(AİHS m. 6, 7, 8, 9, 10, 14, 17, 18, 34, 35, 41, 12 NOLU PROTOKOL) (GARCİA RUIZ - İSPANYA DAVASI) (SOYSAL VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 23086/07)
STRAZBURG
25 Ocak 2011
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 23086/07 nolu davanın nedeni, Fevzi Terzi (başvuran) adlı Türk vatandaşının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 30 Mayıs 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuran Amasya Barosuna bağlı avukatlardan Ö. Tekeş ve H. Akçay tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN OLAYLARI
A. İlk Yargılama Süreci
1966 doğumlu başvuran Amasyada ikamet etmektedir.
Başvuran, 29 Ağustos 2000 tarihinde, Samsun İdare Mahkemesinde, hakkında verilen idari cezanın iptali için dava açmıştır.
Mahkeme 20 Aralık 2000 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
Danıştay 22 Ekim 2003 tarihinde 20 Aralık 2000 tarihli kararı bozmuştur.
Mahkeme 18 Şubat 2004 tarihinde başvuranın talebini bir kez daha reddetmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 6 Aralık 2007 tarihinde 18 Şubat 2004 tarihli kararı bozmuştur.
Mahkeme 28 Şubat 2008 tarihinde başvuranın talebini kabul etmiş, başvuran hakkında verilen idari cezayı iptal etmiştir.
Danıştay 7 Ekim 2009 tarihinde 28 Şubat 2008 tarihli kararı onamıştır.
B. İkinci Yargılama Süreci
Başvuran 28 Şubat 2001 tarihinde Samsun İdare Mahkemesine tayininin iptal edilmesi için dava açmıştır.
Mahkeme 31 Ekim 2001 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
Danıştay 21 Şubat 2006 tarihinde 31 Ekim 2001 tarihli kararı onamıştır.
Danıştay 29 Kasım 2006 tarihinde başvuranın karar düzeltilme talebini reddetmiştir.
29 Kasım 2006 tarihli karar başvurana 8 Ocak 2007 tarihinde bildirilmiştir.
HUKUK
I. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, davanın süresinin AİHSnin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre koşuluyla örtüşmediğinden şikayetçi olmuştur. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
Yargılamaların ilk kısmına ilişkin olarak göz önünde bulundurulacak süre başvuranın Samsun İdare Mahkemesinde dava açtığı 29 Ağustos 2000 tarihinde başlamış, Danıştayın başvuranın karar düzeltilme talebini reddettiği 7 Ekim 2009 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla dava iki yargı aşamasında dokuz yıl bir ay sürmüştür.
Yargılamaların ikinci kısmına ilişkin olarak göz önünde bulundurulacak süre ise, başvuranın Samsun İdare Mahkemesinde dava açtığı 28 Şubat 2001 tarihinde başlamış, Danıştayın kararın düzeltilmesi talebini reddettiği 29 Kasım 2006 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla dava iki yargı aşamasında beş yıl dokuz ay sürmüştür.
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin çeşitli ön itirazlar sunmuş, AİHMden AİHSnin 6/1 maddesine ilişkin şikayeti AİHSnin 35/1 maddesinin gerektirdiği şekilde reddetmesini talep etmiştir.
AİHM, Savunmacı Hükümetin Daneshpayeh - Türkiye (21086/04) davasında benzer bir görüş sunduğunu kaydeder. Hükümet, bu davada, AİHMnin farklı bir sonuca varmasını sağlayacak hiçbir argüman sunmamıştır. Sonuç olarak AİHM, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ön itirazlarını reddeder.
Hükümet ayrıca yargılamanın ilk kısmına ilişkin olarak başvuranın AİHSnin 35/1 maddesi çerçevesinde altı ay kuralına uymadığını savunmuştur.
AİHM, bu davada, nihai kararın 8 Ocak 2007 tarihinde bildirildiğini, başvurunun ise, 29 Kasım 2006 tarihli kararın bildirilmesinin ardından altı ay içinde, 30 Mayıs 2007 tarihinde yapıldığını gözlemler. Bu nedenle başvuranın AİHSnin 35/1 maddesi çerçevesinde altı ay kuralına uyduğu değerlendirilmelidir. Dolayısıyla Hükümetin itirazı reddedilmelidir.
AİHM bu şikayetin AİHSnin 35/3 maddesi çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna varır. Ayrıca diğer bakımlardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Bu nedenle şikayetin kabuledilebilir olduğunu belirtir.
Esasa ilişkin olarak, AİHM, davanın süresinin makul olup olmadığının davanın koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı ile başvuranın ve ilgili makamların tutumu gibi ölçütlere bağlı olarak belirlenmesi gerektiğini yineler (Daneshpayeh).
AİHM mevcut davadakine benzer meseleleri ele alan davalarda sıklıkla, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir(Daneshpayeh).
AİHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ışığında, Hükümetin, mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak hiçbir delil ya da savunma sunmadığı kanısındadır. AİHM, konuya ilişkin içtihadına atıfta bulunarak, bu davanın süresinin haddinden uzun olduğu ve makul süre kuralıyla örtüşmediği sonucuna varmıştır.
Buna göre, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER MADDELERİ
Başvuran, AİHSnin 6, 9, 10, 17 ve 18. maddeleri kapsamındaki haklarının, davanın lehinde sonuçlanmaması neticesinde ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur. Başvuran, AİHSnin 14. maddesi ile AİHSye Ek 12 Nolu Protokolün 1. maddesi kapsamında, siyasi görüşleri nedeniyle ayrımcılığa uğradığını savunmuştur. Başvuran ayrıca başka bir şehre taşınmaya zorlandığı tayininin, AİHSnin 8. maddesi kapsamında özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkını ihlale yol açtığını iddia etmiştir. Başvuran kendisine verilen idari ceza ile tayininin, AİHSnin 7. maddesinin ihlal edilmesi suretiyle kanunsuz ceza olduğunu ileri sürmüştür.
AİHM, 12 Nolu Protokol Savunmacı Devlet tarafından imzalandığı için, başvuranın şikayetinin bu bakımdan AİHMyle ratione personae uyumsuz olduğu ve bu nedenle AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları kapsamında reddedilmesi gerektiği kanısındadır.
Geri kalan şikayetlere ilişkin olarak, AİHM, elindeki bilgi ve belgeler ışığında, başvuranın yukarıda belirtilen savlarının, AİHS veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğini hiçbir şekilde göstermediği sonucuna varmıştır. Buna göre, bu şikayetler açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları kapsamında reddedilmelidir (özellikle bkz. García Ruiz - İspanya (BD), 30544/96 ve Soysal ve Diğerleri - Türkiye, 54461/00, 54579/00 ve 55922/00).
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHSnin 41. maddesine göre:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
Başvuran, 331.500 Euro maddi, 50.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM, tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı görememekte olup, bu talebi reddeder. AİHM başvuranın manevi zarara uğramış olduğu kanısındadır. Hakkaniyete uygun surette, bu başlık altında başvurana 6.200 Euro ödenmesine hükmeder.
B. Yargılama giderleri
Başvuran ayrıca ulusal mahkemelerle AİHM önünde meydana gelen yargılama giderleri için 1.565 Euro talep etmiştir. Bu meblağ, ulusal mahkemelerde ve AİHMde görülen davalara ait harçlarla posta masraflarını kapsamaktadır. Başvuran taleplerini desteklemek için harç ve posta masraflarına ait faturalar ile avukatlık masraflarına ilişkin sözleşmeyi sunmuştur. Ancak sözleşmede belirtilen meblağın gerçekten harcandığını kanıtlayamamıştır.
Hükümet bu taleplere itiraz eder.
AİHMnin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, sahip olduğu bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, ulusal takibatlardan doğan mahkeme masraflarının karşılanması talebini reddetmiş ve başvurana, yargılama gideri olarak 500 Euro ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.
C. Gecikme faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
AİHM YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE
1. Davanın haddinden uzun sürmesine ilişkin şikayetin kabuledilebilir olduğuna, başvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Savunmacı Devletin, başvurana, AİHSnin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, izleyen meblağları ödemesine:
i. her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak, 6.200 (altı bin iki yüz) Euro manevi tazminat;
ii. her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak, yargılama gideri olarak 500 (beş yüz) Euro;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Başvuranın adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 25 Ocak 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy