(AİHS. m. 5, 6, 34, 35, 44) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (SAKIK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 2723/07)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Nisan 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (2723/07) nolu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Abdullah Yalçının (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 4 Ocak 2007 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Başvuran avukat tarafından temsil edilmemektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1973 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. 9 Haziran 2000 tarihinde, yasadışı bir örgüt olan Hizbullaha karşı yürütülen operasyonlar çerçevesinde yakalanmış ve gözaltına alınmış, 19 Haziran 2000 tarihinde tutuklanmıştır. Güç kullanarak Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüsten başvuran hakkında kamu davası açılmıştır. Tutukluluk süresinin başından itibaren, mahkeme, başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermişler ve başvuranın yapmış olduğu itirazları reddetmiştir. Son olarak, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Ağustos 2008 tarihli duruşmanın sonunda bir kez daha başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Dosya unsurlarından başvuranın halen tutuklu bulunduğu ve işbu kararın kabul edildiği tarihte davasının sözkonusu mahkemede derdest olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
HUKUK
I. TUTUKLULUK SÜRESİNE İLİŞKİN OLARAK AİHSNİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, başvuran, uzun olan yargılama süresinin AİHSnin 5/3 maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir. Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esasa ilişkin olarak, AİHM, 9 Haziran 2000 tarihinden beri başvuranın tutuklu bulunduğunu ve işbu kararın kabul edildiği tarihte, sekiz yıl dokuz aydan fazla bir sürenin geçmiş olduğunu tespit etmektedir. AİHM, mevcut davadakine benzer davalar incelediği ve çoğu kez AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (Bkz, diğer birçokları arasından, Dereci-Türkiye, başvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye, başvuru no: 25324/02, 2 Şubat 2006). Hükümetin sözkonusu sonuçlardan başka sonuçlara ulaşma imkanı sağlayan hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle AİHM, sözkonusu şikayete ilişkin olarak AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır.
II. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALLERE İLİŞKİN
25 Ağustos 2008 tarihli ek görüşlerinde, başvuran, gözaltı süresi ve koşulları ile ön soruşturma sırasında haksız yargılama ve avukat yardımı almamasından şikayetçidir. Bu bağlamda başvuran, AİHSnin 5/2, 5/3 ve 6/1 ve 6/3 c) maddelerine atıfta bulunmaktadır.
Gözaltı süresi ve koşulları hakkında yapılan şikayete ilişkin olarak AİHM, yeterli iç hukuk yolunun bulunmadığı durumda altı ay süresinin başvurudaki dava konusu eylemle başladığını hatırlatmaktadır (bkz, özellikle, Sakık ve diğerleri-Türkiye, 26 Kasım 1997). Mevcut davada gözaltı süresi, başvuranın tutuklandığı tarih olan 19 Haziran 2000 tarihinde sona ermiştir. Sözkonusu şikayetlerin AİHMye sunulduğu tarih yani 25 Ağustos 2008 tarihi göz önüne alındığında, başvurunun bu kısmının gecikmeli olarak yapıldığı ve AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği tespitinde bulunmak uygun olacaktır.
AİHSnin 6/1 ve 6/3 c) maddesi kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin olarak AİHM, ihtilaf konusu ceza davasının ulusal mahkemelerde halen derdest olduğunu gözlemlemektedir. AİHM, başvuranın davasının tamamını incelemeye gerek olmadığı ve kendisinin ulusal mahkemelerin alacakları karar üzerinde yorum yapamayacağı kanaatindedir. Ulusal mahkemeler önünde yargılamanın halihazırdaki safhasında sözkonusu şikayetlerin vaktinden önce sunulduğu sonucuna ulaşılmaktadır (Dikme-Türkiye, başvuru no: 20869/92). AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca iç hukuk yolları tüketilmediğinden başvurunun sözkonusu kısmının reddedilmesi gerekmektedir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran, 17.000 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Başvuran, yargılama masraf ve giderlerine ilişkin talepte bulunmamaktadır.
Hükümet, sözkonusu taleplerin reddedilmesi için AİHMye çağrıda bulunmaktadır.
AİHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını tespit etmekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın, AİHM, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylarına uygulanan üç puanlık gecikme faizi ile birlikte başvurana, 7.000 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.
Ayrıca AHM, sekiz yıl dokuz aydan fazla bir süreden sonra, ulusal mahkemeler önünde halen derdest olan ve başvuranın hala tutuklu bulunduğu mevcut davada, tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, AİHSnin 5/3 maddesinin öngördüğü şekli ile adaletin tecelli etmesi veya yargılama sırasında başvuranın serbest bırakılması gerekliliğini göz önüne alarak, mümkün olduğunca ivedi bir şekilde davanın sonlandırılması olduğu kanaatindedir (Yakışan-Türkiye, başvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun uzun tutukluluk kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından başvurana 7.000 Euro (yedi bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Nisan 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy