(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44)
(Başvuru no. 16444/07)
KARAR
STRAZBURG
25 Ocak 2011
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USULİ İŞLEMLER
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 16444/07) nedeni Türk vatandaşı Cantürk Dedeoğlunun (başvuran), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 5 Nisan 2007 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesinin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından E. Cinmen tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI
Başvuran 1968 yılında doğmuştur ve İstanbulda yaşamaktadır.
11 Aralık 2000de dolandırıcılık yaptığı şüphesiyle yakalanmıştır.
12 Şubat 2001 tarihinde tutuksuz yargılanmasına başlanmıştır.
29 Kasım 2005 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi başvuranı iki yıl bir ay hapis cezasına çarptırmıştır.
19 Ekim 2006 tarihinde Yargıtay, 29 Kasım 2005 tarihli kararı onamıştır.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran yargılama süresinin, AİHSnin 6/1 maddesinde ortaya konan makul süre gereğine uymadığından şikayetçi olmuştur. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
Göz önüne alınması gereken süre başvuranın yakalandığı 11 Aralık 2000 tarihinde başlamış ve Yargıtayın ilk derece mahkemesinin kararını onadığı 19 Ekim 2006 tarihinde sona ermiştir. Bu nedenle, iki aşamalı yargılama beş yıl on ay sürmüştür.
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ilk itirazlarını sunmuş ve AİHMden AİHSnin 35/1 maddesinin gerektirdiği gibi 6/1. madde bağlamındaki şikayeti reddetmesini istemiştir.
AİHM, Daneshpayeh/Türkiye (no. 21086/04, paragraflar 35-38, 16 Temmuz 2009) davasında Sorumlu Hükümetin benzer görüşlerini incelemiş olduğunu kaydetmektedir. Mevcut davada Hükümet, AİHMnin farklı bir sonuca varmasına yol açacak iddialarda bulunmamıştır. AİHM sonuç olarak Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ön itirazlarını reddetmektedir.
Hükümet ayrıca başvuranın AİHSnin 35. maddesi bağlamındaki altı ay kuralına uymadığını ileri sürmüştür.
AİHM mevcut davada nihai iç hukuk kararının Yargıtay tarafından 19 Ekim 2006da verildiğini ve başvurunun 19 Ekim 2006 tarihli nihai kararı takip eden altı ay içerisinde 5 Nisan 2007de yapıldığını gözlemlemektedir. Bu nedenle başvuranın AİHSnin 35/1 maddesi bağlamındaki altı ay kuralına uyduğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak Hükümetin itirazı reddedilmelidir.
Sözkonusu şikayetin AİHSnin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemez olmadığı kanaatindedir. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
AİHM esasa ilişkin olarak yargılama süresinin makul olup olmadığının dava koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı ve başvuranın ve ilgili makamların tutumları gibi kriterlere atıfta bulunularak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır.
AİHM sıklıkla mevcut davadakine benzer konuların ortaya konulduğu davalarda AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Sunulan tüm materyalleri inceleyen AİHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca varmasına neden olacak deliller sunmadığı ve iddialar ortaya koymadığı kanaatindedir. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davada yargılama uzunluğunun aşırı olduğu ve makul süre gereğini karşılamadığı kanısındadır.
Dolayısıyla AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARI
Başvuran AİHSnin 6. maddesine dayanarak ulusal mahkemelerin olayları hatalı olarak değerlendirmeleri nedeniyle adil şekilde yargılanmadığından şikayetçi olmuştur. Aynı maddeye dayanarak ulusal mahkeme kararlarının yeterince gerekçelendirilmediğini ileri sürmüştür.
AİHM, sunulan materyaller ışığında, başvuranın yukarıda kaydedilen görüşlerinin AİHSde ya da ek protokollerinde kaydedilen hakların ve özgürlüklerin ihlal edildiğine işaret etmediği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle sözkonusu şikayetlerin, AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez olduklarına karar verilmelidir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. Maddesi şöyledir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Zarar
Başvuran maddi tazminat olarak 617,010 Türk Lirası (yaklaşık 337,105 Euro) ve manevi tazminat olarak 50,000 Türk Lirası (yaklaşık 25,119 Euro) talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı kanısına varan AİHM, sözkonusu talebi reddetmektedir. Ancak, başvuranın manevi zarara uğramış olabileceği kanaatindedir. Hakkaniyet temelinde başvurana bu başlık altında 3,000 Euro ödenmesine karar vermektedir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
Başvuran ayrıca yeterince destekleyici belge sunmaksızın ulusal mahkemeler ve AİHM önünde ödediği avukatlık ücretleri için 20,000 Türk Lirası (yaklaşık 10,047 Euro) talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
Başvuranın taleplerini destekleyen yazılı deliller sunmaması nedeniyle AİHM bu başlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiştir.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Yargılama süresinin aşırı uzun olduğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı devletin, 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere başvurana 3,000 Euro (üç bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergiyi ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 25 Ocak 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy