(AİHS m. 5, 34, 41, 44) (5271 S. K. m. 141) (KOŞTİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (BARIŞ - TÜRKİYE DAVASI) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 28069/07)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
5 Ocak 2010
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (28069/07) nolu davanın nedeni, (T.C. vatandaşı) Abdulkerim Kayanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 28 Haziran 2007 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Özbekli tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuran, 1974 doğumludur ve Diyarbakır Cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. 1 Şubat 2000 tarihinde, yasadışı silahlı örgüt olan Hizbullaha karşı yürütülen operasyonlar çerçevesinde başvuran, yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. 10 Şubat 2000 tarihinde başvuran tutuklanmıştır. Türk Anayasal düzenini cebren yıkmaya teşebbüs etmekten başvuran hakkında kamu davası açılmıştır. Tutukluluk sürecinin başlangıcından itibaren, atılı suçların niteliği, kanıtların durumu ve dosyanın içeriği gibi nerdeyse her zaman benzer gerekçeleri temel alan adli makamlar, başvuranın serbest bırakılmasına ilişkin yinelenen taleplerini her seferinde reddetmiş ve başvuranın tutukluluk halinin devamına hükmetmiştir. Dosya unsurlarına göre, başvuran halen tutuklu bulunmaktadır ve işbu başvurunun kabul edildiği tarihte dava halen ilk derece mahkemesi önünde derdesttir.
HUKUK
AİHSnin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, başvuran tutukluluk süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır.
Hükümet, başvuranın, ulusal mahkemeler önünde tutukluluk süresi hakkındaki şikayetlerini hiçbir zaman sunmadığını belirterek, iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. Hükümete göre, ilgili hükümleri, Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ve izleyen maddelerinde yeniden ele alınan ve kanuna aykırı olarak yakalanan ve haksız yere tutulan kişilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca başvuran, ulusal mahkemeler önünde tazminat davası açabilirdi.
Başvuran, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir ve her duruşmanın bitiminde esas hakimlerinden serbest bırakılmasını talep ettiğine ancak ilk derece mahkemesinin düzenli olarak bu konudaki talebini reddettiğine dikkat çekmektedir.
İlk derece mahkemesinin itirazı ile ilgili olarak, AİHM, daha önce benzer bir dava incelediğini ve sözkonusu talebi reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz. Koşti ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 74321/01, 3 Mayıs 2007). Tazminat davası açılmaması kapsamında yapılan şikayet ile ilgili olarak, AİHM, Hükümet tarafından ileri sürülen itirazın, AİHSnin 5/5 maddesi ile ilgili kanuna aykırı olarak tutuklu kalma durumunda tazminat elde etme hakkını kapsarken mevcut davada, incelenen şikayetin AİHSnin 5/3 maddesi kapsamında olduğunu gözlemlemektedir (bkz. Barış-Türkiye, başvuru no: 26170/03, 31 Mart 2009). Dolayısıyla mevcut davada, sözkonusu tazminat davası başvuranın şikayeti için etkili bir yol değildir. Sonuç olarak, AİHM, Hükümetin itirazlarını reddetmektedir.
Ayrıca AİHM, başvurunun hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediğini tespit etmektedir. Başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, Hükümet, özelikle, atılı suçların niteliği, uygulanan cezaların ağırlığı ve organize suçları kapsayan yargılamalara ilişkin güçlükler göz önüne alındığında, başvuranın maruz kaldığı tutukluluk süresinin uzun olmadığını savunmaktadır. Ayrıca, Hükümet, firar ve suçun tekrarı riskinin, adalete engel olma tehlikesinin, kamu düzeninin korunması ve halkın ve mağdurların kızgınlığına karşı başvuranın korunması gerekliliğinin, başvuranın tutukluluğunun devamını haklı kılmak için yeterli unsurları oluşturduğunu belirtmektedir. Başvuran, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AİHM, 1 Şubat 2000 tarihinden itibaren, başvuran tutuklu bulunduğunu ve işbu kararın kabul edildiği tarihte, halihazırda dokuz yıl on aydan fazla bir süre geçtiğini tespit etmektedir. AİHM, benzer davaları incelediğini ve müteaddit defalar AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (Dereci-Türkiye, başvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye, başvuru no: 25324/02, 2 Şubat 2006). Sözkonusu davada makamların karşılaştıkları güçlükleri kabul eden AİHM, yine de, yerleşik içtihadı ışığında, mevcut davada aynı sonuca ulaşmıştır. Dolayısıyla, AİHSnin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.
AİHSnin 41. maddesinin uygulanması hususu ile ilgili olarak, başvuran, maruz kaldığına kanaat getirdiği manevi zararın tazmini için 35.000 Euro talep etmektedir. Ayrıca, miktar belirtmeksizin, başvuran, ziyaret amacıyla ailesinin yapmış olduğu yol masrafları ve tutukluluk süresince cezaevinde yapmış olduğu masrafları kapsayan maddi zararının da tazmin edilmesini talep etmektedir. Yine miktar belirtmeksizin ve belge sunmaksızın, başvuran, yargılama masraf ve giderleri için tazminat talep etmektedir.
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır ve AİHMyi, sözkonusu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
Maddi tazminat ve yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AİHM, başvuranın taleplerini, İç Tüzüğün 60. maddesine uygun olarak düzenlemediği gerekçesi ile tazminat ödemeye gerek olmadığını gözlemlemektedir. Buna karşın, AİHM, hakkaniyete uygun olarak, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenen gecikme faizi ile birlikte başvurana 8.000 Euro (sekiz bin Euro) manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.
Ayrıca, başvuranın dokuz yıl on aydan fazla bir süredir tutuklu bulunmasından dolayı AİHM, tespit edilen ihlali gidermek için en uygun yolun, adaletin tecelli etmesi gerekliliğini göz önüne alarak mümkün olduğunca ivedi bir şekilde davanın sonlandırılması veya AİHSnin 5/3 maddesinin öngördüğü şekli ile yargılama sırasında başvuranın serbest bırakılması olacağı kanaatindedir (Yakışan-Türkiye, başvuru no: 11339/03, 6 Mart 2007).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 8.000 Euro (sekiz bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 05 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy