(AİHS. m. 1, 6, 13, 34, 35, 41) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 19509/07)
KARAR
6 Mart 2012
İşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Akseki - Türkiye Davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) aşağıdaki hakimlerden oluşmaktadır:
Isabelle Berro-Lefevre, Başkan, Guido Raimondi Helen Keller, hakimler ve Françoise Elens-Passos, Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı,
14 Şubat 2012 tarihinde gizli olarak müzakere edilmiş olup,
Aynı tarihte kabul edilmiş olan aşağıdaki kararı bildirir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (19509/07) nolu davanın nedeni, TC vatandaşı Bay Ümit Aksekinin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 27 Nisan 2007 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. Maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
2. Başvuran, İzmir Barosu avukatlarından Sayın İ. Baş ve Sayın E. Tangobay tarafından temsil edilmiştir. Türkiye Hükümeti (Hükümet), kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. 27 Ağustos 2009 tarihinde, başvuru Hükümet'e bildirilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1970 doğumlu olup, İzmirde ikamet etmektedir.
5. 20 Nisan 2000 tarihinde, başvuran, eşinin ölümüne sebep olan ve kendisinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bir trafik kazası geçirmiştir.
6. 13 Nisan 2001 tarihinde, başvuran, diğer üç kişiyle birlikte, trafik kazası sonucunda ortaya çıkan maddi ve manevi zararının tazmini talebiyle Banaz Asliye Hukuk Mahkemesi'ne bir dava açmıştır.
7. Bu arada, 21 Kasım 2002 tarihinde, aynı olaya ilişkin olarak Banaz Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde başvurana karşı yapılan cezai kovuşturma kesinlik kazanmış ve karar, söz konusu dava dosyasına ibraz edilmiştir.
8. 9 Mayıs 2003 tarihli duruşmada mahkeme, başvuranın zararının ve yoksun kaldığı ekonomik destek kaybına ilişkin miktarın saptanması hususunda iki ayrı bilirkişi görüşü istemiştir.
9. 20 Ağustos 2003 ve 8 Ekim 2003 tarihlerinde talep edilen iki bilirkişi raporu hazırlanmıştır.
10. 3 Haziran 2004 tarihinde mahkeme diğer bir bilirkişi raporunun hazırlanmasını talep etmiştir.
11. 26 Ocak 2005 tarihinde bilirkişi komitesi, mahkemeden daha fazla belge talep etmiştir.
12. Eksikliklerin tamamlanması üzerine, 8 Eylül 2005 tarihinde mahkemeye bilirkişi raporu ibraz edilmiştir.
13. 11 Mayıs 2005 tarihinde mahkeme, davalının talebi üzerine aynı komiteden ek bir rapor istemiştir, bu rapor 16 Şubat 2006 tarihinde teslim alınmıştır.
14. 11 Mayıs 2006 tarihinde mahkeme, başvuranın talebini kısmen kabul etmiştir. Maddi tazminata ilişkin olarak 55,938 Türk lirasının (TL) ve manevi tazminata ilişkin olarak 1,500 TL. nin, ayrıca olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizin başvurana ödenmesine karar vermiştir.
15. 16 Ocak 2007 tarihinde karar, tarafların bilgisine sunulmuştur.
16. Taraflar bu kararı temyiz etmemişlerdir ve karar 1 Şubat 2007 tarihinde kesinlik kazanmıştır.
HUKUK
I. SÖZLEŞME'NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
17. Başvuran, yargılama sürecinin uzunluğunun, Sözleşme'nin 6 § 1 Maddesinde yer alan makul süre şartıyla bağdaşmadığından şikayetçidir:
"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
konusunda karar verecek olan
bir mahkeme tarafından
makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkında sahiptir."
18. Hükümet, yargılamayı yapan mahkemenin, bilirkişi raporlarını ve başvurana karşı yürütülen 21 Kasım 2002 tarihinde kararı bildirilmiş olan ceza kovuşturmasının sonucunu beklemek zorunda kaldığından, yargılama sürecinde Devlete atfedilebilir olan hiçbir gecikmenin olmadığını iddia ederek, itiraz etmiştir.
19. Başvuran, davanın karışık olmadığını ve ulusal mahkemenin kovuşturmayı çok fazla uzattığını iddia etmiştir.
20. Mahkeme, bu şikayetin Sözleşme'nin 35 § 3 (a) Maddesi kapsamında açıkça temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından da kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir noktanın olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, başvurunun kabul edilebileceği beyan edilmelidir.
21. Dikkate alınacak süre, 13 Nisan 2001 tarihinde başlamıştır ve 11 Mayıs 2006 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesindeki yargılama yaklaşık beş yıl sürmüştür.
22. Mahkeme 21 Kasım 2002 tarihinde sonuçlanan ve başvurana karşı yürütülen cezai kovuşturma kesinlik kazanıncaya kadar, tazminat talebine ilişkin yargılamayı yapan mahkemenin, hiçbir mühim karar almadan duruşmaları daha sonraki bir tarihe ertelemiş olduğunu ilk elden gözlemlemektedir. Ayrıca mahkemenin, bilirkişi raporlarının hazırlanmasını beklediğini belirtmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, bilirkişi raporlarının hazırlanmasından kaynaklanan gecikmelerde, temel sorumluluğunun, nihayetinde Devlete ait olduğunu belirtmektedir (bkz. Kulikowski v. Polonya, no. 18353/03, 19 Mayıs 2009, § 50 ve Capuano v. İtalya, Seri A no. 119, 25 Haziran 1987, § 32). Ayrıca, Mahkeme Sözleşme'nin 6 § 1 Maddesinin Taraf Devletlere, yargı sistemlerini kendi mahkemelerinin makul sürede karar verme yükümlülüğünü karşılayabilecekleri şekilde düzenleme yapması görevini yüklediğini hatırlatmaktadır (bkz. Löffler v. Avusturya (no. 2), no. 72159/01, 4 Mart 2004, § 57).
23. Yargılama esnasındaki gereksiz gecikmeler göz önüne alındığında, Mahkeme, yargılama sürecinde başvuran için çok önemli olmasına rağmen, ulusal mahkemenin yargılama sürecini makul sürede tamamlamak için gereken titizliği göstermediğine kanaat getirmiştir.
24. Mahkeme, mevcut davadakine benzer konuların ele alındığı diğer davalarda çoğu zaman Sözleşme'nin 6 § 1 Maddesinin ihlal edildiğine rastlamıştır (bkz. diğerleri arasında, Frydlender v. Fransa (GC), no. 30979/96, AİHS 2000-VII, §§ 42-46 ve Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, 16 Temmuz 2009, §§ 26-29). Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm materyalleri inceledikten sonra, Hükümet'in, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmaya neden olabilecek hiçbir olay veya olguyu ileri sürmediğini düşünmektedir. Bu yüzden mevcut davada, yargılama sürecinin uzunluğunun makul süre şartını karşılamadığına kanaat getirmiştir.
Dolayısıyla, Sözleşme'nin 6 § 1 Maddesinin ihlali söz konusu olmuştur.
II. SÖZLEŞME'NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
25. Başvuran, Türk hukukunda yargılama sürecinin aşırı uzunluğuna ilişkin şikâyetini sunabileceği bir iç hukuk yolu olmadığından şikâyetçidir. Başvuran Sözleşme'nin 13. Maddesine istinat etmiştir:
Bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes,
, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir.
26. Hükümet, başvuranın maruz kaldığını iddia ettiği zararlara ilişkin olarak idari mahkemeler nezdinde dava açabileceğini ileri sürmüştür.
27. Söz konusu şikâyet, 6. Madde uyarınca yukarıdaki şikâyet ile ilişkili olduğundan, kabul edilebilir olarak beyan edilmelidir. Mahkeme, daha önceki olaylardaki benzer davaları incelemiş ve Türk hukuku çerçevesinde başvuranın söz konusu yargılama süreci uzunluğuna itiraz edebileceği etkili bir çözüm yolunun olmadığına ilişkin olarak Sözleşme'nin 13. Maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (bkz. Danespayeh, yukarıda geçmektedir, §§ 37 ve 51 ve Bahçekaya v. Türkiye, no. 74463/01, 13 Temmuz 2006, §§ 26-30; ve Tendik ve Diğerleri v. Türkiye, no. 23188/02, 22 Aralık 2005, §§ 34-39). Mahkeme bu olayda da daha öneki davalarda ulaştığı sonuçtan ayrılmasını gerektirecek bir neden görmemiştir.
Dolayısıyla, 13. Maddenin ihlali söz konusudur.
III. SÖZLEŞME'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
28. Sözleşme'nin 41. Maddesi şunu öngörür:
Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A.Tazminat
29. Başvuran, maddi tazminata ilişkin olarak 10,000 Euro (EUR) ve manevi tazminata ilişkin olarak 25,000 Euro talep etmiştir.
30. Hükümet, talep edilen miktarları çok yüksek bularak itiraz etmiştir.
31. Mahkeme, söz konusu ihlal ve iddia edilen maddi tazminat arasında hiçbir nedensel ilişki görmemektedir, bu nedenle bu iddiayı reddetmiştir. Diğer taraftan, Mahkeme, başvuranın manevi tazminat alması gerektiğini düşünmektedir. Hakkaniyet temeline hükmederek bu başlık altında başvurana 3,000 Euro ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
32. Başvuran ayrıca, Mahkeme nezdinde ortaya çıkan yargılama masraf ve giderlerine ilişkin olarak 116 Türk lirası (TL) ve avukat ücreti olarak 3,000 TL talep etmiştir. Başvuran, talebini desteklemek için makbuz ve faturalar ibraz etmiştir.
33. Hükümet, bu taleplerin nedensiz olduğunu iddia etmiştir.
34.Mahkeme, yargılama masraf ve giderlerinin, fiilen ve gerekli olarak ortaya çıktığı ve miktar konusunda makul olduğu gösterildiği ölçüde, başvuranın yargılama masraf ve giderlerini tazmin etmeye hakkı olduğunu vurgulamaktadır (bkz. Sawicka v. Polonya, no. 37645/97, 1 Ekim 2002, § 54). Mahkeme, başvuranın avukatına yapılan ödemeyi gösteren dekont ve ayrıca postayla ve çeviriyle ilgili olan giderleri teyit eden faturalara dayalı olarak kendi değerlendirmesini yaparak ve hakkaniyet temeline hükmederek, bu hususta başvurana 1,250 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
35. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1 Yargılama sürecinin aşırı uzunluğuna ve etkili bir çözümün olmamasına ilişkin olan şikayetlerin kabul edilebilir olduğunu beyan eder;
2. Sözleşme'nin 6 § 1 ve 13. Maddelerinin ihlal edildiğine karar verir;
3. (a) Davalı Hükümet tarafından başvurana, üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden TLye çevrilmek üzere:
(i) manevi tazminata ilişkin olarak 3.000 (üç bin) Euronun miktarı yansıtılabilecek vergilerle birlikte ödenmesine;
(ii) masraf ve harcamalara ilişkin olarak 1,250 (bin iki yüz elli) Euronun miktara yansıtılabilecek vergilerle birlikte ödenmesine;
(b) yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, basit faizin uygulanacağına
karar verir;
4. Başvuranın talebinin geri kalanına ilişkin adil tazmin talebini reddeder.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca 6 Mart 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy