(AİHS. m. 6, 35) (2709 S. K. m. 59) (3813 S. K. m. 13, 14) (5894 S. K. m. 6) (SABRİ GÜNEŞ - TÜRKİYE DAVASI) (LITHGOW VE DİĞERLERİ - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (GÖÇ - TÜRKİYE DAVASI)
(BAŞVURU NO. 2935/07)
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
Neboja Vucinic,
Paulo Pinto de Albuquerque, ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla 27 Ağustos 2013 tarihinde oluşturulan ve Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (İkinci Daire);
12 Ocak 2007 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önünde bulundurarak,
Davalı Devlet tarafından ibraz edilen görüşler ile başvuran tarafından cevaben ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Yapılan kapalı müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Bay Önder Deniz Kolgu, 1974 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve İstanbulda yaşamaktadır. Mahkeme önünde, Strazburgta görev yapan avukat Bay O. Uğural tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (Hükümet), görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Davanın Evveliyatı:
4. Başvuran, profesyonel futbol oyuncusudur. Başvuran, 4 Haziran 2003 tarihinde Vestel Manisaspor Futbol Kulübü ile (kulüp) iki sezonluğuna bir protokol imzalamıştır. Bu protokol gereğince kulüp, başvurana ilk yıl için 650.000.000.000 Türk lirası (TRL) (300.000.000.000 TRL nakit ve kalanı on aylık taksitler halinde olmak üzere) ve ikinci yıl için 950.000.000.000 TRL (600.000.000.000 nakit ve kalanı on aylık taksitler halinde olmak üzere) ödemeyi taahhüt etmiştir. Ayrıca, işbu protokolden doğan anlaşmazlıkların öncelikle Türkiye Futbol Federasyonunun (TFF) dikkatine sunulacağı konusunda Taraflar mutabakata varmıştır. Bununla birlikte, anlaşmazlığın otuz gün içerisinde çözümlenememesi halinde, Taraflar normal hukuk mahkemelerinde dava açma hakkına sahipti.
5. Başvuran ve kulüp ayrıca, 15 Haziran 2003 tarihinde, ulusal mevzuat uyarınca zorunlu olan sponsorluk sözleşmesi imzalamıştır. Protokolle (tarafların yükümlülüklerine ilişkin bir kısım başka hükümler içermekteydi) aynı mali yükümlülükleri içeren sözleşme, 11 Ağustos 2003 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbolcu Tescil işleri Müdürlüğüne verilmiştir. Ulusal mevzuata göre, bu tür sözleşmelerin şartlarından doğan anlaşmazlıklar ancak TFF Tahkim Kurulu önüne çıkarılabilmektedir.
6. Kulübün Yönetim Kurulu, 13 Mayıs 2004 tarihinde basın açıklamaları, disiplinsiz davranışı ve düşük performansı nedeniyle, başvurana 75.000.000.000 TRL para cezası vermiştir.
7. Başvuran, 27 Mayıs 2004 tarihinde TFF Yönetim Kuruluna para cezası aleyhinde itirazda bulunmuş ve söz konusu para cezasının iptal edilmesini ve vadesi dolmuş taksitlerin kendisine ödenmesini talep etmiştir.
8. Başvuran, kulübün Nisan ve Mayıs ayları için öngörülen taksitleri ödememesini müteakip 2 Haziran 2004 tarihinde, kulübe vadesi gelen meblağın 7 Haziran 2004 tarihi itibariyle kendisine ödenmemiş olması halinde, sözleşmesini tek taraflı olarak feshedeceğini bildirmiştir.
9. Başvuran, kulüp kendisine ödeme yapmadığı için, 8 Haziran 2004 tarihinde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiştir.
2. Türkiye Futbol Federasyonu Önündeki Yargılamalar
10. Başvuran, TFF Yönetim Kuruluna başvuruda bulunmuş ve yukarıda bahsi geçen para cezasının iptalini, sözleşmesinin yasal feshinin tescilini, sözleşmesinden doğan vadesi dolmuş meblağların ödenmesini ve tazminat verilmesini talep etmiştir.
11. TFF Yönetim Kurulu, 6 Ağustos 2004 tarihinde, söz konusu miktar (60.000.000.000 TRL) 9 Haziran 2004 tarihinde iyi niyet göstergesi olarak TFFnin banka hesabında bloke edildiğinden, başvuranın sözleşmeyi feshinin yasal olmadığına karar vermiştir. Kurul ayrıca, para cezasının miktarının aşırı olduğuna kanaat getirmiş ve cezayı 3.000.000.000 TRLye düşürmüştür. Sonuç olarak TFF, para cezasını düştükten sonra, başvurana 57.000.000.000 TRL ödenmesine karar vermiştir.
12. Başvuran, 27 Ağustos 2004 tarihinde TFF Tahkim Kuruluna 6 Ağustos 2004 tarihli karar aleyhinde itirazda bulunmuştur. Kuruldan, kendisinin sözleşmeyi feshetmesinin yasaya uygun olduğuna hükmetmesini, para cezasını iptal etmesini, takım antrenörünü tanık olarak dinlemesini ve ileri tarihli borçlar ile birlikte halihazırda vadesi gelmiş meblağların ödenmesini emretmesini talep etmiştir.
13. Tahkim Kurulu, 24 Eylül 2004 tarihinde anlaşmazlık hakkındaki kararını vermiştir. Öncelikle, başvuranın kendisine kulüp tarafından verilen para cezasına ilişkin itirazını reddetmiştir. Ardından sözleşmenin feshinin yasal olduğuna karar vermiştir. Ayrıca, sözleşmenin yasal feshine dayalı tazminat tutarının TFF Yönetim Kurulu tarafından belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
3. Başvuranın Sözleşmesinin Feshi Nedeniyle Tazminat Verilmesine İlişkin Yargılamalar
14. Başvuran, Tahkim Kurulunun 24 Eylül 2004 tarihli kararının ardından, Yönetim Kurulundan tazminat miktarını belirlemesini talep etmiştir.
15. Yönetim Kurulu; başvuranın sözleşmeyi yasaya uygun şekilde feshetmiş olduğu kabul edilse dahi, kendisine o ana kadar ödenmiş olan miktar göz önünde bulundurulduğunda, durumun kendisine tazminat verilmesini haklı çıkarmak için yeterli olmadığına hükmederek; 14 Aralık 2004 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
16. Başvuran, 5 Ocak 2005 tarihinde 14 Aralık 2004 tarihli karara itiraz etmiştir. Tahkim Kurulu, Yönetim Kurulunun muhakemesini benimseyerek, 24 Mart 2005 tarihinde başvuranın itirazını reddetmiştir.
17. Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte, aynı konuda birbiriyle çelişen iki karar verildiği gerekçesiyle Tahkim Kurulundan yargılamaları yenilemesini talep etmiştir.
18. Tahkim Kurulu, 18 Mayıs 2006 tarihinde bu talebi kabul etmiş ve Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uyarınca ikinci kararı iptal etmiştir. Akabinde tazminat tutarının tespit edilmesi amacıyla, dava dosyasını Yönetim Kuruluna göndermiştir.
19. Yönetim Kurulu, 25 Mayıs 2006 tarihinde tazminat mahiyetinde başvurana 1.500 yeni Türk lirası (YTL) ödenmesine hükmetmiştir.
20. Başvuran, 8 Haziran 2006 tarihinde bu karara itiraz etmiş ve açık duruşma yapılmasını talep etmiş, bunun yanı sıra başka parasal alacaklar ibraz etmiştir.
21. Tahkim Kurulu, 17 Ağustos 2006 tarihinde gizli duruşma gerçekleştirmiş ve tarafların savunmalarını dinlemiştir.
22. Tahkim Kurulu, 24 Ağustos 2006 tarihinde nihai kararını vermiş ve başvurana sözleşmesinin feshi konusunda tazminat olarak 175.000 TRL ödenmesine hükmetmiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
1. 3813 Sayı ve 17 Haziran 1992 Tarihli Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
23. Halihazırda mülga 3813 sayılı Kanununun 13. maddesi, Tahkim Kurulu üyelerinin Türkiye Futbol Federasyonu Genel Kurulu tarafından avukatlar arasından dört yıl için seçilmesini öngörmekteydi. Ayrıca, Tahkim Kurulu kararlarının nihai olduğunu belirtmekteydi.
24. 14. maddeye göre, Yönetim Kurulunun futbol kulüpleri ve oyuncuları arasındaki anlaşmazlıklara ilişkin kararları aleyhinde yapılacak itirazların Tahkim Kurulu tarafından incelenmesi gerekmekteydi.
2. 5894 Sayı ve 5 Mayıs 2009 Tarihli Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun
25. 5894 sayılı Kanunun 6 § 4 maddesi, Tahkim Kurulu kararları aleyhinde temyiz başvurusunda bulunulamayacağını öngörmektedir.
3. 6 Ocak 2011 Tarihli Anayasa Mahkemesi Kararı
26. Anayasa Mahkemesi, 6 Ocak 2011 tarihinde, 5894 sayılı Kanunun, normal hukuk mahkemelerine Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulunun kararları aleyhinde temyiz başvurusunda bulunulamayacağını öngören 6 § 4 maddesini ilga etmiştir.
4. Anayasa:
17 Mart 2011 tarihinde 6214 sayılı Kanun ile değiştirilen 59. madde şu şekilde öngörmektedir:
Spor federasyonlarının spor faaliyetlerinin yönetimine ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı ancak zorunlu tahkim yoluna başvurulabilir. Tahkim kurulu kararlan kesin olup bu kararlara karşı hiçbir yargı merciine başvurulamaz.
5. Yargıtayın Örnek İçtihatları
27. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi; pek çok davada 3813 sayılı Kanun uyarınca, sponsorluk sözleşmesinin profesyonel bir futbol oyuncusu ile bir futbol kulübü arasında imzalanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu tür sözleşmelerden doğan her tür anlaşmazlığı incelemede tek yetkili organ, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kuruluydu. Ancak, Taraflar ayrıca protokol şeklinde özel bir sözleşme imzalamış ise, iç hukukta tarafları normal hukuk mahkemelerine başvurmaktan alıkoyacak hiçbir hüküm bulunmamaktaydı (Bakınız, örneğin 27 Aralık 2005, E. 2005/12776 K.2005/19259; 11 Ekim 2005, E.2005/9042 K.2005/15044; 13 Nisan 2004, E.2003/16256 K.2004/5446).
ŞİKAYETLER
28. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesi anlamında adil yargılanmadığından şikayetçi olmuştur. Bu bağlamda,
- Tahkim Kurulunun, kararını vermeden önce tanığını dinlemeyi reddettiğini,
- kamuya açık duruşma yapılması talebinin reddedildiğini;
- oluşumu itibariyle, Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olarak kabul edilemeyeceğini;
- Tahkim Kurulunun kararı aleyhinde temyiz başvurusunda bulunma hakkının olmadığını,
- Tahkim Kurulunun davanın değerlendirilmesinde başarısız olduğunu ileri sürmüştür.
29. Başvuran, Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesini ileri sürerek, Tahkim Kurulu önünde adil olmayan yargılamaların bir sonucu olarak, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
30. Mahkeme, öncelikle başvuranın esasen Tahkim Kurulu önündeki yargılamaların adil olmadığından şikayetçi olduğunu gözlemlemektedir. Bu bakımdan başvuran, Sözleşmenin 6. maddesi ile Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesine dayanmıştır. Mahkeme; 1 No.lu Protokolün 1. maddesi altında öne sürülen şikayetin, Sözleşmenin 6. maddesi altında öne sürülen şikayetlerle yakından bağlantılı olduğunu tespit ederek; başvurunun yalnızca 6. madde açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir; söz konusu maddenin ilgili kısımları şunu öngörmektedir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar aleni olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.
A. Tanığın Duruşmaya Katılmaması
31. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, Tahkim Kurulunun, tanığının, yani futbol takımı antrenörünün, ifadesinin dinlenmediğini iddia etmiştir. Başvuranın nazarında, antrenörün tanıklığı kendi lehine olacak ve Tahkim Kurulunu kendisine verilen para cezasına ilişkin farklı bir sonuca varmaya sevk edecekti.
32. Hükümet, iddialara itiraz etmiştir.
33. Mahkeme öncelikle, altı ay kuralının bir kamu politikası kuralı olduğunu ve dolayısıyla, Hükümetten bu yönde itiraz gelmemiş olmasına rağmen, bu hükmü resen uygulama yetkisine sahip olduğunu hatırlatmaktadır (Bakınız, Sabri Güneş / Türkiye (BD), no. 27396/06, § 29, 29 Haziran 2012).
34. İşbu davada Mahkeme; başvuranın, tanıklığının Tahkim Kurulunun, disiplinsiz davranış ve düşük performans nedeniyle kendisine verilen para cezasına ilişkin görüşünü değiştireceğine inandığı için, Tahkim Kurulu önündeki yargılamalar esnasında defalarca antrenörünün tanık olarak dinlenmesini talep ettiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte, talepleri reddedilmiştir. Mahkeme bu noktada, başvurana verilen para cezasına ilişkin nihai kararın 24 Eylül 2004 tarihinde Tahkim Kurulu tarafından verilmiş olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca, Tahkim Kurulu kararlarının nihai olduğuna ve aleyhinde temyiz başvurusunda bulunulmayacağına dikkat çekmektedir. Dolayısıyla daha sonraki yargılamalar yalnızca, başvuranın sözleşmesinin feshi hakkındaki anlaşmazlığa ilişkindi ki; bu da başvurana verilen para cezası ile ilgili olmayıp, farklı bir konudur. Buna göre, Sözleşmenin 35 § 1 maddesinde öngörülen süre sınırı 24 Eylül 2004 tarihinde işlemeye başlamıştı ve başvuru 12 Ocak 2007 tarihinde, yani altı ay süre sınırının sona ermesinden sonra yapılmıştı.
35. Yukarıdaki açıklamalar ışığında Mahkeme, başvurunun bu kısmının, süre sınırı dışında yapıldığı gerekçesiyle, Sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
B. Kamuya Açık Duruşma Olmaması
36. Başvuran, davasının esası hakkında kamuya açık bir duruşma yapılması talebinin reddedilmiş olduğundan şikayetçi olmuştur.
37. Hükümet ilk olarak bu şikayetin iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu konuda, başvuranın normal hukuk mahkemeleri önünde dava açma hakkına sahip olduğunu ileri sürmüştür. Bu bağlamda, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına dayanmış ve başvuranın aynı zamanda futbol kulübüyle özel bir sözleşme akdetmiş olması gerekçesiyle, İstanbul Hukuk Mahkemesinde dava açmasının mümkün olduğunu ifade etmiştir. Alternatif olarak, başvurunun bu kısmının süre sınırı dışında yapıldığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
38. Mahkeme, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması hususundaki itirazı ile ilgili olarak, potansiyel olarak birden fazla etkili hukuk yolunun olması halinde, başvuranın yalnızca bunlardan birini kullanmış olmasının gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir hukuk yolu denendiğinde, esasen aynı amaca sahip bir başka hukuk yolunun kullanılmasına gerek yoktur (Bakınız Moreira Barbosa / Portekiz (k.k.), no. 65681/01, 29 Nisan 2004). İşbu davada Mahkeme, sözleşmesinin feshine ilişkin bir anlaşmazlığın ardından, başvuranın Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu önünde dava açtığını kaydetmektedir. Bununla birlikte, söz konusu futbol kulübüyle ayrıca bir protokol imzalamış olduğu için, normal hukuk mahkemelerine başvurma yolu kendisine açıktı ve başvuran burada kamuya açık duruşma yapılması hakkına sahip olurdu. Bu noktada Mahkeme, Hükümet tarafından ibraz edilen ve sponsorluk sözleşmesiyle birlikte ayrıca protokol imzalaması durumunda bir futbol oyuncusunun normal hukuk mahkemelerine başvurma hakkına sahip olduğunu gösteren (yukarıda geçen 27. paragraf) Yargıtay örnek kararlarına atıfta bulunmaktadır. İşbu davada başvuran, Futbol Federasyonu önünde dava açmayı seçmiştir. Dolayısıyla, kendisinden aynı konuda normal hukuk mahkemelerine de başvurmasının beklenmesi makul olmayacaktır. İşbu davanın özel koşullarında, Hükümetin itirazının reddedilmesi gerekmektedir.
39. Altı ay süre sınırına ilişkin itiraz konusunda Mahkeme, sponsorluk sözleşmesinin feshine dair anlaşmazlıkla ilgili nihai kararın 24 Ağustos 2006 tarihinde Tahkim Kurulu tarafından verildiğini ve başvurunun Mahkemeye 17 Ocak 2007 tarihinde, nihai kararın verilmesinden sonraki altı ay içerisinde yapıldığını gözlemlemektedir. Bu nedenle Mahkeme, Hükümetin ön itirazının bu kısmını reddetmektedir.
40. Esas ile ilgili olarak Mahkeme öncelikle, Sözleşmenin 6. maddesinin tüzel kişiler arasındaki anlaşmazlıkların çözümlenmesi amacıyla tahkim mahkemelerinin kurulmasını engellemediğini hatırlatmaktadır. Nitekim 6. maddede geçen mahkeme sözcüğünün, mutlak suretle ülkenin standart adli mekanizması içerisinde yer alan, klasik türden bir hukuk mahkemesi olarak anlaşılmamalıdır; bu nedenle söz konusu sözcük, uygun teminatları sunması daimi şartıyla, sınırlı sayıda özel konularda hüküm vermek üzere kurulmuş bir organı içerebilir (Bakınız Lithgow ve Diğerleri / Birleşik Krallık, 8 Temmuz 1986, § 201, Seri A no. 102). Ayrıca, ihtiyari tahkim ile zorunlu tahkim arasında bir ayrım yapılması gerekmektedir. Normalde 6. madde, ihtiyari olarak tahkime gidilen hallerde hiçbir sorun teşkil etmemektedir. Öte yandan şayet tahkim, yasa gereği olması anlamında zorunlu ise, tarafların elinde anlaşmazlıklarını Tahkim Kuruluna götürmekten başka seçenek yoktur ve Kurulun, 6 § 1 maddesinde belirlenen güvenceleri sunması gerekmektedir (Bakınız Suda / Çek Cumhuriyeti, no. 1643/06, §§ 50, 28 Ekim 2010).
41. Mahkeme ayrıca, mahkeme duruşmalarının kamuya açık olarak yapılmasının 6. maddenin 1. paragrafında vurgulanan temel bir ilkeyi teşkil ettiğini yinelemektedir. Bu şart, dava taraflarını adaletin gizli olarak ve hiçbir kamu denetimi olmaksızın uygulanmasına karşı korumaktadır; aynı zamanda mahkemelere duyulan güvenin idame ettirilmesini sağlayabilecek araçlardan bir tanesidir. Duruşmanın kamuya açık olması, adaletin uygulanmasını şeffaf kılmak suretiyle, 6 § 1 maddesinin amacına, yani sözleşme anlamında her demokratik toplumun temel ilkelerinden biri olan adil yargılama teminatına ulaşılmasına katkıda bulunmaktadır (Bakınız, örneğin Diennet / Fransa, 26 Eylül 1995, Seri A no. 325-A, § 33 ve Malhous / Çek Cumhuriyeti (BD), no. 33071/96, § 55, 12 Temmuz 2001).
42. Kamuya açık yargılama hakkı, ilgili mahkeme önünde kamuya açık bir duruşma yapılması anlamına gelmektedir. Bununla birlikte 6 § 1 maddesi, mahkemelerin, kendilerine sunulan davanın özel koşulları ışığında, hükmün gerçek lafzına uygun olarak
demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir ilkesinden sapmasını yasaklamaktadır ve davanın koşulları, yargılamaların kısmen veya tümüyle gizli olarak gerçekleştirilmesini kati biçimde gerektirilmelidir (Bakınız Martinie / Fransa (BD), no. 58675/00, § 40, AİHM 2006-...).
43. Mahkeme ayrıca, münhasıran hukuki veya oldukça teknik konuların söz konusu olduğu yargılamalar esnasında, 6. maddenin gerekliliklerinin duruşma yapılmaksızın dahi karşılanabileceğine kanaat getirmiştir (Bakınız Osinger / Avusturya, no. 54645/00, § 46, 24 Mart 2005). İlaveten, ilgili yargılamalarda mahkemenin hakkında hüküm vermesinin gerekli olduğu konuların niteliğiyle ilgili istisnai koşulların (Bakınız, gerekli değişikliklerle birlikte, Miller / İsveç, no. 55853/00, § 29, 8 Şubat 2005) kamuya açık bir duruşma yapılması yükümlülüğünün yerine getirilmemesini haklı çıkarabileceğine hükmetmiştir (Bakınız, Göç / Türkiye (BD), no. 36590/97, § 47, AİHM 2002 V).
44. İşbu davada başvuran, sözleşmesinin feshine ilişkin bir anlaşmazlığın ardından, Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulunda dava açmıştır. Bununla birlikte, söz konusu futbol kulübüyle ayrıca bir protokol imzalamış olduğu için, normal hukuk mahkemelerine başvurma yolu kendisine açıktı ve başvuran burada kamuya açık duruşma yapılması hakkına sahip olurdu. Bu noktada Mahkeme, Hükümet tarafından ibraz edilen ve sponsorluk sözleşmesiyle birlikte ayrıca protokol imzalaması durumunda bir futbol oyuncusunun normal hukuk mahkemelerine başvurma hakkına sahip olduğunu gösteren Yargıtay örnek kararlarına atıfta bulunmaktadır. İşbu davada başvuran, Tahkim Kurulu önünde dava açmayı seçmiştir; dolayısıyla, başvuranın Futbol Federasyonunun sunduğu sistemi kabul etmiş olduğu düşünülmelidir (Bakınız, Transado-Transportes Fluviais do Sado / Portekiz (k.k.), no. 35943/02, 16 Aralık 2003 ve mefhumu muhalifinden, Suda, yukarıda anılan, §§ 51-52).
45. Mahkeme ayrıca, Tahkim Kurulunun başvuranın talebi üzerine, 17 Ağustos 2006 tarihinde gizli bir duruşma gerçekleştirdiğini ve tarafların sözlü savunmalarını sunabildiklerini gözlemlemektedir. Mahkeme, söz konusu anlaşmazlığın oldukça teknik konularla ilgili olduğu ve sonuç olarak yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda (bakınız 41 ve 43 no.lu paragraflar), 6. maddenin gerekliliklerinin kamuya açık bir duruşma yokluğunda dahi karşılanabileceği kanaatindedir.
46. Mahkeme, yukarıdaki açıklamalar ışığında ve işbu davanın koşullarını hatırda tutarak, söz konusu yargılamaların özel mahiyetinin, başvuranın Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında sahip olduğu haklarını ihlal ettiğinin düşünülemeyeceği kanaatindedir.
47. Bu nedenle başvurunun bu kısmının, sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerekmektedir.
C. Başvuranın Şikayetlerinin Geri Kalan Kısmı
48. Mahkemenin kendisine ibraz edilen belgeler üzerinde yaptığı inceleme, şikayetlerin kalan kısmı ile ilgili herhangi bir ihlal olduğunu göstermemektedir. Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı açıkça temelden yoksundur ve söz konusu kısmın sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle
Başvurunun kabul edilemez olduğunu beyan eder. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy