(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41) (BAHÇEYAKA - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 23139/07)
KARAR
STRAZBURG
24 Nisan 2012
İşbu karar nihai olup şekli bazı değişikliklere tabi olabilir.
Mehmet Nuri Çaçan v. Türkiye davasında,
Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) heyeti aşağıdakilerden oluşmaktadır:
Isabelle Berro-Lefevre, Başkan
Guido Raimondi,
Helen Keller, yargıçlar
ve Françoise Elens-Passos, Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı,
3 Nisan 2012 tarihinde gizli olarak müzakere edilip, Aynı tarihte kabul edilmiş olan aşağıdaki kararı bildirir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (23139/07 no'lu) davanın nedeni, T.C vatandaşı, Bay Mehmet Nuri Çaçan'ın ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 21 Mayıs 2007 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, İstanbul barosuna kayıtlı avukat Bay M. Erbil tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ("Hükümet") görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. 27 Ağustos 2009 tarihinde başvuru Hükümet'e iletilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
A. Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki yargılamalar
4. Başvuran 1970 doğumlu olup Bitlis'te ikamet etmektedir.
5. 29 Nisan 2000 tarihinde, başvuran yakalanmış ve tutuklanarak hapse konulmuştur.
6.Tutuklu bulunduğu esnada, başvuranın kimlik kartının erkek kardeşi tarafından suç işlenmek suretiyle kullanıldığı dolayısıyla başvuranın yanlışlıkla hapsedildiği tespit edilmiştir.
7. 25 Temmuz 2000 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranın tahliyesine karar vermiştir.
8. Başvuran uzun süren evrak işlerinden dolayı, 7 Ağustos 2000 tarihinde tahliye edilebilmiştir.
9. 4 Şubat 2002 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranın beraatine karar vermiştir.
B. Ağır Ceza Mahkemesi önündeki yargılamalar
10. 27 Ekim 2000 tarihinde, 466 sayılı Kanun uyarınca başvuran, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak, haksız olarak tutuklu bulunduğu üç ay sekiz günlük süre için tazminat talebinde bulunmuştur.
11. Yargılama süreci boyunca mahkeme, yirmi bir duruşma yapmıştır. Başvuran bu duruşmalardan yalnızca birinde (19 Temmuz 2001 tarihinde yapılmış olan) hazır bulunmuştur. Başvuranın avukatı, kendisine tebligat yapılmasına rağmen duruşmaların hiçbirine katılmamıştır.
12. 7 Mart 2007 tarihinde mahkeme, başvuranın talebini kısmen kabul etmiştir.
13. 15 Nisan 2009 tarihinde, başvuranın Ağır Ceza Mahkemesine tazminat davası açtığı sırada İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki yargılamaların kesinleşmemiş olması gerekçesiyle Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Ayrıca başvuran tarafından bu tür bir dava açabilmek için gerekli ön koşulların yerine getirilmediğini tespit etmiştir.
14. 25 Eylül 2009 tarihinde mahkeme, Yargıtay kararı doğrultusunda davayı düşürmüştür.
15. Dava dosyasındaki bilgiye göre, yargılamalar halen Yargıtayda devam etmektedir.
HUKUK
I. SÖZLEŞME'NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuran Ağır Ceza Mahkemesi'nde sürdürülen yargılamaların uzunluğunun Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinde belirtilen "makul süre" şartına uymadığı konusunda şikayette bulunmuştur. 6 § 1 maddesi aşağıdaki gibidir:
"Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir
"
17. Hükümet; başvuranın, davasını takip ederken gereken özeni göstermediği ve bizzat kendisinin gecikmeye sebep olduğunu ileri sürerek yargılamalarda meydana gelen uzunluğun ulusal mahkemelere yüklenemeyeceğini belirtmiştir. Başvuranın duruşma tarihlerinden haberdar edilmesine rağmen duruşmalara katılmadığını iddia etmiştir.
18. Başvuran, yargılamayı yapan mahkemede sıkça hakim değişikliği yapılması ve ulusal yetkililerin gereken belgeleri, yargılamayı yapan mahkemeye zamanında göndermemesi gibi, yetkililerin tutumundan kaynaklanan sebeplerden dolayı, yargılamaların aşırı uzun sürmesinden yetkililerin sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Başvuran, esas olarak delil toplamakla görevli olan makamın, yargılamayı yürüten mahkeme olmasını gerekçe göstererek; bu tür davalarda, davacının veya avukatının duruşmalara katılma zorunluluğu bulunmadığını iddia etmiştir.
19. Mahkeme başvurunun Sözleşme'nin 35 § 3(a) maddesi çerçevesinde açıkça temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından da kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir noktanın olmadığını belirtmektedir. Bu açıdan, kabul edilebilir olduğu bildirilmelidir.
20. Mahkeme, yerel mahkemelerce yürütülen yargılamaların 27 Ekim 2000 tarihinde başlatıldığını ve hala ulusal mahkemeler önünde devam ettiğini belirtmektedir. Bu durumda, yargılamalar, iki aşamalı yargı önünde on bir yıl beş aydır devam etmektedir.
21. Mahkeme, yargılamaların uzunluğunun makul olup olmadığının davanın koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ve yetkililerin tutumuna bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir: (bkz, diğer yetkililer arasında, Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 26, 16 Temmuz 2009).
22. Başvuranın tutumu hususunda Mahkeme; duruşmalara davet edildikleri halde, başvuranın ve avukatının yargılamayı yürüten mahkeme huzuruna çıkmadığını gözlemlemektedir. Ayrıca, mahkemenin, başvuran veya avukatı tarafından sunulmamış, başvuranın tutukluluğuna ve beraatine ilişkin bazı bilgilere ihtiyacı olması sebebiyle, başvuranın ve avukatının duruşmada bulunmamasının yargılamaların uzunluğunu etkilediğini belirtmektedir. Bu hususta Mahkeme, başvuranın yargılamalara katılmamasından dolayı uzamasına neden olduğu ve bu gecikmenin yetkililere yüklenemeyeceği kanısındadır (bkz. Aladağ v. Türkiye (dec), no. 6781/04, 9 Şubat 2010).
23. Diğer taraftan Mahkeme, yargılama süresinin geri kalanını göz önüne alarak, söz konusu sürecin yalnızca başvuranın ertelemeye neden olan tutumuyla açıklanamayacağını belirtmektedir. Mahkeme, temyiz sürecinin uzunluğu ve duruşmalar arasındaki süreleri dikkate alarak, yargılamalardaki gereksiz ertelemelerden adli makamların sorumlu olduğunu tespit etmiştir. Bu sebeple Mahkeme, yerel mahkemelerin makul süre içerisinde yargılamaları yürütmek için gereken özeni gösterdiğine ikna olmamıştır.
24. Mahkeme, mevcut davaya benzer sorunların ele alındığı davalarda Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinin sıkça ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Daneshpayeh, yukarıda alıntılanan, §§ 26-29, ve Frydlender v. Fransa (GC), no. 30979/96, §§ 42-46, AIHM 2000-VII). Davaya ilişkin kendisine iletilen bütün belgeleri inceleyen Mahkeme; Hükümet'in, Mahkeme'yi mevcut davada, önceki davalardan farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek herhangi bir olay ya da görüş ileri sürmediği kanısındadır. Bu nedenle, Mahkeme, mevcut davada, yargılama uzunluğunun "makul süre" şartıyla uyuşmadığı sonucuna varmaktadır.
Bu sebeple Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞME'NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
25. Başvuran, ayrıca Türk Hukukunda yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikayetini dile getirebileceği herhangi bir mercii ya da iç hukuk yolu bulunmadığı konusunda şikâyette bulunmuştur. Başvuran, Sözleşme'nin 13. maddesine dayanmıştır:
"Bu Sözleşme'de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir."
26. Hükümet, başvuranın şikayetine karşı 6. madde doğrultusunda yaptığı itirazları tekrarlamıştır.
27. Mahkeme, daha önce de benzer davaları incelemiş ve başvuranın söz konusu yargılamaların uzunluğuna itiraz edebileceği, Türk hukuku çerçevesinde etkin bir hukuk yolu bulunmaması konusunda, Sözleşme'nin 13. maddesinin ihlallerini tespit etmiştir (bkz. Daneshpayeh, yukarıda alıntılanan §§ 37 ve 51; Bahçeyaka v. Türkiye, no. 74463/01, §§ 26-30, 13 Temmuz 2006; ve Tendik ve Diğerleri v. Türkiye, no. 23188/02, §§ 34-39, 22 Aralık 2005). Dolayısıyla bu davada da Mahkeme önceki davalarda ulaştığı sonuca aykırı herhangi bir gerekçe tespit edememektedir.
Bu nedenle 13. maddenin ihlali söz konusudur.
III. SÖZLEŞME'NİN İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLERİ HAKKINDA
28. Son olarak başvuran, Sözleşme'nin 5 §§ 1 ve 5. maddeleri çerçevesinde, yakalanışının ve tutukluluğunun hukuka aykırı olduğu ve tutukluluğu için tazminat alabileceği etkin bir hukuk yoluna sahip olmadığı konularında şikayette bulunmuştur.
29. Mahkeme başvuranın tutukluluğunun hukuka aykırı olduğuna ilişkin 5 § 1 maddesi çerçevesindeki şikayeti hususunda, başvuranın 7 Ağustos 2000 tarihinde tahliye edildiğini belirtmektedir. Ancak başvuru 21 Mayıs 2007 tarihine kadar yapılmamıştır, diğer bir ifadeyle, altı aydan fazla süre geçmiştir. Bu nedenle, bu şikayet süresi geçtikten sonra yapılmış olup Sözleşme'nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri doğrultusunda reddedilmelidir.
30. 5 § 5 maddesi çerçevesindeki şikayet hususunda Mahkeme, 5. fıkrada belirtilen tazminat hakkının yerel bir merci tarafından ya da Sözleşme kurumlarınca diğer fıkralardan birinin ihlal edildiğinin tespitini gerektirdiğini yinelemektedir. Mahkeme mevcut davada, ne yerel mercilerin ne de Mahkeme'nin 5. maddenin diğer fıkralarının ihlal edildiğini tespit etmediğini belirtmektedir (bkz. N.C. v. İtalya (GC), no. 24952/94, § 49, AIHM 2002-X). Ayrıca, tazminat davası ulusal mahkemeler önünde hala devam etmektedir. İç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle, bu şikayetin, Sözleşme'nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
IV. SÖZLEŞME'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
31. Sözleşme'nin 41. maddesi şunu öngörmektedir:
"Eğer Mahkeme, bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder. "
A. Tazminat
32. Başvuran maddi tazminata ilişkin olarak, yerel yargılamalarda uzman bilirkişi raporlarında belirtilen 242 Türk lirası (yaklaşık 100 euro (EUR) talep etmiştir. Ayrıca haksız olarak tutuklanmasından dolayı maruz kaldığı zorluklar için manevi tazminat olarak 10,000 euro (EUR) talep etmiştir.
33. Hükümet bu iddiaların temelsiz olduğunu iddia edip, talebe itiraz etmiştir.
34. Mahkeme, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı görememiş olup, bu talebi reddetmektedir. Diğer taraftan, manevi tazminata ilişkin olarak başvurana 4,200 EUR ödenmesine hükmetmektedir.
B. Masraf ve Harcamalar
35. Başvuran ayrıca avukatlık ücretine ilişkin olarak gerçekleşen masraf ve harcamalar için 3,000 TL (yaklaşık 1,200 euro) talep etmiştir. Başvuran talebini desteklemek amacıyla, avukatın yargılamaların sona ermesini takiben 3,000 TL'lik miktar alacağını belirten bir vekalet anlaşması sunmuştur. Ayrıca avukatın yazışmaları, telefon, çeviri ve ulaşım masraflarını belirten bir belge sunmuştur.
36. Hükümet bu iddiaları asılsız bularak itiraz etmiştir.
37. Mahkeme, elinde bulunan belgeleri ve içtihadını göz önüne alarak, bu başlık altındaki masrafları tazmin etmek amacıyla 1,200 Euro'luk miktarın başvurana ödenmesinin uygun olacağına karar verir
C. Gecikme Faizi
38. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Yargılamaların aşırı uzunluğu ve etkin bir hukuk yolunun olmamasına ilişkin şikayetlerin kabul edilebilir olduğunu, başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşme'nin 6 § 1 ve 13. maddelerinin ihlalinin söz konusu olduğuna karar verir;
3. (a) Davalı Devlet'in başvurana, üç ay içerisinde, ödeme gününde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere;
(i) miktara yansıtılabilecek vergilerle birlikte, manevi tazminata ilişkin olarak 4,200 Euro (dört bin iki yüz euro) ödemesine;
(ii) miktara yansıtılabilecek vergilerle birlikte, masraf ve harcamalara ilişkin olarak 1,200 Euro (bin iki yüz euro) ödemesine; (b) yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, basit faizin uygulanacağına karar verir;
4. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalanını reddeder.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddeleri uyarınca 24 Nisan 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy