(AİHS m. 6, 34, 35, 41)
(Başvuru No. 17839/07)
STRAZBURG
25 Ocak 2011
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 17839/07 nolu davanın nedeni, Şenol Zaman (başvuran) adlı Türk vatandaşının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 18 Nisan 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
OLAYLAR
DAVANIN OLAYLARI
1960 doğumlu başvuran Ankarada ikamet etmektedir.
21 Nisan 1998 tarihinde Ankara İdare Mahkemesine, tezinin reddedilmesi kararının iptali için dava açmıştır.
Mahkeme 29 Eylül 2004 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
Danıştay 2 Aralık 2005 tarihinde 29 Eylül 2004 tarihli kararı onamıştır.
Danıştay 2 Ekim 2006 tarihinde başvuranın karar düzeltilme talebini reddetmiştir.
2 Ekim 2006 tarihli karar başvurana 7 Kasım 2006 tarihinde bildirilmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, davanın süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre koşuluyla örtüşmediğinden şikayetçi olmuştur. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
Göz önünde bulundurulacak süre başvuranın Ankara İdare Mahkemesinde dava açtığı 21 Nisan 1998 tarihinde başlamış, Danıştayın karar düzeltme talebini reddettiği 2 Ekim 2006 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla dava iki yargı aşamasında sekiz yıl beş ay sürmüştür.
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin çeşitli ön itirazlar sunmuş, AİHMden AİHSnin 6/1 maddesi kapsamındaki şikayeti, AİHSnin 35/1 maddesinin gerektirdiği şekilde reddetmesini talep etmiştir.
AİHM, Savunmacı Hükümetin Daneshpayeh - Türkiye (21086/04) davasında benzer görüş sunduğunu kaydeder. Hükümet, bu davada, AİHMnin farklı bir sonuca varmasını sağlayacak hiçbir argüman sunmamıştır. Sonuç olarak AİHM, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ön itirazlarını reddeder.
Hükümet ayrıca başvuranın AİHSnin 35/1 maddesi çerçevesinde altı ay kuralına uymadığını savunmuştur.
AİHM, bu davada, nihai kararın 7 Kasım 2006 tarihinde başvurana bildirildiğini, başvurunun ise, 2 Ekim 2006 tarihli kararın bildirilmesinin ardından altı ay içinde, 18 Nisan 2007 tarihinde yapıldığını gözlemler. Bu nedenle başvuranın AİHSnin 35/1 maddesi çerçevesinde altı ay kuralına uyduğu değerlendirilmelidir. Dolayısıyla Hükümetin itirazı reddedilmelidir.
AİHM bu şikayetin AİHSnin 35/3 maddesi çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna varır. Ayrıca diğer bakımlardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Bu nedenle şikayetin kabuledilebilir olduğunu belirtir.
Esasa ilişkin olarak, AİHM, davanın süresinin makul olup olmadığının davanın koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı ile başvuranın ve ilgili makamların tutumu gibi ölçütlere bağlı olarak belirlenmesi gerektiğini yineler (Daneshpayeh).
AİHM mevcut davadakine benzer meseleleri ele alan davalarda sıklıkla, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Daneshpayeh).
AİHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ışığında, Hükümetin, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak hiçbir delil ya da savunma sunmadığı kanısındadır. AİHM, konuya ilişkin içtihadına atıfta bulunarak, bu davada davanın süresinin haddinden uzun olduğu ve makul süre kuralıyla örtüşmediği sonucuna varmıştır.
Buna göre, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER MADDELERİ
Başvuran AİHSnin belirli bir maddesine dayanmadan, idarenin kararı ve davaların sonucuna bağlı olarak eğitim hakkından mahrum edildiğinden şikayetçi olmuştur.
AİHM, elindeki tüm bilgi ve belgeler ışığında, başvuranın yukarıda belirtilen savlarının AİHM veya Protokolleri kapsamında hiçbir şekilde hak ve özgürlük ihlali teşkil etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla bu şikayetlerin AİHSnin 35/3 ve 4 maddesi çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilmez olduğunu belirtir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
Başvuran adil tazmin talebinde bulunmamıştır. Buna göre, AİHM bu bakımdan tazminat ödenmemesine hükmetmiştir.
AİHM YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE
1.
2. Davanın haddinden uzun sürmesine ilişkin şikayetin kabuledilebilir olduğuna, başvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;
3. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 25 Ocak 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy