından başvuranlara manevi tazminat için müştereken 14 400 (on dört bin dört yüz) Avronun miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte ödenmesine,
(b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanacağına;
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddeleri uyarınca 22 Ocak 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy