(AİHS. m. 6, 13, 34, 35, 41) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (TURGUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 14697/07)
KARAR
STRAZBURG
24 Eylül 2013
Beşerler Yapı San. ve Tic. A.Ş. / Türkiye davasında,
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar
András Sajó,
Neboja Vucinic,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Atilla Nalbantın katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire), 3 Eylül 2013 tarihinde gerçekleştirilen gizli müzakereler sonucunda, aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Dava, Beşerler Yapı San. ve Tic. A.Ş. (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 23 Mart 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesine uygun olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (Mahkeme) yapılmış olan bir başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, İstanbulda görev yapan avukat Bay M. Erol tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 27 Ağustos 2009 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran, İstanbulda yerleşik bir tüzel kişilik olan bir inşaat şirketidir.
5. Bir trafik sigortası şirketi 7 Mayıs 1999 tarihinde, Fatih Asliye Hukuk Mahkemesi önünde, başvuran şirket aleyhine dava açarak, bir trafik kazası sebebiyle tazminat talebinde bulunmuştur.
6. Mahkeme, 16 Temmuz 2002 tarihinde, davacıya tazminat ödenmesine hükmetmiş ve sonrasında, başvuran şirket bu kararı temyiz etmiştir.
7. Yargıtay, başvuran şirketin aleyhindeki tanıklara soru yöneltme hakkının ihlal edilmiş olduğu gerekçesiyle 4 Aralık 2003 tarihinde söz konusu kararı bozmuştur.
8. Davanın bozma sonrası iade edildiği Fatih Asliye Hukuk Mahkemesi, 29 Haziran 2004 tarihinde, tanıkların ifadelerine başvurulmasının ardından, davacının tazminat talebini bir kez daha kabul etmiştir.
9. Yargıtay 13 Mart 2006 tarihinde bu kararı onamıştır.
10. Yargıtay, 21 Eylül 2006 tarihinde, başvuran şirketin bu kararın düzeltilmesine ilişkin talebini reddetmiştir.
11. 2 Kasım 2006 tarihinde, Yargıtayın kararı, başvuran şirkete tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
12. Başvuran, yargılamaların uzunluğunun, Sözleşmenin 6 § 1 maddesinde belirtilen makul süre koşuluna aykırı olduğundan şikayet etmiştir. Söz konusu madde aşağıdaki gibidir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
bir mahkeme tarafından makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir...
13. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
14. Dikkate alınacak olan süre 7 Mayıs 1999 tarihinde başlamış ve 21 Eylül 2006 tarihinde sona ermiştir. Dava, iki dereceli yargılama nezdinde yaklaşık olarak yedi yıl dört ay sürmüştür.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
15. Mahkeme, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanması sonrasında Türkiyede yeni bir iç hukuk yolunun tesis edildiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, Turgut ve Diğerleri / Türkiye davasındaki (no. 4860/09, 26 Mart 2013) kararında, yeni bir başvuruyu, yeni bir iç hukuk yolu öngörüldüğünden, başvuranların iç hukuk yollarını tüketmedikleri gerekçesiyle kabul edilemez olarak beyan ettiğini hatırlatmaktadır. Bu kararı verirken Mahkeme, özellikle, bu yeni hukuk yolunun, öncesinde (a priori), erişilebilir olduğu ve yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikayetler için makul bir tazminat yolu sunabildiği kanaatindedir.
16. Mahkeme ayrıca, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, Hükümete hali hazırda tebliğ edilmiş olan bu türden başvuruların incelenmesine devam edebileceğini vurguladığını hatırlatmak ister. Bunun yanı sıra, Mahkeme, somut davada Hükümetin yeni iç hukuk yoluna ilişkin bir itirazda bulunmadığını da ifade etmektedir.
17. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususlar ışığında, mevcut başvurunun incelenmesine devam etme kararı vermiştir. Ancak, bu sonucun, tebliğ edilen diğer başvurular bağlamında Hükümet tarafından nihayetinde yapılabilecek bir itiraza halel getirmediğini ifade etmiştir.
18. Mahkeme, bu şikayetin, Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dahilinde açıkça dayanaktan yoksun nitelikte olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, Mahkeme, şikayetin başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Esas Hakkında
19. AİHM, yargılamaların uzunluğunun makullüğünün, davanın koşulları ışığında ve aşağıda belirtilen kriterler çerçevesinde: davanın karmaşıklığı, başvuranın tutumu ve ilgili makamlar ile başvuran için ihtilaf konusu davada nelerin önemli olduğu gibi kriterlere ilişkin olarak değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir (diğer birçok yetkilinin yanı sıra bk., Frydlender / Fransa (BD), no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII ve yukarıda anılan, Ümmühan Kaplan, § 49).
20. AİHM, kendisine ibraz edilen belgelerin tümünü incelemesi sonrasında, mevcut davada Hükümetin Mahkemeyi farklı bir sonuca ulaşma hususunda ikna edebilecek herhangi bir olgu ya da belge ortaya koymadığı kanaatindedir. Mahkeme, konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, somut davadaki yargılama süresinin aşırı uzun olduğunu ve makul süre koşuluna riayet edilmediğini değerlendirmektedir.
21. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
22. Başvuran, Sözleşmenin 13. maddesi uyarınca, Türk hukukunda, hakkındaki yargılamaların uzunluğuna ilişkin olarak itirazda bulunabileceği etkili bir hukuk yolunun olmadığından şikayet etmiştir.
Bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes,
ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.
23. Hükümet bu şikayete itiraz etmiştir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
24. Mahkeme, bu şikayetin yukarıda incelenmiş olan şikayetler ile bağlantılı olduğunu ve Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dahilinde, açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca, Mahkeme, bu şikayetin başka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaşmadığı kanısındadır. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerekmektedir.
B. Esas Hakkında
25. Mahkeme, daha önceki başvurulardaki benzer hususları incelemiş ve başvuranların, Türk hukukunda, söz konusu yargılamaların uzunluğuna itirazda bulunabilecekleri etkili bir hukuk yolunun bulunmaması bakımından, Sözleşmenin 13. maddesine ilişkin ihlallerin gerçekleştiğini tespit etmiştir (Bk. Daneshpayeh / Türkiye, no. 21086/04, §§ 35-38, 16 Temmuz 2009 ve yukarıda anılan Ümmühan Kaplan, §§ 56-58). Mahkeme, somut davada, bu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir.
26. Dolayısıyla, Mahkeme, Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. 1 NO.LU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
27. Başvuran, Sözleşmenin herhangi bir hükmüne dayanmaksızın, kendisine verilen tazminatın, yargılamaların uzunluğu nedeniyle değerini kaybetmiş olduğundan şikayetçidir. Bu şikayetin, 1 No.lu Protokolün 1. maddesi kapsamında dikkate alınması gerekmektedir.
28. Hükümet söz konusu şikayete ilişkin olarak itirazda bulunmuştur.
29. Mahkeme, bu şikayetin, yukarıda incelenmiş olan şikayet ile bağlantılı olduğunu ve bu nedenle aynı şekilde, kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
30. Mahkeme, Sözleşmenin 6 § 1 (Bk. yukarıda paragraf 16-18) maddesi uyarınca tespitlerini dikkate alarak, bu davada, 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin incelenmesine gerek bulunmadığı kanaatindedir (Bk. Zanghì /İtalya, 19 Şubat 1991, § 23, Seri A no. 194-C).
IV. SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ DİĞER İHLAL İDDİALARI HAKKINDA
31. Başvuran şirket ayrıca, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3 (d) maddesine dayanarak, aleyhindeki tanıklara soru yöneltememesi nedeniyle adil yargılanma hakkının engellendiğinden şikayet etmektedir. Bu şikayetin, yargılamaların cezai mahiyetinin bulunmaması nedeniyle Sözleşmenin yalnızca 6 § 1 maddesi kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
32. Yargıtay, Fatih Asliye Hukuk Mahkemesinin başvuran şirket aleyhindeki tanıklar hakkında gerekli incelemeyi yapmadığına karar vererek, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuş ve davaları ilk derece mahkemesine geri göndermiştir. Bunun ardından, mahkeme, kendisine ibraz edilen deliller ışığında, başvuran şirketin tanıklarının ifadelerine başvurmuştur. Bu bağlamda, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddesi gereğince kabul edilemez olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
V. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
33. Sözleşmenin 41. maddesi aşağıdaki gibidir:
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
34. Başvuran, manevi tazminat olarak herhangi bir miktar talebinde bulunmamıştır. Bu doğrultuda, Mahkeme, bu nedenle, başvurana herhangi bir tazminat verilmesine hükmetmeye gerek bulunmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE
1. Sözleşmenin 6 § 1, 13 maddeleri ve Sözleşmenin 1 No.lu Protokolünün 1. maddesi kapsamındaki, yargılamaların uzunluğuna, etkili hukuk yollarının mevcut olmamasına ve bu bakımdan, mülkiyetin çekişmesiz kullanımı hakkına ilişkin şikayetlerin kabul edilebilir olduğunu ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar verir;
3. Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar verir;
4. 1 No.lu Protokolün 1. maddesi kapsamında ileri sürülen şikayetin incelenmesine gerek olmadığına karar verir;
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 24 Eylül 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy